basit likör yapımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basit likör yapımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2011 Pazartesi

Meyve suyu ile likör, şarap ile sirke arasındaki 'hayati' fark ne?

Meyve suyu ile likör, şarap ile sirke arasındaki 'hayati' fark ne?


Başbakanımız Sayın Erdoğan, geçtiğimiz hafta başında çok önemli ve herkesin sağlığı için kulak vermesi gereken bir açıklama yaptı: “Alkol yerine meyve yiyin”
Ardından gazete manşetleri farklı yorumlarla bu açıklamayı "gündem" konusu yaptı. Bazı internet siteleri ise "alay" konusu! Pazartesinden Cumaya bu haberleri izledim...
Başbakanımızın ülkemiz adına yaptığı işler arasında doğru veya yanlış ya da tartışmaya açık konular olabilir... Ancak, günümüzde bilim adamlarının yüzlerce araştırma sonucu ile birlikte insan sağlığı açısından "zararlı" olduğunu açıkladığı "alkolü içmeyin" demesi ve onun yerine yine bilim adamlarının sağlıklı yaşam açısından tavsiye ettiği taze doğal "meyveleri yiyin" sözünü söylemesi neden eleştiriliyor? Neden internet üzerinde bazı muhabbet sitelerinde alay konusu oluyor anlaşılır gibi değil! Sanki insanların kendi sağlığına kastı var?
Yaradan’ın yarattığı ve insanlara helal kıldığı güzellikler (meyveler), O’nun emir ve yasakları (alkolün haram kılınması) hiç düşünülmüyor mu? Keşke, "İslamiyet’te neden meyveler helal, alkol haram kılınmış?" diye merak edilip, hikmetinin peşine düşülse...  
Hem sağlıklı ve doğal yaşam konularında bir araştırmacı hem de doğal fermantasyon "geleneksel" sirke üreticisi olarak, Sayın Başbakanımıza “Alkol yerine meyve yiyin” açıklaması için sonsuz teşekkürlerimi sunarken, bir de ekleme yapmak istiyorum: "Şarap yerine sirke için"…
Neden mi?
Öncelikle "Aman sirke üretiyormuşsun tabi ki sirke için diyeceksin" ya da "hadi canım şarap yerine sirke içilir mi" diye düşünmemenizi rica ederim.
Çünkü eskiden kırmızı şarabın bir miktar içilmesini tavsiye eden uzmanlar artık içmeyin diyor! Son araştırmalar, günde iki bardak kırmızı şarap içenlerde meme kanseri riskinin arttığını gösterdi. Ayrıca, İngiltere’de yapılan bir araştırmada her gün şarap içenlerin beyninde küçülme olduğu ve unutkanlığı arttırdığı kanıtlandı! Ancak, eski tıp sirkenin sağlığımız için faydalarını sıralıyor ve "sirke için" diyor. Günümüzde modern tıp da geleneksel yolla üretimilmiş "hakiki" sirkenin sağlığımız için çok faydalı olduğunu onaylıyor...  Birazdan bu araştırmaları daha ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Şimdi meyvelerin sağlığımız için önemiyle başlayıp, ardından meyveden elde ettiğimiz şarap ve sirke arasındaki "fermantasyon" farkına bakalım.
Prof. Dr. Turan Karadeniz, “Şifalı Meyveler” kitabında meyvelerin önemini şöyle anlatıyor:
“İnsanın yaradılışından beri önemli bir besin maddesi olan meyveden, bütün kutsal kitaplarda değişik türler şeklinde bahsedilmektedir. Meyveler insan sağlığı ve beslenmesinde, özelikle vitaminler ve mineral maddelerce zengin olması bakımından önemli yer tutmaktadır. Meyvelerin insan sağlığı ve beslenmesi üzerine etkileri dört grupta incelenmektedir:
