Daldırma yöntemleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Daldırma yöntemleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2013 Çarşamba

Ortanca, Hydrangea macrophylla




 

Ortanca, Hydrangea macrophylla

Ortancanın dünyada yaygın iki adı Hydrangea ve Hortensia’dır. Çalı şeklinde gelişir. Budamalara ve kış soğuklarına göre boyu genelde kısa kalır, insanlar kısa tutar. Uygun yerlerde hiç budanmadığı takdirde boyu iki metreyi geçer. Yapraklarıyla ve çiçekleriyle oldukça güzel, zarif, çok tutulan bir bahçe süs bitkisidir.

Hydrangeaceae familyasının Hydrangea cinsinden, ortanca adı altında birkaç ayrı tür var. Bu yazımın konusu her yerde en çok yetiştirilen Hydrangea macrophylla türü. Buna büyük yapraklı ortanca ve Fransız ortancası gibi isimler verilir. Ana vatanı Japonya’dır.
Bahçelerde ve balkonlarda ortanca yetiştirilmesiOrtancalar en iyi bahçede yetişir. Balkonda yetiştirmek biraz sıkıntılı. Aşağıdaki bilgilere göre gerekenlere dikkat etmelisiniz. Evlere salonlara uyum sağlayamaz. .





Güneşe ihtiyaç: Tam gölgeli yerlerde yaşayabilir fakat iyi bir randıman beklemeyin. Yarı gölgeli yarı güneşli yerlerde daha iyi gelişim gösterir. Veya sadece güneş tam tepede iken güneşten korunmalı. Aşırı güneşli yerlere de uyum sağlayabilir ama böyle yerlerde düzenli, bilinçli gübrelenmeye ve çok düzenli sulanmaya büyük ihtiyacı olur.

Sevdiği toprak: Fazla alkalinli olmamak kaydıyla her türlü toprağa uyar. Alkalinli topraklarda çiçekleri çok hoş pembe olur. Asitli topraklarda toprağın sahip olduğu demir ve alüminyum bileşiklerine göre ve pH derecesine göre çiçek rengi mavi, mor, eflatun gibi renklerde olacaktır.

Etli / hafif killi topraklar hem besince daha zengindir hem iyi su tutar. Ponza taşı ile terbiye edilerek havadarlığı ve süzekliği arttırılırsa ortancalar için en iyi doğal toprak budur. Kumlu topraklara ortanca dikecekseniz kırmızı killi toprakla kumlu toprağı zenginleştirmelisiniz. Beyaz killi toprağa ise bol bol leonardit ve kompost çürüntüler katılmalı yoksa böyle topraklarda ortancaların hayatta kalabilmesi kolay değil.

Saksıda yetiştirecekseniz: Ortanca esasen bahçelere uygun bir bitkidir. Saksılarda yetiştirecekseniz saksı kesinlikle kalın kenarlı toprak saksı olmalı ve mümkün olduğunca büyük olmalı. Saksıda yetiştirmede toprağına gelince: Ortancalar kış üşümesi istiyor. Yazın ise köklerinin serinde kalması lazım. Bu iki sebepten dolayı poşetlerde satılan özel süs bitkisi toprakları ortancalara zararlı olabilir. Doğal gerçek topraklardan kullanmalısınız.

Sulama: Suyu çok sever. Fakat bu çamur gibi toprakta yetiştirin anlamına gelmez. Yani toprağı hafifçe kuruyana kadar sulamayacaksınız. Aşırı sulamada yapraklarda hastalıklar oluşuyor. Ortanca suyu çok seviyor diye bol bol sulayan herkesin ortancalarının yapraklarında lekeler başlar, kurumalar ve çürümeler görülür. Neredeyse istisnası yok. Sulamayı toprak biraz kurudukça, özellikle sabah ile öğle arasında yapmanız hastalıkların önlenmesinde etkilidir.



Gübreleme: İlkbaharda ortancaların dibini kazın, 



çıkardığınız toprağı eski koyun veya sığır gübresi ile karıştırıp tekrar kapatın. Yazları çok sıcak olan memleketlerde yaz başına doğru suya karıştırılarak verilen bitki besininin potasyum oranı yüksek olanından verirseniz yaz sıcaklarına direnci yüksek olur. Kışın -15C ve daha fazla soğuk olabilen yerlerde de aynı besin takviyesini yaz sonunda yapmalısınız ki kış için iyi hazırlanabilsin. Saksılarda yetiştirilen ortancalara ise mayıstan ekim ayının başına kadar ayda bir defa genel amaçlı bitki besini vermelisiniz.



