gdo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gdo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2012 Perşembe

Soframızdaki Tehlikenin Farkındamısınız





http://www.yemezler.org/

GDO gerçeği


GDO’lu mısır ve soya kansere yol açıyor! Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi var. Doç. Dr. Mesut Başak, bu ürünlerden uzak durmanın mümkün olmadığını belirtirken, mısır ve soyaya dikkat çekti.

Mısır, soya, kanola ve pamuk gibi genetiği değiştirilen gıdalar, birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Klinik Şefi Doç. Dr. Mesut Başak, genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) olarak tanımlanan bu ürünlerin başta bağışıklık sistemi olmak üzere insan vücudunda alerjilere sebep olduğunu, romatizmal hastalıklar ile kansere yol açabildiğini ifade etti.
Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi var. Doç. Dr. Mesut Başak, bu ürünlerden uzak durmanın mümkün olmadığını belirtirken, mısır ve soyaya dikkat çekti. Çünkü bu ürünlerin katkı maddesi olarak kullanıldığını ve bu sebeple birçok ürünün içinde yer aldığını ifade etti. “Özellikle mısır nişastası, bebek mamaları ve tatlılarda yoğun olarak bulunuyor.” diyen Başak, araştırmaların gıdaların ömrünün uzatılması sürecinde oynanan genlerin zehirli proteinler ürettiğini ve bu proteinleri yiyen böcek ve kuşların da öldüğünü gösterdiğini belirtti.

GDO’LU MISIR VE SOYA İTHAL EDİYORUZ
Türkiye’ye genetiği değiştirilmiş gıdalar içinde soya ve mısır ithal olarak çok fazla giriyor. Bu ürünlerin çoğu da hemen her yıl GDO’lu tohum üretiminde birinci olan ABD ve 2. olan Arjantin’den ithal ediliyor. Genleriyle oynanmış tohumların Türkiye’ye girmesinin yasaklandığını ancak hayvan yemi olarak ülkemize ithal edildiğini anlatan Mesut Başak, ODTÜ’de yapılan araştırmada çarpıcı sonuçların çıktığını ifade etti. Araştırmada Türkiye’nin 9 şehrinde üretilen 28 domates numunesinden 22′sinde “kanamisin” adlı antibiyotiğe dirençli bir bakteri geni saptanmıştı. Aynı araştırmada mısır numunelerinde hem antibiyotiğe karşı direnç geni, hem de mısıra ait olmayan birtakım DNA’lar bulundu. Buna ek olarak 2005 yılında Arjantin’den Türkiye’ye soya getiren bir gemi Greenpeace tarafından Brezilya açıklarında durdurulmuş ve soyaların GDO’lu olduğu ortaya çıkmıştı.

BÖCEK VE KUŞLAR ÖLÜYOR
Ürünlerde belli bir seviyede genetiğin değiştirilme oranının bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Mesut Başak, “Oranında değiştirildiği takdirde belki bir rahatsızlığa yol açmaz. Oranın üzerinde kullanılırsa hayatı tehdit eden bir noktaya gelir.” uyarısında bulundu. Her canlının kendine özgü bir gen dizilimi olduğunu söyleyen Başak, “Canlı yaşamına ait tüm bilgiler bu genlerde gizlenir. Gıdaların genetiğinin değiştirilmesinde de gıdalara yabancı bir gen yerleştirilir. Burada amaç ekonomik yönden getiri sağlamak için gıdaların dayanıklılığını ve ömrünü uzatmaktır. Bu gıdaların ömrünün uzatılması sürecinde bu genler zehirli proteinler üretmektedir. Araştırmalar bu proteinleri yiyen böcek ve kuşların öldüğünü göstermektedir.” diye konuştu.

