Biberiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biberiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2014 Cumartesi

Biberiye (Kuşdili otu) (Rosmarinus Officinalis)




Biberiye (Kuşdili otu) (Rosmarinus Officinalis)


TAKIM: Tubiflorales
FAMİLYA: Lamiaceae
CİNS: Rosmarinus
TÜR: Rosmarinus Officinalis L.


MAHALLİ ADLARI: Kuşdili, Hasaban, Lacivert Gül, Itırların Prensi


Dünyanın birçok yerinde kültürü yapılmaktadır. Başta Türkiye olmak üzere özellikle Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerde 1500-1700 m yüksekliklere kadar yetişme ortamı bulmuştur. Çok sayıda varyete ve forma sahiptir. Akdeniz havzası başta olmak üzere ılıman ve sıcak iklim bölgelerinde kültüre alınmıştır. Akdeniz ülkelerinde yabani olarak yetişir. Yayıldığı ülkeler Portekiz, Yugoslavya, Fransa, İspanya, Tunus, Fas, Cezayir ve İtalya'dır.
Ülkemizin batı ve güney kıyılarında yabani olarak yetişir. Park ve bahçelerde yetiştirilir. Baharat v.b. Amaçlarla kültürü yapılamaz. Baharat olarak da fazla kullanılmaz. Uçucu yağ üretimi yok denecek kadar azdır. Bunun yanında, birçok ülkede doğal yetişen biberiye toplanmakta ve değerlendirilmektedir. Ancak istatistiği tutulmamaktadır. Bu nedenle rakamla ekonomik önemi belirtilememektedir...





BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ:

Çalımsı karakterli bir bitkidir. Sapı lifsi yapıda, ince, narin, çok dallı ve diktir. Genç dalları dört köşelidir. Yaprakları karşılıklı, sapsız ve kulakçıksızdır. Yaprakları çam yapraklarına benzer. Yaprak ayası uzunca, oldukça etli, üst tarafı tüysüz, koyu renkli; alt tarafı ise çok tüylü ve beyazımtrak yeşil renklidir. Yaprak kenarları alt tarafa doğru kıvrık olup kışın yapraklarını dökmez. Yaprakları dil şeklinde, 2-3 cm uzunlukta, 2-4 mm genişliktedir. Yaprak ayası derimsi, dar, şeritsi veya mızraksıdır. Yaprak ucu küttür. Taban kısmı çok kısa sap şeklinde daralmıştır.
Çiçekleri, dalların ucunda ve yaprak koltuklarında küçük topluluklar halindedir. Bütün sene çiçeklidir. Ve çiçekleri bir eksen üzerinde salkım şeklindedir. Çanak yaprakları tüp şeklinde, iki dudaklı ve çok tüylüdür. Taç yaprakları da tüp şeklinde ve iki dudaklıdır. Çiçekleri mavimsi beyaz, mor ve eflatun renklidir. Üst dudakta iki dar lop, alt dudakta üç dar lop bulunur. Alt dudağın orta lobu diğerlerinden daha büyük ve çukurdur. Stamerler iki tanedir. Flament, korolla tüpünden daha uzun, kıvrık, mor renklidir ve tabanında küçük bir diş yapısında çıkıntısı vardır. Dişi organ iki karperli, stilusu uzun ve kıvrık, stigması iki parçalıdır. Çiçeklerinde nektarium bulunur. Meyvesi esmer, küçük fındıksı yapıdadır. Yapraklarında %8 tanen, %1-2 uçucu yağ ve acı madde bulunur.




















FAYDALANMA YÖNLERİ
En ucuz baharatlardandır. Mutfakta et, sebze, omlet,çorba, sos ve salatalar da, hemen hemen her türlü gıdada sevilerek tüketilir. Gıda sanayinde baharat ve yan ürünleri başta olmak üzere, alkolsüz içecek, çeşni ürünü ve etlerde, ayrıca şekerleme, dondurma ve fırın ürünlerinde kullanılır. Gıda sanayinin kullanımının dışında, son zamanlarda sentetikler kadar etkili biberiye antioksidanları üretilmekte ve değerlendirilmektedir. Ayrıca parfümeri, kozmetik ve eczacılıkta kullanılır. Özellikle spazm çözücü, romatizma, gargara, tavman, burkulmalara karşı fiziksiyon, idrar söktürücü, tenter, ateş düşürücü, astım ve birçok hastalığa karşı faydalıdır.

















İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ 
Yetiştiği yerler yazları kurak, kışları yağışlı geçen bölgelerdir. 1500-1700 m yüksekliğe kadar yayılmasında iklim değişikliklerine dayanıklı olması ve serin iklim koşullarında da rahatlıkla üretilebilmesi etkendir. Toprak isteği yönünden fazla seçici bir bitki değildir. 
EKİM-DİKİM: Kendisi doğal olarak yetişmekte olan bir bitkidir. Tohumlarını saçarak koloniler oluşturmaktadır. Tohumları ekilerek kolay üretilebildiği gibi, çok koku yayan biberiye bitkileri vejetatif olarak çelik alma yoluyla da üretilebilir. Bahçelerde,tarlalarda ve kısmen gölgelik yerlerde rahatlıkla yetiştirilir.
BAKIM: Kendisi ürediği için bakımı hakkında yeterli bilgimiz yoktur. Fakat, bakımında fazla zorluk çekilmeyeceği anlaşılmaktadır. 
HASAT-TOPLAMA: Biberiye, akdeniz kıyılarında işlenmemiş bölgelerde bütün yıl çiçek açan bir bitkidir. Bu bitkinin bütün yıl çiçek açan dalları toplanır, demet yapılır ve gölgede kurutulur. Böylece her zaman kullanılır. 
VERİM: Doğadan toplandığı için dekara verimini söylemek isabetli olmaz. Ancak sık ekilmiş bir biberiye kolonisinden bir kişi filizleri kırarak günde 400-700 kg yaş drog toplayabilir 5-7 kg yaş drogtan ise 1kg kuru drog elde edilir. 
MUHAZAFA -PAZARLAMA
Elde edilen yaş filizli, çiçekli droglar gölgede kurutulurlar. Kutularda tarla ve çuvallarda saklanır, pazarlanır. Satın alınırken iyi saklanmış olmasına, kokusunun azalıp azalmamasına, böçek ilacı yapılmamış olmasına dikkat edilmelidir.

15 Kasım 2013 Cuma

Bitki Çayları Nasıl Demlenir?


Uzmanlar bitki çaylarının hepsinin aynı şekilde demlenmesinin doğru olmadığı konusunda hem fikirler. Zira bazı bitkilerin demlenmesi için normal çay demleme yöntemi uygun olurken, bazılarında ise haşlama – kaynatma yönteminin elzem olması söz konusudur.
Bu yazımıda sizlere her iki yöntemi de izah etmeye çalışacağız. Bunları ise yaprak ve kök bitki çayı demlemesi olarak ayırmak çok daha doğru olacaktır.
Yaprak Bitki Çayı Demleme
Ihlamur, ekinezya, adaçayı, yeşil çay, anason, biberiye, gül, papatya, melisa, sinameki, hatmi çiçeği, kuşburnu, hibisküs gibi çayları kimisi çiçeğinden, meyvesinden kimisi ise yaprağından çay elde edilse de benzer demlenme şekilleri nedediyle bu sınıfta inceleyeceğiz.
Aslında tamamen normal çay demleme şeklinde başlıyoruz işleme. Önce saf suyumuzu kaynatıyoruz. Ardından çayını yapacağınız bitkinin yapraklarını kaynamış ve en az 1 dakika dinlenmiş olan suya ekliyoruz. Tabi bu kısımda miktarları da dikkate almalıyız. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Son olarak çayımızın demlenmesi için 5 ila 10 dakika bekletiyoruz. (Bu bekleme süresi bitkiden bitkiye değişiklik göstermektedir.) Bitki çayımız içime hazır. Afiyet olsun.
Kök Bitki Çayı Demleme
Öncelikle kök bitkilere örnekler vermekle başlayalım işe; zencefil, havlucan, kabuk tarçın gibi sert ve kök bitkiler… Bu bitkilerden çay yapacağınızda ise aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye/tencereye koyup kaynatma yoluyla çayımızı yapabiliriz. Cezvenin/tencerenin kapağını kapattıktan sonra düşük ateşte 15 ila 20 dakika haşlamaya bırakıyoruz. Daha sonra ise bir süzgeç yardımıyla kök bitkinin açığa çıkardığı suyu (çay) süzerek servis edeceğimiz kaba alıyoruz. Kök bitki çayımız içime hazır. Bu çayların tatlandırılmasında limon ve bal sıklıkla kullanılan yöntemlerdir.

