iç mekan bitkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iç mekan bitkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2011 Çarşamba

Atatürk Çiçeği (Poinsettia)

Atatürk Çiçeği (Poinsettia)
Euphorbia Pulcherrima - Atatürk Çiçeği


Adı: Euphorbia Pulcherrima
Türkçe Adı: Atatürk Çiçeği
Vatanı: Meksika 
Tanımı: Yaprakları uzun saplı, büyük, sivri uçlu, kenarları düz veya lop'lu; çiçekleri çok küçük sarı renkli ve gösterişsizdir. 

Yetişme İstekleri:

Sıcaklık: Asıl çiçeklenme döneminden önce 15 - 20 derece, çiçeklenme döneminde 13-16 derece, çiçeklenme döneminden sonra 10-12 dereceye gereksinme gösterir. Çiçekli iken 13 derecenin altına düşmemelidir. 

Orantılı Nem: Yüksek orantılı nem (% 70-75) ister.

Işık: Yazın aydınlık yarı gölge yerleri sever. Yaprakların renklenmesi için Eylül'den itibaren yoğun ışık ister.Kışın çiçeklenme döneminde çok aydınlık yerlerde bulundurulmalıdır. Bitki doğrudan güneş ışığından korunmalıdır.

Saksı Harcı: Hacim olarak 3 kısım turba, 3 kısım yaprak çürüntüsü, 2 kısım tınlı toprak, 2 kısım yanmış ahır gübresi, 3 kısım kum ve 2 kısım perlitin karışımıylaelde edilen harç da kullanılabilir. 

Üretim Tekniği: Üretimi çelik ile yapılır. Çelikleri genç sürgünlerden 7,5-10 cm. uzunluğunda olmak üzere tepe çeliği tarzında ve Nisan - Mayıs aylarında alınır. Ancak bu çeliklerden yetişen bitkiler yıl sonunda 15-20 cm. uzunlukta olurlar. Eğer daha bodur bitkiler isteniyorsa çelikler Ağustos ayında alınmaldır. Alınan çelikler, özsuyun akmaması için odun kömürü tozuna batırılarak, hacim olarak eşit miktarlarda turba ve kum karışımına dikilirler. Ortam sıcaklığı 18-21 derece olmalıdır.



Bakım Önlemleri:


Saksı Değiştirme: Her yıl Nisan ayında yapılır.

Gübreleme: Haziran - Ekim ayları arası haftada bir kez 1-2 g/l kompoze gübre verilir.

Sulama: Haziran'dan Eylül'e değin sürgün verme esnasında ılık su ile bolca sulanmalı, sıcak havalarda yapraklarına su püskürtülmelidir. Çiçeklenme süresince (Aralık- Ocak ayları) verilen su miktarı azaltılmalıdır. Çiçekli halde iken bitkiye çok su verilirse yapraklarının döküldüğü görülür. Dinlenme dönemi olan Ocak ortasında Nisan ortasına kadar ise ya çok az su verilmeli veya toprağı tümüyle tutulmalıdır.

Budama: Yaşlı bitkiler çiçeklenmesi bittikten sonra Nisan ayında topraktan itibaren 10-15 cm. kalacak şekilde kesilmelidir.

Hastalık ve Zararlılar: Önemli hastalıkları Kloroz, Yaprak Dökülmesi, Kök Kanseri ve Kurşuni Küf; zararlıları ise Kırmızı Örümcek ve Unlu Bitleri'dir.

Kaynak: www.ada.net.tr



http://www.agaclar.net/


Prof. İlknur Güntürkün Kalıpçı'nın İçimizden Biri Atatürk adlı araştırmasında aşağıdaki gibi geçiyor. 


14 Nisan 2011 Perşembe

Ağlayan İncir - Benjamin (Ficus Benjamina)

Ağlayan İncir - Benjamin (Ficus Benjamina)


Ağlayan incir olarak ta bilinir. Ficus Benjamina iç mekan çiçeği olarak, evlerde ve bürolarda çok yaygındır. Narin , sık ve koyu parlak yeşil yaprakları vardır. İnce narin dalları açık gri bir gövdeden çıkar. Yeterli ışık ve uygun bir bakımla iç mekanlarda küçük ağaçlar halinde yetiştirilebilir.

Ficus familyasındandır. Malezya orijinli bir tropik bitkidir.

Ağlayan incir (ficus Benjamin) tipik bir iç mekan süs bitkisidir, fakat tam tersine dışarıda saksı içinde iyi gelişir. Eğer saksısı yeterince büyükse ve ihtiyaçları karşılanırsa etkileyici bir büyüklüğü ulaşır. 

Eğer içeride yetiştirilirse kök çürüklüğünü önlemek için saksıların iyi bir su geçirgenliği (drenajı) olması gereklidir. Ayrıca diğer bitkilerle birlikte büyük saksılara dikilebilir. 

Ağlayan incir (ficus benjamin) 90-180 cm yükseklikte saksıya alınmış ağaç yada çalılar olarak satılırlar. İç mekanlarda müsaade edildikleri kadar yüksekliğe ulaşabilirler, fakat uygun yüksekliğe göre budanmaları kolaydır. 
Ağlayan incir genellikle süs bitkisi olarak değişik şekillerde terbiye edilir. Gövdeleri henüz gençken ve esnek durumdayken örgü gibi örülebilir, spiral olarak veya kalp şeklinde bükülmek suretiyle şekil verilebilir. 

Bakımı ve problemleri: 

Ağlayan incir (Ficus Benjamin) Parlak indirekt bir ışıkta veya perdeyle filitrelenmiş bir ışıkta iyi gelişirlir. Eğer nemlilik biraz fazla olursa biraz doğrudan gelen ışığı kaldırabilirler. Bazı çeşitler daha düşük ışıkta yetişebilirler. Ağlayan incir (Ficus Benjamin) sıcak dereceleri sever 18-20o C Derece gece sıcaklığı ve23-29 oC gündüz sıcaklığı idealdir.

Bir çok kişinin bu bitkiyle ilgili sorunları vardır. Bu bitkinin öz suyunun bukalemunların gözlerini tahriş ettiği bilinmektedir. Bu bitkiyle ilgili sık sık yapılan şikayetler zaman zaman hiçbir görünen sebep yokken bütün yapraklarını dökmesidir.

Ağlayan incirin (ficus Benjamin) en yaygın sorunu yaprak dökümüdür. Ağlayan incir (ficus Benjamin) herhangi bir strese yaprağını dökerek tepki gösterir. Aşırı sulama, alttan sulama yada su içinde bırakma, hava cereyanı, azot azlığı, ve düşük ışık yaprak dökümünün sebepleridir. Ağlayan incir (Ficus Benjamin) yeni bir yere taşındığı zaman ve saksı değiştirildiği zaman genellikle yaprağını döker. Eğer büyüme şartları uygunsa, kendisini yeni ortama adapte edecek ve yaprakların dökmeyi durduracaktır. Daha sonra sağlıklı yeni gelişmeler görülecektir. Örümcekler ve küçük böcekler Ficus Benjaminin önemli zararlılarıdır. Ayrıca çeşitli yaprak bitleri ve böcekler istila edebilir.



Evde, iç mekanlarda , bitki hastalıkları gerçekten nadir problemlerdir. Çok fazla yada çok az su ve buna ilaveten maytlar ve böcekler esas problemlerdir. Eğer saksıları iyi su geçirmiyorsa ve aşırı şekilde sık sık sulanırsa toprakla ilgili olarak genellikle kök çürüklüğü oluşur.

Bütün bitkilerin güneşe doğru büyüme eğilimleri vardır. Eğer eğri büyüyen bir Benjamin bitkisine sahip olmak istemiyorsanız suladığınız zaman saksıyı 45 derece döndürmeyi unutmayınız. Hep akılda tutulması gereken her dakika değişen şartlara ve güneş ışığı miktarına karşı Benjamin aşırı duyarlılık gösterir. Böylece eğer pozisyonunu değiştirirseniz yeni değişen çevreye uyum sağlaması için en az birkaç gün alacak ve sararan ve dökülen yaprakları olacaktır.

