50 kg Patates Yetiştirme Tekniği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
50 kg Patates Yetiştirme Tekniği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2011 Pazartesi

“Kiraz” ve “Vişne” genç ve dinç yaşatan müthiş aile!

“Kiraz” ve “Vişne” genç ve dinç yaşatan müthiş aile!





Yaz geldi artık yaz! Canlandı artık tüm tabiat… Yağmurla indi rızkımız gökten; güneş doğdu yeniden, ağaçlar meyvelerini verdi, tohumlar filizlerini… Kuşlar göç ederek geldi, yunuslar da mutluluğun habercisi! İnsan bu mevsimde umutsuz olabilir mi?
Tüm mevsimlerde ve hayatın her anında “umutlu olmalı" insan ve “değerini bilerek" “hissederek” “sevmeli”, yalandan ve yapaydan sakınarak “sadık kalmalı" tabiatın doğal güzelliklerine…
Tabi bu “sevgi” ve “sadakat” sözde kalmamalı! “Zaman” ayırıp “saygı” ve “değer” de göstermeli, "güvenmeli" ve "güven vermeli" sahip çıkmalı Yaradan’ın verdiği güzel nimetlere…
Hatta konuşmalı onlarla! “Su”, “hava”, “ateş”, “toprak”, “meyve”, "sebze”, “çiçek”, “ağaç”, “insan”, “hayvan” kısaca tüm tabiatla sevgiyle konuşmalı… 
Hepsinin bir dili ve hepsinde Yaradan’ın bir hikmeti var!
Açlık korkusu ve rızk endişesi, hile ve tuzak, yalan ve iftira, kibir ve menfaat, inançsızlık ve para hırsı, sevgisizlik ve umutsuzluk ile bozulmadı mı havanın, toprağın, suyun, ateşin, tohumun, hayvanın, insanın ve sonunda tüm tabiatın dengesi?  
“Rızklar insanı ecelinden daha fazla arar ve sahibini nerede olursa olsun bulur” hadis-i şerifi o kadar hakiki ki! Yeter ki yüreğinin götürdüğü yoldan gitsin, 
dinlesin insan kalbinin ve tabiatın sesini…
Yol kenarlarında ağaçlarda, markette, pazarlarda sebze ve meyveyi görünce de her seferinde “kimse kimsenin rızkını yiyemez” sözünü gözlerimle izler, yüreğimle dinlerim! Hangisini kim alacak ve ardından kim yiyecek?
Sonunda bir lokma dahi olsa kimse kimsenin kısmetini yiyemiyor!
Geçtiğimiz hafta iş yerimizin komşu bahçesindeki vişne ağacının bizim bahçeye yönelmiş dalı birden kırılıp kendini bizim bahçeye attı! O kadar vişne vermiş ki sanırım ağırlığını taşıyamadı, ama o durum da bu rızkın bizim şirkete gelmesine sebep! Bir anlık şaşkınlıktan sonra, büyük dal küçük parçalara ayrıldı üzerindeki vişneler toplandı. Yan komşu "sizin kısmetinizmiş" diye hediye etti. Vişneleri kim mi yedi? Elbette o da kimin kısmeti ise o yiyecek…
Bu vesile ile kiraz ve vişneyi sizler için araştırdım, tam mevsiminde iken bu güzel meyvelerin içinde sakladıkları sırlarını sunuyor; "helal", "hayırlı" ve "bereketli" bol rızklar diliyorum...

İşte aynı aileden gelen “kiraz” ve “vişne”nin özellikleri
İkisi de aynı ailenin fertleri ve gördük ki; sağlıklı, genç ve dinç yaşamın da büyük nimetleri…
Her ikisinin de kökeni eski olup Karadeniz ile Hazar Denizi arasındaki bölgeden geldikleri sanılıyor. Bir kanıya göre bunların tohumları Avrupa’ya daha insan yokken, kuşlar tarafından getirilmiş. Milattan 300 yıl önce yaşayan Yunan Theophrastos bu meyveden söz eder. Latincesi prunus cerasus olan vişnenin kökeninin Giresun olduğu söylenir. (Giresun’un eski adı Kerasus’dur) Gülgiller familyasından olan vişne ve kiraz ağaçları 4–8 metre kadar yükselir. Nisan ayında çiçek açarlar. Kirazın; sarımsı, pembe, koyu ve açık kırmızı renkte değişik çeşitleri vardır. Vişne; mora yakın koyu kırmızı renktedir.
Vişneler, ılıman iklimlerde çok iyi yetişmekle birlikte, kiraza oranla sıcak ve soğuklara daha dayanıklı olduğundan, iklim değişikliklerine daha iyi uyum sağlıyorlar. Dünyanın ikinci büyük vişne üreticisi koltuğuna yerleşen Türkiye’de, dünya vişne üretiminin % 16sı gerçekleştiriliyor.

