22 Mart 2011 Salı

Pencere Önlerini renklendirelim

Pencere Önlerini renklendirelim
Bahar geldi sayılır istanbula bir gelip bir gidiyor ama olsun memleket istanbuldan ibaret değil...
Pencere önlerini çiçeklendirelim ve güzel bir görüntüye kavuşturalımki baharın geldiği belli olsun  sizlere fikir verebilecek bir kaç güzel resim..







Şakayık (Paeonia)

Şakayık (Paeonia)



Bilimsel Sınıflandırma
Âlem: Plantae
Bölüm: Magnoliophyta
Sınıf: Magnoliopsida
Takım: Ranunculales
Familya: Ranunculaceae
Cins: Paeonia sp.

Genel Özellikleri
Çok yıllık, gövdesi otsu veya odunsu olup yazın yeşil çalı formundadır. Yapraklar bileşik tüysü yaprak görünümünde ve yapraklar 15 - 25 cm uzunluğundadır. Yaprakçıklar yumurta biçiminde ve saplıdır. Doğal formdakilerin çiçekleri yalınkat, kültür formlarınki
katmerlidir. Çiçekler mayıs haziran arasında çiçeklenir. Çiçek rengi pembe, beyaz, kırmızı olabilir.

Üretimi
Tohum ve kalem aşı ile üretilmektedir. Tohumla üretim yalınkat çeşitlerde kullanılır.
Ancak tohumla üretimde bitkinin gelişimi yavaştır ve beş yıl sonra çiçek açarlar.
Tohumlar olgunlaştıktan sonra toplanır ve ertesi ilkbahara kadar katlamaya bırakılmalıdır. İlkbaharda soğuk yastıklara ekilir. Diğer bir yöntem ise toplanan tohumlar hemen soğuk yastıklara veya saksılara ekilirler. Tohumlar eğer birkaç yıllık ise ekimden önce birkaç gün suda bekletilerek sert kabukları yumuşatılır. Ekimden sonra ilk yıl kök görülür, ikinci yıl sürgün gelişimi görülür. Aşı ile de üretim yapılmaktadır. Aşı ile üretim hibrit çeşitlerde kullanılır. Aşılar ağustos ekim veya aralık- mart arasında yapılmaktadır.
Aşı yöntemi olarak kakma aşı uygulanır. Otsu türlerde nisanda ya da ekimde kök parçaları ile üretim yapılabilir. Fidanlar 90 cm ara ile 5 – 7,5 cm derinlikte yerleştirilir.

Ekolojik İstekleri
Sıcak ve ılıman iklimden hoşlanır. Güneşli yerleri sever. Derin bitki besin maddelerince zengin, kireçli topraklarda iyi yetişir. Kurak ve rutubetli topraklarda yetişir. Her iki yılda bir iyi yanmış ahır gübresi ile şubat aylarında gübrelenmelidir.
Peyzajda Kullanımı
Güzel çiçekli süs bitkilerindendir. Park ve bahçelerde güzel çiçekleri ile ortamın
havasını değiştirir. Kesme çiçek olarak da kullanılır. Zehirlidir.
Önemli Türleri
Paeonia lactiflora (Bahçe şakayık çiçeği)














Anavatanı Çin, Japonya ve Sibirya’ dır. Çok geniş bir alanda rastlanan bir türdür. Gür
çiçek açmaktadır. Zarif çiçekleri beyaz ve kırmızı renkleri ile değer kazanmıştır. Çiçekleri iri, basit, sık ve yarı sık dallı, katmerlidir. Çiçek taşıyan gövdeler tüylü, iyi yapraklanmış olup, yükseklikleri bir metreyi bulmaktadır. Mayıs ayında çiçek açar. Bazı türlerin çiçeklerinde hafif güzel bir koku vardır. En önemli türlerinin çiçekleri beyaz, kırmızı damarlı, iri çiçekli olabildiği gibi beyaz, sarımsıpembe nüanslı da olabilmektedir.
Paeonia officinalis (Adi şakayık , Bahçe şakayıkı)














Ìsviçre, İtalya’ dan gelmiştir. Uzunluğu 60–80 cm’ ye kadar boylanabilir. Yumru köklü, kümeler hâlinde gelişen, çalımsı, otsu bir bitkidir. Mayıs – haziran aylarında çiçeklenir. Çiçek rengi kırmızı, koyu kırmızıdır. Yaprakları tüylü, 1–2,5 cm genişliğinde, derin yırtmaçlı ve yeşil renklidir.

P. albiflora’ dan 14 gün evveli açar, daha fazla kırmızı
renklidir. Çiçek bahçelerimizde rastlanır. Tohumla ve yumru kökleri ile üretilir. Yumru kökler sonbaharda sökülerek küçük parçalara ayrılır. Daha sonra yerlerine dikilir. Aydınlık yarı gölge yerlerde ve ılıman iklimlerde yetişir. Organik maddece zengin, drenajı iyi, bol yaprak çürüğü içeren, kalkersiz toprakları tercih eder. Az fakat düzenli sulanmalıdır. Yer değiştirmeye karşı duyarlıdır. Çiçek parterlerinde gruplar hâlinde, bordürlerde, karışık düzenlenmiş çiçek alanlarında rahatlıkla kullanılır. Ağaçların altlarında ve yol kenarlarında rahatlıkla dikilebilir.
Paeonia peregrina (Yabani şakayık çiçeği)














Yok olma tehdidi altındadır. Balkan yarımadasından gelişmiştir. Ülkemizde 1000 metre deniz yüksekliğine kadar geniş yayılmıştır. Gövdesi dik, çıplak, boyuna çizgili, 60 cm yüksekliğindedir. Eliptik dilimli, yeşil, arka tarafları daha aydın yapraklıdır. Çiçekleri pek kırmızı, basit, 5 – 6 cm genişliğindedir. Genelde çanak yaprakları 5 tanedir ve birbirlerine benzemezler. Ovalarda, çalılıklarda, orta, güçlü ve taze topraklarda gelişir. Çok zariftir ve aynı zamanda yok edilen bitkidir. Mayıs ayı başında çiçeklenir.
Paeonia tenuifolia (Dar yapraklı şakayık çiçeği)