Saksı değiştirdikten sonra da aynı belirtileri görebilirsiniz. Eğer toprak yüzeyinde kökler görürseniz saksıyı değiştiriniz ve saksı değiştirme işlemi süresince köklere mümkün olduğunca az rahatsızlık vermelidir. Buna rağmen daha fazla büyümüşse saksı değiştirmek için bitkiyi hareket ettirmek zorlaşır. Bu durumda hareket ettirmeyi kolaylaştırmak için üst toprak biraz temizlenir ve değiştirildikten sonra yeni toprakla yeniden doldurulur.

Yaprakların üzerindeki toz vs leri almak ve daha iyi fotosentez yapmasını sağlamak için yaprakları ılık suyla, veya yumuşak bir bezle yada süngerle temizlenmelidir. Eğer gerekirse sadece yaprak parlatma spreyleri kullanılabilir. Çünkü diğer spreyler yapraklardaki stoma denilen küçük bitkinin hava alış verişi yaptığı küçük delikleri bloklar. Eğer yaprakları temiz tutarsanız parlak olacaktır.

Sadece dokunduğunuz zaman üst toprak kuru ise sulama yapınız. Eğer benjamin evde bir saksıda ise, kış suresince oda içindeki nemi artımalısınız. Bunu yapmanın en iyi yolu, her nekadar uygun gözükmesede, kaloriferin üstüne içinde su olan metal kaplar konur ve mümkün olduğunca sık sık yapraklar bu ılık suyla spreylenmelidir. En iyi çözüm saksı içinde çakıl taşları olan bir tepsi üzerine yerleştirilmelidir. Tepsinin içine su konur ve bu su buharlaşır ve yapraklar bu nemi emerler. Bu durumda saksının çakıl taşları üzerinde durmasına dikkat edilmelidir eğer suyu içinde durursa kökler çürüyebilir.

Aktif büyüme süresince, toprak düzenli bir şekilde nemli tutulmalıdır. Kış suresince veya büyümenin yavaş olduğu diğer zamanlarda iki sulama arasında toprağın hafifçe kurumasına izin verilmelidir. Saksılar hiç bir zaman su geçirgenliğini tıkamamalıdır, veya saksılar hiçbir zaman su içine bir konulmamalıdır. Ağlayan incir yüksek nemli ortamları sever.

Sağlıklı bitkiler büyüme mevsimi süresince her ay yada iki ayda bir sıvı gübrelerle beslenmelidir.
Ağlayan incirler köklerin çok sıkışık olmasını hafifçe tolere edebilirler. Eğer bitki çok kalabalık ve sıkışık olursa yeni çıkan yapraklar küçük olacak ve büyüme yavaşlayacaktır. Kışın sonuna doğru saksı değişikliği yapılmalıdır ve genel amaçlı saksı toprağı kullanılmalıdır. 

Şekil vermek gerekirse bitki budanabilir. Hatta büyüklüğünü sınırlamak için yapılacak sert budamaya bile tolere olabilir. Ağır budama yapılan bitkilerde sulama azaltılmalıdır. Hava daldırması yapılarak herhangi bir mevsimde çoğaltılabilir. 
Yazın alınan kesimler en uygun olandır.
Gövdeden keserek çoğaltılması oldukça zordur.




---------------------------------------------------------------------
**********************************************
----------------------------------------------------------------------

22 Mart 2011 Salı

Euphorbia milii

Euphorbia milii


Genel Özellikleri


Anavatanı Madagaskar’dır. Yaprakları oval veya uzunca, yeşil renklidir. Gövde ve sürgünleri bol miktarda gri ve kahverengi dikenli; ilk bakışta çiçek izlenimi veren küçük, fakat toplu halde parlak kırmızı brakteleri çok gösterişli, çalı formunda iç mekan süs bitkileridir.




İklim İstekleri



Gelişme döneminde sıcaklık 18 C olmalı, dinlenme döneminde ise 8-10 C sıcaklıkta muhafaza edilmelidir. Orantılı nemi düşük olan yerlerde zarar görmeden yetişebilir. Aydınlık ve güneşli yerleri sever. Güneye bakan pencere kenarlarında bulundurulabilirler.




Toprak İsteği



John Innes saksı kompostu No.2’de iyi gelişir. Yani daha yüksek düzeyde besin maddesi istendiğinde boynuz ve tırnak unu ile kalsiyum fosfat ve potasyum sülfat oranları 2 kat artırılır. 
Üretim Tekniği



Yılbaşı Dikeni’nin üretimi çelik ile yapılır. Çelikler hafif odunlaşmış uç sürgünlerinden 7.5-10 cm uzunluğunda olmak üzere Temmuz ayında hazırlanır. Alınan çelikler birkaç gün kurumaya bırakıldıktan sonra, hacim olarak eşit miktarlardaki turba ve kum karışımına dikilirler. 
Ortam sıcaklığı 16-18C olmalıdır.




Gübreleme




Genç bitkilerde her yıl, yaşlı bitkilerde ise 2 yılda bir Mart ayında saksı değiştirme yapılır. Mayıs-Ağustos ayları arsında haftada bir kez 1-1.5G/1 kaktüs gübresi verilir. 


Sulama


Bütün yaz boyunca bitkilere orta derecede su verilmelidir. Sonbahar ve kışın dinlenme döneminde verilen su azaltılmalı, ancak saksı toprağının tümüyle kurumamasına özen gösterilmelidir. 


Budama

Bol dallanan çalı formunda bitki elde etmek amacıyla genç bitkilerde birkaç kez uç alma yapılmalıdır. Kuruyan ve çürüyen yapraklar kesilip uzaklaştırılmalıdır.
http://www.agaclar.net/


Diğer resimleri altta







17 Mart 2011 Perşembe

Hangi Çiçek Evinizin Hangi Odasına İyi Gider?

Hangi Çiçek Evinizin Hangi Odasına İyi Gider?

Ev dekorasyonunda çiçekleri kullanmak mekana ferahlık verir, renk katar. Evinizi güzelleştirmek için, iyi ve akıllıca seçilmiş bitki türleri evin tüm bölümlerinde kullanılabilir. Çiçekler ve salon bitkileri evinize karakter kazandırır. Evinize girdiğiniz zaman ferahlamak ve içinizde mutluluk hissi uyandırmak sizin elinizde! Tabii ki bir jungle’a çevirmemek koşuluyla. Her yerden çıkan ve tüm salonu saran bitki sapları hoşluk değil, boğulma hissi verir. Ama akıllıca bir dekorasyonla mutfak, banyo ve yatak odası dahil evin tüm bölümlerine çiçek açtırabilirsiniz

Oturma odasına yeşil bitki

Özenle aranje edilmiş büyüklü küçüklü bitkiler, oturma odanızın havasını değiştirecektir. Seçeceğiniz çiçeğin rengi koltukların rengi ile değil de halının rengi ile aynı olursa daha uyumlu bir seçim olur. Çoğunluğun çiçeksiz bitkilerin oluşturduğu bir oturma odası için en uygun seçenektir.
Koridorlara kuru çiçek

Evinizin girişi eğer aydınlıksa, yani güneş alan bir yerse canlı çiçeklerle süsleyin. Ama karanlık bir girişiniz varsa, ya loş ortamları seven yeşil bitkileri ya da gerçeğine çok benzeyen yapma çiçekleri kullanabilirsiniz. Misafirlerinizi çiçeklerle karşılamak güler yüz kadar etkileyici olacaktır. Koridorlarda da uygun yerlere veya duvarlara yerleştirilmiş çiçekler evinize canlı bir hava verecektir. Salona bitkilerinizi yerleştirirken güneş ışınlarından uzak tutulmalıdır. Aksi halde bitkiniz zarar görebilir, yaprakları yanabilir.

Yatak Odası İçin Yapma Çiçek

Uyuduğumuz ortamda çiçeklerin bulundurulması sağlık açısından doğru değil. Çünkü bitkiler çevreye gündüz oksijen verirken gece karbondioksit yayar ve solumamıza engel olurlar. Ama mutlu sabahlar için iyi bir fikir olduğundan gerçeğine çok benzeyen yapma çiçekler yatak odasında bulundurulmalı. Burada zevk size ait: Ya yeşil bitkilerle veya odanızın rengine uygun rengarenk çiçeklerle yeni güne, keyifli bir başlangıç yapabilirsiniz.