Budanması: Kış mevsiminin erken başladığı ve şiddetli olduğu yerlerde şöyle: Sonbaharda yapraklar tamamen dökülene kadar hiç budama yapmayın. Yaprakların tümü dökülünce tüm dalların en uçlarını kesin. Kışı böyle geçirmeli. Kış sonuna doğru esas budamayı yapacaksınız: Bütün dalları kısaltın. Sakın 20 cm’den daha fazla kısaltmayın. İstanbul, İzmir ve Samsun gibi kış mevsiminin hafif geçtiği yerlerde ise (buna Ankarayı bile dahil edebiliriz) ocak ayının sonunda, şubatın başında tüm dalları dipten kesin. Dipte dallar 20 – 25cm kadar uzun kalmalı. Daha fazla kısaltmamalısınız. Kışın don olayları hemen hiç yaşanmayan yerlerde (Antalya gibi) budama aralık ayının sonunda yapılmalı.

Ortancaların kış soğuklarına dayanıklılıkları ve dondan koruma yolları: Bu sayfada anlattığım Hydrangea macrophylla türü ne yazık ki tek tip özellik göstermiyor; birçok kültivarı var. Kış soğuklarına dayanıklılıkları farklıdır. -17 ile -35°C dereceler arasında değişir. Genel olarak, çoğunluk çeşitler için -23°C derecedir. Ama, -15°C ve üzeri soğuk görülen yerlerde diplerine 10 cm kadar kuru yaprak, toprak, eski sığır gübresi karışımı ile korumaya almak çok iyi olur. -25 dereceden itibaren ise daha fazla korumalısınız. -30°C ve daha fazla soğuk oluyorsa, öyle memleketlerde ortanca dallarını toprağa yatırın, üstünü televizyon ambalajı olarak kullanılan kartonlarla kapatın, üstüne tüğla gibi ağır şeyler koyun kartonlar uçmasın. Böylece dondan gayet iyi korunurlar. Kanadalı ortanca meraklılarının iddialı tavsiyesi böyle.


Çiçekleri hakkında bilinmesi gerekenler

• Ana gövde kışın orta derece üstü şiddetli dondan zarar görmüşse o yıl çiçek açmaz. Bazı kültivarları bunun dışında.
• Çiçek tomurcuklarının belirmesinin kesin bir zamanı yok. Örneğin mayıs ayında iken hiç tomurcuk yoksa canınızı sıkmayın sabırla bekleyin.
• Güzelliği gitmiş çiçekleri vakit kaybetmeden derhal kesmelisiniz. Çiçekler dal uçlarından kesilmeli. Dallarda kalan yapraklar gelecek yıl için güç toplamaktadır. Hem eğer henüz açmamış tomurcuklar varsa onlar daha canlı açarlar. Ayrıca, devamlı çiçek açan kültivarları bu sayede daha çabuk yeni çiçek açma faaliyetine girerler.
• Daha büyük çiçekler elde etmek istiyorsanız en başta, baharda yeni filizlerde seyrekleştirme yapmanız gerekir.


Ortanca çiçeklerinin mavi ve mor olması için


Aşağıdaki uygulamalarda aşırıya gidilmemeli. Zira aşırı asitli topraklar bitkileri zehirler ve öldürür.

Nötr (pH 7 civarları) topraklarda ve alkalin değeri yüksek (pH 7 üstü) topraklarda mavi çiçek elde edemezsiniz. Yukarda tarif ettiğim toprak karışımına ilaveten toprağına alüminyum sülfat katmak gerekiyor. Sulama suyu fazlaca kireçli ise, birkaç gün bekletilip tortusu dibe çökmüş olmalıdır.

Toprak nötr olup alüminyum az olursa beyaz veya çok soluk renk çiçekli olabilir. Toprağın alkalin değeri yüksekse (pH7,5 ve üstü) çiçekleri pembe olur. Pembelik dereceleri; koyu pembe, morumsu pembe gibi renklerde çiçekler elde etmek için mavi renkli çiçek açmasını sağlayan toprağa ayrıca superphosphate veya fosfor oranı yüksek bitki besini katmak gerekir. Veya bu konuda deneyimleri olan insanlardan taktikler öğrenebilirsiniz.

Bütün bunlardan başka kırmızı topraklar demir bileşiklerince zengindir; bunun da renk üzerinde etkisi var.

Bulunduğu yerin sıcak olmasının renk tonlarında etkisi görülmüş. Hatta ortamın havasının nemliliğinin bile etkisi olduğu söyleniyor.

Toprak yapay olarak değil doğal olarak alüminyumlu ise ve asitliyse, morumsu renklerde bunun önemi var. Yeşil killi topraklarla denenebilir.