1. Yüksek düzeyde kalori sağlamaktadırlar.
2. Tuz (mineral) ihtiva etmektedirler
3. Vitamince zengindirler
4. İçerdikleri lifler bakımdan önemlidirler.
Meyveler; su, mineraller (bakır, boron, çinko, demir, fosfor, iyot, kalsiyum, krom, magnezyum, kükürt, potasyum, selenyum, sodyum mineralleri), vitaminler (A, B1, B2, B3, B6, B12, C, D, E, K vitaminleri) kül, karbonhidratlar, organik asitler, pH, azotlu maddeler, proteinler, yağlar, fenolik maddeler gibi insan hayati için hayati önem taşıyan etken maddeleri ihtiva etmektedirler.”
Yani özetle “meyveler insan yaşamının olmazsa olmazıdır” diyebiliriz… Tabi aşırıya kaçmadan, herşeyde olduğu gibi dengeli ve ölçülü olarak, aynı zamanda yediğimiz vakite dikkat ederek!
Meyvelerin şifası konusunda daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak istersenizwww.iyilikguzellik.com sitemizi ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
Evet, sirkenin de alkolün de hammaddesi meyveler. Peki, meyvenin suyu ile likörü, sirkesi ile şarabı arasında nasıl bir nüans farkı var?
Örneğin mevsim meyvesi vişneyi ele alalım. Vişne, hem taze hem kuru hem reçel hem komposto hem meyve suyu hem sirke hem likör hem de şarap olarak tüketilebiliyor…
100 gr taze vişnede:
  • * 83.7 su
  • * 58 kalori
  • * 1.2 gr protein
  • * 3 gr. yağ
  • * 14.3 gr. karbonhidrat
  • * 1000 IU A vitamini
  • * 0.5 mg. B1 vitamini (Thiamine)
  • * 0.6 mg. B2 vitamini (Riboflavine)
  • * 4 mg. B3 vitamini (Niacin)
  • * 10 mg. C vitamini
  • * 22 mg. Kalsiyum
  • * 19 mg. Fosfor
  • * 0.4 mg. Demir 
  • * 2 mg. Sodyum
  • * 0.15 mg Çinko
  • * 191 mg. Potasyum bulunyor.
(Vişne ve faydaları konusunda ayrıntıları “Kiraz ve vişne, genç ve dinç yaşatan müthiş aile” başlıklı yazımda bulabilirsiniz…)
Vişne suyu ile likörü arasında ne fark var?
Birçok ülkede çok çabuk bozulabilen çilek dışındaki bütün meyve ve sebze sularında bulunabilecek en yüksek alkol miktarı litrede 0,5 gram olarak sınırlandırılmıştır. Bunlardaki alkol, bozuk hammaddeden kaynaklanabildiği gibi, üretim sırasında da meydana gelebilir. Meyvelerde tabii olarak bulunan aroma (koku) maddelerinin içinde de alkol bulunabileceği belirtilmişse de bunun miktarı çok düşük seviyelerdedir
Taze vişneleri alıp sıktığınızda yukarıda (100 gr vişne başlığı altında) belirttiğimiz "tüm" vitamin ve mineralleri doğal olarak alabilir, ancak doğru zamanda ve doğru şekilde içtiğiniz zaman sağlığınız için "hiçbir" risk almazsınız. 
Oysa çok masum bilinen vişne liköründe alkol oranı yüzde 20-40 arasındadır. Likörler, alkol dereceleri yüzde 17-25 arasında değişen içkilerdir. İçerisinde whisky, votka, brandy, cin ve rom kullanılan likörlerin alkol oranları % 40’a kadar yükselir.
Peki, bu kadar alkolün insan sağlığı açısından ne gibi zararları var?
Kanser tedavisinde alternatif ve tamamlayıcı yöntemler üzerine çalışmalar yapan İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Çapa Onkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. Topuz, çağın hastalığı kanserle mücadelede sigara ve şarap dâhil tüm alkollü içkilerle ilgili uyarıları aslında her şeyi cevaplıyor:
"Kanserde kesin olarak en önemli faktör sigara ve alkol. Eskiden kırmızı şarabın bir miktar içilmesini tavsiye ederdik. Ancak son çıkan yayınlar, günde iki bardak kırmızı şarap içenlerde meme kanseri riskinin arttığını gösterdi. Ve özellikle sert rakı, votka, viski, tekila gibi içkilerden kesinlikle uzak durulması gerek. Bunlar sigara ile birleştiklerinde kanser riskini yüksek oranda artırıyor."
Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken şarap ile alkolü birbirinden ayıran ve şarabı masum gösterenlere bir kez daha sormak gerekiyor: Acaba İngiltere’de yapılan araştırmada olduğu gibi beyninizde küçülme durumumu mevcut yoksa canınıza kastınız mı var? (İngiltere’de yapılan araştırma sonuçlarını aşağıda bulabilirsiniz!)
Sirke ve şarap arasındaki fermantasyon farkı ne?
Şimdi bazı okuyucularımız, “şarap da fermente oluyor ve antioksidan” diyebilir. Evet, şarap da sirke de fermente oluyor. Ancak şöyle ki, vişne sirkesi yapmak istediğinizde hazırlıkları tamamladıktan sonra fermente olması (yani içinde prebiyotiklerin üremesi ) için bir kapta beklemeye alınan vişne suyunun kapağı kapatılmaz, hava ile temas etmesi gerekir ki beklediği süre içinde vişne suyu sirkeye dönüşsün. Sirke önce alkol, devamında asit fermantasyonundan geçer.
Oysaki şarapta bambaşka mikroorganizmaların devreye girmesi gerektiği için, ağzı kapalı kaplarda ve ışıksız ortamda bekletilmesi gerekmekte. Bu süreç ise vişne suyunu şarap haline dönüştürür. Her iki lezzetin oluşumunu  birbirinden tamamen ayıran en önemli aşamada işte budur. Yani kısaca hammadde aynı olsa da alkol ve sirke fermantasyonu birbirinden tamamen farklıdır.
Sonuçta hakiki vişne sirkesinde: yüzde 0-1 alkol, yüzde 4-5 oranında asit olur. Vişne şarabında ise, yüzde 8-14 (güçlü şaraplarda ise yüzde 20 oranına kadar çıkmaktadır) alkol, yüzde 5-7 arası asit oluşur.
Hakiki sirke neden faydalı?
Hakiki sirke faydalıdır, çünkü prebiyotiktir!
Prof. Dr. Ahmet Aydın, Taş Devri Diyeti kitabında probiyotikleri şöyle anlatıyor:
“Erişkin bir insan bağırsağında 100 trilyon (1,5 kg) faydalı bakteri bulunur. Bu rakam insan hücre sayısının 10 katı kadardır. Bu bakteriler 300 m2 büyüklüğünde bir yüzey oluşturan bağırsak sümüksü zarını bir tabaka şeklinde döşer.
Bu bakterilerin yani "Probiyotiklerin" görevleri 
•         Bağışıklık sistemini güçlendirmek
•         Salgıladıkları enzimlerle yiyeceklerin hazmını kalaylaştırmak.
•         Vitaminlerin (K, B12, biyotin, niasin vb) sentezini yapmak.
•         Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak ve bağırsak geçirgenliğini azaltmak.
•         Toksinlerin (zararlı maddelerin) kan dolaşımına geçmesini engellemek.
•         Gastrointestinal semptomları (reflü, ishal, kabızlık vb) azaltmak.
•         Besin alerjilerini ve ekzemayı önlemek
•         Depresyonu azaltmak (triptofan)
•         Kronik enflamatuvar (iltihabi) hastalıkların ve kanserin oluşumunu engellemek