Mutfağa menekşe ve kaktüs

Ev kadınlarının zamanlarının büyük çoğunluğunu geçirdiği mutfak, mutlaka çiçeklerle renklendirilmelidir. Mutfak için, küçük saksı çiçekleri özellikle sık çiçek alanlar tercih edilmeli. Mesela minik saksılarda rengarenk menekşeler. Bunları sapı kırıldığı halde atmaya kıyamadığınız bir fincanın veya eski bir porselen demliğin içinde sergilerseniz mutfağınıza sevimli bir hava da verebilirsiniz.

Banyolar İçin;

Genelde karanlık olan banyoları orijinal dekorasyon bitkilerle renklendirebilirsiniz, ama çiçekleri de unutmayın. Banyoda fazla ışık istemeyen ve nemli ortamlardan hoşlanan türden çiçekler kullanabilirsiniz. Fakat gene banyoda fazla buhardan dolayı bitki terleme yapamadığından dolayı ölebilir. Bu yüzden dikkat edilmelidir.


Evde bitkileri nereye koymalıyız?

Bir bitki satın aldığınızı veya size bir çiçek hediye edildiğini düşünelim. Bu çiçek için en uygun yer neresi olabilir?
      Evinizin içerisinde her nokta bitki yetiştirmek, onları başarılı bir şekilde büyütmek için uygun değildir. Seçilen yerin bitkinin belirli temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir, bitkinin yerleştirildiği yer bitkiler için gerekli ışığı almalı yeterli nem ve uygun sıcaklık sağlanmalıdır. 
     
     Işık, nem ve sıcaklık başarılı bitki yetiştirmeninüç önemli faktörüdür. Bitkileri ev içerisinde koyacağınız yere karar verirken bu faktörleri daima dikkate almalısınız.
     
     Daima hatırımızda tutacağımız noktalardan birisi de bitkiler pencereye çok yakın kondukları taktirde uzun süre direkt güneş ışığına maruz kalmalarıdır. Bitkilerin büyük bir bölümü doğrudan güneş ışığını sevmezler. Bitkilerle ilgili diğer bir problem de bitkilerin pencerelerin çok yakınına konulduğunda ortaya çıkar. 
     
     Özellikle kışın dış ve iç sıcaklık arasındaki fark şaşırtıcı derecede büyüktür. Bitkinin bir tarafı odanın ılımlı havasından yararlanırken diğer tarafı camdan geçip gelen soğuk havanın etkisine maruz kalacaktır. Bitkilerin zarar görmesine neden olacak derecede uzun süre pencerelere dayanmasına dikkat edilmelidir.
     
Işık
      Günümüzde salon bitkileri çoğunlukla seralarda yetiştirilir. Ancak bu konu sözü edilen bitkilerin gelişme alışkanlıklarının değişmesi olarak düşünülmemelidir. Bitkilerin doğal çevrelerinde ışığa gereksinimleri olduğu için salon bitkilerine uygun miktarda ışık sağlanması gerekir. Bitkilerin gerektiği şekilde gelişme ve büyümeleri için ışık çok önemli bir faktördür. Söz konusu bitkiler çok karanlık bir yere konulduğunda bitki sağlıklı görüntüsünü kaybeder. 
     
     Oysa pencere kenarına ya da yakınına konulduklarında sağlıklı geliştikleri görülür. Açık renkli bir duvar karşısında bitkilerin daha iyi gelişmeleri ve koyu renkli bir duvar karşısında ise kötüleşmesinin nedeni de budur. Eğer çiçekler karanlık bir yere korulmak zorunda kalırsa bu sorun yapay bir ışık kullanılarak çözümlenebilir. 
     
     Yapay ışık uygulamada en iyi yöntem florasan lambaların kullanılmasıdır. Bitkiler başka bir odadan yansıtılmış ışık sağlanan bir yere konuldukları zaman daha iyi gelişirler. Direkt ışık kaynağı almayan bir odada bile özenli bir yönlendirme yapılabildiğinde bitkiler uygun bir gelişme sağlayabilecek yeterli yansıtılmış ışığı alabilirler.
     
Sıcaklık
      Evlerde yetiştirilen salon bitkileri,seralardan gelmiş olsalar bile, bizim sahip olduğumuzdan daima ılık iklim kökenlidir. Afrika menekşeleri ve çöl kaktüsleri gibi bitkiler fazla sıcaklık isterler ve dışarıya bahçeye konulduklarında yaşamlarını sürdüremezler. 
     
     Sürekli ve sık sık değişikliklerin olduğu yerler onlara zararlı olacaktır. Hol radyotörlerinden sıcaklık uçup giderken ön kapı her zaman soğuk hava akımlarına açıktır. Bu çeşit düzensiz sıcaklık değişiklikleri bitki için zararlıdır. Yazın sıcaklık kışa göre 5-10°C daha fazla olmalıdır. 97-99. sayfalarda resimlerle açıklanan bitkiler için ideal sıcaklıklar belirtilmiştir.
     
Nem
      Bitkiler yetişme ve gelişmeleri için gereken besin maddelerini kökleri vasıtasıyla emdikleri suyla birlikte alırlar. Saksıdaki toprak nisbeten. Steril musluk suyu ile sulanırsa kompostta bulunan besin elementlerini alabilir. Bir süre sonra toprak fakirleşir veya besin maddeleri süzülür gider. 
     
     Bu nedenle bitkilere düzenli aralıklarla, bitki bakım rehberinde belirtildiği gibi haftada bir ya da 15 günde bir, suya ilave edilmiş bitki besini formunda extra besin maddesi verilmesi gerekir.
     
     Yarayışlı bitki besin maddelerinin çeşitli tipleri vardır. Bunlarla birlikte daima kullanılma önerileri gözönünde tutulmalıdır. Çok sayıda besin elementlerini içerdiği için yağmur suyu musluk suyundan daha yararlıdır.

     Bu nedenle, eğer mümkünse, yağmur suyunun bitkilere püskürtülmesi en iyi yoldur. 
     
     Bu yalnızca bitkilere yararlı olmakla kalmaz, aynı zamanda kireçsiz olduğu için yapraklar üzerinde çirkinliğe neden olan beyaz lekeleri de azaltır. Püskürtmeden kaynaklanan bu lekeler hoş değildir, ancak sıvı, sprey formunda kullanılabilen yaprak parlatıcıları "Life Shine" ile kolayca uzaklaştırılabilirler. Eğer sıvı for-mundaysa,madde az miktarda suda çözülür ve bu solüsyonla yapraklar silinir. Böylelikle yapraklar güzel ve sağlıklı bir parlaklık kazanırlar.
     
     Püskürtme özellikle, kışın ısıtma sistemleri nedeniyle kuru-laşan atmosferde daha büyük önem taşır. Bitkiler, yaprakları arasında iyi bir şekilde dağıtılmış buhar veya suya ihtiyaç duyarlar. Fazla su zarara neden olabilir. Ancak bitki spreyleriyle hafif bir yağmurlama kesinlikle herhangi bir zarar meydana getirmez.
     
Uygun su miktarı
      Yeterince "nemli tutulması gerekir" sözü bitkinin su ihtiyacı konusunda bir açıklık getirmemektedir. Bitkilerin su ihtiyacının ne zaman ve ne kadar olacağını bilebilmek için tecrübe gerekmektedir. Burada parmak uçlarınız zamanla tecrübe kazanacak ve ıslak (suyun topraktan sızması), orta nemli ve kuru (parmağın nem hissetmemesi) arasındaki farkı hissedecektir. 
     
     Bu basit yöntemi uyguladığınız sürece günden güne farkeden toprak neminin derecesini ölçer hale gelebilirsiniz. Aynı zamanda saksının dibi ve altındaki tabağı da sık sık kontrol edilmelidir. Saksının drenajı iyi yapılmalı su dipte birikmemelidir.
     
Uygun su çeşidi
      Pekçok yerde musluk suyu iyi bir sulama suyu olamaz. İçindeki kireçten ileri gelen sertlik fazla olursa Açelya, Ortanca, Orkide gibi kirece duyarlı bitkiler bundan zarar görürler. Musluk suyunun sertliği, basit yumuşatıcılarla düşürülebilir. 
     
     Yumuşak su, yağmur suyundan, buzdolabı defrost suyundan veya bazı su kaynaklarından sağlanabilir. Sudan ileri gelen zararlı maddeler saksı toprağının yüzünde toplanır. Her yıl saksı toprağının üst katmanını atıp, saksı değiştirmek bitki için oldukça faydalıdır.
     