Genetiği değiştirilmiş mısır ciddi bir endüstri ürünü

GDO’lu ürünlerin her şeyden önce toprağın dengesini bozduğunu söyleyen Doç. Dr. Mesut Başak, bu ürünlerin 100-200 yılda toprağın kendine gelememesine neden olduğunu kaydetti. Mısır ve türevlerinin çok ciddi bir endüstri oluşturduğunu aktaran Başak, “Mısırdan nişasta yapıyorsunuz, nişasta baklavadan sütlü tatlılara, bebek mamalarına kadar her yerde kullanılıyor. Gündelik yaşantımıza süt olarak da girebiliyor. Köylüler ‘mısır silacı’ denen bir yem yapıyorlar hayvanlar için. Yemi yiyen inek, koyun aracılığı ile GDO süt olarak bize dönüyor.” diyerek, tehlikenin uzak olmadığı sinyallerini verdi. Başak, bu noktada tüketicilere düşeni ise mevsiminde olmayan gıdaları tüketmemek olarak açıkladı. Ayrıca dondurulmuş gıdaların kullanılmaması, organik ürünlere yönelmek ve alınan ürünün sorgulanması da diğer yöntemler arasında. Buna ek olarak da “bu ürünlerin ülkeye girişleri engellenmeli” uyarısında da bulundu.

Prof.Dr. Mesut Başak

10 Ekim 2011 Pazartesi

10 çeşit GDO'lu mısır için son 48 saat


Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) Türkiye pazarındaki yerini hızla almaya başladı. Daha önce genetik yapısıyla oynanmış 3 soya ve 3 mısır çeşidinin ardından iki gün sonra (12 Ekim 2011) 10 mısır çeşidinin de ithalatı "yeterli itiraz olmaması durumunda" yasal hale gelecek.

10 çeşit GDO'lu mısır için son 48 saat!Dünyada genetiği değiştirilmiş organizmaların insan sağlığı üzerinde yarattığı olumsuzluklar hâlâ tartışılmaya devam ederken Türkiye, GDO’lu ürünler ithal etmeye devam ediyor.
Daha önce Biyogüvenlik Kanunu çerçevesinde kurulan Biyogüvenlik Kurulu’nun izniyle 2010 yılında soya ithalatına izin verilerek, 2011 yılının ocak ayından itibaren GDO’lu 3 soya türü Türkiye’ye girmeye başladı.
İtiraz için son tarih 12 Ekim

Biyogüvenlik Kurulu, tarafından genetiği değiştirilmiş 10 mısır çeşidinin yem amaçlı ithalatına itiraz süresi 12 Ekim 2011 tarihinde saat 17.00’de son buluyor. İthalatın engellenmesi için gereken 50 bin imzanın toplanmaması durumunda, GDO’lu ürünlerin ithalatı yasal hale gelecek.

Biyogüvenlik Kurulu Raporu ne diyor?

Biyogüvenlik Değişim Kurulu’na sunulmak üzere değerlendirme komitesi tarafından hazırlanan raporda, GDO'lu ürünlerin halk sağlığı açından ne gibi etkileri olduğu açıklandı.


Halk sağlığını yakından ilgilendiren gıdanın bol, ucuz, kaliteli ve sağlıklı olmasına dikkat çekilen raporda, yapılan çalışmalarda GDO’lu bitkilerin insan sağlığına olumsuz etkilerinin olabileceği vurgulandı. Mısırın genetiğinin değiştirilmesiyle oluşan yeni DNA’nın insan bağırsağında sindirilmeyip, hücrelerde değişim yarattığı belirtildi.


Raporda, hayvanlar için yem olarak ithal edilecek mısırın kanserojen etkisinin yanı sıra, böbrek ve karaciğerde yaratacağı tahribatın da insanlar için risk oluşturduğu yer aldı.


GDO’lu ürünlerde etiket zorunluluğu


Geçtiğimiz sene genetiği değiştirilmiş ürünlerin “bebek maması” ve “küçük çocuk” besinlerinde kullanımı yasaklanmış, GDO’lu ürünlere “etiketleme” zorunluluğu getirilmişti. Biyogüvenlik Değişim Kurulu da hazırladığı raporda, genetiği değiştirilmiş ürünlerin etiketlerde belirtilmesi gerektiğini de önemle vurguladı.


