vişne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vişne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2011 Pazar

Yaş sebze ve meyve şifa kaynağı

Yaş sebze ve meyve şifa kaynağı

Enginar karaciğer dostu, üzüm hücreleri yeniliyor. Uzmanlar, sebze ve meyvelerin sağlıklı vücuda sahip olmakta büyük bir rol oynadığını bildirdi.



Yaş sebze ve meyve şifa kaynağıYaz sebze ve meyveleri, kanserden kalp krizini önlemeye, hücreleri yenilemekten yorgunluğa birebir geliyor. Diyetisyen Yeşim Çelik, yaz sebze ve meyvelerinin insanlara şifa dağıttığını söyledi. Karpuzun hem likopen hem de vitamin ve mineral açısından zengin, antioksidan kapasitesi yüksek bir yaz meyvesi olduğunu kaydeden Çelik, karpuzda bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerdiğini söyledi. İyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenleyen karpuzun bağırsak kanserini önlemesinde önemli rol oynadığını kaydeden Çelik, şöyle konuştu: "Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan Cucurbocitrin adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Kavun da endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu'nca tavsiye edilmiştir. Erikte yüksek antioksidan kapasitesi yanında detoks yapıcı gücüyle de önemli bir anti-aging besindir. Kalp çarpıntısını azaltır. Bağırsakları yumuşatıcı bir etkiye sahiptir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Diş temizliğine yardımcı olur."

Çelik, yazın en çok tüketilen meyvelerden kayısının ise kanserin, özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcı olduğunu söyledi. Çelik, "İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Kan yapıcı, cildi ve saçı canlı tutma özelliği var. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kansızlığa iyi gelir. Sinirleri gevşetip uyku verir" dedi. Çelik, şeftalinin kalp rahatsızlıkları ve kansere karşı vücudu koruduğunu, sindirim sistemini çalıştırdığını söyledi. Şeftalinin hazmı kolaylaştırdığını ve böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağladığını dile getiren Çelik, çileğin de sigara dumanının etkilerini azalttığını belirtti. Çileğin kansere yakalanma riskini azalttığını anlatan Çelik, şunları söyledi: "Mide ve bağırsak zayıflıklarını giderir. Sakinleştirici etkisi vardır. Safra kesesi hastalıklarına iyi gelir. Yüksek ateşi düşürür. Suyuyla gargara yapılırsa diş taşlarının oluşmasını engeller. Cilde canlılık kazandırır. Kiraz, idrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla dökülmesini sağlar. Safra kesesi taşının dökülmesine yardımcı olur. Sindirim gücünü artırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlar. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu. İçerdiği antosiyanin maddesinden dolayı ağrıların dindirilmesine yardımcı olur. Vişne içerdiği 'antosiyanin'den dolayı kas ağrılarını hafifletir. Şeker oranı düşük olduğu için az kalori içerir. Ateş düşürür, susuzluğu giderir. İdrar söktürücü özelliği vardır."

ÜZÜM HÜCRELERİ YENİLİYOR 

Uzmanlar, üzümün kabuğu, içeriği ve çekirdeğinin ortalama 20 civarında değişik antioksidan madde ihtiva ettiği belirtiyor.

Diyetisyen Yeşim Çelik'e göre, böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizleyen siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir. Patlıcanın A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu söyleyen Çelik, patlıcanın sinirleri teskin edip kalp çarpıntısını gidermeyi de sağladığını belirtti.

UZMANLAR YAŞLILARA KABAĞI ÖNERDİ 

Enginarın karaciğer ve kalbin en iyi dostu olduğunu ve kanı temizlediğini anlatan uzmanlar, enginarın yorgunluğu gidermeye yardımcı olduğunu ve vücuda dinçlik verdiğini söyledi. Semiz otunun da kanama hastalıklarına faydalı olduğunu ve kanı temizlediği belirtildi.

Uzmanlar, domatesin likopen kanser riskini azalttığını belirterek, damarları koruduğunu ve belleği desteklediğini söyledi. Kabağın kolay sindirilebilen bir sebze olduğu için hasta ve yaşlı kişilerin diyetinde yer alması gerektiğini tavsiye eden uzmanlar, kabağın özellikle başta akciğer kanseri olmak üzere, bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltan etkileri olduğunu bildirdi.

Uzmanlar, günlük olarak kadınların bin 500- bin 800 kalori, erkeklerde 2 bin -2 bin 400 kalori harcaması gerektiğini söyledi. Yazın alınan enerji miktarı daha düşük olduğu için kilo vermenin çok daha kolay olacağını belirten uzmanlar, bu yüzden yapılan egzersizlere göre harcanan kalori miktarlarına dikkat edilmesini istedi. Uzmanlar, tırmanma sporunu yapanların saatte ortalama 370 kalori harcadığını belirterek, diğer sporlar hakkında da şu bilgileri verdi: "Dans etme 330 kalori, golf 330 kalori, bisiklete binme 290 kalori, yürüme 280 kalori, ağırlık kaldırma 220 kalori, streçing 180 kalori, koşma 590 kalori, bisiklet 590 kalori, yüzme 510 kalori, aerobic 480 kalori, yürüme 460 kalori, basketbol oynama 440 kalori ve ağırlık kaldıranlar da saatte 440 kalori harcıyor." 

28 Mart 2011 Pazartesi

Meyve suyu ile likör, şarap ile sirke arasındaki 'hayati' fark ne?

Meyve suyu ile likör, şarap ile sirke arasındaki 'hayati' fark ne?