"Kiraz" (prunus avium)
A, B1, C vitaminleri, demir, kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum, fosfor, kükürt ve çinko mineralleri içinde barındırıyor. Ayrıca; tanen, levüloz (meyve şekeri) ve elajik asit ihtiva ediyor. Yani iyi bir antioksidan!

"Vişne" (prunus cerasus)
Tam bir vitamin ve mineral deposu! A ve C vitamini ile sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri içeriyor. Ayrıca, antosiyanin ve melatonin ihtiva ediyor. Yani doğal ağrı kesici!

Sağlıklı yaşama “kiraz”la merhaba!
Kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini sağlayan kiraz, içerdiği madensel tuzlar ve vitaminler nedeniyle bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Uzmanların tavsiyelerine göre; arka arkaya iki gün sadece kiraz yiyerek veya taze sıkılmış suyunu içerek kür uygulanırsa; kanı temizler ve birçok toksinleri vücuttan atar.
İçerdiği minerallerden dolayı özellikle çocuk ve yaşlılar için çok faydalı.
Romatizmaya karşı vücudu koruyor, insana yumuşaklık veriyor ve vücut dokularını gençleştiriyor!
İdrar söktürücü özelliği ile böbreklerin dostu olan kiraz, vücutta biriken zehirli maddelerin karaciğer ve böbrek yoluyla dışarıya atılmasını sağlıyor. Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için yaş olarak tüketilen kiraz meyvesi romatizma, gut, eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde etkili oluyor.
Çekirdeklerinden elde edilen yağ romatizmalıların ağrıyan yerlerine 
sürüldüğünde rahatlatıp ve ağrıyı dindiriyor.
İçerdiği fosforun etkisiyle; sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik veriyor.
Yüzde oluşan sivilceleri gideriyor.
Bağırsaktaki fermantasyonları dezenfekte ettiğinden hem kabızlığa,
 hem de ishale ve dizanteriye de yararı var.
Kiraz şekeri levüloz türevi olduğundan, şeker hastaları kirazı ölçülü miktarda tüketebilir.
Kalorisi düşük olduğundan kilo problemi olanlar ve formunu korumak isteyenler kirazı öğünlerinde yiyebilir.

Kiraz çekirdekleri ezilerek bir yakı yapılır. 
Bu yakı yarım baş ağrısı olanların alın kısmına konursa ağrıyı keser.
Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin derideki bir takım 
kırışıklıkları giderir ve cildi güzelleştirir.
Siyah kirazın eti yumuşaktır ve sindirimi kolaydır. Siyah kirazın besin değeri de çoktur.
Eti sert olan kirazın sindirimi zordur, midesi hassas olanlara önerilmez!

Kiraz diyabet, kalp, kanser ve artrite karşı koruyor!
Çinli araştırmacılar kirazın şeker hastalarının sağlığını koruduğunu uzun zamandan beri gözlemlemektedirler. Kiraza, üzüme ve dutsulara koyu pigmentleri veren antioksidan bileşiklerinin, hayvanların pankreas hücrelerinde insülin salgısını artırdığı saptamışlardır. Antosiyanin olarak bilinen bu bileşikler kalp hastalıklarına, kansere ve artrite karşı koruyor. Kiraz, vişne ve diğer koyu renkli meyvelere ağırlık vererek; şekerinizi dengede tutabilir, yaşlılık döneminizi de sağlıklı geçirebilirsiniz.
Ayrıca kirazın elajik asit adlı güçlü bir bileşiği içeren bir avuç meyveden biri olduğu da araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir. Elajik asit, sentetik ve doğal kansorejen maddeleri etkisiz hale getiriyor ve onların sağlıklı hücrelere hasar verecek kanserli hücreler haline getirmesini engelliyor!