Her saksıda ayrı topraklarla ayrı uygulamalarla beyaz – mavi – pembe renklerinin çeşitli farklı tonlarda karışımları ile tatlı koyu pembeden tatlı mora, acı çivit mavisine, berrak maviye kadar çok farklı renklerde çiçek açtırabilmek mümkün.

Piyasada satılan ‘kil’lerden alıp da toprak yapmaya çalışmayın. Bitkileri zehirler, öldürür. Doğal killi topraktaki kil o killere hiç benzemez, sağlıklıdır besleyicidir.
Ortanca çoğaltma yöntemleri

Ortanca tohumla değil dallarıyla çoğaltılır. Bunun usulleri ve mevsimleri farklı farklı olabiliyor. 


Tepe çeliği

Nisandan ağustosa kadar yapılabilir. Çiçeksiz taze dallardan 15 – 20 cm uzunlukta tepe çelikleri alınır. İki – üç çift yaprakları olmalı. En alttaki yaprakları kopartın. Sonra 3 cm derine gömün. Köklendirme toprağı kumlu toprak veya yarı yarıya ölçülerde perlit + torf karışımı olabilir. Üstüne kavanoz geçirin veya naylonla kaplayın veya bu işi pet şişe içinde yapın. Pet şişe daha uygun çünkü ortanca çeliği köklendiği zaman kökleri görürsünüz. Kapağı kapalı olacak ve direkt güneş almayan bir yerde köklenene kadar bekletilecek. Pet şişeyi yarıdan kesin, alt kısmın içine nemli karışımı doldurun çeliği dikin ve şişenin kesik kısımlarını plaster ya da seloteyp gibi bir şeyle yapıştırın. Sulamaya gerek yok çünkü kapalı olacağından dolayı su kaybı olmaz. Toprak veya karışım yeterince nemli değilse çok az sulayarak nemlendirin. Köklenme gerçekleşince esas yerlerine dikebilirsiniz. Haftada iki üç defa açıp havalandırmalısınız. Toprak kurumuşsa sulamalısınız. 



Daldırma

Toprağa paralel gibi eğik bir dalın orta yerini hafifçe toprağa gömün. Dal kımıldamasın diye üstüne ağır bir taş koyun. Çok sık sulamalısınız. Bu usulde köklenen dalı hemen ayırmayıp ilkbaharı beklemek daha iyi olur. 

Kök çeliği


Bu usul çok bereketli bir usuldür. Bitki tamamen uyku dönemindeyken (en uygun zaman ocak ayının başı) yapılmalıdır. 


Olgun dal çeliği

En kolay ortanca çoğaltma usulü budur. Yaz sonunda, ağustos – eylül aylarında yapılır. Bu yıl gelişen en güçlü dalları ortalama 15cm boyunda parçalara ayırın. Yaprakları koparmayarak makasla tam diplerinden kesin. Sonra dalın dörtte üçü toprak altında kalacak şekilde direkt olarak bahçeye dikin. Çubukları dimdik değil, biraz eğikçe dikeceksiniz. 45 derece açı yeterli, daha eğik olmamalı. Sonra sulayın. Toprak biraz kurudukça sulamaya devam edin. Filizlenme var mı yok mu kontrol etmeyin, bir gelişme beklemeyin. İlkbaharda güzelce filizlenip hızla büyürler. 


Kökten ayırma

Dipten çıkan ve yeterince köklenmiş olan sürgünlerin ayrılmasıyla yapılır. Bitki uyku dönemine girdiği zaman, kasım sonundan itibaren yapmak daha iyi olur. Fakat bunun için ortancanın en az dört yaşında olması gerekir. Genç ortancaları rahatsız etmemelisiniz. Genç ortancaları dallarından, yaz sonunda olgun dal çeliği yöntemiyle çoğaltın. 


Suda köklendirme

Hem genç hem tam olgun dallarını suda köklendirebilirsiniz. Yeri kuvvetli aydınlık ve esintili olmalı. Sabah veya akşam güneşi alabilmeli.
Köklenmiş ortanca çeliklerini başka yere dikmek

Eğer kökler toprağından ayrılmamışsa dikip sulayın, bir şey yapmak gerekmez. Fakat eğer kökler topraktan arınmışsa yeni toprağa tutunabilmeleri çok zor olur. Kolaylaştırmak için şunları yapımalısınız:

Saksıya dikecekseniz çok ıslak olmayan ama yeterince nemli olan toprağa dikin, sulamayın. Saksıyı içindeki fidanla beraber yeterli büyüklükte bir naylona geçirin hava almayacağı şekilde sıkıca bağlayın. Bir hafta boyunca direkt güneş almayan, şiddetli aydınlık olabilen bir yerde tutun. Bir hafta dolunca naylondan çıkarın, sulayın.