Fermantasyon ürünleri (turşu, yoğurt, peynir, boza, sirke) bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırırlar.”
Şarap içince vücuda nasıl etki ediyor?
İngiltere’de yapılan bir araştırmada her gün şarap içenlerin beyninde küçülme olduğu ve unutkanlığı arttırdığı kanıtlandı! İngiltere’de Alkolle Mücadele Derneği tarafından yapılan bu araştırma şarabın söylendiği gibi faydalı bir etkisinin olmadığını tersine beyne zarar verdiğini ortaya koydu. Uzmanlar alkolün, özellikle de şarabın beynin hippocampus (hafıza bölgesinde) yavaşlamaya sebep olduğunu ortaya çıkardı.
Alzheimer hastalığında ilk olarak hippocampus bölgesinin etkilendiğini kaydeden araştırmacılar şarap kullanımının bunu daha da hızlandırdığını saptadı.
Şarabın üretildiği üzümün çekirdeğinde bulunan antioksidanın kolesterolü düşürdüğünü belirten uzmanlar bunun için de şarap tüketmenin gerekli olmadığını; üzüm yenilebileceğini kaydetti. (Yani burada Sayın Başbakanımız haklı çıkıyor)
Sonuçları Alkol ve Alkolizm dergisinde yayınlanan araştırmaya göre kadınların yüzde 36`sı şarap içerken erkeklerde bu oranın yüzde 21`de kaldığı saptandı. Alkol tüketmeyen kişilerin hippocampus bölgeleri 3.85 mililitre, bira tüketenlerin 3,4 mililitre ve şarap tüketenlerin ise 2,9 mililitre olarak belirlendi. Bunun da yüksek oranda unutkanlığa yol açtığını belirten araştırmacılar günlük koşuşturmaca içerisinde bireylerin ufak şeyleri dahi unutmasının büyük oranda alkolle ilgili olduğu ortaya çıktı.
Hakiki sirkeyi içtiğimiz zaman vücudumuza nasıl etki ediyor?
Bu konuda, Prof. Dr. Ayten Altıntaş'la yaptığımız "Sirke tek başına doğal ilaç" başlıklı özel röportajımız aslında merak edilen tüm sorulan cevabını veriyor. Röportajın tamamını başlığa tıklayarak okuyabilirsiniz. Biz burada küçük bir kısmı ile sorumuzun cevabını veriyoruz:
Eski tıp kitaplarındaki bilgilere göre hakiki sirke içildiği zaman; • Safrayı giderir,
• Yemek iştahını keser,
• Hazmı kolaylaştırır,
• Vücudu zayıflatır
• Müzmin öksürük ve nefes darlığında faydalıdır,
• Zehirlenmelere karşı ısıtılarak içilir.
Hakiki sirkenin yemekle beraber veya yemeklerden sonra alınırsa hazmı kolaylaştırıcı etkisi bulunuyor. Günümüzde salataya sirke koyularak tüketiliyor, bu da çok doğru bir yöntem. Eski tıbba göre salatalar hazmı zor yiyeceklerdir, bu sebeple o dönemde mide sağlığı için yiyecekler genellikle pişmiş olarak tüketilmiş. Meyveler de genellikle hoşaf olarak kullanılmış.
Sirke safrayı azaltır, iştahı keser ve vücudu zayıflatır
Yemeklerden önce bir miktar sirkeli su içmek iştahı kesiyor çünkü safrayı azaltıyor. Sirke vücuda alındığı zaman karaciğer safra imal etmiyor. İştahın çok olması vücutta safranın çok olduğunun işareti! Safra yapıcı gıdalar tüketildiği zaman karaciğer safra üretip öd kesesine gönderiyor, öd kesesi de mideye gönderiyor ve midede açlık hissi uyanıyor. Yedikçe açlık hissi uyandıran hazır gıdaların çoğunu safra üretici olarak örnek gösterebiliriz.
Eski tıbba göre zehirlenmelerde sirkeyi ısıtarak içmek gerekiyor. Sirkenin serinletici özelliği vardır. Herhangi bir gıdadan veya bitkiden zehirlendiğini hisseden insanlar sirkeyi ısıtıp ılık olarak içmesi gerekiyor sade içemeyenler su ile karıştırabilir.  Yeni yapılan bir sirkeyi sade olarak içebilirler ama bekletilmiş sirke çok keskin olduğu için çok yakabilir bu yüzden keskinleşmiş sirkenin su ile karıştırılmasında fayda var.
Müzmin öksürük ve nefes darlığında eski hekimler sirkenin faydalı olduğunu ifade etmişler her ikisi de akciğerle ilgili yani eski tıbba göre sirkenin akciğerler üzerinde olumlu etkisinin olduğunu söyleyebiliriz."
Ayrıca, özellikle öğlen ve akşam yemeklerinden önce zeytinyağlı sirkeli salata tüketmek çok önemli. Çünkü zeytinyağı şekerin emilimini azaltırken, sirke kandaki şekerin yükselmesine engel oluyor...
Hangi sirke içilir?
Burada öncelikle bu faydaların geleneksel usulle, fıçı veya damacanalarda doğal yolla bekletilerek üretilen, doğal fermantasyon sirkeler için geçerli olduğunun altını çizelim. Doğal sirkenin tadı ve kokusu çok hoştur. Eğer işin uzmanı yapmışsa, hafif olarak meyvenin kokusunu alırsınız, asidi içinizi yakmaz!   
Fabrikasyon usulle 24 saatte fermente edilen (üzerinde doğal fermantasyon yazsa dahi), içerisinde koruyucu katkı maddesi, yapay asit, boya ve aroma içeren sirkeler insan sağlığı açısından faydalı değil, zararlı etki gösterebilir. Bu tür sirkelerin tadı ve kokusu yakıcı olduğu için iticidir!