Vişne toksinleri atıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor!
Vişne; kansızlığa, akciğer ve böbrek iltihabı dâhil bütün iltihaplı hastalıklara, dizanteri enfeksiyonuna, hepatite, idrar tutamayana, kabızlığa karşı çok etkili.
Kalp çarpıntısına iyi gelir.
Öksürüğü keser, idrarı söktürür, ishali durdurur.
Vişne mevsiminde göze, günde 1–2 defa vişne damlatıldığında görme 
kuvvetini ve gözün parlaklığını artırıyor.
Aidin Salih “Gerçek Tıp” kitabında vücuttan toksinleri atmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için; vişne mevsiminde sabahtan öğleye kadar sadece vişne yemeyi (1–2 kg kadar) tavsiye ediyor. Öğleden sonra yemek yiyebilirsiniz!

Sakinlik veren, ağrıları dindiren vişne!
Japon beslenme uzmanları tarafından Tsuda Üniversitesi’nde 2003 yılında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre; hipoinsülinemi ve hipoglisemiye yol açabilen yüksek yağ içeren besinlerin verdiği söz konusu zararlar antosiyanin sayesinde dengelenebiliyor. Diğer bir deyişle, şeker düzeyi düşük olan vişne, kilo kontrolünde önemli bir görev üstleniyor.
Michigan State Üniversitesi'deki bilim adamları, yaptıkları araştırmayla vişnenin şaşırtıcı özelliklerini ortaya koydular. Bu bilim adamlarına göre, vişnenin içinde bulunan antosiyaninlerin, ateşlenmeyi tetikleyen COX–1 ve COX–2 enzimlerinin aktivitesini ve acıyı azaltıcı etkisi bulunuyor. Michigan State Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar, antosiyanin maddesinin kolesterolün, kan şekerinin düşürülmesi ve karaciğerde daha az yağ birikimi konusunda çok etkili olduğunu ortaya çıkarıyor. Başka bir araştırmaya göre, “antosiyanin” olarak bilinen kırmızı kimyasalların aynı zamanda kas ağrılarını hafifletebileceği belirtiliyor. Spor egzersizleri ve ağırlık çalışmalarının hemen sonrasında oluşan geçici kas zedelenmelerinde, içeriğindeki antosiyanin sayesinde vişne “doğal ağrı kesici” olarak etkin rol oynuyor.

Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Aziz Ekşi’nin yaptığı ön araştırmalar, vişnedeki antosiyaninlerin kolon kanseri riskini önemli ölçüde azalttığını gösteriyor.
Texas Üniversitesi'nden Nöroendokrinoloji uzmanı Dr. Russel Reiter da 30 yılı aşkın süredir Melatonin üzerinde araştırma yapmış. Vişnelerde önemli ölçüde Melatonin bulunduğunu tespit etmiş. Dr. Reiter; melatoninin vücutta, antioksidan özelliği göstermek ve derin bir uyku sağlamak gibi başlıca iki etkisinin bulunduğundan bahsediyor. Dr. Reiter gibi birçok bilim adamı da, “vişne”den alındığında antioksidanlar ile desteklenen melatonin'in avantajlarına dikkat çekiyorlar.
Yine, yumuşak doku romatizması olarak da bilinen fibromiyalji hastalığından şikâyetçi olan insanlar, sağlıklı bir perhizle desteklenen “taze sıkılmış vişne suyu” tüketiminin bu hastalığın semptomlarını hafiflettiğini belirtiyorlar.

“Taze sıkılmış vişne suyu”nun; acı azaltıcı, ateş düşürücü ve uyku sağlayıcı özellikleri bulunması da bu açıklamaları destekleyici nitelik taşıyor. Ayrıca, kandaki ürik asit seviyesinin çok olmasından kaynaklanan ve vücutta eklem ağrılarına sebep olan gut hastalığında, “taze sıkılmış vişne suyu”nun kandaki ürik asit seviyesini düşürdüğü de yapılan tespitler arasında.
***
Bilim adamları araştırmalarla bu sonuçlara ulaşırken halkımız asırlarca derdine dermanı doğru yerde yani kendisinin de geldiği toprakta aradı! Bu arayışta kirazın gövdesinden, yaprağına, meyvesinden, sapına ve çekirdeğine kadar her yerinin dertlere derman olduğunu keşfetti.
Kiraz ağacı kabuğu ateş düşürücü, yaprakları müshil, çiçekleri göğüs yumuşatıcı, sapları idrar söktürücü, meyvesi de kan temizleyici, çekirdeklerinden elde edilen yağ ağrı kesici “doğal ilaç” olarak halk arasında uzun yıllardır kullanılmaktadır!