Bahçeye dikecekseniz üzerine naylondan bir çadır yapın hava almayacak şekilde kapayın. Aynı şekilde bir hafta bekleyin. Yeri güneş alıyorsa üstüne gölge sağlayıcı bir şey koyun. Bir hafta yeter. Sonra açmalısınız. 

Hastalıkları ve zararlıları

Çeşitli yaprak bitleri ve her türlü mantar hastalıkları ortancalara zarar verir. Bitlenme görüldüğünde derhal ilaçlamak gerekir. Bazı yerlerde yaz boyunca her 15 günde bir ialçlamayı tekrarlamak gerekiyor. Mantar hastalıkları ise ortanca suyu çok sever sözünün yanlış anlaşılması yüzünden olur. Yani sebep gerekmediği halde sık sık sulamaktır. Toprak ıslaklığını kaybetmedikçe sulamazsanız ve sulamayı sadece sabah öğle arasında yaparsanız mantar hastalıklarını önleyebilirsiniz. Ayrıca sularken her sulamada yaprakları güzelce yıkayın. Bu aynı zamanda mantar hastalıklarını arttıran örümcek bitlerle en iyi mücadele yoludur. Sık yağışlı iklimlerde gece ıslaklığının önüne geçmek mümkün değil. Böyle yerlerde rüzgar almayan yerlerde ortanca yetiştirmemelisiniz yoksa hastalıkların önünü alamazsınız.




Ortanca çeşitleri

Bu sayfanın konusu en yaygın ortanca türü olan Hydrangea macrophylla’dır (diğer Hydrangea türleri burada sö konusu değil). Burada bahsettiğim çeşitleri de yine bu türün (Hydrangea macrophylla) kültivarları ve hibritleri oluyor. Sayamayacağım kadar çok çeşitleri var. Çeşitlilikler en çok çiçek şekline ve renklenmelerine yönelik. Kültivarları aynı bakımı isterler. Hibritleri farklı bakım, farklı şartlar gerektirebiliyor. Haklarında iyi bilgi sahibi olmalısınız. Hibritlerinin farkı en çok çiçeklerinin farklı yapıda olmasıdır. Çok az çeşidinin yaz boyunca (sonbahar sonuna kadar) tekrar tekrar çiçek açabilme özelliği var.
Şimdiye kadar bilinen kültivarlarından Pistachio’nun farklı renkliliği söz konusuydu. Bunun şimdi yeni bir kültivarı geliştirilmiş (2012 yılında tanıtımı yapıldı). Kültivar adı:
Hydrangea macrophylla ‘Horwack’ Pistachio
Farkları:
Çiçek güzelliği mükemmel. Hastalıklara karşı çok dirençlidir. Yaz sıcaklarına diğerlerinden daha uyumludur. Çiçeklenmesi yılda bir defalık değil, sonbahar sonuna kadar tekrar tekrar çiçek açar. Bildiğimiz ortancalar gibi nazlı değil hem fazla uzun boylu büyümüyor. Çok yer kaplamaz. Küçük balkonlarda saksılarda yetiştirilebilir. Kesme çiçekçilikte diğer ortancalara göre hem çiçek verimi boldur hem daha güzel görünümlüdür hem dalları sert ve sağlamdır. ‘Horwack’ kültivar adı altında patentlidir.




Günden güne değişerek çiçek renginde şamfıstığı yeşili, pembe, koyu fuşya rengi, pas kırmızısı, mavi ve morumsu tonlar vb çeşitli renkler görülür. İlk bir iki hafta boyunca yeşil ve pembe açık renkler hakimken aynı çiçekte zamanla kırmızımsı tonlarda renkler hakim olmaya başlar. Haftalar geçtikçe çiçek rengi değişir. Asitli topraklarda mavi ve mor renkler de görülür (belki baskınca).

5 Temmuz 2011 Salı

Gölgelerin Prensesi

Gölgelerin Prensesi
Onu görüp de etkilenmemek mümkün mü? Kocaman, top gibi çiçekleriyle bizi karşılıyor bahçelerde ortanca. Üstelik birbirindengüzel renkleri, 
mevsim boyunca şenlik havası estiriyor...

Kocaman bir merhaba yaza. Birbirinden güzel kokular, birbirinden güzel renkler... Hepsi ahenkle dans ediyor bu mevsim. Bu ay şirin mi şirin bir bitkiyle; ortancalarla Hydrangea sp. tanıştırmak istiyorum sizleri. Minik minik çiçekleri bir araya geliyor ve harikalar yaratıyor.