Başbakanımız Sayın Erdoğan, geçtiğimiz hafta başında çok önemli ve herkesin sağlığı için kulak vermesi gereken bir açıklama yaptı: “Alkol yerine meyve yiyin”
Ardından gazete manşetleri farklı yorumlarla bu açıklamayı "gündem" konusu yaptı. Bazı internet siteleri ise "alay" konusu! Pazartesinden Cumaya bu haberleri izledim...
Başbakanımızın ülkemiz adına yaptığı işler arasında doğru veya yanlış ya da tartışmaya açık konular olabilir... Ancak, günümüzde bilim adamlarının yüzlerce araştırma sonucu ile birlikte insan sağlığı açısından "zararlı" olduğunu açıkladığı "alkolü içmeyin" demesi ve onun yerine yine bilim adamlarının sağlıklı yaşam açısından tavsiye ettiği taze doğal "meyveleri yiyin" sözünü söylemesi neden eleştiriliyor? Neden internet üzerinde bazı muhabbet sitelerinde alay konusu oluyor anlaşılır gibi değil! Sanki insanların kendi sağlığına kastı var?
Yaradan’ın yarattığı ve insanlara helal kıldığı güzellikler (meyveler), O’nun emir ve yasakları (alkolün haram kılınması) hiç düşünülmüyor mu? Keşke, "İslamiyet’te neden meyveler helal, alkol haram kılınmış?" diye merak edilip, hikmetinin peşine düşülse...  
Hem sağlıklı ve doğal yaşam konularında bir araştırmacı hem de doğal fermantasyon "geleneksel" sirke üreticisi olarak, Sayın Başbakanımıza “Alkol yerine meyve yiyin” açıklaması için sonsuz teşekkürlerimi sunarken, bir de ekleme yapmak istiyorum: "Şarap yerine sirke için"…
Neden mi?
Öncelikle "Aman sirke üretiyormuşsun tabi ki sirke için diyeceksin" ya da "hadi canım şarap yerine sirke içilir mi" diye düşünmemenizi rica ederim.
Çünkü eskiden kırmızı şarabın bir miktar içilmesini tavsiye eden uzmanlar artık içmeyin diyor! Son araştırmalar, günde iki bardak kırmızı şarap içenlerde meme kanseri riskinin arttığını gösterdi. Ayrıca, İngiltere’de yapılan bir araştırmada her gün şarap içenlerin beyninde küçülme olduğu ve unutkanlığı arttırdığı kanıtlandı! Ancak, eski tıp sirkenin sağlığımız için faydalarını sıralıyor ve "sirke için" diyor. Günümüzde modern tıp da geleneksel yolla üretimilmiş "hakiki" sirkenin sağlığımız için çok faydalı olduğunu onaylıyor...  Birazdan bu araştırmaları daha ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Şimdi meyvelerin sağlığımız için önemiyle başlayıp, ardından meyveden elde ettiğimiz şarap ve sirke arasındaki "fermantasyon" farkına bakalım.
Prof. Dr. Turan Karadeniz, “Şifalı Meyveler” kitabında meyvelerin önemini şöyle anlatıyor:
“İnsanın yaradılışından beri önemli bir besin maddesi olan meyveden, bütün kutsal kitaplarda değişik türler şeklinde bahsedilmektedir. Meyveler insan sağlığı ve beslenmesinde, özelikle vitaminler ve mineral maddelerce zengin olması bakımından önemli yer tutmaktadır. Meyvelerin insan sağlığı ve beslenmesi üzerine etkileri dört grupta incelenmektedir:
1. Yüksek düzeyde kalori sağlamaktadırlar.
2. Tuz (mineral) ihtiva etmektedirler
3. Vitamince zengindirler
4. İçerdikleri lifler bakımdan önemlidirler.
Meyveler; su, mineraller (bakır, boron, çinko, demir, fosfor, iyot, kalsiyum, krom, magnezyum, kükürt, potasyum, selenyum, sodyum mineralleri), vitaminler (A, B1, B2, B3, B6, B12, C, D, E, K vitaminleri) kül, karbonhidratlar, organik asitler, pH, azotlu maddeler, proteinler, yağlar, fenolik maddeler gibi insan hayati için hayati önem taşıyan etken maddeleri ihtiva etmektedirler.”
Yani özetle “meyveler insan yaşamının olmazsa olmazıdır” diyebiliriz… Tabi aşırıya kaçmadan, herşeyde olduğu gibi dengeli ve ölçülü olarak, aynı zamanda yediğimiz vakite dikkat ederek!
Meyvelerin şifası konusunda daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak istersenizwww.iyilikguzellik.com sitemizi ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
Evet, sirkenin de alkolün de hammaddesi meyveler. Peki, meyvenin suyu ile likörü, sirkesi ile şarabı arasında nasıl bir nüans farkı var?
Örneğin mevsim meyvesi vişneyi ele alalım. Vişne, hem taze hem kuru hem reçel hem komposto hem meyve suyu hem sirke hem likör hem de şarap olarak tüketilebiliyor…
100 gr taze vişnede:
  • * 83.7 su
  • * 58 kalori
  • * 1.2 gr protein
  • * 3 gr. yağ
  • * 14.3 gr. karbonhidrat
  • * 1000 IU A vitamini
  • * 0.5 mg. B1 vitamini (Thiamine)
  • * 0.6 mg. B2 vitamini (Riboflavine)
  • * 4 mg. B3 vitamini (Niacin)
  • * 10 mg. C vitamini
  • * 22 mg. Kalsiyum
  • * 19 mg. Fosfor
  • * 0.4 mg. Demir 
  • * 2 mg. Sodyum
  • * 0.15 mg Çinko
  • * 191 mg. Potasyum bulunyor.
(Vişne ve faydaları konusunda ayrıntıları “Kiraz ve vişne, genç ve dinç yaşatan müthiş aile” başlıklı yazımda bulabilirsiniz…)
Vişne suyu ile likörü arasında ne fark var?
Birçok ülkede çok çabuk bozulabilen çilek dışındaki bütün meyve ve sebze sularında bulunabilecek en yüksek alkol miktarı litrede 0,5 gram olarak sınırlandırılmıştır. Bunlardaki alkol, bozuk hammaddeden kaynaklanabildiği gibi, üretim sırasında da meydana gelebilir. Meyvelerde tabii olarak bulunan aroma (koku) maddelerinin içinde de alkol bulunabileceği belirtilmişse de bunun miktarı çok düşük seviyelerdedir
Taze vişneleri alıp sıktığınızda yukarıda (100 gr vişne başlığı altında) belirttiğimiz "tüm" vitamin ve mineralleri doğal olarak alabilir, ancak doğru zamanda ve doğru şekilde içtiğiniz zaman sağlığınız için "hiçbir" risk almazsınız. 
Oysa çok masum bilinen vişne liköründe alkol oranı yüzde 20-40 arasındadır. Likörler, alkol dereceleri yüzde 17-25 arasında değişen içkilerdir. İçerisinde whisky, votka, brandy, cin ve rom kullanılan likörlerin alkol oranları % 40’a kadar yükselir.
Peki, bu kadar alkolün insan sağlığı açısından ne gibi zararları var?
Kanser tedavisinde alternatif ve tamamlayıcı yöntemler üzerine çalışmalar yapan İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Çapa Onkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. Topuz, çağın hastalığı kanserle mücadelede sigara ve şarap dâhil tüm alkollü içkilerle ilgili uyarıları aslında her şeyi cevaplıyor:
"Kanserde kesin olarak en önemli faktör sigara ve alkol. Eskiden kırmızı şarabın bir miktar içilmesini tavsiye ederdik. Ancak son çıkan yayınlar, günde iki bardak kırmızı şarap içenlerde meme kanseri riskinin arttığını gösterdi. Ve özellikle sert rakı, votka, viski, tekila gibi içkilerden kesinlikle uzak durulması gerek. Bunlar sigara ile birleştiklerinde kanser riskini yüksek oranda artırıyor."
Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken şarap ile alkolü birbirinden ayıran ve şarabı masum gösterenlere bir kez daha sormak gerekiyor: Acaba İngiltere’de yapılan araştırmada olduğu gibi beyninizde küçülme durumumu mevcut yoksa canınıza kastınız mı var? (İngiltere’de yapılan araştırma sonuçlarını aşağıda bulabilirsiniz!)
Sirke ve şarap arasındaki fermantasyon farkı ne?
Şimdi bazı okuyucularımız, “şarap da fermente oluyor ve antioksidan” diyebilir. Evet, şarap da sirke de fermente oluyor. Ancak şöyle ki, vişne sirkesi yapmak istediğinizde hazırlıkları tamamladıktan sonra fermente olması (yani içinde prebiyotiklerin üremesi ) için bir kapta beklemeye alınan vişne suyunun kapağı kapatılmaz, hava ile temas etmesi gerekir ki beklediği süre içinde vişne suyu sirkeye dönüşsün. Sirke önce alkol, devamında asit fermantasyonundan geçer.
Oysaki şarapta bambaşka mikroorganizmaların devreye girmesi gerektiği için, ağzı kapalı kaplarda ve ışıksız ortamda bekletilmesi gerekmekte. Bu süreç ise vişne suyunu şarap haline dönüştürür. Her iki lezzetin oluşumunu  birbirinden tamamen ayıran en önemli aşamada işte budur. Yani kısaca hammadde aynı olsa da alkol ve sirke fermantasyonu birbirinden tamamen farklıdır.
Sonuçta hakiki vişne sirkesinde: yüzde 0-1 alkol, yüzde 4-5 oranında asit olur. Vişne şarabında ise, yüzde 8-14 (güçlü şaraplarda ise yüzde 20 oranına kadar çıkmaktadır) alkol, yüzde 5-7 arası asit oluşur.
Hakiki sirke neden faydalı?
Hakiki sirke faydalıdır, çünkü prebiyotiktir!
Prof. Dr. Ahmet Aydın, Taş Devri Diyeti kitabında probiyotikleri şöyle anlatıyor:
“Erişkin bir insan bağırsağında 100 trilyon (1,5 kg) faydalı bakteri bulunur. Bu rakam insan hücre sayısının 10 katı kadardır. Bu bakteriler 300 m2 büyüklüğünde bir yüzey oluşturan bağırsak sümüksü zarını bir tabaka şeklinde döşer.
Bu bakterilerin yani "Probiyotiklerin" görevleri 
•         Bağışıklık sistemini güçlendirmek
•         Salgıladıkları enzimlerle yiyeceklerin hazmını kalaylaştırmak.
•         Vitaminlerin (K, B12, biyotin, niasin vb) sentezini yapmak.
•         Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak ve bağırsak geçirgenliğini azaltmak.
•         Toksinlerin (zararlı maddelerin) kan dolaşımına geçmesini engellemek.
•         Gastrointestinal semptomları (reflü, ishal, kabızlık vb) azaltmak.
•         Besin alerjilerini ve ekzemayı önlemek
•         Depresyonu azaltmak (triptofan)
•         Kronik enflamatuvar (iltihabi) hastalıkların ve kanserin oluşumunu engellemek