Yok olma tehdidi altında olan bir türdür. Kırım, Ukrayna, Balkan yarımadası ve Anadolu’da gelişmiştir. Gövdesi dik, koyu örtülü, boyuna çizgili, dallanmamıştır. Uzunluğu 30 – 50 cm olup, kökten fışkıran sürgünleri vardır. Yaprakların bölümleri çok ince 2 – 5 mm genişliğindedir. Çiçekleri büyük olmayıp 3 – 5 cm genişliğindedir. Genelde koyu kırmızı renktedir. Sık dalları vardır. Otlu ve kuru yerlerde, daha az seyrek çalılıklarda ve
balçıklarda yetişir. Bazı yerlerde bağımsız eş topluluk oluşturur veya diğer üstünlük gösteren eş toplulukların terkibi altında yetişir. Mayıs ayında çiçek açar.
Paeonia mascula (Su veya orman perisi şakayık çiçeği, gül rengi şakayık çiçeği)










Yok olma tehdidi altındadır. Yaprakları kül rengi, balmumu yapıştırıcı ile örtülü, hayli
geniş, ters yumurta şekli bölümleri olan bitkidir. Çiçekleri basit, ahududu kırmızısı veya gül rengindedir. Coğrafi olarak Güney ve Güney Doğu Avrupa, Balkan Yarımadası, Kafkaslar'da ve Güneybatı Asya'da yer almaktadır. 500 – 1000 m deniz yüksekliğindeki alanlarda yaşama olanağı bulmaktadır. Kesilmiş ormanlarda, çalılıklarda, gölgeli, iyi gelişmiş, taze, ılıman iklimli ve nemli topraklarda, orman eş topluluklarında, hâkim olan meşe, kayın ve basit gürgen orman kuşaklarında yetişmektedir. Tek başına veya küçük gruplar hâlinde yetişmektedir. Mayıs–haziran ayında çiçek açar.
Paeonia arborea (Odunsu şakayık çiçeği)











Yarı çalı formundadır. Yüksekliği ise 1 – 1,5 metre arasında değişmektedir. Yaprak
rengi donuk yeşilimsi mavidir. Çiçekleri sık dallı, katmerli veya basit olup güzel kokuludur.
Önemli Hastalık ve Zararlılarİyi havadar yere dikilmezse mantar hastalıklarına çabuk yakalanır. Botrytis, kök çürüklüğü, antraknoza karşı dikkatli olunmalıdır.

Euphorbia milii

Euphorbia milii


Genel Özellikleri


Anavatanı Madagaskar’dır. Yaprakları oval veya uzunca, yeşil renklidir. Gövde ve sürgünleri bol miktarda gri ve kahverengi dikenli; ilk bakışta çiçek izlenimi veren küçük, fakat toplu halde parlak kırmızı brakteleri çok gösterişli, çalı formunda iç mekan süs bitkileridir.




İklim İstekleri



Gelişme döneminde sıcaklık 18 C olmalı, dinlenme döneminde ise 8-10 C sıcaklıkta muhafaza edilmelidir. Orantılı nemi düşük olan yerlerde zarar görmeden yetişebilir. Aydınlık ve güneşli yerleri sever. Güneye bakan pencere kenarlarında bulundurulabilirler.




Toprak İsteği



John Innes saksı kompostu No.2’de iyi gelişir. Yani daha yüksek düzeyde besin maddesi istendiğinde boynuz ve tırnak unu ile kalsiyum fosfat ve potasyum sülfat oranları 2 kat artırılır. 
Üretim Tekniği



Yılbaşı Dikeni’nin üretimi çelik ile yapılır. Çelikler hafif odunlaşmış uç sürgünlerinden 7.5-10 cm uzunluğunda olmak üzere Temmuz ayında hazırlanır. Alınan çelikler birkaç gün kurumaya bırakıldıktan sonra, hacim olarak eşit miktarlardaki turba ve kum karışımına dikilirler. 
Ortam sıcaklığı 16-18C olmalıdır.




Gübreleme




Genç bitkilerde her yıl, yaşlı bitkilerde ise 2 yılda bir Mart ayında saksı değiştirme yapılır. Mayıs-Ağustos ayları arsında haftada bir kez 1-1.5G/1 kaktüs gübresi verilir. 


Sulama


Bütün yaz boyunca bitkilere orta derecede su verilmelidir. Sonbahar ve kışın dinlenme döneminde verilen su azaltılmalı, ancak saksı toprağının tümüyle kurumamasına özen gösterilmelidir. 


Budama

Bol dallanan çalı formunda bitki elde etmek amacıyla genç bitkilerde birkaç kez uç alma yapılmalıdır. Kuruyan ve çürüyen yapraklar kesilip uzaklaştırılmalıdır.
http://www.agaclar.net/


Diğer resimleri altta







Nilüfer, Sugülü (Nymphea sp.)

Nilüfer, Sugülü (Nymphea sp.)