Suya batırarak sulama
      Suya batırma sadece yazın ve iyi drenajlı saksılardaki geniş, çalı tipli bitkilerde uygulanan bir metoddur. Uygun bir kabı veya mutfak lavabosunun ılık su ile doldurulup bitkinin içine daldmlmasıdır. Bu şekilde sulamada saksıdan kirli havanın atıldığını gösteren pekçok hava kabarcığının çıktığı gözlenir. 
     
     Yaklaşık 10 dakika sonra bitki sudan çıkarılarak saksıdan hiç su süzülmeyinceye kadar yarım saat kurutulur. Sonra pencere kenarına yerleştirilir. Taze hava su süzüldükçe köklere doğru nüfus ederek, kökleri uyaracaktır.Bu istemin yazın haftada bir yapılması bitkinin sağlıklı gelişebilmesi açısından çok büyük önem taşır.
     
Tatiller
      Tatile çıktığınızda evdeki bitkierinizin bakımı nasıl olacaktır? Çoğu kişinin karşılaştığı bir sorundur. Çiçekleri bırakıp iyi olmalarını beklemek yeterli değildir. Birçok bitki yazın bahçeye çıkarılabilir. Saksı kenarı toprağın altında kalacak biçimde toprağa sokulur. Böylece saksıdaki toprağın kuruması önlenir. 
     
     Bitkilerinizi evde bırakmak zorunda iseniz, bitkilere birkaç hafta yetecek besinleri ve suyu sağlayacak birçok buluştan yararlanabilirsiniz. Bir çeşit bitki kabı olan ve su absorbe eden köpükten yapılmış bir buluş aynı zamanda besin maddesi de içermektedir.
     
     Eski usulde ise bitkiler banyo kenarına konur ve emici yün iplikler vasıtasıyla her bitkiye yavaş fakat düzenli su sağlanır. Benzer bir sistem, büyükçe bir kova ya da kase ile herhangi bir yere kurulabilir. Bununla birlikte evde bulunulmadığı zamanlar bitkilerin doğrudan güneş ışığı alan fazla ısıtılmış bir odada bulundurulmaması gerektiği akıldan çıkarılmamalıdır.
     
Öneriler
Çakıl Üzerinde çiçek soğanı: Kasım-Aralık aylarında çiçek açan Narcissus ve Hyacintus soğanları Eylül ayı sonunda çakıl taşları ile hazırlanan dikim yerine yerleştirilir. Bu bir cam kase olursa bitkinin köklenmesini izlemek mümkündür.

Yapraklar da kireç lekeleri: Buna çok miktarda kireçli su püskürtülmesi neden olur. Ancak bu lekeler spray ya da sıvı şekilde bulunan yaprak parlatıcıları ile giderilebilir.

Yapraklann temizliği: Süs bitkilerinin yaprakları üzerinde zamanla tpz tabakaları oluşur. Bu tozlar yaprak gözeneklerinin kapanmasına dolayısıyla solunuma engel oldukları için bitkinin yaşam fonksiyonlarında aksamalar meydana gelir. Bu gibi sorunları ortadan kaldırmak için yaprakların bir sünger yardımıyla oda ısısında olan kireçsiz su ile temizlenmeleri gerekir.

Sabun ve alkol: 24 gr sabun, 1 İt su ve 10 cc alkol karıştırılarak bir eriyik elde edilir. Bu karışım evde kolayca hazırlanan etkili bir ilaçtır. Bitkilerin öz sularını emerek yaprak kıvrılması ve şekil bozukluğuna yol açan yaprak bitlerine karşı kullanılabilir.

Yer değişikliği: Bitkilerin sıkça yer değiştirmesi son derece sakıncalıdır. Bitkileri yerleştirirken uzun süre kalabileceği yer düşünülmelidir. Yaprakların ve tomurcukların dökülmesi gibi sakıncalar yaratabilir.

Sulama: Soğuk su bitkilerde yaprak lekeleri, doku, kök çürükleri gibi zararlar yapabilir. Sulama genellikle oda sıcaklığında kireçsiz su ile yapılmalıdır.

Kirli saksılar: Bitki hastalık etmenlerinin uygun gelişme yerleridir. Saksı ister plastik, ister toprak olsun boşaltıldığı zaman iyice temizlenmelidir. İçinde soda bulunan sıcak su ile fırçalanmalı ve durulanmalıdır.

Tırmanan bitkileri nasıl desteklemeli: Bazı tırmanıcı bitkiler duvar üstünde sağlam bir pençeye sahiptirler. Bazı türlerin tırmanabilmesi için yardım gereklidir. Bu yardım, duvara vida monte edilip sürgünlerin ince teller yardımıyla bunlara tutturulması suretiyle olabilir. Duvara tel gerebilir, ağaç direkler koyabilirsiniz. Ancak yapılan düzenlemede bitkinin yeterli ışık alması gerektiği unutulmamalıdır.

Başka destek çeşitleri: Bazı küçük bitkiler, saksıya demir çember monte edilip bununla desteklenirler. Stephanotis, Ho-ya carnosa gibi ince sürgün veren bitkiler için demir çember son derece uygundur. Fakat Philo-dendron, daha büyük bir destek ister. Bu tür bitkilerin desteklenmesinde; üzeri yosun veya sünger kaplı plastik bir boru kullanılabilir. Yosunlar, boruya naylon ipler ile bağlanmalı, zaman zaman da ıslatılmalıdır. Böylece bitkinin hava kökleri yosunlar arasına girip desteğe tutunacaklardır.

Saksı değiştirme
      Belirli kurallara dikkat edildiği sürece saksı değiştirmek zor değildir. Saksı değiştirmede dikkat edilecek hususlardan biri bitkinin fizyolojik durumu ile ilgilidir. Büyümenin gözle görünür yavaşlaması, bitki renginde solgunluk (hastalık haricinde) köklerin saksının deliklerinden çıkması gibi. Diğer önemli bir husus da, değiştirilecek saksılarla ilgilidir. Eğer saksı yeni ise kullanılmadan önce kireçsiz suda 24 saat bekletilmeli suyu tamamen emmesi sağlanmalıdır. 
     
     Bu kural toprak saksı için geçerlidir. Eski saksılar ise içi ve dışı su altında iyice fırça ile temizlendikten sonra kullanılmalıdır. Temel kurallardan birisi de saksı drenajının iyi olmasıdır. Suyun saksının dip kısmında birikmesi köklerde çürümeye yol açacaktır. Ancak kırık saksı parçalarıyla yapılan basit bir drenaj (suyun akışının düzenlenmesi) çıkabilecek problemleri ortadan kaldıracaktır.
     
     Değiştirme işlemine gelince; Değiştirilecek saksıdaki bitki toprak yüzeyinden sol elin yüzük parmağı ile işaret parmağı arasına alınır, saksı sağlamca tutularak ters çevrilir. Saksının bir kenarı hafifçe sert bir yere vurularak bitkinin serbestçe saksıdan çıkması sağlanır. 
     
     Yeni saksının dip kısmındaki su akıtma deliğinin üzerine birkaç saksı kırığı konduktan sonra üzerine 3 cm kadar taze toprak konur, bitkinin köklerinden, eski toprak silkelendikten sonra saksının ortasına gelecek şekilde oturtulur. Kalan boşluk taze toprakla saksının üst düzeyinde 1-2 cm boşluk kalacak şekilde doldurulup sert bir yere vurularak toprağın sıkışması sağlanmalıdır. 
     
     Değiştirme işlemi bittikten sonra toprak tümüyle nemli duruma gelinceye değin su verilir ve güneş ışığı almayan aydınlık, ılık bir yere yerleştirilerek köklerin yeni ortamlarına uymaları sağlanır.
     
     Saksı toprağının değiştirilmesi gibi gevşetilme yoluyla havalandırılması da önemlidir. Bu işlem için.uç kısmı hafif sivri tahta çubuktan yararlanılabilir. Köklerin zarar görmemesine dikkat edilmelidir.
     