İşte “halk reçeteleri” ile “kiraz”ın şifa olduğu hastalıklar!
İdrar artırıcı yöresel halk reçetesi: Isparta/ Eğirdir/ Çayköy’de kiraz ağacının (cerasus avium) gövde kabukları dâhilen diüretik olarak kullanılır.100 ml. suya, 2–3 gr. gövde kabuklarından konularak ortalama 5–10 dakika kısık ateşte kaynatılır, süzülüp, ılıtılınca içilir. 
Bal ile tatlandırılabilir.

Böbrek rahatsızlıklarında yöresel halk reçetesi:
 Kırklareli/ Babaeski/ Nadırlı’da kiraz sapları dâhilen böbrek rahatsızlıklarının giderilmesinde kullanılır. 100 ml. suya, 2–3 gr. kurutulmuş kiraz sapı konularak ortalama 5–10 dakika kısık ateşte kaynatılır, süzülüp, ılıtılınca içilir.
Yemeklerden kaynaklanan mide zehirlenmelerinde yöresel halk reçetesi: Trabzon/ Yomra/ Oymalı’da kiraz ağacının gövde kabukları zehirlenmelere karşı kullanılır. En dış kısmı çıkartılan 2–3 gr gövde kabuğu 100 ml suya konularak ortalama 5–10 dakika kısık ateşte kaynatılır, süzülüp, zehirlenme durumlarında içilir.

Mide rahatsızlıklarında yöresel halk reçetesi: 
Kahramanmaraş/ Göksun’da dağ kirazının (cerasus mahalep) kurutulmuş meyveleri mide rahatsızlıklarında kullanılır. 100 ml. suya, 2 gr. kurutulmuş dağ kirazı konularak ortalama 5–10 dakika kısık ateşte kaynatılır, süzülüp, ılıtılınca içilir.

İdrar tutukluğunda romatizmada sarılıkta gutta, gripte karaciğer ve dalak rahatsızlıklarında: 30 gr. kiraz sapı bir litre suda 10 dakika kaynatılıp, ılıtıldıktan sonra içildiğinde olumlu sonuçlar verdiği belirtilmiştir.
Not: Gövde kabukları ve kiraz sapları çok sertse yumuşamaları için 12 saat soğuk suda bekletildikten sonra, aynı su ile 10 dakika kadar kısık ateşte kaynatılır.
***
Fatma Nihal Doğan'ın "vişne sirkesi" tarifi:
Bahar ayları geldi mi bizim evde evlere şenlik durumlar yaşanır! Büyük anneannemden başlayan, anneannem ve annemden bana gelen bitki yetiştirme, üretme geleneği ile bir yanda annemin kuruttuğu çiçekler, otlar... Diğer yanda benim (tabi düne kadar annemindi) sirkeler... Merak işte, İnşaAllah birgün "doğal sirke" fabrikası kuracağız.
Gül, çilek, üzüm, karadut, elma, vişne... Hepsi ayrı güzel, hepsi farklı lezzette...
Evet, siz de vişne sirkesi yapmak isteseniz; ilk deneme için 1 kg. vişne alın, saplarını ayıklayıp güzelce yıkayın. Çekirdeklerini ayıkladıktan sonra cam bir kavanozun içine koyun ve iyice ezin, üzerine bir çay bardağı kadar su, 2 yemek kaşığı kadar da toz şeker (%100 pancar şekeri) ilave edin ve hava alacak şekilde üzerine bir tülbent veya iki-üç kat gazlı bez örtüp gölgede ama sıcak bir ortamda beklemeye bırakın. Ara ara kontrol edin 5-6 gün sonra mayalanmayma başlar, 10-15 gün sonra süzüp cam bir şişeye alın. 40 gün boyunca; 10 günde bir süzmeye devam edin, keskin sirke tadını ve kokusunu aldıktan sonra koyu renkli bir şişeye alıp muhafa edebilirsiniz.
Vişne sirkesi; havuç, pancar ve marul gibi yeşilliklerle yapılan salatalarda harika oluyor ve hazımsızlık problemi çektiğinizde çok fayda sağlıyor...
Kiraz, vişne ve tüm yiyecekleri alırken doğal ve organik olanlarını tercih etmenizi, hangi yöre veya ülkeden geldiklerini sorgulamanızı, düzgün şekline ve rengine, markasına ve etiketine değil, doğal olmasına, tadına ve kokusuna bakmanızı öneriyorum.
GDO’suz, NANO’suz, HORMON’suz; “saf”, “temiz”, “doğal” yiyecek ve giyeceklerle güzel "huzurlu" bir ortam, "sağlıklı", "verimli" ve "bereketli" ömürler... Dilerim iyiler ve iyilikler kazanır, kötüler ve kötülükler kaybeder...