Türkiye’de mısır üretim ve tüketimi


Türkiye’de mısır üretimi arpa ve buğdaydan sonra üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; 2010 yılında toplam 600 bin hektarda yapılan üretimde yaklaşık 3 milyon 500 bin ton mısır üretimi gerçekleşti. Buna karşılık; Türkiye 2010 yılında toplan 5 milyon 150 bin ton mısır tüketimi yaptı. Kişi başı mısır tüketimi azalsa da endüstriyel alanda ve hayvan yemi olarak kullanımı artıyor.


Mısır üretimi, tüketime yetişemediği için Türkiye mısır ithalatı da yapıyor. Türkiye, GDO’ya izin veren ABD başta olmak üzere Arjantin, Macaristan, Ukrayna, Romanya, Fransa ve Bulgaristan’dan mısır ithalatı gerçekleştiriyor.


Greenpeace’ten GDO’ya ‘hayır’ kampanyası

Dünyanın her yerinde çevreci kampanyalarla sesini duyuran Greenpeace, Türkiye’de ithalatına izin verilecek GDO’lu ürünlere karşı kampanya başlattı.


Greenpeace’ten yapılan açıklamada; “Bir süre önce Biyogüvenlik Kurulu, genetiği değiştirilmiş 10 mısır çeşidinin ithal edilmesiyle ilgili risk raporlarını sitesinde yayınladı. 12 Ekim saat 17’ye kadar kamuoyundan yeterli sayıda karşıt görüş gelmezse, GDO'lu ürünler artık yasal hale gelebilir.  GDO'lu ürünler, insanlar, hayvanlar ve doğa üzerinde yapılan tehlikeli bir deney. Hem kendimizin ve hem de gelecek nesillerin üzerinde bu deneyin yapılmasına izin vermemeliyiz!” denildi.


Greenpeace, "Sağlığın için son 48 saat" linkinden hedeflenen 50 bin imza için kampanya yürütüyor. Yaklaşık 17 bin imza toplanan kampanya Biyogüvenlik Kurumu’nun belirlediği 12 Ekim tarihine kadar devam edecek.


GDO nedir?


Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara "Genetiği değiştirilmiş organizma" (GDO) deniyor.


GDO üzerinde çalışama yapan biliminsanları, genetiği değiştirilmiş ürün kullanımının insanlar, hayvanlar ve doğa üzerinde yapılan tehlikeli bir deney olarak görüyor. Yapılan araştırmalar soya, mısır ve pamuk gibi birçok ürünün genetik kodlarıyla oynandığında ortaya çıkacak sonuçlar henüz kesin ve net olmadığını ortaya çıkardı.


GDO’lu tarım yapılan arazide daha sonra doğal ürün yetiştirilemediği gibi, GDO kullanılan tarım alanının çevresindeki arazilerde yetişen ürünlerde de genetiği değiştirilmiş ürünlerin yetiştiği de ortaya çıktı.


Türkiye'deki durum


2010 yılı Mart ayı içinde Biyogüvenlik Yasası Meclis tarafından kabul edildi. Mart ayında yasa kabul edilmesine karşın, 26 Eylül 2010'da ancak yürürlüğe girdi. Biyogüvenlik Yasası ile GDO içeren gıdalarda bu oran binde dokuzun üzerindeyse etiketlenme şartı konulmuştu.


Şu anda Türkiye’de GDO'lu tarımsal üretim yapılması yasak. Ancak, bir süre önce Biyogüvenlik Kurulu, genetiği değiştirilmiş 10 mısır çeşidinin daha yem amaçlı kullanılmak üzere ithal edilmesiyle ilgili olarak hazırlanan bilimsel risk ve sosyo-ekonomik değerlendirme raporlarını sitesinde yayınlayarak halkın görüşüne açtı.