Budama
Salon bitkilerinin çoğu, kış soyunca büyümelerini durdurur-ar. Dinlenme devresi Şubat ayında sona erer ve yeni bir büyüme mevsimi için uyanırlar. Gövdeleri odunsu yapıda ve fazla boylanma özelliğine sahip olan salon bitkilerinin alt kısımlarından başlıyarak dallanmalarını sağlamak için budama gereklidir. Bazı bitkiler çok uzun olarak bazıları da enlemesine büyürler. Dikkatli bir budama sonucunda doğal şekillerini yeniden kazanabilirler.Budama genellikle ilkbaharda yapılır. 

Bazı bitkiler ise çiçekleri geçtikten sonra budanır.Büyüme döneminde daha hızlı gelişen üst sürgünleri zayıflatmak için yumuşak tepe sürgünleri alma ile yan dallarının daha iyi gelişmesi ve daha bol çiçeklenmesi sağlanır. Aynı zamanda bitki üzerindeki açıp geçen çiçekleri sapları ile birlikte kesilmeleri gerekir. 

Budama kısımlarından aynı zamanda çelikte alınabilir. Doğru olarak yapıldığı sürece bitkiye hiçbir zarar getirmeyeceği gibi devam eden büyümeye daha iyi gelişme şansı verir. Budamada kullanılacak aletler keskin olmalıdır. Aksi halde kapanmayan yaralar bitkiyi çürütüp ölmelerine neden olacaktır.

Bonsai: Japon ve Çin adetlerinden olan bu kültürün en çarpıcı özelliği; gelişimini tamamlamış, yapraklanması ve çiçeklen-mesi bakımından büyük bir ağacın tüm özelliklerini taşıyan minyatür bir modeli olmasıdır. Küçük görünüşünü koruyabilmek için zaman zaman budama gereklidir. Aydınlık, serin bir ortamda bulundurulmalı su püskürtülerek nemlendirilmelidir.
Kaynaklar

12 Mart 2011 Cumartesi

İç Mekan Bitkileri Hakkında Genel

İç Mekan Bitkileri Hakkında Genel


Genel Özellikleri
Tanımı
İç mekan bitkilerinin tanımı yapılırken kaplar içinde ( salon ya da seralarda ) yetiştirilen bitkiler olarak tanımlansa da, gerçekte iç mekan bitkilerine kesin bir tanımlama yapılamamaktadır. Yetişme koşullarına göre bitkiler iç ya da dış mekanda kullanılabilir. Örneğin; Akdeniz Bölgesi’ nde doğal ya da park ve bahçede kullanılan bir bitki (Ficus elastica), Ankara gibi farklı bir yetişme ortamında saksı ya da kap içinde iç mekan bitkisi olarak kullanılabilir. Bahçe çiçeği olarak bilinen lale, nergis gibi soğanlı bitkiler, çakıllarla düzenlenmiş bir saksı içinde iç mekanda değerlendirilebilir.
Önemi
Günümüz insanı, konforun artmasıyla yaşama mekanlarını daha kolay ısıtabilmekte ve havalandırma sistemleri ile donatabilmektedir. İyi koşullarla donatılmış mekanlar, tüm konforuna karşın dış mekandan ve doğadan arıtılmış, tamamen yapay çevreler olmak zorundadır. Bitkiler, yapay olarak oluşturulmuş mekanlarda doğal elemanlardan izler taşır. Dekorasyonun tamamlayıcı unsurları olarak görev yapar. Modern teknolojinin yarattığı çelik yapılar, cam, beton gibi masif yüzeyler arasında, yaşayan ve doğadan yansımayı taşıyan bitkiler, iç mekan organizasyonunda önemli yer tutar. Mevsimsel değişiklikleri yıl
boyunca canlı olması ve çeşitli renklere bürünmesi gerek mimari formlar gerekse yaprak, çiçek, gövde özellikleri ile mekana hareketlilik kazandırır
İç mekanda kullanılan bitkilerle yapılan bir düzenleme ile bitkinin renk, koku, form veya ölçü özelliklerinden yararlanılarak mekan, daha çekici ve farklı bir atmosfere sahip olur. Cansız malzeme ile yapılacak bazı işlevlerin canlı bir obje ile başarılması, doğal peyzajı, kapalı mekanlarda yaşatmaktadır. Mekanın işlevine bağlı olarak, mekanda istenmeyen objelerin gizlenmesi, keskin hatların yumuşatılması gibi özellikleri nedeniyle bitkiler, iç mekan düzenlenmesinde kullanılmaktadır.
Bitkiler gürültüyü filitre etmeleri, akustik kontrolü, tozu tutmaları, parlamayı ve yansımayı önlemeleri ile ışığı kontrol altına almaları ve havayı oksijen üreterek temizlemeleri nedeni ile ekolojik işlevlere de sahiptir. Özellikle ev, okul, hastane ve büro gibi mekanlarda kullanılması önerilen bitkiler, estetik katkıları ile birlikte sağladıkları oksijen ile daha az stresli mekanların oluşturulmasına yardımcı olur.
Bitkiden beklenilen işlevin gerçekleşmesi için bitkide bir takım özelliklerin olması gerekir:
a) Bitki belli derecede olumsuz koşullara dayanıklı olmalıdır.
b) Değişen ekolojik koşullara karşı dayanıklı olmalıdır.
c) Kap ve saksılarda iyi gelişim göstermelidir.
d) Her dem yeşil olmalıdır.
Benzer ekolojik istekleri olan bitkiler, uygun ekolojik koşullar gösteren yerde kullanılmalıdır. Tasarımcı, her bitkinin sıcaklık, ışık, nem gibi isteklerini iyi bilerek o bitkiye uygun koşulları sağlamalıdır,
İç Mekan Bitkilerinin Sınıflandırılması
Ekolojik isteklerine Göre Sınıflandırma
Tüm bitkilerin yetişebilecekleri, ışık, sıcaklık ya da nem gibi ekolojik koşullar birbirinden farklıdır. Örneğin, ortamdaki sıcaklığın, bitkinin istediği sıcaklıktan az ya da fazla olması, onun çiçeklenmesi, büyümesi gibi yaşamsal sürecini etkilemektedir.
Sıcaklık
Bitkilerin büyüme ve gelişmeleri ile bulundukları yerlerin sıcaklığı arasında sıkı ilişki vardır. Sıcaklığın derecesi metabolik olayları farklı yönde etkilemekte, böylece bitkinin gelişimi de farklı olmaktadır. Genellikle iç mekan bitkileri 0 0 C’nin üzerindeki sıcaklıklarda yetişebilmektedir, dona maruz kaldıklarında ölebilir. Tropikal kökenli bitkilerin çoğu 100 C’nin altındaki sıcaklıklardan zarar görür. Yüksek sıcaklık derecelerine dayanıklılıkları da bitki çeşidi, hava orantılı nemi ve sulama suyunun miktarına göre değişmektedir. İç mekan bitkileri genellikle de 400 C’ nin üzerinde ölmeye başlar.
İç mekan süs bitkilerini sıcaklık ihtiyaçlarına göre üç grupta sınıflandırabiliriz:
Yüksek Sıcaklığa Gereksinim Gösteren Bitkiler: Tropikal kökenli bitkiler bu grupta yer alır. Kışın 16- 20 0 C,yazın ise 18-25 0 C sıcaklık, genel olarak % 80-85 orantılı nem ve çoğunlukla yarı gölge veya gölge yerlerde iyi gelişme gösterir.
Orta Derecede Sıcaklığa Gereksinim Gösteren Bitkiler: Kışın 8- 15 0 C, yazın ise 15-18 0 C sıcaklık veya daha yüksek sıcaklıkta aydınlık ve havadar yerlere gereksinim gösterir.
Düşük Sıcaklığa Gereksinim Gösteren Bitkiler: Kışın 5-8 0 C sıcaklıktaki iç mekanlarda, yazın ise bahçelerde yetiştirilebilen bitkilerdir. Bu bitkiler için en uygun yaz mevsimi sıcaklığı 15-20 0 C dir.