Fermantasyon ürünleri (turşu, yoğurt, peynir, boza, sirke) bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırırlar.”
Şarap içince vücuda nasıl etki ediyor?
İngiltere’de yapılan bir araştırmada her gün şarap içenlerin beyninde küçülme olduğu ve unutkanlığı arttırdığı kanıtlandı! İngiltere’de Alkolle Mücadele Derneği tarafından yapılan bu araştırma şarabın söylendiği gibi faydalı bir etkisinin olmadığını tersine beyne zarar verdiğini ortaya koydu. Uzmanlar alkolün, özellikle de şarabın beynin hippocampus (hafıza bölgesinde) yavaşlamaya sebep olduğunu ortaya çıkardı.
Alzheimer hastalığında ilk olarak hippocampus bölgesinin etkilendiğini kaydeden araştırmacılar şarap kullanımının bunu daha da hızlandırdığını saptadı.
Şarabın üretildiği üzümün çekirdeğinde bulunan antioksidanın kolesterolü düşürdüğünü belirten uzmanlar bunun için de şarap tüketmenin gerekli olmadığını; üzüm yenilebileceğini kaydetti. (Yani burada Sayın Başbakanımız haklı çıkıyor)
Sonuçları Alkol ve Alkolizm dergisinde yayınlanan araştırmaya göre kadınların yüzde 36`sı şarap içerken erkeklerde bu oranın yüzde 21`de kaldığı saptandı. Alkol tüketmeyen kişilerin hippocampus bölgeleri 3.85 mililitre, bira tüketenlerin 3,4 mililitre ve şarap tüketenlerin ise 2,9 mililitre olarak belirlendi. Bunun da yüksek oranda unutkanlığa yol açtığını belirten araştırmacılar günlük koşuşturmaca içerisinde bireylerin ufak şeyleri dahi unutmasının büyük oranda alkolle ilgili olduğu ortaya çıktı.
Hakiki sirkeyi içtiğimiz zaman vücudumuza nasıl etki ediyor?
Bu konuda, Prof. Dr. Ayten Altıntaş'la yaptığımız "Sirke tek başına doğal ilaç" başlıklı özel röportajımız aslında merak edilen tüm sorulan cevabını veriyor. Röportajın tamamını başlığa tıklayarak okuyabilirsiniz. Biz burada küçük bir kısmı ile sorumuzun cevabını veriyoruz:
Eski tıp kitaplarındaki bilgilere göre hakiki sirke içildiği zaman; • Safrayı giderir,
• Yemek iştahını keser,
• Hazmı kolaylaştırır,
• Vücudu zayıflatır
• Müzmin öksürük ve nefes darlığında faydalıdır,
• Zehirlenmelere karşı ısıtılarak içilir.
Hakiki sirkenin yemekle beraber veya yemeklerden sonra alınırsa hazmı kolaylaştırıcı etkisi bulunuyor. Günümüzde salataya sirke koyularak tüketiliyor, bu da çok doğru bir yöntem. Eski tıbba göre salatalar hazmı zor yiyeceklerdir, bu sebeple o dönemde mide sağlığı için yiyecekler genellikle pişmiş olarak tüketilmiş. Meyveler de genellikle hoşaf olarak kullanılmış.
Sirke safrayı azaltır, iştahı keser ve vücudu zayıflatır
Yemeklerden önce bir miktar sirkeli su içmek iştahı kesiyor çünkü safrayı azaltıyor. Sirke vücuda alındığı zaman karaciğer safra imal etmiyor. İştahın çok olması vücutta safranın çok olduğunun işareti! Safra yapıcı gıdalar tüketildiği zaman karaciğer safra üretip öd kesesine gönderiyor, öd kesesi de mideye gönderiyor ve midede açlık hissi uyanıyor. Yedikçe açlık hissi uyandıran hazır gıdaların çoğunu safra üretici olarak örnek gösterebiliriz.
Eski tıbba göre zehirlenmelerde sirkeyi ısıtarak içmek gerekiyor. Sirkenin serinletici özelliği vardır. Herhangi bir gıdadan veya bitkiden zehirlendiğini hisseden insanlar sirkeyi ısıtıp ılık olarak içmesi gerekiyor sade içemeyenler su ile karıştırabilir.  Yeni yapılan bir sirkeyi sade olarak içebilirler ama bekletilmiş sirke çok keskin olduğu için çok yakabilir bu yüzden keskinleşmiş sirkenin su ile karıştırılmasında fayda var.
Müzmin öksürük ve nefes darlığında eski hekimler sirkenin faydalı olduğunu ifade etmişler her ikisi de akciğerle ilgili yani eski tıbba göre sirkenin akciğerler üzerinde olumlu etkisinin olduğunu söyleyebiliriz."
Ayrıca, özellikle öğlen ve akşam yemeklerinden önce zeytinyağlı sirkeli salata tüketmek çok önemli. Çünkü zeytinyağı şekerin emilimini azaltırken, sirke kandaki şekerin yükselmesine engel oluyor...
Hangi sirke içilir?
Burada öncelikle bu faydaların geleneksel usulle, fıçı veya damacanalarda doğal yolla bekletilerek üretilen, doğal fermantasyon sirkeler için geçerli olduğunun altını çizelim. Doğal sirkenin tadı ve kokusu çok hoştur. Eğer işin uzmanı yapmışsa, hafif olarak meyvenin kokusunu alırsınız, asidi içinizi yakmaz!   
Fabrikasyon usulle 24 saatte fermente edilen (üzerinde doğal fermantasyon yazsa dahi), içerisinde koruyucu katkı maddesi, yapay asit, boya ve aroma içeren sirkeler insan sağlığı açısından faydalı değil, zararlı etki gösterebilir. Bu tür sirkelerin tadı ve kokusu yakıcı olduğu için iticidir!

“Kiraz” ve “Vişne” genç ve dinç yaşatan müthiş aile!

“Kiraz” ve “Vişne” genç ve dinç yaşatan müthiş aile!