22 Ocak 2011 Cumartesi

Likör yapımı

Mutlu günlerimizi, özelliklede bayramlarımızı paylaştığımız likör, meyveden kadehlere uzanan yolculuğu sonunda damaklarda unutulmaz bir tat ve haz bırakıyor. Bu birbirinden renkli, birbirinden keyifli likörlerin üreticisi de Mecidiyeköy'deki likör fabrikasıydı. Ancak dutlarıyla ünlü Mecidiyeköy, önce dutlarından oldu (edildi).

Bir zamanlar en lezzetli dutların yetiştiği Mecidiyeköy'ü, artık çift katlı yolları, gol sesleri ile çın çın öten Ali Sami Yen Stadyumu, yeni yeni fışkıran plazaları, otelleri ve tekel'in likör fabrikası ile biliyoruz.

Kalitesini hiç bozmadan yıllara meydan okuyan fabrika,Türk- Fransız ortak yapımı olan Bilecikte'ki yeni fabrikasına taşındı. Ancak üretim ilk günkü gibi aynı titizlikle devam ediyor. Fabrikanın müdürü "meyve bölgesinden uzaklaşmamız mümkün değil, üretim ve tüketime çok yakın olma zorunluluğu var." derken Türkiye'de en çok içki tüketilen yerin Batı Anadolu olması nedeniyle bu bölgeden kopamadıklarını belirtiyor.

Fabrikayı kuran Fransızlardan kalma 1930 yıllarında meşe ağaçlarından yapılan fıçıların bir bölümü Çanakkale Konyak Fabrikasına . Diğer Likör yapımında kullanılan araç gereç ve makinelerin nostaljik özellik taşıyanları, Ankara'daki Atatürk Orman Çiftliği'nde müzecilik anlayışıyla sergilenecek.

Ramazan ve Kurban bayramlarında; bayramlaşmalarda minik kadehler, çikolata ve içi sürprizli mendillerle ikram edilen likörleri orta yaş ve üzerindekiler hatırlayacaklardır. Özellikle özel günlerde tepsi ve kristal kadehlerde ikram edilen likörlerin kokusunu, karşı konulmaz berraklıktaki renkleri ve nane ile muzun damak ve hafızalarda yerini koruyan tadını unutmak mümkün değil... Bayramlaşmalar azalıp seyahatler artınca bu adetlerde yaygınlığını kaybetti. Ama Türk likörlerinin Avrupalılarla yarışı yükselen kalitesiyle devam ediyor. Kendini yıllar önce kanıtlamış olan Türk likörlerinin özgün üretimi ve eşi bulunmaz özellikteki meyve kullanımıyla haklı şöhrete ve altın madalyalara sahip. Nane, muz, ahududu,gül, portakal gibi çeşitler yarışmaların gediklilerinden.