Bu raporlara ilişkin kamuoyu görüşünü aldıktan sonra nihai kararı Resmi Gazete'de yayımlayarak ithalat izni vermesi bekleniyor. Böylece daha önce ithalatına izin verilen genetiği değiştirilmiş 3 soya çeşidi, kamuoyu görüşü alınan 3 mısır çeşidi olmak üzere toplamda 16 çeşit GDO' lu ürüne ithalat izni çıkmış olacak. 12 Ekim 2011, saat 17.00'ye kadar kamuoyundan yeterli sayıda karşıt görüş toplanmazsa GDO'lu ürünlerin kullanımı yasal hale gelecek.
Ahmet Küçük / T24.com
http://www.iyibilgi.com/

27 Ocak 2011 Perşembe

İşte Türkiye'nin ilk GDO'lu ürünü

İşte Türkiye'nin ilk GDO'lu ürünü 






Tarimda e-Ticaret Merkezi
Biyogüvenlik Kurulu, GDO içeren soya fasulyesinin hayvan yemlerinde kullanılmasına izin verdi 

Tarim ve bahçe malzemeleri ihtiyaçlarinizi www.aldesem.com  internet sitesinden güvenle temin edebilirsiniz.

Geçen yıl çıkarılan Biyogüvenlik Kanunu çerçevesinde kurulan Biyogüvenlik Kurulu, ilk kez genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) içeren üç soya fasulyesi çeşidinin hayvan yemlerinde kullanılmasına izin verdi.


Söz konusu GDO'lu soya çeşitlerinin ithalatı konusundaki son kararı, Biyogüvenlik Kurulunun kararlarını dikkate alarak, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı verecek.


Biyogüvenlik Kurulunun, Türkiye Yem Sanayicileri Birliğinin (TÜRKİYEM-BİR) başvurusu üzerine GDO içeren 3 soya fasulyesi çeşidinin hayvan yemlerinde kullanılmasına izin vermesine ilişkin kararları, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.


Buna göre, "A2704-12 soya fasulyesinin taşıdığı herbisit tolerans geni", "MON40-3-2 soya fasulyesinin taşıdığı herbisit tolerans geni" ve "MON89788 soya fasulyesinin taşıdığı Herbisit Tolerans geni" içeren soya fasulyesi ve ürünleri, hayvan yemlerinde yem ya da yem hammaddesi olarak belirtilen hususlara uyulması şartıyla kullanılabilecek.


Söz konusu genler, soya fasulyesinin yabani otlara dayanılıklığını sağlıyor. Risk değerlendirme sonuçlarına göre risk oluşturmayacağı belirlenen başvurular için Biyogüvenlik Kurulunun verdiği karar, 10 yıl geçerli oluyor.


Biyogüvenlik Kurulu, TÜRKİYEM-BİR'in başvurusu hakkında basitleştirilmiş işlem kapsamında Bilimsel Risk Değerlendirme Komitesi ve Sosyo Ekonomik Değerlendirme Komitesi tarafından hazırlanan raporları değerlendirdi. Kurul tarafından gerek görülmesi halinde, izleme raporlarına dayanarak komitelere bilimsel değerlendirme yaptırılması, bu değerlendirmelerin Kurul tarafından uygun bulunması halinde izin devam edecek.


Herhangi bir risk tespiti halinde izin iptal edilecek. Biyogüvenlik Kanunu'nda belirtilen 10 yıllık süre içerisinde herhangi bir olumsuzluğun tespit edilmesi halinde, Kurul, izleme raporlarına dayanarak kararın kısmen veya tamamen iptali ile yasaklama, toplatma, imha ve benzeri yaptırımlara ilişkin kararlar alabilecek.


Karar uyarınca, izin verilen genleri taşıyan soya fasulyesi ve ürünlerinin ithalatı için başvurularda, soyanın taşımış olduğu gen ile ilgili Türkiye'deki ya da ithal edildiği ülkedeki akredite bir laboratuardan alınan Analiz Raporu eşliğinde uygun olanların gümrük ve ithalat işlemleri gerçekleştirilecek. Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik ile düzenlenen ithalat, ihracat ve transit kurallarına uyulacak.