Yaz geldi artık yaz! Canlandı artık tüm tabiat… Yağmurla indi rızkımız gökten; güneş doğdu yeniden, ağaçlar meyvelerini verdi, tohumlar filizlerini… Kuşlar göç ederek geldi, yunuslar da mutluluğun habercisi! İnsan bu mevsimde umutsuz olabilir mi?
Tüm mevsimlerde ve hayatın her anında “umutlu olmalı" insan ve “değerini bilerek" “hissederek” “sevmeli”, yalandan ve yapaydan sakınarak “sadık kalmalı" tabiatın doğal güzelliklerine…
Tabi bu “sevgi” ve “sadakat” sözde kalmamalı! “Zaman” ayırıp “saygı” ve “değer” de göstermeli, "güvenmeli" ve "güven vermeli" sahip çıkmalı Yaradan’ın verdiği güzel nimetlere…
Hatta konuşmalı onlarla! “Su”, “hava”, “ateş”, “toprak”, “meyve”, "sebze”, “çiçek”, “ağaç”, “insan”, “hayvan” kısaca tüm tabiatla sevgiyle konuşmalı… 
Hepsinin bir dili ve hepsinde Yaradan’ın bir hikmeti var!
Açlık korkusu ve rızk endişesi, hile ve tuzak, yalan ve iftira, kibir ve menfaat, inançsızlık ve para hırsı, sevgisizlik ve umutsuzluk ile bozulmadı mı havanın, toprağın, suyun, ateşin, tohumun, hayvanın, insanın ve sonunda tüm tabiatın dengesi?  
“Rızklar insanı ecelinden daha fazla arar ve sahibini nerede olursa olsun bulur” hadis-i şerifi o kadar hakiki ki! Yeter ki yüreğinin götürdüğü yoldan gitsin, 
dinlesin insan kalbinin ve tabiatın sesini…
Yol kenarlarında ağaçlarda, markette, pazarlarda sebze ve meyveyi görünce de her seferinde “kimse kimsenin rızkını yiyemez” sözünü gözlerimle izler, yüreğimle dinlerim! Hangisini kim alacak ve ardından kim yiyecek?
Sonunda bir lokma dahi olsa kimse kimsenin kısmetini yiyemiyor!
Geçtiğimiz hafta iş yerimizin komşu bahçesindeki vişne ağacının bizim bahçeye yönelmiş dalı birden kırılıp kendini bizim bahçeye attı! O kadar vişne vermiş ki sanırım ağırlığını taşıyamadı, ama o durum da bu rızkın bizim şirkete gelmesine sebep! Bir anlık şaşkınlıktan sonra, büyük dal küçük parçalara ayrıldı üzerindeki vişneler toplandı. Yan komşu "sizin kısmetinizmiş" diye hediye etti. Vişneleri kim mi yedi? Elbette o da kimin kısmeti ise o yiyecek…
Bu vesile ile kiraz ve vişneyi sizler için araştırdım, tam mevsiminde iken bu güzel meyvelerin içinde sakladıkları sırlarını sunuyor; "helal", "hayırlı" ve "bereketli" bol rızklar diliyorum...

İşte aynı aileden gelen “kiraz” ve “vişne”nin özellikleri
İkisi de aynı ailenin fertleri ve gördük ki; sağlıklı, genç ve dinç yaşamın da büyük nimetleri…
Her ikisinin de kökeni eski olup Karadeniz ile Hazar Denizi arasındaki bölgeden geldikleri sanılıyor. Bir kanıya göre bunların tohumları Avrupa’ya daha insan yokken, kuşlar tarafından getirilmiş. Milattan 300 yıl önce yaşayan Yunan Theophrastos bu meyveden söz eder. Latincesi prunus cerasus olan vişnenin kökeninin Giresun olduğu söylenir. (Giresun’un eski adı Kerasus’dur) Gülgiller familyasından olan vişne ve kiraz ağaçları 4–8 metre kadar yükselir. Nisan ayında çiçek açarlar. Kirazın; sarımsı, pembe, koyu ve açık kırmızı renkte değişik çeşitleri vardır. Vişne; mora yakın koyu kırmızı renktedir.
Vişneler, ılıman iklimlerde çok iyi yetişmekle birlikte, kiraza oranla sıcak ve soğuklara daha dayanıklı olduğundan, iklim değişikliklerine daha iyi uyum sağlıyorlar. Dünyanın ikinci büyük vişne üreticisi koltuğuna yerleşen Türkiye’de, dünya vişne üretiminin % 16sı gerçekleştiriliyor.

"Kiraz" (prunus avium)
A, B1, C vitaminleri, demir, kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum, fosfor, kükürt ve çinko mineralleri içinde barındırıyor. Ayrıca; tanen, levüloz (meyve şekeri) ve elajik asit ihtiva ediyor. Yani iyi bir antioksidan!

"Vişne" (prunus cerasus)
Tam bir vitamin ve mineral deposu! A ve C vitamini ile sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri içeriyor. Ayrıca, antosiyanin ve melatonin ihtiva ediyor. Yani doğal ağrı kesici!

Sağlıklı yaşama “kiraz”la merhaba!
Kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini sağlayan kiraz, içerdiği madensel tuzlar ve vitaminler nedeniyle bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Uzmanların tavsiyelerine göre; arka arkaya iki gün sadece kiraz yiyerek veya taze sıkılmış suyunu içerek kür uygulanırsa; kanı temizler ve birçok toksinleri vücuttan atar.
İçerdiği minerallerden dolayı özellikle çocuk ve yaşlılar için çok faydalı.
Romatizmaya karşı vücudu koruyor, insana yumuşaklık veriyor ve vücut dokularını gençleştiriyor!
İdrar söktürücü özelliği ile böbreklerin dostu olan kiraz, vücutta biriken zehirli maddelerin karaciğer ve böbrek yoluyla dışarıya atılmasını sağlıyor. Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için yaş olarak tüketilen kiraz meyvesi romatizma, gut, eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde etkili oluyor.
Çekirdeklerinden elde edilen yağ romatizmalıların ağrıyan yerlerine 
sürüldüğünde rahatlatıp ve ağrıyı dindiriyor.
İçerdiği fosforun etkisiyle; sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik veriyor.
Yüzde oluşan sivilceleri gideriyor.
Bağırsaktaki fermantasyonları dezenfekte ettiğinden hem kabızlığa,
 hem de ishale ve dizanteriye de yararı var.
Kiraz şekeri levüloz türevi olduğundan, şeker hastaları kirazı ölçülü miktarda tüketebilir.
Kalorisi düşük olduğundan kilo problemi olanlar ve formunu korumak isteyenler kirazı öğünlerinde yiyebilir.

Kiraz çekirdekleri ezilerek bir yakı yapılır. 
Bu yakı yarım baş ağrısı olanların alın kısmına konursa ağrıyı keser.
Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin derideki bir takım 
kırışıklıkları giderir ve cildi güzelleştirir.
Siyah kirazın eti yumuşaktır ve sindirimi kolaydır. Siyah kirazın besin değeri de çoktur.
Eti sert olan kirazın sindirimi zordur, midesi hassas olanlara önerilmez!

Kiraz diyabet, kalp, kanser ve artrite karşı koruyor!
Çinli araştırmacılar kirazın şeker hastalarının sağlığını koruduğunu uzun zamandan beri gözlemlemektedirler. Kiraza, üzüme ve dutsulara koyu pigmentleri veren antioksidan bileşiklerinin, hayvanların pankreas hücrelerinde insülin salgısını artırdığı saptamışlardır. Antosiyanin olarak bilinen bu bileşikler kalp hastalıklarına, kansere ve artrite karşı koruyor. Kiraz, vişne ve diğer koyu renkli meyvelere ağırlık vererek; şekerinizi dengede tutabilir, yaşlılık döneminizi de sağlıklı geçirebilirsiniz.
Ayrıca kirazın elajik asit adlı güçlü bir bileşiği içeren bir avuç meyveden biri olduğu da araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir. Elajik asit, sentetik ve doğal kansorejen maddeleri etkisiz hale getiriyor ve onların sağlıklı hücrelere hasar verecek kanserli hücreler haline getirmesini engelliyor!

Vişne toksinleri atıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor!
Vişne; kansızlığa, akciğer ve böbrek iltihabı dâhil bütün iltihaplı hastalıklara, dizanteri enfeksiyonuna, hepatite, idrar tutamayana, kabızlığa karşı çok etkili.
Kalp çarpıntısına iyi gelir.
Öksürüğü keser, idrarı söktürür, ishali durdurur.
Vişne mevsiminde göze, günde 1–2 defa vişne damlatıldığında görme 
kuvvetini ve gözün parlaklığını artırıyor.
Aidin Salih “Gerçek Tıp” kitabında vücuttan toksinleri atmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için; vişne mevsiminde sabahtan öğleye kadar sadece vişne yemeyi (1–2 kg kadar) tavsiye ediyor. Öğleden sonra yemek yiyebilirsiniz!