Bilimsel Sınıflandırma
Âlem: Plantae
Bölüm: Magnoliophyta
Sınıf: Magnoliopsida
Takım: Ranunculales
Familya: Ranunculaceae
Cins: Nymphea sp.
Genel Özellikleri
Su zambaklarını içeren bir cinstir. Bunların içinde ülkemizde de doğal olarak yetişen beyaz su zambağı ( Nymphea alba ) bulunmaktadır. Rizomlu su bitkileridir. Yuvarlak, büyük ve parlak yeşil yapraklıdır. Kokulu olabilir. Çiçekleri beyaz, kırmızı, sarı, mavi olabilir. Çiçek çanak yaprakları 4 adet, taç yaprakları ise çok sayıdadır. 40 kadar türü bulunmaktadır. Çiçekleri güneşli ortamlarda ve saat 7 – 16 saatleri arasında açar.
Dayanıklı bu türlerin beyaz, pembe, turuncu ve sarı renkli çiçekli olanları vardır.
Üretimi
Dikim zamanı daha çok nisan ve mayıs aylarıdır. Fakat ağustos ayına kadar devam edebilir. Gelişme hızı yönünden büyüklükleri önemli olmayan rizom parçaları, toprağa sürgün gözü yukarı gelecek tarzda bastırılır. Bunların yüzmelerini engellemek için üstlerine birkaç parça taş konur. Su seviyesi başlangıçta düşük tutulur. Rizom üzerinde en fazla 20 cm su bulunmalıdır. İlkbahar dikiminden yaklaşık 6 hafta sonra çiçeklenme olur. Nilüferler mümkün olduğu kadar fazla güneş sever. İyi gübrelenmiş kum içermeyen topraklardan hoşlanır. Rizomlar çok büyükse parçalanmalıdır. Üretme, rizom parçalanması ve göz çelikleri ile nisan ve mayıs aylarında yapılır. Tohumla üretmek de mümkündür. Tohumları toplamak için meyvelerin altına bir kap yerleştirilmelidir. Tohumlar ancak su üzerinde 20 dakika kalabilir. Tohumlar ilkbaharda yaklaşık sıcaklık 21 derece olduğunda zengin balçık toprağı içeren saksılara ekilir. Saksı suyun altında olmalıdır.
Ekolojik İstekleri
Toprak katı, besince zengin, tınlı ve az geçirgen olmalıdır. Su içindeki çürüyüp dibe giden artıklar başlıca gıdalarıdır. Bu gıdaları su içinde bitki organları yardımıyla doğrudan sudan alabilir. Sağlıklı bir gelişim için güneşli ve serbest ortamda yetişmesi gerekir. Havuz veya gölün suyunun kışın boşaltılması halinde soğuklardan korunması gerekir. Bu gibi hallerde, 30 cm kalınlığında yaprak tabakası örtü materyali olarak kullanılır. Genellikle asgari 3 metre aralıkla dikilmelidir. Çoğu zaman derin, berrak ve soğuk suyu tercih eder.
Peyzajda Kullanımı
Derin olmayan göl ve havuzlarda iyi gelişim gösterir. Kap içerisinde de yetiştirilebilir.
Önemli Türleri
Nilüferler dayanıklı ve tropik nilüferler olarak ikiye ayrılır.
Dayanıklı Nilüferler
Bunlar, Avrupa ve Amerika kökenli su içi bitkileridir. Birçok türü ve melezi pembe, kırmızı, sarı ve beyaz renkli olabilir. Nisan ve haziran ayları arasında dikim yapılır. Su derinliği 15 – 60 – 90 cm arasında değişebilir. 
Su, güneşli alanlarda bulundurulmalıdır. 
Nisan ve mayıs aylarında gözlerle, rizomlarla ya da yan sürgünlerle üretimi yapılır.
Nymphea alba: Beyaz Nilüfer
Ülkemizde birçok göl ve geniş su birikintilerinde bulunmaktadır. Yaprakları yuvarlak yumurta biçiminde, parlak, yeşil renklidir. Yapraklar yaklaşık olarak 30 cm kadar genişliğe sahiptir. Çiçekleri beyaz ve 10- 12 cm çapındadır. Çiçekler 7 – 16 saatleri arasında açar. 
Çiçeklerin haziran ortasından ağustos ortasına kadar açtığı gözlenmiştir.

N. alba var. rosea: Pembe çiçekli



N. alba var. rubra: Kırmızı çiçekli

Nymphea odorata
Amerika’nın doğusunda yayılış göstermiştir. Yaprakları derimsi ve yuvarlaktır. 25 cm genişliğinde olan yapraklar kırmızı renge sahiptir. Yaprakların ucu sivridir. Çiçekleri beyaz, 12–15 cm çapında 6–12 saatleri arasında açar. Kokuludur. Çiçekler açtıktan 3- 4 gün sonra solmaktadır.

Tropik Nilüferler
Genellikle sera ve su bitkileridir. Çok güzel ve kokuludur. Kolay yetiştirilemez. 
Havuz suyunun sıcaklığı 22 derece olmalıdır.
Nymphea tuberosa
Yapraklar incedir ve yırtmaçlar arasında açı yoktur. Yapraklar birbiri üzerine binmiştir. 
Çok kuvvetli gelişir. Bol çiçeklidir. Su yüzeyinden biraz yukarıda çiçek açar.

Nymphea lotus (Mısır Lotusu)
Sera ve su nilüferidir. Nil nehrinde doğal olarak bulunan bu türün su yüzünde açan büyük beyaz ve geceleri çok kokan çiçekleri vardır. Çiçekler akşam ve gece açar. Yaprakların çapı 60 cm olabilir.


Karşılaşılan Önemli Hastalık ve Zararlılar
Büyük bir sorun oluşturacak problemi yoktur.

Saksıda Nilüferler





http://hobibahcemiz.net/

Paket paket GDO'lu ürün raflarımızda!

Paket paket GDO'lu ürün raflarımızda!

'Bal gibi' hem yıllardır GDO'lu ürün ithali yapıp hem de GDO'lu içeriğin gıda sanayiinde kullanılmasına izin veren devlet ketumiyeti, tüketiciye net cevap vermekten kaçınıyor.
Küresel tekellerle ortaklığını perçinleyen gıda sektörümüz Tarım Bakanlığı'nın desteğiyle GDO'lu gıdaları raflara doldururken tüketicinin
GDO'lu ürünlere karşı dikkati kırılmaya çalışılıyor.
GDO'nun insan sağlığına zararlarını içeren makale ve araştırmalar, ustaca kamuoyunun nazarından kaçırılarak, GDO'lu içerik nasıl etiketlere yazılmıyorsa,
kamu hafızasından da silinmek isteniyor.
Böylece bir ayaklarını Türkiye'ye atmış GDO kartelleri, adım adım yeni GDO'lu tohum ve ürünleriyle ülke piyasasını ve tarımını ele geçirme stratejilerinde ilerliyorlar.
Daha iki yıl önce Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Günaydın bisküvi, kraker, çikolata ve gofret gibi ürünlerin arasında bulunduğu 800 üründe GDO olduğu ve bu ürünlerde GDO kullanıldığından
tüketicilerin haberi olmadığını söylemişti..
'Gıda Hareketi' de
'GDO' suz çikolata bulamazsınız!' diyor. Soya lesitini içeren bütün çikolata, gofret, kek, bisküvi vb. ürünlerin ve kakaoların tamamına yakınının GDO'lu olduğunu söylüyor.
Kısacası GDO'lu mısırdan elde edilen, zararlı 'nişasta bazlı şekere' ilaveten GDO'lu soyadan elde edilen 'soya lesitini', bisküvi, kek, gofret, çubuk kraker, margarin, bebe bisküvileri, çikolataların üretiminde kullanılmakta.
Ayrıca bu ürünlerde yer alan 'modifiye mısır nişastası' adıyla
GDO'lu mısır nişastası ve GDO'lu buğday gluteni de ekleyelim...
Yani bütün bu bileşenlerin bir gıda formülünde yer aldığı düşünülürse demek ki bisküvi ya da gofret bir GDO kombinasyonundan başka bir şey değil.
Ama bugüne dek üzerinde GDO'ludur ibaresini taşıyan tek bir ürüne rastlanmadı yani GDO'lu ürün tüketmek istemediğinizde bunu bilmenizin imkanı yok.
Ama ambalajında GDO'suzdur diye yazan ürünlerin reklamları
'haksız rekabet' gerekçesiyle durduruldu.
Geçen yıl kurulan Biyogüvenlik Kurulu Ocak 2011 de üç çeşit soya fasulyesinin yem sanayiinde kullanmak üzere ithalatına izin verince sanki ülkeye ilk defa GDO'lu ürün girmiş gibi yansıtıldı.
Nitekim Tarım Bakanı CHP'li Milletvekili Turgut Dibek'in soru önergesini cevaplarken şimdiye dek yem sanayiinde kullanılmak üzere 1 milyon 386 bin 811 ton GDO'lu ürün ve gıda sanayii içinde 93 bin 415 bin ton GDO'lu kanola, mısır ve soya ithalatına izin verildiğini açıkladı.
Uzmanlar da 10 yıldır binlerce ton GDO'lu ürünün ülkeye girdiğini ve tüketiciden habersiz gıda sanayiinde kullanıldığını üstüne basa basa belirtiyorlar. Bu hafta Sabah gazetesinde çıkan haberde, Çin'den gelen 110 ton GDO'lu buğday gluteninin çikolata - bisküvi fabrikalarına nasıl girdiğinin belgeleri yer alıyordu.
2009 yılında Türkiye'nin en büyük iki çikolata-bisküvi firmasına mal veren toptancı şirket Çin'den 110 ton buğday gluteni ithal etti.
Ve toptancı şirketin getirdiği maldan alınan numuneler İstanbul İl Tarım Müdürlüğü'nce Bursa ve Ankara'da iki laboratuvarda yaptırılan analizde 'GDO'lu' çıktı.
Sonra firma altı ay gümrükte bekleyen mallarının bir kez daha analiz için İstanbul'da yetkili bir laboratuvara gönderilmesini sağladı ve bu analiz sonucu nasılsa 'GDO' yoktur raporu verildi...
Ve 110 ton mal bebek bisküvisinden çikolataya kullanılmak üzere piyasaya girmiş olmuştu...
Toz duman Türkiye gündeminin yarattığı baş dönmesiyle GDO'lu ürün meselesi saplantılı tüketici davranışına indirgenerek hafife alınıyor
Ama küresel GDO lobisinin baskıları WikiLeaks belgelerinde bile yer almıştı, ABD'li diplomatların AB ülkelerine GDO'lu ürünlerle ilgili yaptıkları baskılarının sonucunda neredeyse ABD ile AB arasında ticari savaşı bile göze aldıkları ortaya çıkmıştı.
Nişasta bazlı şeker üreticilerine ve GDO'lu ürün kartellerine vazgeçirilemeyecek heveste pazar
olmaya hevesli ülkemizde 'tüketicinin saplantısı' oldukça sağlıklı olsa gerek.,