TANIŞMA VAKTİ
■ Anayurdu Japonya olmasına rağmen dünyanın birçok yerinde yetiştirilir.

■ Halk arasında ‘Cenan’ olarak da bilinir.

■ Gövdesi çok dallı, alttan dallanan, yayılan karaktere sahiptir.

■ Genel anlamda çalı formlu bir bitkidir. 
Ancak tropik bölgelerde tırmanıcı formda olan türleri de mevcuttur.

■ 1-3 metre arası boylanabilir.
■ Sık ve parlak yapraklara sahiptir. Kalın karşılıklı yapraklar oval-eliptik, kenarlar testere dişli ve tüysüzdür. Bu yapraklarını oldukça geç döker.

■ Çok sayıda minik çiçekten oluşan gösterişli çiçek başlarıyla dikkatleri üzerine çeker. Çiçekleri uzun ömürlüdür.

■ Çiçeklenme mevsimi yaz ve erken sonbahardır.

■ Çiçekleri genellikle beyaz, pembe veya kırmızıdır. Ancak asitli topraklarda renkleri lila, mor ve maviye dönüşür. Alkalinli topraklarda ise oldukça güzel pembe tonlarına bürünür. Mavileşmeyi suni yoldan sağlamak için toprağına alüminyum sülfat karıştırılır. Çivit eritilmiş suyla sulamak veya toprağa çam iğneleri 
karıştırmak da renk değişimine biraz olsun yardımcı olur.
■ Çiçekler yaz sonuna doğru solmuş olsa bile sonbaharda tekrar kendisini gösterir. 





DİLE BİZDEN NE DİLERSEN...

■ Zengin humuslu ve kuvvetli toprakları çok sever. 
Bunun dışındaki topraklarda çiçek çaplarında küçülme görülebilir.

■ Sahil kesimlerinde ve tuzlu topraklarda iyi gelişim gösterir.

■ Killi topraklar bilindiği üzere besince zengin olup iyi su tutarlar. Perlit ilave edilerek havadarlığı ve süzekliği arttırılırsa ortancalar için oldukça verimli bir ortam elde edilmiş olur.

■ Nemli topraklardan hoşlandıkları için toprakları sürekli nemli tutulmalıdır.

■ Genel anlamda yarı gölge ortam istemekle beraber güneşli ortamlarda mutlu olan türleri de bulunur.

■ Suyu çok sever. Toprak çamur olmadan, sürekli nemli kalacak şekilde sulanmalıdır.

■ Kışın az su vermek yeterli olmasına rağmen yazın bolca sulamak gerekir. Bu süreç haftada en az iki kez olmalıdır.

■ Bitkiyi sularken bu ölçünün hep aynı olmasına dikkat etmek önemlidir.

■ Kış aylarında verilen su oda sıcaklığında olmalıdır.

■ Soğuğa dayanıklıdır.

■ Karasal iklime sahip alanlarda ağustos sonuna doğru potasyum oranı biraz yüksek besin verilmelidir. Buna alternatif olarak dibine odun külü dökerek toprağa karıştırılabilir. Potasyum, ortancaların hem aşırı soğuklardan hem aşırı sıcaklardan korunma mekanizması geliştirmesini sağlayacaktır.

■ Mart ve nisan aylarında gübre verilebilir.

■ Saksısını değiştirmek isterseniz, martnisan veya eylül-ekim aylarını tercih edin. Sık sık saksı değiştirmek çok da faydalı değildir.

■ Asıl budama kış aylarında yapılır, bütün dallar dibe yakın bir şekilde kesilir. Boyları 15-30 santimetre kadar uzunlukta kalmalıdır. Kışın bozulan dallar dip kısımdan kesilmelidir.

■ Büyük çiçekler elde etmek için dallarını seyrekleştirmemiz gerekir. 


ÇOĞALSIN ORTANCALAR…Ortancaları birçok yöntemle çoğaltmak mümkündür. Bunlar;1- Tepe çeliği2- Havai daldırma3- Kök çeliği4- Daldırma5- Kökten ayırma6- Genç dallarını suda köklendirme yöntemleridir.En kolay olanı, haziran ayında o yılki sürgünlerden hazırlanan 9 santimetre uzunluğunda yeşil çeliklerin alınması şeklindedir.