Sakinlik veren, ağrıları dindiren vişne!
Japon beslenme uzmanları tarafından Tsuda Üniversitesi’nde 2003 yılında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre; hipoinsülinemi ve hipoglisemiye yol açabilen yüksek yağ içeren besinlerin verdiği söz konusu zararlar antosiyanin sayesinde dengelenebiliyor. Diğer bir deyişle, şeker düzeyi düşük olan vişne, kilo kontrolünde önemli bir görev üstleniyor.
Michigan State Üniversitesi'deki bilim adamları, yaptıkları araştırmayla vişnenin şaşırtıcı özelliklerini ortaya koydular. Bu bilim adamlarına göre, vişnenin içinde bulunan antosiyaninlerin, ateşlenmeyi tetikleyen COX–1 ve COX–2 enzimlerinin aktivitesini ve acıyı azaltıcı etkisi bulunuyor. Michigan State Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar, antosiyanin maddesinin kolesterolün, kan şekerinin düşürülmesi ve karaciğerde daha az yağ birikimi konusunda çok etkili olduğunu ortaya çıkarıyor. Başka bir araştırmaya göre, “antosiyanin” olarak bilinen kırmızı kimyasalların aynı zamanda kas ağrılarını hafifletebileceği belirtiliyor. Spor egzersizleri ve ağırlık çalışmalarının hemen sonrasında oluşan geçici kas zedelenmelerinde, içeriğindeki antosiyanin sayesinde vişne “doğal ağrı kesici” olarak etkin rol oynuyor.

Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Aziz Ekşi’nin yaptığı ön araştırmalar, vişnedeki antosiyaninlerin kolon kanseri riskini önemli ölçüde azalttığını gösteriyor.
Texas Üniversitesi'nden Nöroendokrinoloji uzmanı Dr. Russel Reiter da 30 yılı aşkın süredir Melatonin üzerinde araştırma yapmış. Vişnelerde önemli ölçüde Melatonin bulunduğunu tespit etmiş. Dr. Reiter; melatoninin vücutta, antioksidan özelliği göstermek ve derin bir uyku sağlamak gibi başlıca iki etkisinin bulunduğundan bahsediyor. Dr. Reiter gibi birçok bilim adamı da, “vişne”den alındığında antioksidanlar ile desteklenen melatonin'in avantajlarına dikkat çekiyorlar.
Yine, yumuşak doku romatizması olarak da bilinen fibromiyalji hastalığından şikâyetçi olan insanlar, sağlıklı bir perhizle desteklenen “taze sıkılmış vişne suyu” tüketiminin bu hastalığın semptomlarını hafiflettiğini belirtiyorlar.

“Taze sıkılmış vişne suyu”nun; acı azaltıcı, ateş düşürücü ve uyku sağlayıcı özellikleri bulunması da bu açıklamaları destekleyici nitelik taşıyor. Ayrıca, kandaki ürik asit seviyesinin çok olmasından kaynaklanan ve vücutta eklem ağrılarına sebep olan gut hastalığında, “taze sıkılmış vişne suyu”nun kandaki ürik asit seviyesini düşürdüğü de yapılan tespitler arasında.
***
Bilim adamları araştırmalarla bu sonuçlara ulaşırken halkımız asırlarca derdine dermanı doğru yerde yani kendisinin de geldiği toprakta aradı! Bu arayışta kirazın gövdesinden, yaprağına, meyvesinden, sapına ve çekirdeğine kadar her yerinin dertlere derman olduğunu keşfetti.
Kiraz ağacı kabuğu ateş düşürücü, yaprakları müshil, çiçekleri göğüs yumuşatıcı, sapları idrar söktürücü, meyvesi de kan temizleyici, çekirdeklerinden elde edilen yağ ağrı kesici “doğal ilaç” olarak halk arasında uzun yıllardır kullanılmaktadır!

İşte “halk reçeteleri” ile “kiraz”ın şifa olduğu hastalıklar!
İdrar artırıcı yöresel halk reçetesi: Isparta/ Eğirdir/ Çayköy’de kiraz ağacının (cerasus avium) gövde kabukları dâhilen diüretik olarak kullanılır.100 ml. suya, 2–3 gr. gövde kabuklarından konularak ortalama 5–10 dakika kısık ateşte kaynatılır, süzülüp, ılıtılınca içilir. 
Bal ile tatlandırılabilir.

Böbrek rahatsızlıklarında yöresel halk reçetesi:
 Kırklareli/ Babaeski/ Nadırlı’da kiraz sapları dâhilen böbrek rahatsızlıklarının giderilmesinde kullanılır. 100 ml. suya, 2–3 gr. kurutulmuş kiraz sapı konularak ortalama 5–10 dakika kısık ateşte kaynatılır, süzülüp, ılıtılınca içilir.
Yemeklerden kaynaklanan mide zehirlenmelerinde yöresel halk reçetesi: Trabzon/ Yomra/ Oymalı’da kiraz ağacının gövde kabukları zehirlenmelere karşı kullanılır. En dış kısmı çıkartılan 2–3 gr gövde kabuğu 100 ml suya konularak ortalama 5–10 dakika kısık ateşte kaynatılır, süzülüp, zehirlenme durumlarında içilir.

Mide rahatsızlıklarında yöresel halk reçetesi: 
Kahramanmaraş/ Göksun’da dağ kirazının (cerasus mahalep) kurutulmuş meyveleri mide rahatsızlıklarında kullanılır. 100 ml. suya, 2 gr. kurutulmuş dağ kirazı konularak ortalama 5–10 dakika kısık ateşte kaynatılır, süzülüp, ılıtılınca içilir.

İdrar tutukluğunda romatizmada sarılıkta gutta, gripte karaciğer ve dalak rahatsızlıklarında: 30 gr. kiraz sapı bir litre suda 10 dakika kaynatılıp, ılıtıldıktan sonra içildiğinde olumlu sonuçlar verdiği belirtilmiştir.
Not: Gövde kabukları ve kiraz sapları çok sertse yumuşamaları için 12 saat soğuk suda bekletildikten sonra, aynı su ile 10 dakika kadar kısık ateşte kaynatılır.
***
Fatma Nihal Doğan'ın "vişne sirkesi" tarifi:
Bahar ayları geldi mi bizim evde evlere şenlik durumlar yaşanır! Büyük anneannemden başlayan, anneannem ve annemden bana gelen bitki yetiştirme, üretme geleneği ile bir yanda annemin kuruttuğu çiçekler, otlar... Diğer yanda benim (tabi düne kadar annemindi) sirkeler... Merak işte, İnşaAllah birgün "doğal sirke" fabrikası kuracağız.
Gül, çilek, üzüm, karadut, elma, vişne... Hepsi ayrı güzel, hepsi farklı lezzette...
Evet, siz de vişne sirkesi yapmak isteseniz; ilk deneme için 1 kg. vişne alın, saplarını ayıklayıp güzelce yıkayın. Çekirdeklerini ayıkladıktan sonra cam bir kavanozun içine koyun ve iyice ezin, üzerine bir çay bardağı kadar su, 2 yemek kaşığı kadar da toz şeker (%100 pancar şekeri) ilave edin ve hava alacak şekilde üzerine bir tülbent veya iki-üç kat gazlı bez örtüp gölgede ama sıcak bir ortamda beklemeye bırakın. Ara ara kontrol edin 5-6 gün sonra mayalanmayma başlar, 10-15 gün sonra süzüp cam bir şişeye alın. 40 gün boyunca; 10 günde bir süzmeye devam edin, keskin sirke tadını ve kokusunu aldıktan sonra koyu renkli bir şişeye alıp muhafa edebilirsiniz.
Vişne sirkesi; havuç, pancar ve marul gibi yeşilliklerle yapılan salatalarda harika oluyor ve hazımsızlık problemi çektiğinizde çok fayda sağlıyor...
Kiraz, vişne ve tüm yiyecekleri alırken doğal ve organik olanlarını tercih etmenizi, hangi yöre veya ülkeden geldiklerini sorgulamanızı, düzgün şekline ve rengine, markasına ve etiketine değil, doğal olmasına, tadına ve kokusuna bakmanızı öneriyorum.
GDO’suz, NANO’suz, HORMON’suz; “saf”, “temiz”, “doğal” yiyecek ve giyeceklerle güzel "huzurlu" bir ortam, "sağlıklı", "verimli" ve "bereketli" ömürler... Dilerim iyiler ve iyilikler kazanır, kötüler ve kötülükler kaybeder...