12 Haziran 2011 Pazar

iştah kesen otlar

iştah kesen otlar



Diyet yapmadan diyet yaptıran otlar şimdi zayıflamak isteyenlerin imdadına yetişiyor. Son yıllarda beden olarak ince olma hayatta bir tatmin duygusu haline gelmekten çok, sağlık sorunu oldu. Yer örtüsünü renklendiren tabiata, şimdi güzellik çözümlerinin yanı sıra zayıflama için başvuruluyor. Çünkü şişmanlık global bir halk sağlığı problemi haline geldi.

Çiçekleri, yaprakları, tohumları, kökleri ve kabuklarıyla hayatımıza sağlık katan şifalı otlar, kilolu insan için bir çözüm aracı oldu! Doğaya dönüşümün engellenemediği günümüzde, kereviz tohumu, biberiye ve mate yaprağı gibi bazı bitkiler, “doğal diyet” aracı olarak bedeni, aşırı iştaha karşı kontrol altına alıyor.

Diyetlerin işe yaramadığını her diyetten sonra geri alınan kilolar ispatladı. Peki, diyet yapmadan bedene diyet yaptırılabilir mi? Doğal ürün uzmanları ve herbalistler buna “evet” diyor! Artık yazı, kışı kalmadı. O kadar çok insan kilolu olunca, farklı zayıflama çözümleri de her an gündeme geliyor. Çünkü zayıflama, kilo vermek, formda kalmak son dönemin popüler konuları arasında. Bir bakıyorsunuz, her diyet birbirinin benzeri. Bu nedenle zayıflama problemi olanlar için yeni bir çözüm devrede. Bir türlü zayıflayamayanlar bu aralar yeni bir adrese gidiyor. Çünkü son zamanlarda daha da popüler olan bitkisel zayıflama ürünleri ile “Doğal diyet” yapmak mümkün.

En yüksek etkiye sahip bitkiler
“Doğal diyet” sağlayan bu yöntemlerin adresi; Herbalium… Bitkisel zayıflama yöntemlerinin bütün dünyada milyonlarca kullanıcısı var. Bu konuda araştırmalar yapan kurumun müdürü Volkan Kurt, toksinlerin ve yağların süratle dışarı atılmasını sağlayan ve bağırsak faaliyetlerini hızlandıran bitkileri Anadolu’nun doğal ortamlarından getirttiklerini söylüyor. Uzun süredir Herbalium yetkilileri Anadolu’da yerel halktan topladıkları bitkilerin iştah kesenlerini, en dikkatli bir şekilde harmanlamak ve en iyi verimi elde etmek için çalışıyor. İçindeki mineral değerleri de yüksek olan bu bitkiler, bu işlemlerle doğal ve etkili yağ tutucu sonuçlar yaratıyor. Yüzde 100 bitkisel olan bu çözümde, bir çok şifalı bitki çeşidinin yaprak ve tohumları kullanılıyor. Diğer kilo çözümleri ile kıyaslandığında çok daha yüksek etkiye sahip… Zaten Anadolu insanları tarafından geleneksel olarak yenmekte ve değeri bilinmekte olan bitkiler.

Beden yorgun düşmüyor
Şifalı bitkilerin öğütülmüş formu, sağlıklı ve kolayca kilo verme imkanı sunuyor. İçeriğinde yer alan bitkisel karışımlar sayesinde doğal olarak herhangi bir başka diyet uygulamadan zayıflatıyor. Buna “doğal diyet” adını veren firma yetkilileri, “Bedene eziyet ederek zorla aç kalma diye bir durum olmadığını” söylüyorlar. Bitkiler tok tuttuğu için zaten vücut “doğal diyet”e tabi oluyor! Aynı zamanda beden yorgun düşmüyor. Çünkü içeriğindeki vitamin, mineral ve antioksidanlarla sağlıklı bir şekilde kilo verilmesine yardımcı olan bu çözüm. Her yönüyle tabiattan ve vücuttaki yağların hızlı bir şekilde yakılmasını sağlıyor. Acıkmayı önleyici özelliği ile “doğal diyet” yaptırıyor!