 Fidanlıklardan fidesini 15-40 TL’ye satın alabilirsiniz. YAZI: PEYZAJ MİMARI RABİ DİLŞAD ŞENGÜN
EvBahçe Dergisi Haziran 2011 Sayısı

13 Nisan 2011 Çarşamba

İÇ MEKAN BİTKİ ÜRETİMİNDE DALDIRMA YÖNTEMLERİ

İç mekan bitki üretiminde DALDIRMA YÖNTEMLERİ

Uygulama biçimlerine göre daldırma başlıca:
1. Adi daldırma
2. Yılankavi daldırma
3. Hava daldırması
4. Tepe daldırması
5. Hendek daldırması
olarak adlandırılabilir.
ADİ DALDIRMA
Adi daldırma gövdenin alt kısmından veya kök boğazından çıkan ve yere doğru
kolay bükülebilen, uzun, bir yaşlı sürgünler veren bitkilerde uygulanır
(Sözgelimi Camellia japonica ve Rhododendron simsii gibi), ilk olarak dal kemer
şeklinde aşağı doğru kıvrılarak, toprağa değen yeri köklenme materyali ile
örtülür ve ucu topraktan dışarı çıkarılır. Dalın toprağa değen kısmına rastlayan
gözün hemen altında bir çentik açmak suretiyle köklenme teşvik edilir. Ayrıca bu
yaraya toz köklendirme hormonlarının uygulanması yaarlı olabilir. Dalın gövdeye
kadar olan kısmındaki gözler köreltilir. Daldırılan dalı toprak altında tutmak
için bir ağaç çatal, U şeklindeki kıvrılmış kalın bir tel veya taş parçaları
kullanılabilir.
Açılan çentikten kökler oluştuğunda, daldırma sürgünü bu kısımdan kesilmek
suretiyle ana bitkiden ayrılır ve ana bitkinin köklenmiş çeliklerinin tabi
tutulduğu işleme tabi tutulurlar.
YILANKAVİ DALDIRMA
Yılankavi asnnda adi daldırmaya benzer. Farkı, Uzun bir dalın bir kısmının
gönülmesi, ondan sonra bir kısmının toprak yüzüne çıkarılması, sonraki kısmın
tekrar gömülmesi ve dalın sonuna değin bu işlemin sürdürülmesidir Adi daldırmada
olduğu gibi dalın gömülen kısımlarına rastlayan gözlerin alt kısımlarında küçük
çentikler açılır v< daha sonra hacim olarak eşit miktarlardaki turba ve kum
karışımından oluşan köklenme materyali ile örtülür. Toprak üstünde kalan her
kısımda en az yeni bir sürgün oluşturacak bir tomurcuk bulunmalıdır.
Yılankavi daldırma için en uygun zaman Haziran ayıdır. Gömülen her kısımda
kökler oluşur. Köklenme olduktan sonra erken Sonbaharda dal, bir gün ve
köklenmiş kısım olmak üzere parçalara ayrılarak John Innes saksı kompostu No.1
ile doldurulmuş saksılara dikilirler. Böylelikle bir tek daldan birçok yeni
bitki elde edilmiş olur.
Bu yöntem Philodendron scandes gibi, uzun kolay eğilip bükülebilir sürgünleri
olan bitkilerin üretilmesinde kullanılır.
HAVA DALDIRMASI
Bu üretim yöntemi dalları toprak yüzeyine değin bükülmeyen bitkilerde uygulanır.
Sözgelişi: Dieffenbachia maculata, Dracaena deremensis, Ficus elastica, Gardenia
jasminoides, Monsterera deliciosa, Philodendron erubescens Rhododendron simsii
vb. gibi birçok tropik ve subtropik sera bitkisi bu yöntemle üretilebilir.
Hava daldırmasında bitkinin, kabuğuun bilezik alınmış veya kabuğu bıçakla
yarılmış ve bu yaralanan kısımları nemli bir köklendirme materyali ile sarılmış
olan havai kısımlarnda kökler oluşur.
Hava daldırmasını asıl sınırlayıcı etmen, köklendirme materyalinin gereği gibi
nemli tutulmasının güçlüğüdür. Köklenme materyalinin etrafının sarılmasında,
metal veya tahta kutular, ikiye ayrılmış çiçek saksıları, kağıt koniler ve
lastik levhaları kullanılmıştır. Eğer nem yeteri kadar yüksek ise ve bitkiye her
gün su püskürtülüyorsa yalnız yosunla sarma da yeterlidir. Bu sargı
materyallerinin yerini günümüzde ince plastik örtüler almıştır. Bu amaçla
kullanılan esas plastik polietilen olup, piyasada değişik adlarla satılmaktadır.
Plastik örtüler oksijen ve karbondioksit gibi gazları iyi geçirmelerine
karşılık, suyu pek fazla geçirmezler. Böylelikle, plastik örtüyle sarılan
köklendirme materyalininnemini uzun süre korumak olanaklıdır.
Hava daldırmaları İlkbaharda (Mart-Nisan aylarında) bir veya iki yaşındaki