Kaynaklar:
İksir-i Şifa/ Halit Özgülen
İlaç Yiyecekler/ Dr. Earl Mindell
100 yıl yaşamanın sırları/ Dr. Maoshing Ni
Gerçek Tıp/ Dr. Aidin Salih
Dengeli Beslenme/ Müheyya İzer
Doğal Tedavi Yötemi/ Dr. Ulvi Türkmenoğlu
Sağlıklı Yaşamın Sırları/ Dr. Recai Yahyaoğlu
Türkiye’nin Bitkisel Halk İlaçları/ Prof. Dr. Ertan Tuzlacı
Bitkilerle Tedavi/ Prof. Dr. Turhan Baytop
www.meyed.org.tr

10 Şubat 2011 Perşembe

VİŞNE YETİŞTİRİCİLİĞİ

VİŞNE YETİŞTİRİCİLİĞİ


VİŞNE


Anadolu birçok meyve türünde olduğu gibi, vişnenin de anavatanı sınırları içerisinde yer almaktadır. Ülkemizde hemen hemen her bölgede vişne yetiştiriciliği yapılmakta olup, üretilen vişne derin dondurma, kurutma, meyve suyu, konserve ve reçel yapımı şeklide değerlendirilmekle birlikte dış ülkelere dondurulmuş halde ihraç edilmektedir.

Vişnede gerek üretim gerekse pazarlama yönünden herhangi bir sıkıntı yaşanmamaktadır. Vişneler4-5 yaşında verime geçerler,tam ve ekonomik olarak verime geçmeleri 8-10 yılı bulur. Ekonomik ömrü ise 20-25 yıldır. Vişneler ılıman iklimlerde çok iyi yetişmesine rağmen diğer meyvelere göre soğuk ve sıcaklara daha çok dayanmakta ve iklim değişikliklerine daha iyi adapte olmaktadır. Vişne bahçesi tesis ederken nelere dikkat etmeliyiz?

Vişne bahçesi kurarken öncelikle bahçe toprağı analiz ettirilerek vişne için uygun olup olmadığı belirlenmelidir. Yer ve yöney olarak doğal drenajı iyi donlardan ari ve kuzey rüzgarlarına kapalı olan yerler tercih edilmelidir.



ANAÇ SEÇİMİ


Toprak yapısına ve iklim koşullarına uygun anaç ve çeşit seçilmelidir. Örneğin kurak ve kireçli topraklarda idris anacı tercih edilmelidir. Verimli, derin, rutubetli ve drenajı iyi yapılmış taban arazilerde yabani kiraz kullanılmalıdır. 

ÇEŞİT SEÇİMİ

Vişne çeşitlerinde döllenme sorunu olmayıp, tek çeşitle bahçe tesis edilebilir. İkinci bir çeşidin kullanılması ise verimi daha çok arttırır. Enstitümüzde yapılan çalışmalar sonucunda,ilimiz için Menemen 1389çeşidi ile1416 ve1391 nolu Kütahya vişnesi tiplerini önerebiliriz.

DİKİM

Diğer önemli bir hususta dikim sıklığına dikkat edilmesidir. Dikim, mutlaka dikim tahtası kullanılarak yapılmalıdır. Dikimden önce arazi tesviye edilmeli ve 90cm aralıklarla dip kazanla Ağustos-Eylül ayında sürülmelidir. Kısmi taban suyu ve su birikmesi gibi problem oluşacak ise 40-50m aralıklarla hendekler oluşturulmalıdır. Fidanlar en uygun Sonbaharda dikilmeli ve dikim sırasında çukurlara bir kürek süperfosfat ile 100gr Amonyumsülfat dikim toprağına karıştırılmalıdır. Düz arazilerde dikim kare, dörtgen, satranç veya üçgen

şeklinde,meyilli arazilerde ise baklava dilimi şeklinde uygulanır Uygulanacak olan sıra arası ve sıra üzeri mesafe ise 4x4m veya3x4m olmalıdır. Dikimden sonra tepe kesiminde acele edilmemesi gerekir. Bu işler gözler iyice kabardığında yapılırsa oluşacak ilk kat dallar daha geniş açılı olur. Sert geçmeyen yerlerde az sayılardaki çöğürler(piçler) sürgün göz aşısıyla aşılanabilir .Ancak en uygun aşı durgun göz aşısıdır .Durgun göz aşısı teorik olarak temmuzun ikinci yarısından itibaren yapılabilirse de hem şaşırtılan çöğürlerde hem de o yılın çöğürlerinde ağustos sonlarına doğru yapılması pratik açıdan daha uygundur .Eğer tutmayan aşılar için ’tamir aşısı’ düşünülüyorsa aşı zamanı eylüle sarkmamalıdır.

BUDAMA

Vişne meyve türleri içerisinden az budama isteyen ağaçlardandır. Dikimden sonraki birkaç yıl içerisinde ana dallar iyice teşkil ettikten sonra yapılacak budamalar kuruyan, birbirine çapraz büyüyerek tacın içini sıklaştıran çok zayıf büyüyen ana dallarla rekabete girecek olan obur dalları,kesmekten ibaret olmaktadır. Bu tabi durumdan faydalanarak gereksiz budamalardan kaçınılmalıdır .Aksi takdirde ağaçların meyveye yatmaları gecikir. Vişne gelişim itibariyle daha çok yayvan bir taç şekli oluşturur. Vişneler genellikle modifiye lider ( değişik doruk dallı) sistem şeklinde taçlandırılır. Yaygın olarak uygulanan ise modifiye lider sistemdir. Fidanlar, tercihen 1.5-2 cm. çapında, 150-200cm. boyunda, bir yaşlı ve kuvvetli olmalıdır. Bu fidanların tepeleri 90-107cm. den vurulur. Lider haricinde seçilen 4 yan dalın ana gövde üzerinde birbirlerinden 30cm. aralıkta ve ana gövde ile aralarındaki açının 45-60° olması gerekir. Ağaçlar çiçeğe yatıncaya kadar çok az budanmalıdır. Kısaca vişne ömrü boyunca hafif budama ister.

GÜBRELEME

Vişne ağaçlarının gübrelenmesinde birçok faktör etkilidir. Ortalama değerler verilecek olursa vişne bahçelerinde özellikle ilk kuruluş devresinde dekara 2-3 ton yanmış çiftlik gübresi verilmesi ve bunun 2 yılda bir tekrarlanması ağaçların gelişmesi açısından yararlıdır. Dikimi izleyen ilk yıllarda, yani ağaçların teşekkülü esnasında çok kuvvetli gübre verilmesi sakıncalıdır. Çünkü kuvvetli vegatatif gelişme gösterir ve meyve teşekkülü gecikir. Ancak verime yatmış ağaçlarda durum farklı olup, bunlara her yıl yukarıda belirtilen çiftlik gübresi dışında yapılacak toprak ve yaprak analizleri doğrultusunda inorganik gübre verilmelidir. Yıllık yağışın 400 mm ve üzerinde olduğu yerlerde vişneyi sulamaya gerek yoktur. Ancak bu yağışların altında ki yerlerde ise yılda 2–3 kez sulama yapılması vegetatif ve generatif gelişme açısından yararlı olacaktır.

HASAT

Vişneler hasat olgunluğuna geldikleri zaman toplanmalıdır. Bu ise, meyvenin normal irilik, rengini ve çeşide özgü tad ve aromasını alması demektir. Şurası çok iyi bilinmelidir ki, bu türlerde meyveler hasat zamanına doğru iriliklerini büyük ölçüde artırmakta ve böylece verim miktarı % 35-40 artmaktadır. Ekonomik düşünceden dolayı, vişneler genellikle bir defada hasat edilirler ve yine genellikle el ile ve sapları ile beraber toplanırlar. Toplama esnasında meyve dalcıkları kırılmamalıdır. Toplanan meyveler 3-5 kg.lık sepet veya kovalara konur ve ambalaj yerlerine böyle gönderilir.