“Zayıflamanın yazı kışı kalmadı”
Volkan Kurt, “Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur” diyor ve ekliyor: “Tıp dilinde hastalıklara davetiye çıkardığı bilinir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlanır. Şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer, safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları ve romatizmal hastalıkların tehdidi altındalar. Artık şişmanlığa son vermenin bir mevsimi yok. Kilolu olan kişi kararını verip, yazdı, kıştı demeden kendini kontrol altına almasını öğrenmeli. Biliyoruz ki diyet yapmak çok zor. İşte bizlerin bu çözüm ile “doğal diyet”e davet ediyoruz. O çok ağır kiloları taşımak bedene büyüt eziyet. Bu eziyeti hiç bir insan hak etmiyor.

31 Mart 2011 Perşembe

Yenilebilir Bahçeler

Yenilebilir Bahçeler



Organik tarımın revaçta olduğu ve özellikle GDO’lu ürünler sebebiyle kimsenin dışarıda satılan meyve sebzelere güveninin kalmadığı dönemde kendi bahçenizde yetiştirdiğiniz sebze, meyvelerin değeri daha da çok artıyor. Bahçesinde ya da terasında balkonunda uygun yeri olanlar kendi yenilebilir bahçelerini oluşturmaya başlıyor.

Yemek yemek bir ihtiyaç olduğu kadar çoğumuz için aynı zamanda bir keyif. Dalından kendi ellerinizle kopardığınız yiyeceklerin hem tadını hem de keyfini çıkarmak ise paha biçilmez bir zevk. Siz de böyle bir zevki tatmak ister misiniz?

Yoğun ve stresli geçen bir haftanın ardından pazar sabahı uyandınız ve tamamen kendi üretiminiz olan domatesi, biberi, salatalığı dalından kopardınız, kahvaltı sofranıza koydunuz. Maydanozlarınızı biçip üzerine limon ağacınızdan topladığınız limonlarınızı sıktınız, taze adaçaylarınızın dalından kopardığınız birkaç yaprağı sıcak suya atıp nefis bir çay hazırladınız. Düşünmesi bile güzel olan bu hayali gerçekleştirmeye başlamak için Mayıs ve Haziran ayları çok doğru bir zaman. Bahçenizin bir köşesinde, balkonunuzda ya da pencerenizin önünde… Nerede, ne büyüklükte olacağı hiç mühim değil. Mümkün olduğunca bol güneş gören, aydınlık, havadar bir alan seçmeniz yeterli. Sonra ne yetiştirmek istediğinize karar vermelisiniz. Domates, biber, salatalık, maydanoz, dereotu, fesleğeni seçerseniz her sene tekrar fide satın almalıya da tohumdan yetiştirmelisiniz. Nane, reyhan, melisa, frenk soğanı, limonotu, rezene ve çilek ise birkere dikildikten sonra kışın bozulsa bile ertesi sene köklerinden tekrar yeşerecektir. Adaçayı, kekik, lavanta, biberiye, defne, limon gibi bitki türleri kalıcı ve uzun ömürlüdür, yaz-kış yeşil kalacaktır.

Ne yetiştirmek istediğinize karar vermekte zorlanıyorsanız size yardımcı olması için bazı ipuçları verelim.
Daha önceden bitki yetiştirme tecrübeniz yoksa yetiştirmesi en kolay olan maydanoz, kekik ve biber ile başlayabilirsiniz. Çok fazla güneş görmeyen bir alanda ise defne, biberiye, nane, dereotu, melisa ve fesleğeni tercih edebilirsiniz. Çok vaktim yok beni çok uğraştırmayacak türleri tercih ediyorum derseniz frenk soğanı, limonotu, lavanta ve limonu deneyin. Seçiminizi yaptıktan sonra dikime başlamak için kaliteli dış mekan bitki toprağına ihtiyacınız olacak. Dikimi bahçenizde yapacaksanız mevcut toprağı iyileştirmek için iyi yanmış koyun gübresi ilave edebilirsiniz. Saksılarda yetiştirecekseniz piyasada satılan bitkisel toprak karışımlarından satın alabilirsiniz. Yeni aldığınız toprakta yeterince besin maddesi olacağından ilk başta gübre ilave etmenize gerek olmayacaktır. Birkaç ay sonra ise organik gübre ilavesi yapabilirsiniz. Kimyasal gübreleri kesinlikle kullanmayın. Saksı seçimi yaparken olabildiğince büyük toprak saksıları tercih edin. Küçük mekanlarda, çilek saksısı denilen üzerinde bir çok delik olan ve çeşit çeşit bitki dikebileceğiniz saksıları kullanabilirsiniz. Pencere önü yetiştiricileri ise klasik dikdörtgen balkon saksılarının mümkün olduğunca geniş ve yüksek olan modellerini kullanabilirler. Kullanacağınız saksıların altında fazla suyun akacağı delikler olmasına çok dikkat edin. Toprak ve saksı hazırlıkları tamamlandıktan sonra dikime başlayabilirsiniz.