Kaynaklar:
İksir-i Şifa/ Halit Özgülen
İlaç Yiyecekler/ Dr. Earl Mindell
100 yıl yaşamanın sırları/ Dr. Maoshing Ni
Gerçek Tıp/ Dr. Aidin Salih
Dengeli Beslenme/ Müheyya İzer
Doğal Tedavi Yötemi/ Dr. Ulvi Türkmenoğlu
Sağlıklı Yaşamın Sırları/ Dr. Recai Yahyaoğlu
Türkiye’nin Bitkisel Halk İlaçları/ Prof. Dr. Ertan Tuzlacı
Bitkilerle Tedavi/ Prof. Dr. Turhan Baytop
www.meyed.org.tr

17 Şubat 2011 Perşembe

PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİ




TARLA HAZIRLIĞI
Toprağın yapısına ve patatesten önce yetiştirilen bitkiye göre değişir. Süratli bir çıkış, kuvvetli kök gelişimi, yumruların gelişmesi için iyi bir toprak hazırlığı gerekir.
Ağır (killi) topraklarda, sonbaharda 20-25 cm. derinlikte sürüm yapılır. İlkbaharda diskaro ve tırmık geçirilir.
Hafif (kumlu) topraklarda ilkbaharda toprağı fazla gevşetmeyecek şekilde daha yüzlek sürüm yapılır.Sadece tırmık çekmekle tohum yatağı hazırlanır.
EKİM NÖBETİ
Arka arkaya dikildiği zaman hastalıklar çoğalır, verimi düşer. Toprağa azot ve humus sağlayan baklagiller ve hububat, özellikle kışlık hububat ekim nöbeti için uygundur.
Patateste tohumluk  olarak kullandığımız kısım yumrulardır. Tohumluk yumrular, 6 cm çapında ve ortalama 50 gram ağırlığında olmalıdır. Tohumluğun çeşidi, üretim amacına göre seçilmelidir. Sertifikalı tohumluk kullanılmalıdır. Tohumluk yumruların, dikim esnasında gözleri uyanmış olmalı ve üzerinde yaklaşık 1 cm boyunda yeşil filizleri bulunmalıdır.
Patates, ilkbaharda toprak ısısı 8-10 oC yi bulduğu ve geç donların sona erdiği zaman dikilir.
Bölgemizde dikim zamanı Şubat-Mart aylarıdır.
Dikimde sıra arası 70-75 cm, sıra üzeri 20 –40 cm dir. Dikim derinliği; yüzlek dikimde 2cm, derin dikimde 5 cm dir. Yüzlek dikimlerin üzerine en az 15 cm, derin dikilenlerin üzerine ise 10 cm toprak konularak sırt yapılmalıdır. Sırt yapılma zamanı;
-         Dikimden hemen sonra düşük sıcaklık veya toprakta kaymak bağlama durumlarında, çıkış tamamlandığında sırt yapılır.
-         Dikim sonrasında yüksek sıcaklık  ve kuraklık bekleniyorsa, sırt dikimden hemen sonra yapılır. Dikim el ile ya da makine ile yapılır. Önerilebilcek en uygun dikim yöntemi;
-         Tohumluk yumruların karık pulluğu ile açılan karık diplerine yerleştirilmesi,
-         Aynı karık pulluğunun sırtlarından geçirilerek karıkların kapatılmasıdır.
Çıkış sonrası bitkiler uygun büyüklüğe ulaştığında aynı karık pulluğu ile boğaz doldurma ve yabancı ot kontrolü de yapılabilir.
Sulu şartlarda ortalama dekara 200-250 kg, kuru şartlarda 150 kg tohumluk yeterlidir.