HAZIRLAYAN: 

MERAL ASLAY

ZİRAAT MÜHENDİSİ











VİŞNE YETİŞTİRİCİLİĞİ

VİŞNENİN EKOLOJİK İSTEKLERİ

İklim İstekleri 

Kiraz yetiştiriciliğinde iklim faktörlerinden en önemlisi sıcaklıktır. Çiçek tomurcukları –2,4 °C’ ye kadar dayanabildikleri halde, açmış çiçekler –2°C’ de donarlar. Vişnelerin odunsu kısımları ise –40 °C’ ye kadar dayanabilirler. Vişneler düşük sıcaklıklara kirazlardan daha fazla dayanırlar. İlkbaharda çiçeklenme kirazlardan daha sonra olduğu için vişne çiçeklerinin ilkbahar geç donlarından zarar görme olasılığı daha düşüktür.

Kirazlar için kış dinlenme istekleri vişnelerden daha önemli olup, dinlenmeden çıkabilmeleri için yeterli kış soğuğu almaları gerekmektedir. Soğuklama ihtiyaçları karşılanmamış kirazların çiçeklenmelerinde gecikme ve düzensizlikler görülmektedir. Lambert, Napolyon ve Bing gibi yüksek soğuklanmaya ihtiyaç gösteren kiraz çeşitlerinde daha belirgindir. Kirazlarda kış dinlenme isteklerini yeterince karşılayamayışı döllenme yönünden de sorun yaratmaktadır. Çünkü, ılık geçen kışlardan sonra, düşük soğuklama ihtiyacı gösteren çeşit, yüksek soğuklama ihtiyacı gösteren çeşitten daha erken çiçeklendiğinden, bu iki çeşit birbirini tozlayıp dölleyemezler. Vişneler ise, kendine verimli olduğu için, bu konuda bir sorun yoktur. Genel olarak kiraz ve vişnelerde +7,2 °C’ nin altında soğuklama süresi 1100-1700 saattir. 
Kiraz ve vişne yetiştiriciliğinde, yağışın yıl içinde düzenli olarak yayılması en uygun olanıdır. Genel olarak 600 mm yağış alan yerlerde kiraz, 400 mm yağış alan yerlerde ise vişne yetiştiriciliği sulamaya gerek kalmadan yapılabilir. Kiraz ve vişnelerde çiçeklenme ve meyve oluşumu esnasında havaların yağışlı gitmesi istenmez. Çünkü çiçeklenme zamanında yoğun yağmur döllenmeyi güçleştirir ve mantar zararının artmasına neden olur. Yine meyve olgunlaşması esnasında yağabilecek yağmur meyvelerin çatlamasına neden olarak, Pazar değerini düşürür.

Toprak İstekleri 
İyi drene edilmiş, derin, havalanabilen ve yaz aylarında düzenli olarak sulanabilen topraklar kirazlar için en uygun topraklardır. İyi drenaja sahip olmayan fakir topraklarda ağaç zayıf gelişir ve seyrek meyve dalları meydana gelir. Yine kuru topraklarda meyveler küçük kalır. Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde kökler yüzlek kalır ve ağacın gelişimi yavaş olur. Bu gibi durumlarda ise ağacın kuraklık ve dondan etkilenme riski artar.
Vişneler ise, toprak açısından daha toleranslıdır. Vişneler kuru, kumlu veya kireçli topraklarda da yetiştirilebilirler. Özellikle idris anacının kullanıldığı yerlerde vişnelerin kuraklığa dayanmaları artar. Vişne için de en ideal toprak kiraz yetiştiriciliğine uygun olan topraklardır.

Vişne Çeşitleri 
Yetiştiriciliği önerilen iki vişne çeşidi olup, ikisi de kendine verimlidir. Herhangi bir döllenme problemi yoktur.
Kütahya : 
Çok geç, meyvesi yuvarlak, çok iri (6,79 g), koyu morumsu-şarabi renkte, çok sert, çok sulu, az lifli ve çok iyi kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, hiç meyve çatlaması yapmaz.
Montmorency : 
Geç mevsim, meyvesi yuvarlakça, orta iri (4,62 g), kırmızı renkli, orta sert, sulu ve kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, hiç meyve çatlaması yapmaz.

KİRAZ ve VİŞNE BAHÇESİNDE UYGULANAN KÜLTÜREL ve TEKNİK İŞLEMLER

Bahçe Tesisi 
Kapama kiraz ve vişne bahçesi tesis ederken, özellikle kirazlarda iyi bir dikim planlaması gerekmektedir. Vişnelerde döllenme sorunu olmadığından tek çeşitle de bahçe tesis edilebilir. Ancak ikinci bir çeşit verimi daha çok arttırır. Kirazlar kendine kısır olduğundan ana çeşitler, dölleyici çeşitten hiçbir zaman iki sıradan fazla uzakta olmamalıdır. Bu ilkeyi dikkate alarak gerek döllenme gerekse hasat ve pazarlama kolaylıkları için; bahçeye erkenden geçe doğru olacak şekilde en az 4-5 çeşit, hatta en iyisi de 7-8 çeşit dikilmelidir.
Dikim aralıklarını toprak durumu, anaç, sulama ve gübreleme gibi koşullar belirler. Ancak genel olarak kullanılan dikim aralıkları, yabani kiraz üzerine aşılı kirazlarda 8 x 8, 8 x 6 veya 7 x 7; idris üzerine aşılı kirazlarda 6 x 6, 5 x 6; Stockton Morello klon anacı üzerine aşılı kirazlarda ise 3 x 4 m’ ye kadar düşmektedir. Vişne çöğürü üzerine aşılı vişnelerde 4 x 4, 3 x 4 m olmaktadır.

Sulama 
Yıllık yağışın 600 mm ve üzerinde olduğu yerlerde kirazı 400 mm ve üzerinde ise, vişneyi sulamaya gerek yoktur. Ancak bu yağışların altında ki yerlerde ise yılda 2 – 3 kez sulama yapılması vegetatif ve generatif gelişme açısından yararlı olacaktır.

Gübreleme 
Kiraz ve vişne bahçelerinde özellikle ilk kuruluş devresinde dekara 2-3 ton yanmış çiftlik gübresi verilmesi ve bunun 2 yılda bir tekrarlanması ağaçların gelimesi açısından yararlıdır. Dikimi izleyen ilk yıllarda, yani ağaçların teşekkülü esnasında çok kuvvetli gübre verilmesi sakıncalıdır. Çünkü kuvvetli vegatatif gelişme gösterir ve meyve teşekkülü gecikir. Ancak verime yatmış ağaçlarda durum farklı olup, bunlara her yıl yukarıda belirtilen çiftlik gübresi dışında yapılacak toprak ve yaprak analizleri doğrultusunda inorganik gübre verilmelidir.

Budama 
Kiraz ve vişneler taçlarının gelişimi açısından farklılıklar gösterir. Kiraz çeşitleri genellikle dikili büyüyen bir taç oluştururken, vişne çeşitleri daha yayvan bir taç şekli oluşturur. Bu nedenle kirazlar için piramit veya modifiye lider (değişik doruk dallı) sistem uygulanırken, vişneler genellikle modifiye lider ( değişik doruk dallı sistem şeklinde taçlandırılır. Yaygın olarak uygulanan ise her ikisinden de modifiye lider sistemdir. Modifiye lider sisteminde genel esaslar elma ve armuttakinin aynısıdır. Ancak kirazlarda, çatal dalların yarılmaya hassasiyeti nedeniyle kuvvetli çatı dalların oluşturulmasına özel bir dikkat göstermek gerekir.


Fidanlar, tercihen 1.5-2 cm. çapında , 150-200cm. boyunda, bir yaşlı ve kuvvetli olmalıdır. Bu fidanların tepeleri 90-107cm. den vurulur. Lider haricinde seçilen 4 yan dalın ana gövde üzerinde birbirlerinden 30cm. aralıkta ve ana gövde ile aralarındaki açının 45-60° olması gerekir. Çatı teşekkül ettikten sonra, ağaçlar çiçeğe yatıncaya kadar çok az budanmalıdır. Özellikle genç kiraz ağaçlarında dalların yukarıya doğru gelişme eğilimi vardır. Bu bakımdan yan dalların gelişmesine özel bir dikkat göstermek gerekir. Kısaca gerek kiraz gerekse vişne ömrü boyunca hafif budama ister. 