Tohumdan üretmek istiyorsanız, tohumları toprağın üzerine seyrekçe serpiştirdikten sonra üzerini ince bir tabaka halinde toprakla kapatıp, elle hafifçe bastırarak sıkıştırdıktan sonra süzgeçli sulama kabı ile sulayabilirsiniz.Tohumlar yeşerinceye kadar toprağı nemli tutmaya dikkat edin.
Fide yetiştirmek istiyorsanız, fidelerinizi çok sık olmamak kaydıyla belli bir düzende toprağa dikmeli ve can suyunu vermelisiniz. Fideleriniz gelişirken nadiren de olsa böceklenme olabilir. Böyle bir durumda kesinlikle kimyasal böcek ilacı kullanmayın. 1 lt suya bir tatlı kaşığı arap sabunu karıştırıp ya da 1 lt suda bir avuç okaliptüs yaprağını kaynatıp püskürterek doğal bir ilaçlama yapabilirsiniz. Havadar ortamlarda mantar hastalığı pek yaşanmaz. Mantarlaşma olmaması için fideleriniz çok sık çıktıysa aralarından seyreltme yapabilirsiniz. Yaklaşık bir ay sonra kendi bahçenizin ürünlerini toplamanın tadını çıkarmaya başlayacak, nerede ve hangi koşullarda yetiştiğini bildiğiniz ürünlerinizi gönül rahatlığıyla yiyebileceksiniz. Yemeklerinize lezzet, hayatınıza renk katacakbol hasatlı günler dilerim.
Peyzaj Mimarı
Tuğba Terzigil
Kaynak: CafeRuj

21 Mart 2011 Pazartesi

BAHARAT BAHÇESİ

BAHARAT BAHÇESİ

Baharat veya çay olarak kullandığımız bitkiler özellikle bahçe işlerine yeni başlayanlar için çok kolay yetişmesi ile tercih edilebilir . Geleneksel otlarımız maydanoz ve nane hepimizin bahçesinde bulunur.Ancak yetiştirebileceğimiz çok farklı baharatlar da vardır.

Yemeklerimize çeşni olan veya çay olarak kullandığımız bu bitkileri gönül rahatlığı ile bahçemizden derebilmek de ayrı bir zevktir.

Baharat bahçesi oluşturmak için iyi drenajlı bir parça toprağı yeteri kadar gübre ile güzelce kazıp,işleyelim. ( 1m.kareye 1 kova yanmış çiftlik gübresi veya kompost yeter) Bu parseli bölümlere ayıralım. Parselin ve bölümlerin etrafını taşlarla veya bordür malzemeleri ile de çevirebiliriz. Böylece hem dekoratif bir manzara meydana gelir,hem de yayılıcı otların dışarı taşması önlenmiş olur.. Bahçenin şeklini ise zevkinize göre belirlersiniz.

Bu bahçeyi mutlaka sebze bahçesinde oluşturmak zorunda değiliz. Baharatların çoğu uzun ömürlü ve hoş manzaralı bitkilerdir. Çiçek açarlar ve görünüş itibarı ile süs bitkilerini aratmazlar.



Genel özellikleri:


Toprak iyi drenajlı olmalıdır. Özellikle ömürlü bitkiler kışın aşırı ıslak toprakta çürüyebilir.



Bazı istisnalar dışında hafif gölge bir yer olmalıdır.(Koyu gölge değil. Gün içinde birkaç saat gölge idealdir.)