Akşam
Nihal Kemaloğlu
Kaynak:


http://www.aksam.com.tr/

21 Mart 2011 Pazartesi

Turnayemişi (Vaccinium macrocarpon Ait.) yetiştiriciliği ve ülkemiz için potansiyeli

Turnayemişi (Vaccinium macrocarpon Ait.) yetiştiriciliği ve ülkemiz için potansiyeli


Turnayemişi, 
Kuzey Amerika'daki sulak alanlarda doğal olarak yetişen, toprak yüzeyinde yayılan örtücü bitki özelliğinde ve herdemyeşil olan bir üzümsü meyvedir. Turnayemişinin yaygın oluğu alanlarda kumlu topraklar ile bol miktarda taze su bulunmaktadır. Çürüntü ve su ile dolmuş çukur alanlardaki bataklık bölgeler turnayemişleri için ideal alanları oluştururlar. Barış ve arkadaşlık sembolü olan turnayemişinin yabani formları bataklık veya çamurlaşmış alanlarda, su kenarında veya yayla kesimlerindeki drenajı zayıf olan çayırlık alanlarda bulunabilir. Alman ve Hollandalı göçmenler Amerika Kıtasına yerleştikten sonra bu meyvenin çiçeklerini turna kuşunun gerdan, baş ve gagasına benzeterek craneberry (crane=turna) adını vermişlerdir. Zamanla Cranberry olarak kısaltılmıştır (Cary, 1891; Anon., 1997; Roper ve Vorsa, 1997; DeMoranville ve Caruso, 1998; Prouse ve Anderson, 1999; Anon., 2000; DeMoranville, 2000; DeMoranville vd., 2001; Trehane, 2004; Anon., 2007b). İkibinli yıllarda tarafımızdan Türkiye'ye getirilen bu üzümsü meyve "turnayemişi®" olarak Türkçeleştirilmiş ve Rize, Trabzon (kuru hasat) ile Samsun - Çarşamba ve Bafra ovalarındaki asitli topraklarda (sulu hasat) ön çalışmalar başlatılmıştır (Çelik ve Özgen, 2007). Asitli ve mükemmel kırmızı renkli meyveleri ile 40°-50° Kuzey enlem dereceleri arasındaki asitli ve sulak alanlarda yayılım gösteren turnayemişi Kanada ve Amerika Birleşik Devletlerinde yaygın olarak yetiştirilmektedir. 1800'lü yıllarda kültüre alınmıştır. 2004 yılı verilerine göre Dünya turnayemişi üretimi 343 bin ton olup bunun %82'si Amerika'da, %14'ü Kanada'da, %2'si Lituanya'da üretilirken Belarus, Azerbaycan ve Ukrayna'nın üretimdeki payı %1'in altındadır. Turnayemişi ekili alanların toplamı ise 29565 ha olup dekara verim 1160 kg kadardır. Üretim maliyeti varil başına (45.359 kg) 45$ olup toptan fiyatı 3 $/kg'dır. Genelde meyve suyu olmak üzere yıllık turnayemişi tüketimi kişi başına 450-900 g. arasındadır. Günümüzde turnayemişi elma ve portakal gibi meyve suyu olarak tüketilen temel meyveler kategorisinde ele alınmaktadır (Patent ve Booth, 2000). Son yıllarda Polonya, Avusturya, Almanya, Rusya ve Türkiye'de deneme amaçlı olarak yetiştirilmeye başlanmıştır.
Turnayemişi tatil kültürü ile aile sağlığı ve güzellik için büyük önem taşımakta, "sağlığın rengi", "turnayemişi ile sağlıklı gülüşler" hatta "kanser savaşçısı" veya "kalp dostu" olarak tanımlanmaktadır. Amerika'da yıllardır taze, dondurulmuş, sos veya meyve suyu olarak kullanılmaktadır. C- vitamini içeriği yüksek olan turnayemişi kan şekerini düşürmekte, idrar sistemi enfeksiyonlarında anti bakteriyel etki göstermekte ve ağız-diş sağlığı için kullanılmaktadır (Elaine, 2003; Dawning, 2004). Antioksidan olarak bilinen fenolik maddelerce zengin olan turnayemişi bakterilere karşı vücudu korumakta hatta sindirim sistemi ülserine karşı yararlı olduğu ifade edilmektedir. Kalp dostu olan turnayemişi yaşlanmayı da geciktirici rol oynamaktadır. Temelde kanser, yaşlılık, ağız ve diş hastalıkları, kalp hastalıkları ve ülsere karşı koyan turnayemişi, tıbbi olarak antibakteriyel, diüretik, yatak ıslatmayı ve mesane kasılmasını engellemek, iştah kaybını önlemek, ishali gidermek, gut hastalığım engellemek, böbrek ve pelvik iltihaplarını önlemek, romatizmaya karşı koymak, askorbik asit eksikliğini gidermek, ilkbahar yorgunluklarını gidermek, ağız içi iltihapları iyileştirmek, mide ve oniki parmak bağırsak ülserlerine karşı koymak ve damar sertliğini engellemek amacıyla kullanılmaktadır. Turnayemişinin Stapyhlococcus, Salmonella ve E. coli bakterilerinin insan vücudunda gelişmesine engel olduğu da saptanmıştır. Çekirdeklerinden elde edilen yağda bol miktarda omega-3 bulunmaktadır. Özellikle beyin hücrelerindeki zararı önleyen turnayemişi beyini sinirsel hasarlara karşı korumakta ve felç riskini azaltmaktadır (Anon., 2002; 2003; 2004; 2005; 2006a ve b; 2007a ve b; Xiao ve Shi, 2003). Üretilen turnayemişlerinin %90-95'i meyve suyu veya sos olarak değerlendirilirken temelde taze meyve (taze donmamış ve taze donmuş meyve), meyve suyu (saf turnayemişi suyu, karışık meyve suyu, konsantre meyve suyu), toz halinde, kurutularak (tatsız ve tatlandırılmış şekilde), dilimlenmiş olarak, sos veya marmelat şeklinde değerlendirilebilmektedir. Meyveli keklerde, yağlı çöreklerde, pastalarda ve ekmeklerde de kullanılmaktadır, elma, ahududu ve üzüm suyu; hububatlı turnayemişi, salata süsü, turnayemişi pastası, salsa, kuru turnayemişi (craisins), tatlı turnayemişi gibi. Turnayemişi suyuna biraz şeker ve şarap katılarak yapılan "yakut kırmızı fosfat" adlı turnayemişi konsantresi 1885 yılında ilk kez pazarlanmış ve çok Önlenmiştir. Bu su karbonat ilave edilip sulandırıldığında vitaminlerce zengin tazelik verici bir hal almaktadır. Antosiyanin içeriği oldukça yüksektir. Turnayemişi posasındaki çekirdekler mum ve yağ ekstrakte edilerek kozmetik sanayisinde ve merhem yapımında kullanılmaktadır. Ekmeklerde de kullanılabilen turnayemişi pastalarda da (mufin) değerlendirilebilmektedir. Yirminci yüzyılda turnayemişi popülaritesini dünya çapında hızla artırmaktadır. En çok kullanıldığı alan turnayemişi suyudur. Diğer alanlarda kullanılmaya başlanması ile üretiminin artacağı tahmin edilmektedir (Cary, 1891; Anon., 1997; Roper ve Vorsa, 1997; DeMoranville ve Caruso, 1998; Prouse ve Anderson, 1999; Anon., 2000; DeMoranville, 2000; DeMoranville vd., 2001; Trehane, 2004; Çelik ve Özgen, 2007).

BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ

Turnayemişi Ericaceae yani fundagiller familyasına giren ve üzümsü meyveler grubunda yer alan ılıman iklim meyve türüdür. Vaccinium cinsine giren diğer birçok tür gibi pH değeri düşük yani asitli topraklarda yetişebilmektedir. Çalımsı formda yayılıcı, kısa sürgünler oluşturan turnayemişi {Vaccinium macrocarpon Ait) uzun yıllar yaşayan, odunsu yapıda, çok yıllık bir bitki olup herdemyeşildir. Bitkisi yavaş büyüme gösterir. Yapraklan oval, küçük ve sürgün üzerinde almaşıklı olarak dizilir. Gelişme periyodunda yeşil olan yapraklar kış aylarında kahverengi veya kırmızımsı bir renk alır. Bitkisi 2 m uzunluğunda yatay gövde denilen stolonlar oluşturarak dikildiği veya çeliklerinin ekildiği alanı bir hasır gibi kolayca kaplar. Turnayemişi meyvesi maviyemişte (likapa) olduğu gibi epiğin yani yalancı meyvedir. Meyveler mumlu ve parlak kırmızı renkte olup tam olgunlukta koyu kırmızı-siyah renk alırlar. Meyve gelişirken rengi yeşilden beyaza ve daha sonra kırmızıya döner. Özellikle meyve suyu sanayinde kırmızı renk ürün değeri ile doğru orantılıdır (Özgen vd., 2004). Kendi kendine verimli bir meyve türü olup tozlanma için bombus veya bal arılarına ihtiyaç gösterir (Bonney, 1998; Prouse ve Anderson, 1999; Evans ve Spivak, 2005). Bitkisi 3-8 cm derine gidebilen yüzlek kök oluşturur. İlk dönemlerde yetiştiriciliği yapılmış olan turnayemişi çeşitlerinin çoğu doğadaki populasyonlardan seçilmiştir. Yirminci yüzyılda selekte edilen 5 turnayemişi çeşidi olan Early Black, Howes, McFarlin, Stevens ve Searles günümüzde Kuzey Amerika'daki turnayemişi yetiştiriciliğinin temelini oluşturmaktadır. Turnayemişi çeşitleri olgunlaşma zamanlarına göre söyle sıralanabilir. Erkenci çeşitler : Beaver, Early Black,Franklin, Stankavitch ve Wilcox . Orta mevsim çeşitler : Searles, McFarlin, Stevens ve Bergman. Geççi çeşitler ise Beckwith, Pilgrim ve Howes'dir (Caruso, 1998; Caruso ve Beaton, 1998).