BELGELEME, ETİKETLEME, 
TAŞIMA VE ATIK İMHA KOŞULLARI


Hayvan yemlerinde kullanılmasına izin verilen soya fasulyesi ve ürünlerinin ithal, işlenme ve satışında yer alan paydaşların her biri tarafından GDO'lu soyanın son üründe tek başına ya da katkı maddesi olarak bulunduğunu gösteren ve Ayırt Edici Kimlik Kodunu da içeren bir belge bulundurulacak. Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik'te yer alan yemlerin etiketlenmesinde belirlenmiş kurallara uyulacak. Ayırt Edici Kimlik Kodu, mutlaka etiket üzerinde yer alacak.


Hayvan yemlerinde kullanılmasına izin verilen soya fasulyesi ve ürünlerinin ambalajlama, taşıma, muhafaza ve nakillerinde bulaşmayı engelleyici tedbirler, ürün sahibi ve taşıyıcı tarafından işbirliği içinde alınacak. Ambalajlar, özel olarak, yırtılma ve parçalanmaya dayanıklı kağıt, polietilen ya da pamuk veya keten çuvallarla yapılacak. Taşımada yükleme yapılan araçlar mutlaka örtülecek ya da kapalı araçlarla taşıma yapılacak. Yükleme ve boşaltmada çevreye bulaşmasını önleyici önlemler


http://www.bahcesel.com/content/view/16018/3191/

24 Ekim 2010 Pazar

GDO'yu zararsızmış gibi gösteriyorlar

GDO'yu zararsızmış gibi gösteriyorlar
Ülkenin sıradışı Profesörü Oktay Sinanoğlu, Ülke TV’nin ‘Sıra Dışı’ programına konuk oldu ve ilginç açıklamalarda bulundu.


Dünyada kültürel ve biyolojik soykırım olduğunu iddia eden Prof Oktay Sinanoğlu, "Kültürel soykırımın ilk imzasını eğitimi 1946’da ABD’ye bırakarak İsmet Önünü atmıştır. Yabancı dille eğitim bilim yaptırmak kültürel soykırımdır. Hala aklınız oradaysa bilin ki ABD batmıştır. Üstelik hem toplum hem de ekonomi olarak batmıştır. California’da yaşayan insan kalmamıştır. Herkes ABD’yi terk ediyor” dedi.

BİRKAÇ VAKIF ABD’Yİ SOYDU
Birkaç Vakfın ABD’yi soyup soğana çevirdiğini belirten Sinanoğlu; “ABD nüfusunun çoğu kobaydır. Çünkü halkının çoğunluğu kara cahildir. 1946’dan bu yana Türkiye halkına da ABD halkına uygulanan muamele uygulanıyor. Bir halkı cahil bırakırsanız gidin şuraya saldırın dediğinizde gider saldırır. ABD’yi bütün kaynakları ele geçirmiş olan üç şirket idare ediyor. Bunlar enerjiye sahip oldukları gibi gıdayı ele geçirdiler. "

DÜNYANIN YÜZDE 80’NİNİ YOK ETMEK İSTİYORLAR
Bu bir avuç adam, dünya nüfusunun yüzde 80’nini yok edip yüzde 20’sini de kendilerine hizmet olarak bırakacaklar. Köle olarak kullanacaklar. Bu şirketler bakanları ayarlıyor. Hatta bakanlıklar akimin geleceğini belirliyor. Bazı adamları araştırmacı diye adayıp sözde raporlar hazırlatıyorlar.