Patates, fazla bakım isteyen bir bitkidir. Çıkıştan önce düzeltilmiş (dişleri yatırılmış) tırmık çekmek faydalıdır. Hem toprak kaymak tabakası bağladıysa kırılmış, hem de yeni çıkmaya başlayan yabancı otlar öldürülmüş olur.
Patates, 3-4 yapraklı olunca yüzlek ve dikkatli bir şekilde ilk çapa yapılır. Bu çapa ile toprak kabartılır, yabancı otlar öldürülür ve nemin korunması sağlanır. Bundan sonra 20’şer gün arayla (gerekirse 3-4 defa) her çapa ile birlikte boğaz doldurma işlemi yapılır.
Patates çiftlik gübresinden çok hoşlanır. Dekara 1.5-2 ton, eğer toprak çok fakir ise 2.5-3 ton çiftlik gübresi verilirse verim çok artar. Bu miktarlardan fazlası nişasta miktarı ve lezzeti olumsuz etkiler.
Üreticilerin topraklarını tahlil ettirmeleri, bunun neticesine göre gübre kullanmaları en iyi yoldur. Eğer toprak tahlili yapılmamışsa saf madde olarak dekara sulu şartlarda  14-16 kg azot, 8-10 kg fosfor, 8-10 kg potasyum  verilebilir.
Fosforlu ve potasyumlu gübrenin tamamı ile azotlu gübrenin yarısı Amonyum Sülfat veya Üre olarak dikim için açılan çizilere el ile yeknesak olarak uygulanmalı ve gübrelerin karışımı sağlandıktan sonra dikim yapılıp, sıralar toprakla kapatılmalıdır. Ekim kombine patates mibzeri ile yapılacaksa fosforlu ve potasyumlu gübrelerin tamamı ile azotlu gübrenin yarısı tohumla beraber banda verilmelidir. Azotlu gübrenin ikinci yarısı boğaz doldurma ve ilk sulamadan önce verilmelidir.


Patates bitkilerinde su ihtiyacı alt yapraklardaki solma ve sararmayla kendini belli eder. Topraktaki nem dikkate alınarak ilk sulama, yumrular fındık büyüklüğüne geldiğinde yapılmalıdır. Hafif topraklarda 15-18, ağır topraklarda 22-25 gün arayla yetiştirme süresince 2-4 sulama yapılır. Hasat ile son sulama arasında 1 haftalık bir zaman bırakılır.
En yaygın sulama yöntemi, karık ile sulamadır. İki karık arası mesafe kumlu topraklarda 60-65cm, ağır topraklarda 70-80 cm dir.
Patatesin en fazla suya ihtiyaç duyduğu devre, çiçeklenmeden 20 gün önce başlayan ve yumru yapmaya başladığı zamana kadar geçen devredir.
Sulama yeterli ve düzenli yapılmadığı taktirde, başta verim kaybı olmak üzere, memeli ve çatlak yumrular, yumru içinde kararmalar ve boşluklar ortaya çıkar.
Patateste hasat zamanının geldiği yaprak ve sapların sararıp kuruduğu, yumruların normal büyüklüğünü alarak bitkiden kolayca ayrıldığı ve kabuğun kalınlaşıp sertleştiğinden anlaşılır. Kabuk tırnakla kolayca soyulmaz. Yumrunun kesiti ıslak değil, koyu bir görünümdedir.
Patatesin hasadında çok dikkatli olmak gerekir. Yumrular kesilip zedelenmemeli, toprakta yumru bırakılmamalıdır. Söküm sırasında toprak yaş olmamalı, tavında bulunmalıdır.
Patates hasadı değişik şekilde yapılır:
-         Bel, çatal bel ya da çapa ile patatesler sökülüp el ile toplanır.
-         Pullukla sökülüp el ile bitkiden ayrılarak toplanır.
-         Tek veya çift sırayı söküp bitkiden ayıran makineler ile de hasat yapılır.
Hasattan sonra yumrular ıslak ise gölgede kurutulur. Hasta, çürük, berelenmiş ve kabuğu soyulmuş olanları ayıklanır. Sonra iri, orta ve küçük boy olmak üzere sınıflandırılarak file çuvallara doldurulur.
Patates fazla miktarda su ihtiva eden bir ürün olduğundan iyi bir şekilde depolanmazsa çok zarara uğrar. Yumrular çürür, pörsür, filiz verir ve değerini kaybeder.
Yumrular en iyi şekilde; olgun, zedelenmemiş ve temiz olarak 3-40C sıcaklık, %85-90 nisbi nemde ve solunum sonucu meydana gelen karbondioksit, su ve ısıyı uzaklaştırıp oksijen sağlamak için havalandırma tertibatı iyi olan özel koruma depolarında saklanabilir. Depolamada yığın yüksekliği, yemeklik patateslerde  3-4 metre olabilir. Tohumluk patateslerde ise en fazla 1 metre olmalıdır.