Zengin, derin ve iyi işlenmiş topraklar idealdir. Fazla gübre bitkileri aşırı geliştirir ancak aroma ve lezzetlerini azaltır. Yeteri kadar çiftlik gübresi kullanılmalıdır. Suni gübre hiç kullanılmaz.



Kurakta pek verim alınamaz. Bitkiler yeteri kadar sulanmalıdır.



En büyük düşman yabani otlardır. Bitkileri boğarak gelişmelerini önler. Sürekli ayıklanmaları gerekir.



Bütün baharatlar tohumdan yetişebilir. Maydanoz, dereotu gibi geçici olanlar içim tohumdan yetiştirme idealdir. Ömürlü olanlardan fazla sayıda gerekmiyorsa en iyisi yetişkin olarak satın almaktır. Zira bir paket tohumdan çok fazla fide çıkar. Ömürlüler cinsine göre çelik ve kök ayrıçlarından da yetiştirilebilir.Amatörler için böylesi daha iyidir.



Baharat bahçesi tarım ilacı kullanılan meyve ağaçları vs. den uzakta olmalıdır.

Baharatlar pek kolay hastalanmaz. Yaprak bitleri gelirse sabunlu su püskürtülebilir. Salyangozlar için dolaştıkları yerlere odun külü serpilir. İri böcek ve tırtıllar elle toplanıp yok edilir. Kesinlikle ilaç kullanılmamalıdır.



Bitkileri mevsim boyunca taze olarak kullanabiliriz. Nane , melisa gibi bitkileri çiçeklenmeden evvel biçerek kuruturuz. Bu bitkiler biçildikçe tazelenir ve gürleşir.



Baharatlar güneşli günlerde sabah çiyi kalkar kalkmaz toplanır veya biçilir.



Yenecek taze baharatlar önce yıkanmalı, daha sonra doğranmalıdır. Herhangi bir böcek yumurtası kalmaması için birkaç dakika çok az sirke katılmış suda bekletilebilir.



Şunu da unutmamak gerekir, Baharatlar hiçbir zaman aşırı kullanılmamalıdır. İçlerindeki maddeler yoğun olduğu için tahrişlere veya birtakım sağlık problemlerine sebep olabilir.Tat verecek kadar olması yeterlidir.

MAYDANOZ (Petroselinum crispum)

Anavatanı Akdeniz olan maydanoz çok eski bir kültür bitkisidir.İki yıllıktır. Tohumla yetiştirilir. İlk yıl kök ve yaprak geliştirir. Ertesi yıl çiçeklenir ve tohuma kalkar.

Maydanoz en iyi hafif gölgede, zengin ve sulak topraklarda yetişir.Ekim yapılacak parsel yanmış gübre ile beraber güzelce işlenir.Tohumlar örtü altına şubat, açıkta ise iklime göre mart-nisan aylarında ekilir. Çizgi veya serpme usulü ile ekilebilir. Daha sonra toprak bastırılır ve süzgeçli kova ile sulanır. Maydanoz geç çimlenir. Fidelerin çıkması 3-4 haftayı bulabilir. Toprak daima nemli tutulmalıdır. Fideler biraz büyüdüğü zaman kardeşlenip güçlenmesi için makasla biçilir. Maydanoz her zaman biçilmek suretiyle toplanmalıdır. Yabani otlarla devamlı mücadele gerekir.

Maydanoz 1-2 kere biçildikten sonra metrekareye bir kaç kg. elenmiş eski gübre verilir ve bolca sulanır.Bu şekilde bitki güçlendirilir.

Soğuk bölgelerde kışın üzeri örtülür veya sonbaharda örtü altına yeniden tohum ekilir.

Bildiğimiz düz yapraklı maydanozunu dışında kıvırcık yapraklı frenk maydanozu da çok verimli bir cins olarak yetiştirilebilir.


NANE ( Mentha spicata)

Ömürlü bir bitki olan nane mutfaklarımızda en çok kullandığımız bitkilerdendir. Taze ve kuru olarak tüketilir. Aynı zamanda şifalı bir bitkidir.. Farklı aromalara sahip bir çok türü vardır. Toprak altında yayılan kökleri ile çoğalır. Kök ayrıçları veya toprağa yatırılan çelikleri ile kolayca çoğalır. İkbaharda bol gübre ile işlenmiş toprağa 20-30 cm. ara ile dikilir. Sıkça sulanır ve yabani otlar temizlenir

Nane suyu çok sever.Kurakta verimsizdir. Yılda 3-4 kere çiçeğe durmadan önce biçilir. Kışa doğru tekrar yanmış gübre verilerek soğuktan korunmalıdır.