Türk likörlerinin kalitesine yansıyan özellik, yurdumuzda yetişen emsalsiz meyvelerden geliyor. Ekolojik yapıdaki meyveler birbirine göre bazı farklılaşmalar taşıyor. İklim, toprak güneş etkisinin yanı sıra ülkemizdeki bolluk, ekonomik fiyatlar sayesinde has meyveler kullanılarak üretilen likörlerin baş müşterisi Almanya, İngiltere, Japonya, Finlandiya ve Amerika.
. Likör çeşitleri
Fabrika laboratuvarından likörlerin piyasaya arzına kadar fiziksel ve kimyasal analizi her safhada yapılıyor. Üretim aşamasında çelik tanklarından alınan örneklerde alkol derecesi, şeker miktarı, koku, renk ve berraklıkları inceleniyor.

Elde ediliş itibariyle likörler üç sınıfta toplanıyor.

Yaş meyveden ve otlardan elde edilenler: Bu türde diğerlerinde olduğu gibi alkol, esans ve boya gibi katkı maddeleri karıştırılıp yüzde 25 alkol derecesine indiriliyor. Paslanmaz tanklar içinde 7-20 gün arası dinlendirilen ürün, içime hazır hale getiriliyor.

Yaş meyveden imal edilen likörlerin bir bölümü olgunluk dönemindeki meyvenin etli kısmından yapılıyor. Özel yerlerden temin edilen ahududu, çilek, kayısı ve vişne gibi meyveler, sap ve çekirdeklerin kayışla çıkartılıp değirmenlerde ayrıştırılmasından sonra içine alkol ilave edilmesini takiben üç ay bekletiliyor. Masorasyonda tad veren maddelerin alkole intibakı sonrası filtre preslerle süzülüyor. Eldeki yarı mamul likör enfüzyonları ve çeşitli katkı maddeleri ile son aşamaya getiriliyor. Yaş meyvelerin kabuğundan yararlanılarak yapılan yöntemde ise, özellikli yörelerden alınan mandalin, portakal, limon ve turunç meyveleri kabuklarından soyuluyor. İç meyveler hayır kurumlarına verilirken kabuklar üç ay boyunca alkolde bekletip damıtılıyor. Elde edilen "Destilat" (yarı mamul likör) ilave katkı maddelerle hazır hale getiriliyor.
. 
Esanstan yapılan likörler:
Muz, nane, gül gibi likör çeşitleri imalinde esans kullanılıyor. Özellikle gül imaliyle ilgili bir de hikaye var. 1990 yılında Fransız degüstatörler fabrikada yaptıkları bir likör içimi sonrası koşup aynada dillerine bakmışlar. Esansla üretilen likör çeşitlerinde likör dili boyarmış. İçtikleri likörle dillerinin boyanmadığını gören degüstatörler fabrika üreticilerini tebrik edip içime devam etmişler.
. 
Drak likörler:
Altın ve beğendik gibi bir kısmı ithal edilen 24 çeşit ot ve bazı baharatların karışımıyla hazırlanan malzeme, değirmende, öğütülüp alkol ilavesiyle likör haline getiriliyor. Kahve (moko), kakao gibi çeşitlerde çekirdekler kavrulup öğütüldükten sonra alkole yatırılıp destile ediliyor. Özellik taşıyan başka Türk likör çeşitleri de var. Bunlar arasında "bindallı" kabuklu meyvelerin karışımı ile yapılırken "altın" likörü içine ise, 22 ayar varak altını koyuluyor.

Altın madeninin bin yıl öncesine ait olan bir inanışa göre, insan vücuduna direnç kattığı ve sinir sistemini düzenlediği düşünülüyor.

Tekel'in az sayıda ürettiği altın liköründe de, 22 ayar altın zerrecikleri bulunuyor. Alkol derecesi 40, şeker oranı 130 gr/lt. Likör çeşitleri arasında en çok satılan, ferahlatıcı özelliği nedeniyle nane yıllardır birinciliğini koruyor.

Ahududunun rengi ve tadı ise rakiplerinden farklı. Ahududu, özellikle İstanbul'un Tarabya, Baltalimanı, Etiler gibi semtlerinde yetişiyordu. Beton işgaliyle arazi ihtiyacı karşılamayacak duruma gelinmesi nedeniyle ahududu da Boğaziçi'nin Arnavutköy semtinin Osmanlı çileği gibi Karadeniz Ereğli'sinden temin edilir olmuş. Tokalıoğlu kayısısı, Konya ve Iğdır çevresinden, vişne Kütahya ve Afyon'dan, aroması yüksek mandalina Bodrum'dan, portakal Dörtyol, Turunç Adana'dan, limon ise Mersin'den getiriliyor.