Süs bitkilerinin sıcaklık isteklerine göre sınıflandırılması

Spathipyhlium

Dieffenbachia
Bitkiler dinlenme dönemine ihtiyaç duyar. Ülkemizde bitkilerin dinlenme koşulları kış aylarına rastlamaktadır. Bitkilerin kışın sıcaklık gereksinimi, yaza göre 5-10 derece daha az olmaktadır. İşte bu dönemde bitkilerin odun kısmı olgunlaşır, tomurcuk oluşumu gerçekleşir.
Bitkilerde ertesi yıl iyi bir gelişme ve çiçeklenme olabilmesi için dinlenme döneminin sağlanması zorunludur. Bitkiler kışın da aynı yüksek sıcaklıktaki mekanlarda bulundurulduğunda, dinlenme dönemine giremez. Bunun sonucunda odun kısımları olgunlaşamaz, tomurcuk oluşumu güçleşir, bitkiler cılız kalır.
Bitkinin yaşlı veya genç oluşu ile sıcaklık gereksinimi arasında da sıkı bir ilişki vardır. Genç bitkiler, yaşlı bitkilere göre daha yüksek sıcaklık ister. Ancak yaşlı bitkiler, ani oluşan sıcaklık değişimlerine daha hassastır. Sıcaklıktaki ani değişimler, bitkilerde solmalara, yaprakların düşmesine ve hatta ölümlere neden olur. Burada dikkat edeceğimiz bir konu da sıcaklığın tek başına etkinliği yanında diğer ortam koşullarının da etkisinin olmasıdır. Ortamdaki nem, ışık da sıcaklıkla birlikte bitkileri etkilemektedir. Bir bitki için nemli ortamda çok uygun olan sıcaklık, aynı bitki için kuru bir ortamda çok fazla olabilir.
Orantılı Nem ve Su
İç mekan bitkilerinin yaşayabilmeleri, büyüyebilmeleri ve gelişebilmeleri için zorunlu etmenlerden biri hava nemi ve sudur. Bitkiler, kökleri aracılığıyla suda erimiş besin tuzlarını alırlar. Kökler aracılığıyla alınan besin maddeleri bitkilerin üst aksamına su ile taşınır. Bitkiden su, terleme yoluyla dışarı atılır. Bu dışarı atım işlemi, bitkinin bulunduğu ortamdaki orantılı hava nemi ile doğrudan ilişkilidir. Havanın içerdiği nem düşük ise terleme fazla olur. Bir bitkinin gereksinimi olan nem miktarı; bitkinin bulundurulduğu yerin orantılı nemine, sıcaklık ve ışık durumuna, bitkinin cins, yaş ve büyüklüğüne ve sonunda mevsime, bitkinin gelişme dönemine bağlı olarak değişir.
Terleme hızını etkileyen başlıca etmenler; güneş ışığı, havadaki nem miktarı, sıcaklık, rüzgar, topraktaki su ve hava basıncıdır. Bitkilerin terleme yoluyla kaybettiği su ile kökler tarafından alınan su arasında denge vardır. Ortam koşulları, bitkinin kökleriyle almış olduğu su miktarından daha fazla terleme yapmasını durumunda bitkinin yapraklarında sarkmalar, pörsümeler, sararmalar ve kurumalar gözlenir. Bu koşulların sürmesi halinde ise bitki tümüyle canlılığını yitirir.
Sıcaklık ve ışık şiddeti kış ayları süresince yaz aylarına göre daha düşük olduğundan, bitkilerin terleme hızları da düşüktür. Bu süre içerisinde bitkiler, suya daha az gereksinim duyar. Düşük sıcaklıktaki yerlerde bulundurulan bitkilerin, daha sıcak yerlerde bulundurulan bitkilere oranla su gereksinimleri daha azdır.
Bitkinin bulunduğu yerin orantılı nemi ile su gereksinimi arasındaki ilişki ise, nemin yüksek olması halinde bitkinin terleme hızı düşük olacağından, su gereksinimi de az olacaktır, buna karşılık, kuru hava esintisi olan sıcak yerlerde bulundurulan bitkilerin su ihtiyacı fazladır.
Yüksek orantılı nem, yüksek sıcaklık ve şiddetli ışıktan kaynaklanan olumsuz etkiyi azaltarak bitkide dengeli bir gelişme sağlar. Bu nedenle iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde orantılı nemin önemi büyüktür. Tropikal kökenli bitkilerin nem ihtiyacı % 80’in üzerinde, diğer bitkilerin nem ihtiyacı ise %60-70’tir.
Işık
Bitkiler fotosentez yapabilmek, büyüyüp gelişmek için ışığa ihtiyaç duyar. İç mekan bitkilerinin çoğu en iyi ışık alan yerlere konulmalıdır. Bir bitkinin ışığa ihtiyacı farklı zamanlarda farklı düzeylerdedir. Bitkiler gelişme dönemlerinde bol ışığa, buna karşın dinlenme döneminde az ışığa ihtiyaç duyarlar. Bir bitkinin belirli gelişim dönemlerinde ışığa olan gereksinimi çok olduğu gibi, genç ve yaşlı bitkiler arasında ışığa dayanabilme açısından da farklar bulunmaktadır.
İç mekan süs bitkilerini ışığa gereksinimleri açısından, güneşli, aydınlık, yarı gölge ve gölge yerlerde yetiştirilen bitkiler olmak üzere sınıflandırabiliriz.
Güneşli ortam isteyen bitkiler, genellikle güneye bakan pencerelerde veya yazın bahçede doğrudan güneşli yerlerde kullanılır. Ancak aşırı güneşli ortamda hafif gölgeleme yapılabilir.
Aydınlık ortamda yetişen bitkiler ise doğrudan doğruya ve sürekli güneş ışığı almayan yerlerde yetiştirilen bitkilerdir. Bu bitkilerin doğu veya batı penceresinin hemen arkasında bulundurulmaları uygundur. Yarı gölge yerleri seven bitkiler ise hafif veya çok hafif güneşli yerlerde bulundurulmalıdır.
Gölge koşullarda yetiştirilen bitkiler ise, güneş almayan yerlerde ve seranın iyice gölgelenmiş yerlerinde bulundurulmalıdır. Bitkiler yetersiz ışığa karşı tepkilerini, normalden daha ince gövde ve güneş ışığına doğru yönelen uzun sürgünler üzerinde soluk renkli, cansız yapraklar oluşturarak gösterir. Bu durum görüldüğünde bitkilerin daha iyi ışıklanması sağlanmalıdır. Bunun yanında fazla ışık isteyen bitkiler, gölge ortamda kaldıklarında yapraklarda sararma ve dökülmeler görülür. Normale göre daha açık renkli yaprakların varlığı da ışık azlığının bir sonucudur.
İç mekanlarda bulundurulan süs bitkileri genelde kapalı mekanlarda tek taraftan ışık aldıklarından ışığa doğru bir yönelim gözlenir. Bunun için bitkiler ara sıra kendi etraflarında çevrilmelidir.
Bitkiler, kışın az güneşli günlerinden uzun günlere geçişte güneş ışınlarından etkilenir. İlkbaharda tüm bitkilerin sararması ve haşlanması, bitkilerin biraz gölgelemeye ihtiyaç duyduğunun göstergesidir. Bunun yanında güneş ışığının yetersiz olduğu durumlarda, Yapay ışık, kullanılmalıdır. Yapay ışık güneş ışığına benzerse de, 4-5 saatlik güneş ışığına eşdeğer bir ışıklanma için aynı süre yapay ışık kullanılması yeterli olmaz. Sağlıklı bitki yetiştirmek için 12- 16 saat yapay ışıklandırma yapmak gerekir. Yapay ışıklandırma da floresan tüpler kullanılır. Yapay ışıklandırmaya ihtiyaç gösterebilecek bitkiler arasında Afrika menekşesini alabiliriz. Burada dikkat edilecek konu ise, yapay ışık altında yetiştirilen bitkilerde yeterli hava neminin sağlanmasına da özen gösterilmelidir. Bunu da saksıların altına, içi su dolu bir kap koymakla sağlayabiliriz

Süs bitkilerinin ışık isteklerine göre sınıflandırılması

Ficus benjamin

Aglaonema
Form Özelliklerine Göre Sınıflandırma
İç mekan bitkileri form özelliklerine göre; sarkıcı, tırmanıcı, ya da mimari formlu olarak üç ana sınıfa ayrılır.
Sarılıcı Tırmanıcılar: Daima dikine büyüyen bitkilerdir. Bazıları destek etrafında dolanır, bazıları ise tutucu organları aracılığıyla desteğe yapışır. Bu bitkiler destek üzerinde gelişebildikleri gibi duvar boyunca da gelişebilirler. Hatta iç mekanlarda desteklere sardırılarak, mekan bölücü olarak kullanılabilir.