GDO’YU YALAN RAPORLARLA ZARARSIZMIŞ GİBİ GÖSTERİYORLAR
Tohumun sahibi olan bu şirketler aslında kimyasal şirketleridir. Bunların tohumlarını kullandığınızda onların zehirli ilaçlarını kullanmak zorundasınız. Basın yayın organları da bunların elinde. Ellerinde sahte raporları yayınlatıyorlar. GDO’lular böylece zararsızmış gibi gösteriyorlar” dedi.

"Moleküler biyoloji birimleri kurmak için İstanbul’daki iki üniversiteye müracaat ettim. Hiçbir şey istemedim. Üstelik ücretsiz ders vermeyi taahhüt ettim. Ama rektörler önce kabul ettikleri halde vazgeçtiler. Birileri engel oldu" diyen Sinanoğlu; “Genetik değişiklik ilk olarak ineklerde yapıldı. İneğin DNA’sını değiştirdiler. Bu inekler önce çok sit verdiler. Sonra patır patır öldüler. Doğan yavrularda 5-6 altı bacaklı olarak doğmaya başlayınca sessiz sedasız bu projeden vazgeçtiler. Sonra bitkilere yöneldiler. Bunlar geni tanımıyorlar. ‘Her gen bir iş yapar’ mantığını doğru zanneden matematik bilmeyen bazı saf bilim adamlarını kullandılar” dedi.

Ayrıca Sinanoğlu "Bilmiyorlar ki her gen tek bir iş yapmadığını söyleyen Prof Dr Oktay Sinanoğlu; “Bunların bu işi çözmesi imkânsız. Bunun çözümünü ben ta 19732de bulmuştum ve yayınlamıştım” dedi.

ARTIK GÜVENLİ GIDA BULMAK ÇOK ZOR
Bugün ne ete, ne süte ne ekmeğe ne de herhangi bir gıdaya güvenilemeyeceğini belirten Sinanoğlu, "bu gıdaların birçok soruna hatta ölümlere neden olduğunu biliyoruz. Rocekfeller’in ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in vakfının desteklediği üç şirket tüm tohumların patentli sahibidir. Klasik tohumları bile toplayıp kendi adlarına tescil ettirdiler. Tekelleştiler.

KÜÇÜK ÇİFTÇİLERİ YOK ETMEK İSTİYORLAR
Bunların girişimleriyle tohum kanunları çıkartılıyor. Geleneksel tohum üretimini bile yasaklatıyorlar. Küçük çiftçileri ortadan kaldırmak için patent ihlali yaptığı gerekçesiyle dava açıp tarlalarını ellerinden alıyorlar. Aynı işlem için son birkaç yılda Türkiye’de benzer tohum yasaları çıkarttılar" görüşlerini dile getirdi.

FİZİKÇİLER YOK EDİLDİ
Fizik sahasında da ince oyunlar oynandığını iddia eden Oktay Sinanoğlu; “Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de fizikçiler ortadan kaldırılarak, fizik sahasında geriletildi” dedi.

Bu tür meselelerin konulmasını engellemek için konuşanlara komplo teorisi yaftası katarlar diyen Sinanoğlu; “ormanda gidiyorsunuz, karşınıza aslan kalan çıkmış, ‘bak aslan kaplan var’ diyorsunuz. Adam komplo teorisi diyor. Bunun neresi komplo teorisidir. Komplonun teorisi mi olur?” diye sordu.

Hiçbir şey yok diyenleri batının sesi ve batı uşağı olmakla suçlayan Prof Sinanoğlu; “Ortada çok büyük bir şeytanlık var şeytanlık” dedi.

ORGANİK DE GDO’LU
"Organik morganik diye ileri sürülenler palavradır" diyen Oktay Hoca, "Organik denilenlerde GDO’ludur. Sokaklarda köpek gezdiren ve organikçilik yapan sahte çağdaşların olduğunu iddia eden Sinanoğlu; “Bu tipler kendi halk ve kültürlerinden kopuk batıcı ve sömürge kültürünün kalıntılarıdır. Bunlar kültürel soykırımı ürünleri” şeklinde konuştu.uştu.




timetürk


http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=183174
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top