Moka, ahududu, çilek, kayısı, limon, vişne, gül, bindallı, mandalina, turunç, kakao, beğendik, muz, portakal, nane, altın, acıbadem olmak üzere 17 değişik likör çeşidi olan Tekel Likör Fabrikası, moda içki akımından da geri kalmayarak yeni ürünler için çalışmalara devam ediyor.

Duyu, birikim, his, tad alma, hassaslık gibi duyguların kadınlarda biraz daha öne çıktığı varsayılan özellikleri ile yeni formülle hazırlanan likörü Türk zevkine uygun nesafette.

Öncelikle belirtmeliyim ki, içki hazırlamak ne kokteyl ne yemek, ne de parfüm yapmaya benziyor. Ortaya bir eser çıkarırcasına yaratıcı olup tadı, kokusu, görünüşü ile herkesin beğenisini kazanmak kolay iş değil. Fakat Tekel Likör Fabrikası elemanları tecrübelerine, kaliteli malzemeyi katarak bunu başarmışlar. inanın "pes doğrusu" dedirtecek lezzeti bulmuşlar.

Emsalleri genzinizi yakıp tatlılıktan içinizi bayıltırken, Tekel'in çalışmasında yudumlama rahatlığı, yutkunma sonrasında ağız içinde bıraktığı tad, genizdeki ferahlatıcı izi, mutluluk, coşku, sevinç veren içimi dudak yalatan tadıyla şeftali, kayısı, vişne, kavun, çilek v.s. gibi meyvelerin en kokulu en olgunlarını dalından koparıp yemiş gibi hissettim kendimi. Üretiminde üç farklı alkole sahip bal renkli asil ve ağırbaşlı likör tarifi için doğrusu var ya; tez hazırlanır!..



Likör Nasıl İçilir
Likörler sek içilebildiği gibi karışımlarla da içilebilir.Kokteyler içinde kullanılan favori içkilerden biridir.

Yeni karışımların içinde kesinlikle likörkullanılmaktadır. Sek içimi tercih ediyorsanız ufak bardakları kullanın.

Likörü buz ile içerseniz muhteşem bir tat eldeedersiniz.Likör ve buz muhteşem bir ikilidir.


Likör içen insanlar buzu tercih etmeleri gerekirler.

Likörler,rom,meyve suları,tonikler ile birlikte kullanıldığında güzel karışımlar elde edilir.Likörler kokteyllerin vazgeçilmez içkileridir.

Likörün kalitesi tadındadır. Daha önce kaliteli bir likör için kişi kaliteli olamayan likörü hemen anlar.Kaliteli bir likör tadındankendini belli eden bir içkidir.





HAYAL KAHVESİ (Küçük parmakkapı-Beyoğlu)
Barmaid: ESMA KARAMUN
Kokteyl ismi: Hayal kokteyl
3 cl Smirnof votka
1 cl Archers (şeftali likörü)
1 cl Muz likörü
ilave olarak Portakal, Ananas suyu ve süt (çiğ) buzla beraber shakerde çalkalanıyor. Bardağın üstüne shake sırasında oluşan konuyor limon portakal dilimi ile pipetle servis ediliyor.








MARİNA CLUB OKYANUS BAR (Fındıklı)
Barmen : KENAN BASILI
Kokteyl ismi: OKYANUS
2 ölçek cin
1 ölcek blue curaçao
3 ölçek portakal suyu
2 damla granedin
Limon ve portakal dilimi ile servis edilir. Hafif ve serinletici bir içki olan okyanus kokteyl buzla birlikte shakerde karıştırılarak yapılır. Kokteyl bardağında pipet ile içilir. Bu kokteyli nane likörü ile de yapabilirsiniz.