Syngonium

Scindapsus 
Sarılıcı Tırmanıcı ve Sarkıcı Olanlar: Tırmanıcı olarak yetiştirildiklerinde tek bir desteğe tüm gövdenin sarılması tavsiye edilmez. Saksı içinden, gövdenin sarkması ya da birden fazla desteğe tüm gövdelerin bağlanması daha estetik bir görüntü verecektir. Sarkıcı olarak yetiştirildiklerinde, dağınık gelişmelerini önlemek amacı ile uçlarının alınması gerekebilir. Ficus pumila, hedera, philodendron, scindapsus gibi bitkiler hem sarılıcı hem sarkıcı olabilir.
Sarkıcılar; toprak yüzeyini örtebilir ya da bir yere saksı ile asıldıklarında aşağı doğru gelişirler. Sarkıcı bitkilerin bir kısmı ilginç yaprakları ile, bir kısmı da çiçekleri ile etkilidir. Bu bitkiler askıya alınabilen bir saksıya konulabildiği gibi yüksek sütun şeklindeki saksılara da konulabilir.
Mimari Formlu Olarak Kullanılan Bitkiler: İç mekanda tek başlarına kullanılabilir. Dekoratif etkileri ile odak etkisi oluşturma, vurgulama, yönlendirme gibi işlevlerine göre geniş mekanlarda kullanılır. Mimari formlu bitkileri kendi içlerinde, sütun formlu, ağaç formlu gibi sınıflandırabiliriz. Mimari formlu bitkiler tek olarak kullanıldıkları gibi sarkıcı ya da yer örtücü olarak kullanılan bitkilerin yayılıcı etkisini azaltmak için birlikte de kullanılabilir.

Araucaria

Ficus benjamin “ Alii’’

Formlarına göre iç mekan bitkileri
Yaprak Özelliklerine Göre Sınıflandırma
Bazı iç mekan bitkileri çiçekleri veya formundan çok yapraklarının güzellikleri nedeni ile tercih edilirler. Bunlar renkli veya ilginç yaprakları ile iç mekanlarda ilgi odağı oluşturur.
Yaprağını dökmeyen bitkilerin daha çok tercih edildiği bilinmektedir. Büyük çoğunluğunun bakımı kolaydır. Bu bitkilere gerekli bakım yapıldığında yıllarca sağlıklı biçimde yaşar, gerek evlerde gerekse bürolarda canlı birer dekorasyon oluşturur.

Yaprak formlarına göre iç mekan bitkileri

Dracaena

Codiaeum
Eğrelti otları, ve palmiyeler, yaprağını dökmeyen beğenilen bitkilerdir. Eğrelti otları, doğal olarak ormanlık yerlerde bulunur. Bu bitkileri iç mekan bitkisi olarak da rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Yaprak yapıları ve renkleri ile etkili iç mekan bitkileri

Schefflera

Drecaena
Ayrıca otsu bitkiler dediğimiz, devamlı yeşil kalabilen ve mutfağımız için her zaman gerekli olan bitkiler de mevcuttur. Bu bitkiler için gerekli nem mutfağımızda olduğundan yetiştirilmesinde problem yoktur. Ada çayı bitkisini örnek olarak verebiliriz.
Yaprakları için yetiştirilen bitkiler uygun koşullar altında çiçek açabilir. Ancak, bunlar çiçekleri için yetiştirilen bitkilerin çiçekleri kadar güzel, gösterişli ve uzun süreli değildir.
Yılbaşı kaktüsü ( Schlumbergera bridgesii), Çin kaktüsü ( Euphorbia milii ), Sütun kaktüsü ( Cereus sp.), Mum çiçeği ( Hoya carnosa ), vb. dikenli ya da etli yapraklı bitkiler grubuna girerler.

Yaprak renklerine göre iç mekan bitkileri


Caladium
Kaktüs ve sukkulentler gövde ve yapraklarında su depolayan bitkilerdir. Kaktüslerin sukkulentlerden en önemli farkı dikenli olmalarıdır. Bu dikenler, iğne şeklinde olabildikleri gibi, tüy gibi ince dikenlerin bir araya gelmesinden oluşmuş, diken yastıkları şeklinde de olabilir. Bu gruptaki bitkiler, bünyelerinde su depoladıklarından az sulanmalıdır.

Kaktüsler
Çiçek Özelliklerine Göre Sınıflandırma
Bu gruba giren bitkilerin çiçekleri kadar çoğu zaman yaprakları da dikkat çeker. Ancak çiçeklenme ve çiçek özellikleri, yapraklarına göre çok daha fazla önem taşıyıp dikkat çektiğinden, çiçekleri için yetiştirilen bitkiler grubunda yer alır.

Aphelandra

Cyclamen
Çiçek açan birçok salon bitkileri arasında cazibesini yitirmeyen; örneğin, Afrika menekşesi olarak bilinen (Saintpaulia) bitkilerin birçok farklı rengi vardır. Kısa saplar üzerinde salkımlar halinde yalınkat veya katmerli olabilen çok renkte çiçekleri mevcuttur. Nemli ortamı sever, doğrudan güneş ışığından hoşlanmaz. Sulamanın yağmur suyu veya kireçsiz su ile yapılması çok faydalıdır. Kullanılacak toprak, havadar olmalı, bitkinin sürekli çiçeklenebilmesi için köklerin tamamen saksıyı doldurması beklenmeli, sıkça saksı değiştirme yapılmamalıdır.

Afrika menekşesi (Saintpaulia)
Orkideler, bitki dünyasının önde gelen nadir ve pahalı çiçeklerine sahiptir. Hippeastrum, hyacinthus, narcissus gibi çiçekli bitkiler ise soğanlı bitkilerdendir. Soğan, besin maddesini depo ederek üremeyi sağlayan özelleşmiş bir organdır. Cyclamen ise yumru köklü bitkidir. Bu tip yumrular, çok miktarda besin maddesi içerirler. Üretimleri, her bir parça göz içerecek biçimde bölünmesi ile olur. Cymbidium, yalancı soğan denilen birkaç boğumdan meydana gelmiş iri, etli gövde parçasından oluşan özelleşmiş depo organına sahiptir. Yeni sürgünlerin, eski soğandan ayrılması ile üretilir.

Afrika menekşesi (Saintpaulia)
Orkideler, bitki dünyasının önde gelen nadir ve pahalı çiçeklerine sahiptir. Hippeastrum, hyacinthus, narcissus gibi çiçekli bitkiler ise soğanlı bitkilerdendir. Soğan, besin maddesini depo ederek üremeyi sağlayan özelleşmiş bir organdır. Cyclamen ise yumru köklü bitkidir. Bu tip yumrular, çok miktarda besin maddesi içerirler. Üretimleri, her bir parça göz içerecek biçimde bölünmesi ile olur. Cymbidium, yalancı soğan denilen birkaç boğumdan meydana gelmiş iri, etli gövde parçasından oluşan özelleşmiş depo organına sahiptir. Yeni sürgünlerin, eski soğandan ayrılması ile üretilir.

Yaprak ve çiçekleri ile etkili iç mekan bitkileri

Etli yapraklı bitkilere örnekler
Bromeladlar (Bromeliaceaeler)
Bu familya bitkileri kısa gövdeli, rozet yapraklı çok yıllık bitkilerdir. Yaprak tabanları üst üste binerek rozet şeklini almıştır. Yağmurlu zamanlarda su burada toplanır. Aechmea, nidularium, billbergia, tillantia önemli üyelerdir.