sürgünler üzerinde yapılır. Daha yaşlı dallarda yapılan daldırmalarda ise hem
köklenme daha zayıf, hem de köklenen dallar oldukça büyük olduğundan, bunların
kesilip taşınması ve dikilmesi daha güç olmaktadır.
Bu üretim yönteminde ilk iş, daldırma yapılacak gövdenin büyüme noktasının 15-40
cm. kadar aşağısında bir yerden kabuğun bilezik şeklinde çıkarılması veya
yarılmasıdır. Bitkinin cinsine bağlı olarak, gövdedeki kabuk 1-2,5 cm.
genişliğinde bir bilezik halinde tümüyle çıkarılır. Yaranın kapanmasını
geciktirmek için, kambiyum tabakasının tümüyle çıkarılmasını sağlamak amacıyla,
bilezik alınan yer bıçakla kazınabilir. Bilezik alma yerine değişik bir yöntem
de uygulanabilir. Bu yöntemde dal keskin bir bıçakla yatay yönde yarıya kadar
kesilir veya hafifçe bir çentik atılır. Yaranın veya çentiğin arası bir parça
sphagnum yosunu ile açık tutulur. Açığa çıkan çıplak yüzeye bir köklendirme
hormonu uygulanması yararlı olabilir.
Yaralanan kısmın etrafı 20-25 cm. uzunluğunda bir plastik (Poiietilen) örtü ile
sarılmalı ve bu örtünün alt ucu yararın 7,5 cm. aşağısından su geçirmez
izolebant ile sıkıcı kapatılmalıdır. DAha sonra içerisi hacim olarak:
2 kısım sphagnum yosunu 1 kısım turba ve 1 kısım kumun
karışımından oluşan köklendirme materyali ile doldurulmalı ve nemlendirilmelid '
Kompost yaranın 5-7,5 cm. üzerine kadara doldurulmalı ve üst kısmından yine
iyice kapatılmalıdır.
Daldırma yerindeki poiietilen örtü ve kompostun çıkarılma zamanı en iyi olarak,
şeffaf poiietilen örtü arasından kök oluşumunun gözlenmesi ile
kararlaştırılabilir. Bazı bitkilerde köklenme 2-3 ay veya bundan daha kısa bir
sürede olabilir. İlkbahar veya Yaz başlarında yapılan hava daldırmalarının,
sürgün Sonbaharda dinlenmeye girinceye değin yerinde bırakılması en iyi yoldur.
Köklenen sürgünün bitkiden ayrılma ve yeni bitkinin kendi kökleri üzerinde
yaşamaya bırakılma zamanı çok kritiktir. Bitki köklenmiş olsa bile bu dönem iyi
seçilmezse ölebilir. Genellikle hava daldırması yöntemiyle üretilen bitkilerde,
kök sistemi taç sistemine oranla daha küçük olup; özel önlemler alınmazsa genç
bitkiye gerekli olan su ve besin maddelerini yeterince sağlayamaz. Bu nedenle,
köklenen kısım büyüme kompostu ile doldurulmuş uygun saksılara alınmalı ve
bitkilere sıkk sık su püskürtülerek, orantılı nemin yüksek olması sağlanmalıdır.
Eğer bu işlem Sonbaharda yapılırsa, İLkbahara değin oldukça büyük ve yeterli bir
kök sistemi oluşur.
TEPE DALDIRMAS
Tepe daldırması yönteminde, bitkiler dinlenme döneminde iken, tepeleri toprak
yüzeyinin 2-3 cm. üstünde vurulur. Boğaz kısımlarından oluşan taze sürgünler
8-12 cm. uzunluğa erişince, her sürgünün boğazı yüksekliklerinin yarısına değin
köklendirme materyali ile doldurulur. Toprakla kapatılmış sürgündiplerinde
kökler oluşunca, köklü sürgünler ana bitkiye en yakın yerlerinden kesilerek
ayrılır ve büyüme kompostu içeren saksılara dikilirler.
Bu yöntem, kök boğazından bol miktarda sürgün verme eğiliminde olan bitkilerin
üretilmesinde kullanılır.
HENDEK DALDIRMASI
Hendek daldırması, bir bitki veya dalın bir hendeğe yatırılmış olarak yatay
şekilde büyütülmesi ve çıkan sürgünlerin etrafına toprak doldurulması işlemleri
içerir. Çıkan bu sürgünlerin diplerinde kökler oluşur.
Hendek daldırması yöntemi bazı tropik ve suptropik bitkilerin (Sözgelişi
Dracaena deremensis, Monstera deliciosa, Philodendron erubescens vb.)
üretilmesinde uygulanabilmektedir.
Monstera deliciosa'da en uygun daldırma zamanı Ocak ayıdır. Bunun için, yaşlı
bir gövde boylu boyunca sıcaklığı 20-25°C olan bir üretim yastığına yatırılır.
Yaprak saplarının gövde ile birleştiği kısmın altında birer çentik açılır.