Kimyasal Mücadele 
İlk ilaçlama çiçekler tek tük açtığı zaman başlar. İkinci ilaçlama ise çiçeklerin tümü açtığında yapılır. Monilyaya karşı etkili maddesi, formülasyonu ve kullanma oranı aşağıda belirtilen ilaçlardan birisi ile kimyasal mücadele uygulanır.

Eklenti 7033
Kiraz Sineği Konukçuları kiraz ve vişne, ara konukçusu hanımeli ( Lomicera ) türleri olan; kiraz sineğinin ergini 4-5mm. Boyunda, thorak (göğüs) siyah renkte, kanatlar şeffaf, 4 adet mavimsi- siyah bant bulunur. Yumurtaları ince, uzun, beyaz renkte, larvalar bacaksız tipte ve krem beyazı renginde, pupası fıçı pupa tipindedir.

Kimyasal Mücadele 
Meyvelere ben düştüğü devre ilaçlamaya başlamak için uygun bir dönemdir. Bu gözlem en erkenci çeşide göre yapılmalıdır. Bu uygun yöntem bahçelere sarı yapışkan vizüel tuzaklar asarak ilk ergin çıkışına göre ilaçlama yapmaktır.
Hastalık tuzak kontrolleri ile ikinci veya üçüncü bir ilaçlamaya gerek olup olmadığı saptanmalıdır. Kiraz Sineğine karşı etkili maddesi, formülasyonu ve kullanma oranı aşağıda belirtilen ilaçlardan birisi ile kimyasal mücadele uygulanır. Son ilaçlama ile hasat arasındaki minimum süreye titizlikle uyulmalıdır.

Eklenti 7034

HASAT, TASNİF ve AMBALAJ

Hasat 
Kiraz ve vişneler hasat olgunluğuna geldikleri zaman toplanmalıdır. Bu ise, meyvenin normal irilik, rengini ve çeşide özgü tad ve aromasını alması demektir. Şurası çok iyi bilinmelidir ki, bu türlerde meyveler hasat zamanına doğru iriliklerine büyük ölçüde artırmakta ve böylece verim miktarı % 35-40 artmaktadır. Ekonomik düşünceden dolayı, bazı çok erken olgunlaşan çeşitler istisna edilirse, kiraz ve vişneler genellikle bir defada hasat edilirler ve yine genellikle el ile ve sapları ile beraber toplanırlar. Toplama esnasında meyve dalcıkları kırılmamalıdır. Toplanan meyveler 3-5 kg.lık sepet veya kovalara konur ve ambalaj yerlerine böyle gönderilir.

Tasnif ve Ambalajlama 
Özellikle kirazlar pazara arz edilirken ekstra, I. sınıf ve II. sınıf olmak üzere üç sınıfa ayrılırlar. Çapı 20 mm’ den aşağı olmayan, şekil ve renk yönünden tamamen birbirine benzeyen en üstün meyveler extra sınıfa girerler. Yine iyi kaliteli olmakla birlikte şekil, renk ve gelişme bakımından hafif özürlü çapı en az 17 mm olanlar I. sınıfa girerler. Seçilen bu meyvelerden arta kalan ancak yinede taze, sağlam, yarasız, lekesiz, çatlak olmayan meyveler II. sınıfa girerler. Bunlarda büyüklük aranmaz.
Bu şekilde seçilen kirazlar, 5 – 10 kg’ lık sepet kutular veya 30 x 50 cm boyutlarında ki tablalara konularak pazara arz edilir. Ambalaj kaplarının hafif, temiz ve yeni olmaları gerekir. 






Vişne ve Faydaları


Diğer İsimleri: Ekşi kiraz, Prunus cerasus, Sour cherry, Griottier
Vişne: Gülgiller familyasından; Nisan-Mayıs aylarında beyaz renkli çiçekler açan, 2-9 metre boyunda bir ağaç ve meyvesidir. Yaprakları parlak, tüysüz ve kısa saplıdır. Meyve; açık veya koyu kırmızı renkli ve ekşi lezzetlidir. Ev ilaçlarında; gövde kabukları, meyvesi ve meyve sapları kullanılır. Her iklim koşulunda yetişmekte olan vişne ülkemizin de her bölgesinde yetiştirilmektedir.
Kiraza benzeyen ve tadı kiraz tadından daha ekşi olan bir meyvedir. Tam bir vitamin ve mineral deposu olan vişne, A ve C vitaminleri ile sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri açısından zengindir. Vişne yüksek oranda beta-karoten, E vitamini gibi güçlü antioksidanlar içerir. Kiraz vişne ile benzer özellikler taşır.
Vişnenin Faydaları
  • İshali keser.
  • Ateşi düşürür.
  • İdrar söktürür.
  • Ağrıları dindirir.
  • Susuzluğu giderir.
  • Öksürüğe iyi gelir.
  • İltihap gidericidir.
  • Mikrop öldürücüdür.
  • Vücuda rahatlık verir.
  • Kan basıncını düzenler.
  • Damar sertleşmesini önler.
  • Hafıza gelişimi için faydalıdır.
  • Uyku düzensizliğinde faydalıdır.
  • Vücudu ve mideyi kuvvetlendirir.
  • Sindirim sistemi sağlığı için yararlıdır.
  • En yüksek antioksidan içeren besinler arasındadır.
  • Kas ağrılarının hafifletilmesinde olumlu etkileri bulunur.
  • Eklem kireçlenmeleri ve gut hastalığında rahatlatıcıdır.
  • Kanser riskini azaltır. Vişnede bulunan antosiyanin kolon kanseri olasılığını azaltır.
  • Mide ve karaciğerin düzenli şekilde çalışmasına yardım eder.sifalibitkileriniz.com
  • Vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasını sağlaması vişne yararları arasındadır.
  • Kanser ve kalp hastalıklarının oluşumuna engel oluyor; yaşlanma sürecini yavaşlatıyor.
  • Kırmızı-bordo renklerini veren antioksidan antoksiyanin maddesi vücudun bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
Vişne Nasıl Kullanılır? Meyvesi, meyve sapları ve vişne ağacının kabukları kullanılır. Vişne reçeli ve vişne suyu farklı tadıyla severek tüketilen besinlerdir. Tıbbi açıdan kabukları ateş düşürücüdür. Sapları ise idrar söktürücü olarak kullanılır.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Vişne reçeli

Bayılırım vişne reçeline, özellikle tek başına kolay kolay yenemeyecek bir meyvenin şekerle buluşmasının sonucu ortaya çıkan bu enfes tad büyülüyor beni.
Vişne reçelini illaki çekirdeklerini çıkararak yapmanıza gerek yok vaktiniz az yada vişneleriniz neredeyse bozulmak üzereyse sadece saplarından ayırarak iyice yıkamanız yeterli. Yalnız ilk başta fazla sulanmayacağı için içine 1 su bardağı su ilave etmenizi tavsiye ederim.


Malzemeler:
1 kg şeker
1 kg vişne
yarım limon
Yapılışı:
Vişneleri güzelce yıkayıp, saplarını ayıklayın. Kıvrılmış bir tel yardımıyla çekirdeklerini çıkarın. Bir tencereye bir kat vişne, bir kat şeker olacak şekilde döşeyin ve bir gece bekletin. Ertesi sabah vişneyi kendi suyuyla ocağa oturtun ve reçel kıvamını alıncaya kadar kaynatın. Ocaktan almaya yakın limon suyunu ekleyip bir taşım daha kaynatın ve ocaktan alın.Ilınınca kavanozlara paylaştırın ve sıkıca ağzını kapatın.






Kaynak: Tarım Bakanlığı Çiftçi Broşürleri

ağaçlar.net
bahcesel.com
http://www.mutfaksirlari.com/
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top