ÇİN LOKANTASI (Gümüşsuyu)
Barmaid: YANLIN WANG
Kokteyl ismi: YANI KOKTEYL
4 cl portakal suyu
4 cl votka
4 cl çinlilerin özel çiçek likörü
Buzla beraber bardakta hazırlanan kokteyli portakal dilimi ve cerry ile süsleyip servis yapılıyor.









KAPKARA BAR (Teşvikiye)
Barmen: MURAT ÇOLAK
Kokteyl ismi: JUDAMUR (aşk kokteyli)
2 cl tekila
4 cl votka (absolut)
4 cl Archers (likör)
10 cl portakal suyu
6 damla granedin (nar şurubu)
Bardakta hazırlanan bu koteyl soğutulmuş parfe bardağında portakal dilimi süslenip pipetle içiliyor. Hazırlanışı sırayla içkiler bardağa üst üste konur.



ŞAZİYE BAR (Teşvkiye)
Barmen: YAVUZ ÇOŞAR
Kokteyl ismi: TATLI SERT (tatlı punch türü bir kokteyl)
4 cl Rom bakardi
4 cl Pisang ambon
2 cl Archers (şeftali likörü) üzerine ananas suyu Shakerde buzla beraber karıştırılıp kokteyl bardağında servis edilir. Pipetle içilir bardağın üzerini limon kabuğu kokteyl kirazı siyah üzümle süsliyebilirsiniz.








KYBELE BAR (Sultanahmet)
Barmen : EYÜP KARAPINAR
Kokteyl ismi : SULTAN KOKTEYL
2 cl: Martini Dry
2 cl: Smirnaj Votka
2 cl: Gordon Cin
Kokteylin hafif olması istenirse cin konulmıyabilir. Karışım buzla birlikte shake yapılır. Kokteyl bardağına süzülür üzerine 2 damla grenadin konur. Portakal ve vişne suyu ilave edilir. Kokteyl sosu damlatılır. Limon kabuğu ile süslenir.

Diğer Kokteyller

Tekel Kokteyl
1/3 Ölçü tatlı vermut
1/3 Ölçü portakal likörü
1/3 Ölçü cin
İki parça limon kabuğu ile kırık buzda karıştırılıp servis edilir.

Tropikal Kokteyl
3 cl. kakao likörü
3 cl. altın likörü
3 cl. sek vermut
1 damla turunç likörü
Shakerde buzla karıştırılıp süzülerek içilir.

Peter Pan Kokteyl
1/4 cin
1/4 sek vermut
1/4 şeftali likörü
1/4 taze portakal suyu
Soğutulup ayaklı kokteyl bardağı ile servis edilir.

Valencia Kokteyl
6 cl. kayısı likörü
3 cl. taze portakal suyu
3 damla turunç likörü
Küp buzda shakerde karıştırılıp kokteyl bardağına süzülerek yanına kokteyl kirazı veya küçük bir dilim portakal konularak kadehin dekoru tamamlanabilir.

Hunter (Avcı kokteyl)
2/3 viski
1/3 vişne likörü
3-4 parça küp buzla com kapta bar kaşığı ile karıştırılıp süzüldükten sonra kokteyl kirazıyla ilaveli servis edilir.

Grasshopper (Çekirge kokteyl)
1/3 nane likörü
1/3 kakao likörü
1/3 taze krema
Shaker kabında buzla beraber iyice karıştırılıp kokteyl bardağına süzülerek içilir.

Bacardi Mojito
Son yıllara damgasını vuran ferahlatıcı kokteyl özellikle Bodrum barlarının gözdesi
5 cl Bacardi
1 taze lime veya ½ limon suyu
2 kaşık esmer şeker
8 nane yaprağı
Soda
Kırık buz
Nane, lime ve şekeri tahta tokmak ile ezilir. Bacardi eklenir. Bardağı buz ile doldurup ve soda eklenerek karıştırılır. Mojito, çilek veya diğer meyveleri kullanarak da yapılabilir. Seçilen meyveyi, nane lime ve şeker ile birlikte ezmek yeterli olacaktır. 



kaynak : http://www.sihirlitur.com/icecekler/index.html
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top