0,40 m2‘lik Bir Alanda 50 kg Patates Yetiştirme Tekniği




Bir sitede rastladığım bu çeviriyi sizlerle paylaşmak istedim.


• Patates bitkisinin dikimi için toprağın 8-10 derece sıcaklıkta olması gerekir. Bu sıcaklık bölgelere göre değiştiğinden, patates Türkiye’nin değişik yerlerinde Şubat ayının başından itibaren dikilmeye başlanır. Bazı bölgelerimizde bu süre Mayıs ayına kadar devam eder. Bölgenizdeki patates ekiminin zamanını İl Tarım Müdürlüklerine sorarak öğrenebilirsiniz veya hava durumlarını takip ederek kişisel kararınızı verebilirsiniz. Patates verimliliği farklı da olsa ülkemizin hemen hemen her yerinde yetişebilir.

• Patates, fazla bakım isteyen bir bitkidir. Bu yüzden belirli aralıklarla patateslerimizin çevresinde çıkan yabancı otları tırmık veya elimiz ile temizlemeliyiz.

• Patates bitkilerinde su ihtiyacı alt yapraklardaki solma ve sararmayla kendini belli eder.

• Tohum olarak kullanacağınız patatesleri büyük patateslerden seçmeye özen gösteriniz. Ayrıca kestiğiniz her parçada en az iki adet göz bulunmasına dikkat edin.

• Kestiğiniz patateslerin açıkta kalan kısımlarını una bulayarak, bakterilerden gelen etkileri azaltmış olursunuz.

• Yetiştirme dönemi boyunca birkaç defa standart çiftlik gübresi kullanmanız üründen alacağınız verimi artıracaktır. 0,40 m2'lik bir alanı bir kere gübrelemek için yaklaşık 1kg gübre yeterlidir.

• Düzenli sulamayı ihmal etmeyiniz böylece bitkilerinizin toprağı, belirli bir nem seviyesinde tutulmuş olur.

• Patatesleri uzun yıllar boyu aynı alana dikmeyiniz veya bu sistemimiz için sürekli aynı toprağı kullanmayınız. Aksi takdirde hem veriminiz düşecek hem de patatesiniz değişik hastalıklara maruz kalabilecektir.

Şimdi özel tekniğimize geçelim,
Tekniğimiz tamamen patates bitkisinin büyüme ve gelişimi üzerine kurulmuştur.

Bu teknikte patatesler özel olarak yapılmış dikey bir kutu içinde yetiştiriliyor. Kutunun içerisinde patates bitkisi dikey olarak büyüdükçe kutunun boyu da artırılıyor ve patateslerin gelişmesi için dikey ve uzun bir ortam oluşturuluyor.

Bu teknik kurallarına uygun olarak yapıldığı ve iklim, toprak, tohum koşulları elverdiği sürece 0,40 m2 yerden 50 kg’a kadar ürün elde etmek mümkündür. Fakat bu verime ulaşmak için ilgi ve sıkı bir takip gereklidir.

Normal patates yetiştirme yönteminde patates tohumları tarlada belirli bir derinliğe gömülür. Daha sonra bitki belirli bir boya ulaştığında bitkinin toprak üstünde kalan kısmının bir kısmı toprak ile kapatılır. Daha sonra patateslerin yetişme vakti geldiğinde toprak kaldırılır ve patatesler toplanır.
Çoğu insan patates ekildiğinde, yeni oluşan patateslerin tohum olarak dikilen patateslerin altında yetiştiğini düşünür. Aslında patatesler tohum ve bitki arasında yetişirler.

Bu özel teknikte de bu durumdan faydalanacağız.
Tekniğimizde alandan kazanmak için temel mantık olarak bir kutu inşa edeceğiz ve patates bitkisini içerisinde yetiştireceğiz. Bitki kutu içerisinde büyüdükçe biz de kutunun yüksekliğini artıracağız, ortaya çıkan boşlukları da toprak ile dolduracağız.