sphagnum yosunu) ve kum karışımından oluşan köklendirme materyali ile örtülür.
Daha sonra her boğumdan oluşan sürgün ve kökleri taşıyan gövde kısmı kesilerek
parçalara ayrılır. Yeni köklü bitkiler büyüme kompostu ile doldurulmuş uygun
saksılara şaşırtılırlar.
DOĞAL DALDIRMAYA UYGUN BİTKİ KISIMLARI
Bazı bitkilerin vegetatif bünyelerinde ortaya çıkan bazı değişiklikler veya
uygulanan büyüme yöntemi, bu bitkilerin doğal olarak vegetatif yolla
üretilmelerine neden olur. Aşağıda adları verilenlere, doldırmaya uygun doğal
birer form gözüyle bakılabilir. Bunlar o bitkilerin üretilmesinde
kullanılabilir.
KOLLAR
Kol, bir bitkinin boğazındaki bir yaprağın koltuğundan çıkan, toprak yüzüne
yatık olarak büyüyen ve boğumlardan birinde yeni bir bitki oluşturan özelleşmiş
bir gövdedir. Chlorophytum comosum ve Saxifraga stolonifera bu yolla üretilen
bitkilerdir. Bu bitkilerin her biri tipik bir rozet şeklinde büyür.
Stolon toprağa değince köklenen bir hava sürgünüdür. Yatay olarak toprak üstünde
uzanan, çok uzun boğum araları ve indirgenmiş yapraklar içeren ince yapılı
gövdeler "stolon" adını alır. Nephrolepis exaltata ve Platycerium bifurcatum
stolonlar yardımıyla üretilen tipik bitkilerdir.
YAVRULAR
Yavru, kimi bitkilerde ana gövdenindibinden çıkan karakteristik bir yan sürgün
veya dal tipidir. Bu terim genellikle rozete benzer görünüşlü, kısa kalın
gövdeler için kullanılmaktadır. Birçok soğanlar dip kısımlarından tipik yavru
soğancıklar oluşturarak ürerler. Bromeliaceae familyasına mensup iç mekan
bitkilerinin tümü yavrularla üretilir. Orkideler (Orchidaceae) de olduğu gibi
rizomlardan çıkan yan sürgünler de yavru olarak adlandırılabilir.
Yavrular keskin bir bıçakla ana gövdeye olabildiğince yakın bir yerden kesilerek
ana bitkiden ayrılırlar, iyi köklenen yavrular köklenmiş olan herhangi bir
çelikte olduğu gibi saksılanabilir.
KÖK SÜRGÜNLERİ
Kök sürgünü bitkinin toprak altı kısmından çıkan bir sürgündür. B udeyimin en
doğru kullanılış şekli ise, kök üzerindeki adventif bir tomurcuktan çıkan sürgün
anlamınadır. Yetiştiriciler genellikle aşı noktasının altından (yani anaçtan)
çıkan her sürgünü adı vermektedirler.
Kök sürgünleri, etrafları kazılmak ve ana bitkiden kesilme suretiyle çıkarılıp
daimi yerlerine şaşırtabilirler.
BOĞAZ VE PENÇELER
Boğaz terimi, gödenin toprak yüzeyiyle hemen toprak altında bulunan ve yeni
sürgünlerin çıktığı kısmı ifade etmektedir. Çok yıllık otsu bitkilerde boğaz,
yeni sürgünlerin her yıl çıktığı kısımdır.
Saintpaulia ionantha'da gövde kısa ve kalın bir yapıda olup, yapraklar ve
gövdedenr rozete benzer bir rüzenle çıkarlar. Bitkinin tümüne çoğu zaman bir
boğaz veya pençe gözüyle bakılmaktadır. Yan sürgünler veya yavru bitkiler boğaz
veya pençenin dibinden çıkarlar. Yaşlı bir bitki büyük bir olasılıkla birçok
pençelerden ve bu yolla oluşmuş pençe parçalarından ibarettir. Bu pençeler,
keskin bir bıçakla birbirinden ayrılıp ayrı saksılara dikilebilirler
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top