***************************************************************
Turnayemişi meyvesinin içeriği (100 g. meyve)
Su (%)
88

Kalori (kcal)
46

Protein (g.)
0.4

Yag(g.)
0.7
Karbonhidrat (g.) 
11

Ham lif (g)
1.4

Sodyum (mg)
2.0


Potasyum (mg)
67.0

Magnezyum (mg)
4.5

A vitamini
40 IU


Bl, Thiamin
2.1


B2, Riboflavin
1.2


Niasin
0.6


C vitamini (mg)
11.0


Kalsiyum (mg)
7.0


Fosfor (mg)
6.0
**********************************************






TOPRAK VE İKLİM İSTEĞİ
Ticari turnayemişi bahçesi için öncelikle asidik topraklar (pH=3.5-5.5; ortalama pH=4.0-4.5) ve bol miktarda temiz su gerekmektedir (Hanson, 1999). Dünya üzerinde turnayemişi yetiştiriciliğine uygun olan sulak alanların çoğu koruma altına alınmışken Türkiye'de Doğu Karadeniz (Rize, Trabzon, Ordu, Giresun) Bölgesindeki asitli topraklarda kuru hasat edilmek üzere ve Orta-Batı Karadeniz Bölgesinde sınırlandırılan çeltik alanlarının bir kısmında (Çarşamba-Asarcık, Bafra-Fener) sulu hasat edilmek üzere yetiştiriciliği yapılabilir. Bunun için 2000-2006 yılların arasında Türkiye'ye getirilen turnayemişi çeşitleri ile belirtilen bölgelerde denemeler başlatılmıştır. Turnayemişi asitli toprakların bulunduğu alanlarda yüzey örtücü bitki olarak dış mekan peyzaj düzenlemelerinde de kullanılabilmektedir. Turnayemişi yetiştiriciliğinde önemli olan beş kriter şu şekilde sıralanabilir; pH değeri 4.0-4.5 arasında olan asidik toprak (pH= 6.0'a kadar yetişebilir), kaplama (kumlama) amacıyla kireç içermeyen kum, kuru veya sulu sistemde yetiştirilmesi için iyi ve temiz su, yöresel iklim şartlarının bilinmesi, özellikle de düşük sıcaklıkların olduğu yerlerde iklim verilerinin alınması ve yabancı otlarla hastalık ve zararlılar kontrol altına alınmalıdır (Sandler, 1998a). Turnayemişi yetişen alanlardaki topraklar çoğunlukla insan eliyle hazırlanmış topraklardır. Toprağın organik madde içeriği en az %3.5 olmalı, mil-kil %3 iken geri kalan kısım kumdan ibarettir. Turnayemişi yetiştiriciliğinde sulama, kış soğuklarından bitkiyi korumak, böcekleri kontrol altına almak ve hasat yapmak için temiz ve bol miktarda su gereklidir (DeMoranville, 1998c; Sandler vd., 2004). Ticari turnayemişi yetiştirilmekte olan sulu (bataklık) alanlar, etrafı yüksek setlerle (tümsek) çevrelenmiş, dikdörtgen şeklinde, içinde iş makineleri ile iş yapılabilecek büyüklükte ve düşük kodlu tavalardan oluşmaktadır (Anon., 1998; Sandler, 1998b). Turnayemişi ılıman iklim bitkisidir. Bitkinin yıllık hayat döngüsünü tamamlaması için soğuk geçen bir kış dinlenme periyoda ihtiyacı yoktur. Düşük taban arazilerde hazırlanan turnayemişi tavaları daima bir don çukuru oluşturur. Kuru rüzgarlar olmasa da sıcaklığın -12°C'nin altına düşmesi ile dinlenmedeki tomurcuklar zararlanır. Soğuktan zarar gören yapraklar kahverengine döner ve birkaç hafta sonra dökülür, ancak diğer yapraklar gibi ilkbaharda kendilerini yenilerler. Tavaların su ile doldurulması veya yağmurlama sulama yapmak turnayemişi bitkilerinin kış soğuklarından korunmasını sağlar (DeMoranville, 1998d).

TEKNİK VE KÜLTÜREL UYGULAMALAR

Fidanlıklarda üretilen turnayemişi bitkileri ilkbaharda dikilir. Dikim sıklığı 30 cm x 30 cm'dir. Fidan üretimi çelikle yapılmakta veya yaşlı bitkilerden alman çelikler doğrudan araziye ekilmektedir. Çelikle çoğaltılan bitkilerde 4 yıl sonra ekonomik olarak ürün alınabilmektedir. Çeliklerin köklenmesi için yağmurlama sulama veya salma sulama yapılır. Turnayemişi çelikleri yaz aylan da dahil olmak üzere yılın her mevsiminde özellikle de mistleme sulama sistemi altında ev veya sera ortamında kolayca köklendirilebilir. Çelikler genç, sağlıklı asmalardan ve bir önceki yıl oluşan kuvvetli sürgünlerden alınmalıdır. Alman çeliklerin tepe kısmı kesilir, uzunlukları 8-10 cm olmalı ve uç kısma yakın 6-8 yaprak içermelidir. Çelikler torf veya 1:1 oranında ve en az 5 cm derinliği olan torf+kum karışımına dik pozisyonda dikilir. Köklendirme tavalarda, viyöllerde, saksılarda hatta torf bloklarında yapılabilir (DeMoranville, 1998a, b ve f). Turnayemişinin gübre ihtiyacı az olduğundan özellikle de ilk yıllarda asmaların hızlı bir şekilde büyüyerek kısa sürede kendilerini toparlayabilmeleri için gübre uygulaması yapılmaktadır (Anon., 1995; DeMoranville, 1998g). Turnayemişleri için verilen besin maddeleri ile yabancı otların gelişimi de hızlandırılır. Turnayemişi yetiştiriciliğinde problem olan yabancı otlar çimenler, ince kamışlar ve sazlardır. Bunun yanında çok yıllık, odunsu ve geniş yapraklı birkaç yabancı ot da turnayemişini rahatsız edebilir. Sulak alanlardaki yabancı otların çoğunluğunu ince kamış ve sazlar oluşturmaktadır. Bunları önlemenin en iyi yolu taban suyunun en az 30 cm aşağıda tutulmasıdır. Çünkü bu yükseklik turnayemişleri için uygun iken daha yüzlek kök oluşturan bitkiler için caydırıcı rol oynar (Cary, 1891; Anon., 1997; Roper ve Vorsa, 1997; DeMoranville ve Caruso, 1998; Prouse ve Anderson, 1999; Anon., 2000; DeMoranville, 2000; DeMoranville vd., 2001; Trehane, 2004; Çelik ve Özgen, 2007).