Aechmea
Bu familyadaki bitkilerin büyük çoğunluğu, doğal ortamlarında ağaç kavukları, yaprak çürüntüleri gibi organik materyaller ya da artıklar üzerinde asalak olarak yaşar. Bunlara “ epifit bitkiler” adı verilir. Kökleri pek gelişmemiştir. Sadece bulundukları ortama tutunmalarında yardımcı olur. Bu nedenle ev koşullarında saksı harçlarına fazla su ve gübre verilmez. Yaprak hunisinden su ve besin alır.
İç Mekan Bitkilerinin Kullanımı
İç mekan bitkilerinin kullanılması konusunda özen göstermemiz gerekmektedir. Seralardan alınan bu bitkileri, iç mekan içerisinde istediğimiz her noktada kullanamayız. Seçilen yerin, bitkinin belirli temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir. Bitkinin yerleştirildiği yer, bitkiler için gerekli ışığı almalı, yeterli nem ve uygun sıcaklıkta olmalıdır.
Bitkileri iç mekan içerisinde koyacağımız yere karar verirken şu konulara dikkat etmeliyiz. Bitkilerin büyük bir kısmı doğrudan güneş ışığını sevmez. Ayrıca bitkiler pencere önüne konuldukları zaman, özellikle kışın, dış ve iç sıcaklık arasındaki fark büyüktür. Bitkinin bir tarafı odanın ılımlı havasından yararlanırken diğer tarafı camdan soğuk havanın etkisinde kalabilir. Bitkilerin uzun süre pencere kenarına konulmamasına dikkat edilmelidir. Bunun yanında uygun ortam ve ışık verilmişse banyonun bitkiler için ideal bir yer olduğu söylenebilir. Ancak burada aşırı sıcaklık değişimlerinden etkilenmeyecek bitkiler kullanılmalıdır. Örneğin; Asparagus sprengeri banyoda rahatlıkla kullanılabilir.
Günümüzde bitkiler, çalışma hayatının monoton havasını renklendiren,ortamda canlılık katan unsurlar olarak ofislerimizde de yer almaya başlamıştır. Bitkiler, iş yerinde büyük ölçüde iş verimini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda insanları daha da huzurlu yaparak, zevkle çalışmalarını sağlamaktadır.
İç mekanda, bitkisel tasarımda amaç; mekanın tasarımıdır. Tasarımda, bitki-mekan, bitkilerin-diğer bitkilerle oluşturdukları kompozisyon ve mekan içinde yer alan oturma elemanları, çeşme, havuz, aydınlatma elemanları ile birlikte ele alınmalıdır. Tasarım; mekanın özelliklerine, kullanıcı özelliklerine, bitkinin isteklerine; işverenin isteklerine ve tasarlayıcının beceri ve görgüsüne göre değişiklik gösterebilir.
Mekanın etkisini belirlerken, bu mekanın hangi amaçla kullanıldığı ( konut, alışveriş, dinlenme ), ne kadar zaman kullanıldığı ( hafta sonları açık olup olmadığı ), mekanın genişliği ve durumu ( güneşlenme durumu ) değerlendirilmelidir.
Kullanıcı, tasarımı yaparken insan rahatlığına önem vermelidir. Özellikle ofis, konut gibi birey ve bitkinin daha bire bir ilişki içinde olduğu mekanlarda kullanıcının bakım becerisi tasarımda önemlidir. Örneğin; bitki bakım bilgisi olmayan kullanıcı için az bakım gerektiren bitki türlerine ağırlık verilmelidir. Ayrıca tasarımcı, mekanı tasarlarken mekan içerisinde ileriki zamanlarda değişimler yapabileceğini düşünmelidir. İç mekan bitkisel tasarımında bitkilerin renk, şekil, biçim, doku özelliklerinin bilinmesi hem bitkilerin birbirleriyle hem de mekanda yer alan diğer cansız materyallerle ilişkilerine dikkat edilir.


İç mekanda kullanılan bitkilerin belirgin özellikleri ve mekanda değerlendirilmesi
Tasarımın genel yapısını belirleyen bir diğer etmen de tasarımcının stilidir. Mekanda tasarımcı tarafından verilmek istenen etkiye bağlı olarak, tür ve malzeme seçimi yapılır. Örneğin, sıcak iklimlere ait coğrafyalardan esintiler oluşturmak amacı ile sukkulent, kaktüs türleri ve turuncu, kırmızı ya da sarı renkli mobilya, kum, çakıl malzemelere yer verilir.
Bitkisel tasarımda; tasarımcının zevki, doğru yerde doğru bitki seçimi, ekonomik olma durumu, mekana göre bitki seçimi, uygun kap ve saksı kullanımı ve bitkinin fiziksel özelliklerinin iyi tanınması gibi pek çok konuya dikkat etmek gerekmektedir.
Tasarım genel olarak üç aşamada gerçekleştirilir:
Bitkilendirme yapılacak alana ait özelliklerin belirlenmesi gerekir. Bir alışveriş merkezi için tasarım yapılacak ise amaç, kişileri davet eden çekici mekanlar oluşturmaktır. Oysa ofis tasarımında, verimliliği arttırıcı çalışma mekanları tasarlanmalıdır. Bitki için gerekli olan ışık, su ve toprak ortamda uygun miktarlarda olmalıdır.
Projenin uygulanabilir olduğuna karar verildikten sonra ikinci aşamaya geçilir. Kesin plan hazırlanır. Bitki türleri, sayıları, kapta, zeminde ya da askıda kullanıldıkları belirtilir. Havuz gibi yapılar varsa bunlar da planda detaylandırılmalıdır. Ayrıca yıl boyunca hangi dönemlerde alternatif hangi türlerin kullanılacağı ya da renk etkisi verilmek isteniyorsa, mevsimlere bağlı olarak hangi türlerin dikileceği uygulama projesinde belirtilir.
Artık uygulama aşamasına gelinmiştir. Bitkilendirme,konstrüksiyon detayları, tesisat gibi gerekli tüm veriler tamamlanmıştır.
İnsanoğlu aynı zamanda ufkunu geliştirerek yeni uygulamalar oluşturmalıdır. Bunlardan biri son günlerde oldukça yaygınlaşan şişe bahçeleri, evlerin uygun köşelerinde doğanın tüm canlılığını odamıza getirmektedir. Şişe bahçesi için en uygun olan kavanozlar, geniş ağızlı ve yeşilimtrak renkte olanlardır. Kavanozlar, ev bitkilerinin yetişmeleri için ideal ortamdır. Kavanozlar içinde atmosfer dengede olup, bol ışıklı yerlere konmalıdır. Buradaki bitkilere sık sık sulama yapmak gerekmez. Böyle bir bahçenin oluşturulması için ilk önce şişe güzelce yıkanmalı, ardından şişenin tabanına birkaç cm kalınlığında çakıl konulmalıdır. Çakılın üzerine de hazırladığımız toprak karışımını ilave etmeliyiz. Hazırlanan bu karışımın üzerine bitkileri özenle dikmeliyiz.
Yeni uygulamalardan bir diğeri de su kültürü altında bitkileri yetiştirmektir. Burada bitkiler normal kompost yerine sert, pişmiş kil tabletleri içinde köklendirilir. Bunlar, kökler için sağlam ortam sağladıkları gibi aynı zamanda hafiftir. Hidrokültür için iki kısımlı özel saksı gerekir. İç kısım, yanda ve altta açıklıklar içerirken dış kısım basit bir silindir biçimindedir. Dikilmeden önce kökler ılık suyla iyice temizlenir. Bundan sonra iç kısmın altında 3-4 cm derinliğinde kil tabletlerinden bir tabaka yapılmalıdır. Sonra bitki, kökleri iç kısmın içine yerleşmiş derecede tutulur ve tabletler bitki etrafında sıkıca duracak şekilde dökülür. Sonra saksı ılık su ile çalkalanır. Kil tabletler kökler arasında şişerek köklerin kaba tutunmasına yarar. Sonra iç kap, dış kap içine yerleştirilir. İstenen seviyeye gelinceye kadar su ilave edilir. Böylece kökler su içinde serbest olarak sarkık kalır. Su seviyesi sürekli kontrol edilmelidir. Bir hafta sonra bitki besin maddesi ilave edilmelidir. Her altı haftada bir suyun değiştirilmesi gerekir; Çünkü bitkiler, durgun suda uzun müddet bırakınca iyi büyümez. Hidrokültür masraflı değildir; ancak özel olarak hazırlanmış saksı, mutlaka alınmalıdır.
Çoğaltılması
Saksı bitkileri genel olarak tohumla (Generatif - eşeyli) vejetatif (Eşeysiz) yollarla, özleşmiş gövde-köklerle ve doku kültürü ile çoğaltılır. Bu yöntemlerden en yaygın olanı tohum ve çeltikle çoğaltmadır.



Kaynak:
http://hobibahcemiz.net/ Teşekkürler.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top