Malzemeler
• 6 adet 5 cm kalınlığında 15cm eninde 2,5 m uzunluğunda kalas
• 1 adet 5 cm kalınlığında 5 cm genişliğinde 3,6 m uzunluğunda tahta çubuk
• 96 adet 2,5 inç'lik (6,35 cm) uzunluğunda ağaç vidası
• 1 Adet Matkap

Tahta olarak ucuz olması açısından çam, sedir kullanabilirsiniz. Kaliteli ağaç kullanmanız kutunun dayanıklılığını artırır.

1. 5 cm kalınlık 5 cm uzunluğundaki tahta çubuğumuzu 90cm'lik 4 adet çubuk halinde keselim ve bu çubukları ilk şekilde görüldüğü üzere kare oluşturacak şekilde toprağa dikelim.

2. 5 cm kalınlık 15cm eninde olan kalaslarımızı da, 12 adet 53 cm uzunluğunda 12 adet 60 cm uzunluğunda olacak şekilde parçalara ayıralım.

3. Bu parçalar üzerindeki vida yerlerini önceden hazırlayalım. Bu işlem için matkap kullanabilirsiniz.

4. Daha sonra ilk parçaları çubuklara ilk şekilde görüldüğü üzere vidalayalım.

5. Daha sonra ikiye böldüğümüz tohumluk patatesleri zeminden 10cm derinliğe koyalım ve tahtaların yükseklik hizasına kadar üzerlerini toprak ile kapatalım. Bu süreçten sonra bitkinin yetişmesini bekleyelim.

6. Bitkinin toprak üstünde kalan boyu yaklaşık 30 cm olduğu zaman tekrar bir kat daha tahta monte edelim ve bitkinin 1/3 yüksekliğine kadar tekrar toprak dolduralım. Bu işleme kutunun yüksekliği tamamlanıncaya kadar periyodik olarak devam ederlim.

7. Kutu tam olarak bittikten bir süre sonra ilk hasadımızı alabiliriz. Bunun için en alttaki tahta parçalarının vidalarını çıkartalım. Patateslerimiz bizi orada bekliyor olacaktır. Patatesleri çıkardıktan sonra toprağı tekrar eski yerine koyalım ve tahtayı tekrar vidalayalım. Sonraki seferde (bir süre daha geçtikten sonra) bir üst kattaki tahtayı çıkartalım ve aynı işlemi tekrarlayalım. Bu şekilde kutu tamamen bitene kadar devam edebiliriz.


Notlar:

• İklim ve ortam şartları müsait olduğu takdirde hasat mevsimi sonunda kutudan toplamda 50kg civarı patates elde etmiş olabilirsiniz.

• Kutu içerisindeki patatesler, toprak içerisinde olanlara göre daha hızlı su kaybedeceklerinden dolayı normalden daha sık sulanmaları gerekmektedir. Bu patateslerinizin düzgün gelişmesi için en önemli noktalardan biridir.

• Suyu tek seferde çok fazla vermek yerine bu süreci daha sık ve az miktarlarda vermek daha kaliteli patatesler yetiştirmenizi sağlayacaktır.

• Don mevsimi gelene kadar dikey patates kutunuzdan ürün almaya devam edebilirsiniz.

• Bu kutu için kullanacağınız tahta, cinsine göre pahalıya mal olabilir. Fakat kaliteli tahtadan yapılmış kutuları birkaç yıl boyunca bozulmadan kullanabilirsiniz. Buna rağmen kalitesiz tahtadan yapılan kutular kısa süre içerisinde hava şartlarından dolayı çürümeye ve bozulmaya başlayacaktır.

• Burada anlattığımız tahta sistemi yerine patatesleriniz sert kutular içerisinde veya eski otomobil lastiklerini üst üste koyarak yetiştirebilirsiniz. Fakat bu durumda, alt kısımlardaki patatesleriniz yetişmiş olsa bile onları çıkarmak için sezon sonunu beklemeniz gerekir. Kutu sisteminde olduğu gibi alt kısımları açarak patatesleri erkenden çıkartamazsınız.


Orjinal kaynak:http://seattletimes.nwsource.com/htm...otatoes25.html

Kaynak : Ahmet ERAKMAN  Ziraat Müh. SAMSUN


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top