Turnayemişi asmalarında genç ve kuvvetli sürgün oluşumunu sağlamak amacıyla budama yapılmaktadır. Su altında yapılan turnayemişi yetiştiriciliğinde su yönetimi tecrübe isteyen bir iştir. Araştırmalara göre turnayemişi tavalarında en yüksek verim su seviyesinin yüzeyden 23-30 cm aşağıda olduğu durumlarda alınmıştır. Saf kum içeren topraklarda ise su tablosunun yüzeyden 35-45 cm aşağıda olması gerekir. Turnayemişi tavalarında yabancı ot kontrolünü sağlamak, asmaları kış soğuklarına karşı korumak ve zararlılara karşı mücadele etmek amacıyla belli dönemlerde turnayemişi tavaları belli seviyede su ile doldurulmaktadır. Tavalara su verilmesi aynı zamanda hasadın su içinde yapılması için de kullanılmaktadır. Turnayemişi yetiştiriciliğinde kumlama da önemlidir. Kumlama, çeliklerin daha iyi köklenmesini sağlar, daha fazla ve daha iyi gelişmiş meyvelerin oluşmasına yardımcı olur, hastalık ve zararlıların kontrolüne yardımcı olur. Kurak koşullarda torfun çatlamasını önler ve asmalar toprak üzerinde yayıldığı için yaprakların yer aldığı boğumlarda kök oluşumunu teşvik eder. Her 3-4 yılda bir kez olmak üzere 2.5-5.0 cm kalınlığında uygulanan kum kuruyarak dökülen yaprakların da toprak altı olarak çürümesine ve ortama organik madde olarak katılmasına ve asmaların dip kısımlarında birikmesine yardımcı olmaktadır (Cary, 1891; Anon., 1997; Roper ve Vorsa, 1997; DeMoranville ve Caruso, 1998; Prouse ve Anderson, 1999; Anon., 2000; DeMoranville, 2000; DeMoranville vd., 2001; Trehane, 2004; Çelik ve Özgen, 2007).





Turnayemişleri kuru ve sulu olarak hasat edilmektedir. Günümüzde alçak boylu maviyemişlerin hasadında da kullanılan el tipi kepçeler küçük alanlarda turnayemişlerinin hasadında da kullanılmaktadır. Geniş alanlarda kuru hasat yapan makineler de geliştirilmiştir. Makineler el ile hasada göre daha kısa sürede toplama yapar ancak meyvelerde buruşma, ezilme, çatlama ve yere dökme meydana getirerek üründe kayıplara sebep olabildiği gibi asmaların kopmasına, kolların yukarı kalkmasına ve kopmalar sebep olur. Tavalarda yetişen turnayemişlerinin yaklaşık olarak %75'i kuru ve makine ile hasat edilerek konserve yapımında kullanılmaktadır. Turnayemişi meyvelerinin içinde doğal olarak hava ile dolu kısımların olması onların su yüzeyinde yüzmesini sağladığı için su içinde de hasatları yapılabilmektedir. II. Dünya Savaşından sonra turnayemişlerinin hasadı su içinde yapılmaya başlanmıştır. Günümüzde ise üretilen turnayemişlerinin %85'i su içinde hasat edilmektedir. Bu yöntem sayesinde makineli hasat yapılabilmekte, hasat işlemi çok daha çabuk olmakta, hasat kısa sürmekte, işgücü çok az olmakta ve meyvelerin hemen tamamı (%100) toplanabilmektedir. Ancak bu avantajları sağlamak için alet, makine ve ekipmanların birlikte çalışması gerekmektedir. Böylece meyveler asmalardan koparılır ve su yüzeyinde toplanabilir. Harman döver gibi asmalardan bir tarak gibi meyveleri sıyıran makineler su ile doldurulan tavalarda kullanılmakta ve toplanan turnayemişleri sanayide işlenmektedir (DeMoranville, 1998b). Özellikle hasad şekli muhafaza süresinde etkili olmaktadır. Makina ile yapılan hasatta meyve kütikülası zarar gördüğü için uzun muhafaza imkanı olmamakta, bu meyveler meyve suyu sanayinde kullanılmaktadır (Özgen vd., 2002).



Sonuç olarak, organik maddece zengin, asitli ve su altında kalan topraklarda veya su altında kalmayan ancak pH oranı düşük ve organik maddesi yüksek olan Karadeniz Bölgesi topraklarında turnayemişi yetiştiriciliği ürün çeşitliliğine katkı sağlayabilir. Bunun için 2004 yılında başlatılan ilk denemeler özellikle kuru şartlarda sonuçlarını vermeye başlamıştır. Ayrıca, yeni çeşitler getirilerek Samsun Çarşamba ve Bafra Ovalarında ve sulu şartlarda yetiştirilme imkanlarının ortaya konulması için de araştırmalar başlatılmıştır. Orta Karadeniz Bölgesindeki sulak alanlarda ürün çeşitliliği bakımından önemli olabilecek turnayemişi tarımı geliştirilebilirse meyve suyu sanayisinde kullanılacaktır. Ayrıca, Türkiye'de kurutulmuş turnayemişleri "yaban mersini" olarak yüksek fiyatla satılmaktadır. Aynı teknoloji Türkiye'de de uygulanırsa turnayemişi üretecek olan çiftçilerimiz için ciddi gelir kaynağı olacaktır. Nitekim 30,00 YTL/kg dan alıcı bulan ve kesilerek parçalara ayrılmış, yağlı ve kırmızı görüntüsü ile ağızda ekşimsi bir tad bırakan turnayemişi, mide ülserine karşı da ciddi yararlar sağlamaktadır. Karadeniz Bölgesinde asitli toprakların yer aldığı alanlarda çay ve fındık tarımının azaltılması, çeltik ekim alanlarından boş kalan ve asidik olan kısımlarında veya geçirimsiz alt tabakaya sahip asidik topraklarda özel tavalar kurarak sulu hasat yapılacak şekilde turnayemişi yetiştiriciliği yapılabilir. Bu açıdan, Rize, Trabzon, Ordu ve Giresun illerinde özellikle düz veya hafif meyilli alanlarda kuru hasat yapılacak şekilde, Samsun Bafra ve Çarşamba ilçelerinde ise uygun tava sistemleri kurularak sulu hasat yapılacak şekilde turnayemişi yetiştiriciliğine kısa sürede geçmek gerekmektedir. Bu açıdan yeni çeşitlerin bölgemize kazandırılması, kuru ve sulu ortamlarda hasat yapılacak şekilde geniş alanlarda deneme çalışmalarına başlamak üzere ülkesel proje yapılacaktır. Çünkü birkaç çeşit ile halen devam eden ön çalışmalardan iyi sonuçlar alınmıştır.




KAYNAKLAR
Anonymous, 1995. CranberryTissue Testing For Producing Beds in North America. Oregon State Univ. Extension Service, EM8610.

Anonymous, 1997. Cranberry - Vaccinium macrocarpon. http ://w ww. uga.edu/fruit/cranberi. htm

Anonymous, 1998. BogConstruction and Renovation Manual. Univ. Of Massachusetts Cranberry Experiment Station, Extension Publication.

Anonymous, 2000. CommercialCranberry Production in Maine: An Introduction. Washington State Univ. Coop.Ext. Serv. Bulletin: 2247, 12p.

Anonymous, 2002, 2003, 2004,2005, 2006a. Cranberry Health Nevvs. www.cranberryinstitute.org

Anonymous, 2006a. CranberryHealth News. www.cranberrvinstitute.org

Anonymous, 2006b. Cranberry,The Color of Health. Cranberry İnstute, brochure.

Anonymous, 2007a. Cranberry Products.www.cranberrvcentral.com/activities.html

Anonymous, 2007b. CranberryMedia Bureau. ww w.cranberries.com.au

Bonney, RE., 1998.Pollination. in: Cranberry Production. A Guide For Massachusetts. (Edited by : Sandler, H.A.) Cranberry Exp. Station. Univ. Of Massachusetts Ext., 6-1 Op.

Caruso, F.L., 1998.Cranberry Cultivars. in: Cranberry Production. A Guide For Massachusetts.(Edited by : Sandler, H.A.) Cranberry Exp. Station. Univ. Of Massachusetts Ext,40-50p.

Caruso, F.L., Beaton M.W.,1998. Cranberry Vine Selection And Planting. Univ. Of Massachusetts, CranberryExperiment Station, 6p.

Cary, A.G., 1891. CranberryCulture on A Westem Plan With Valuable Items and Recipes From Growers andMembers of The Wisconsin Cranberry Association. 63p.

Çelik, H., Özgen, M., 2007.Karadeniz Bölgesindeki asitli ve sulak alanlar içinyeni bir meyve türü, turnayemişi. HASAD, Aylık TarımDergisi, Bitkisel Üretim (Basımda).

Dawning, J., 2004. Workingfor everyone's benefit. The Cranberry Connection, 2(3): 3-4.

DeMoranville, C, 1998a.Horticultural Aspects of New Cranberry Plantings. Univ. Of Massachusetts,Cranberry Experiment Station, 2p.

DeMoranville, C.J., 1998b. Cultural Practices in Cranberry Production, Sanding and Pruning. İn: in: Cranberry Production. A Guide ForMassachusetts. (Edited by : Sandler,

H.A.) Cranberry Exp.Station. Univ. Of Massachusetts Ext., 6-10p.

DeMoranville, C.J., 1998c.Harvesting and Handling Cranberries. in: in: Cranberry Production. A Guide ForMassachusetts. (Edited by : Sandler, H.A.) Cranberry Exp. Station. Univ. Of MassachusettsExt, 1 l-13p.

DeMoranville, C.J., 1998d.Frost Management, in: Cranberry Production. A Guide For Massachusetts. (Editedby : Sandler, H.A.) Cranberry Exp. Station. Univ. Of Massachusetts Ext., 31-34p.

DeMoranville, C.J., 1998e.Flood Management in: in: Cranberry Production. A Guide For Massachusetts.(Edited by : Sandler, H.A.) Cranberry Exp. Station. Univ. Of MassachusettsExt.,35-39p.

DeMoranville, C.J., 1998f. Cranberry Nutrition and fertilizers. in: Cranberry Production. A Guide For Massachusetts.(Edited by : Sandler, H.A.) Cranberry Exp. Station. Univ. Of MassachusettsExt., 81-85p.

DeMoranville, C, 1998g.Fertilizing A New Cranberry Bog. Univ. Of Massachusetts, Cranberry ExperimentStation, 2p.

DeMoranville, C, 2000. Bestmanagement Practices Guide for Massachusetts Cranberry Production. CranberryExp. Station, Univ. Of Massachusetts, 5p.

DeMoranville, C.J., Caruso,F.L., 1998. Influence of Weather on Cranberry Crop Production and Quality. in:in: Cranberry Production. A Guide For Massachusetts. (Edited by : Sandler,

H.A.) Cranberry Exp.Station. Univ. Of Massachusetts Ext., 14-22p.

DeMoranville, C.J., Sandler,H.A., Caruso, F.L., 2001. Planting New Cranberry Beds: Recomrnendations andmanagement. Univ. Of Massachusetts Cranberry Exp. Station, 6p.,

Evans, E., Spivak, M., 2005.Cranberry Pollination. The Cranberry Connection., 3(2) :l-2.

Elaine, M.D., 2003. Usingand Preserving Cranberries. National Center for Home Food Preservation. 4p.

Hanson, E., 1999. ChemicalCharacteristics of Cranberry Water Sources. Michigan State Univ. 5p.

Özgen, M., J.P. Palta, andJ.D. Smith. 2002. Ripeness stage at harvest influences postharvest life of cranberry fruit: physiological and anatomicalexplanations. Postharvest Biol. Tech. 24: 291-299.

Özgen, M., K. Farag and J.P.Palta. 2004. Lysophosphatidylethanolamine accelerates color development and promotes shelf life of cranberries. HortScience 40(1): 127-130.

Patent, K.D., Booth, S.,2000. Crop Profile for Cranberries in Washington. Washington State Univ. Coop.Ext. Serv., 12p.

Prouse, C, Anderson, S.,1999. Basic Cranberries. Agriculture and Forestry: 233/20

Roper, R.T., Vorsa, N.,1997. Cranberry: Botany and Horticulture. Horticultural Reviews, 21: 215-251.

Sandler, H.A., 1998a. WeedConrtol and Bog Renovation, Weed Management in New Plantings. Univ. Of Massachusetts,Cranberry Experiment Station, 4p.

Sandler, H.A., 1998b. Botanical and Bog Descriptions. In: CranberryProduction. A Guide For Massachusetts. (Edited by : Sandler, H.A.) Cranberry Exp. Station. Univ. Of Massachusetts Ext., 2-3p.

Sandler, H., DeMoranville,C, Lampinen, B., 2004. Cranberry Irrigation Management. Cranberry Station, Univ. Of Massachusetts, 6p.

Trehane, J., 2004. Blueberries, Cranberries and Other Vaccinums.Timber Pres, Portland,Cambridge, 256p.

Xiao, S.D., Shi, T., 2003.Is cranberry juice effective in the treatment and prevention of Heliobacterpyloriinfection of mice. Chines J. of Digestive Diseases, 4: 136-139.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top