Bitkiye nane böceği denilen bir böcek musallat olabilir. Bunlar elle toplanarak yok edilmelidir. sağlık açısından ilaçlama yapmamalıdır.


DEREOTU (Anethum graveolens )

Dereotu maydanozgillerden yıllık bir bitkidir. Tohumları ve yeşilliği çok kullanılır. Yetiştirilmesi ve bakımı aynen maydanoz gibidir.

Dereotu fazla derin biçilmemeli, yaprakları elle toplanmalıdır. Çok çabuk tohuma kalkar. Bu yüzden ilk ve sonbahar arasında bir kaç kere ekilmesi iyi olur. Kış için örtü altında yetiştirilebilir.

REZENE (Foeniculum vulgare)

Rezene sulak yerlerde kendiliğinden yetişir. Görünüşü dereotuna benzer, ancak rezene ömürlüdür. Kuvvetli bir kokusu vardır. Her ilkbaharda iri ve soğanımsı kökünden tekrar yeşerir. Boyu 2 metreye ulaşabilir. Yaz aylarında demetler halinde küçük, sarı çiçekler açar.Tohumlar tam olgunlaşmadan toplanır ve kurutulur.

Rezene tohumları çay olarak veya hamurişlerinde kullanılır.Yeşilliğinden yemek ve salata yapılır.Çayı bebeklere bile verilebilen şifalı bir bitkidir.

Derin, kumlu- humuslu toprakları sever. Tohum veya çelikten yetiştirilebilir.

KEKİK(Thymus vulgaris)

Et yemeklerinin vazgeçilmez çeşnisi olan kekik çok kolay yetişir. Alçak boylu çalı formundaki bitkisi yayılarak büyür. Herdem yeşil bir bitkidir . Dekoratif manzarası için kayalık bahçelerde veya bordür bitkisi olarak yetiştirilir. Ehli ve yabani bir çok çeşidi vardır.

Kekik bol güneşli iyi drenajlı yerlerde yetişir. Toprağı hafif kumlu olmalı, aşırı gübre ve su vermekten kaçınmalıdır. Ömürlü ve dayanıklı bir bitki olan kekik bahçede bulunduğu sürece kurutmaya gerek kalmaz. Yaz, kış taze olarak kullanılabilir. Kurutmak için çiçek kafaları bir miktar yaprakla birlikte biçilir.

Kekik tohumları ilkbaharda kumlu toprağa serpilir.Kolayca çimlenirler. Fideler 30 cm aralıkla şaşırtılır. Kök ayrıçlarından da yetişir.


MERCANKÖŞK(Origanum vulgare)

Anadolu'da "merzengüş" olarak da bilinir.Tek yıllık ve ömürlü cinsleri vardır.Çalı formunda büyür. 40-50 cm. kadar boylanır .Et yemekleri ve çorbalarda , sucuk yapımında çok kullanılır.Taze yenebilir.Tomurcukları açmadan hemen önce biçilerek kurutulur.

Mercanköşk humuslu toprakları sever.Sıcak ve güneşli yerlerde güzel yetişir. Soğuktan korkar. Kışın ev bitkisi olarak yetiştirilebilir.

Tohumdan,kök sürgünü veya çeliklerinden yetiştirilir.


BİBERİYE (Rosmarinus officinalis)


Bir Akdeniz bitkisi olan biberiye çok eski zamanlardan beri yetiştirilir. Herdem yeşil bir çalıdır. Baharda çok hoş mavi çiçeklerle donanır. Budanmazsa boyu1,5 metreye ulaşır.Yaprakları taze veya kuru olarak et yemeklerine konur. kokusu çok kuvvetli olduğu için çok az miktarda kullanılmalıdır.

Şifalı özellikleri için çay olarak veya haricen kullanılır.Bitki çiçekte iken yaprakları hasat edilir ve hemen kurutulur.

Biberiye drenajı iyi olmak kaydı ile her toprakta yetişir. Fazla gübre ve su istemez. Kurağa dayanıklıdır. Yalnız soğuktan etkilenebilir.


TARHUN (Artemisia dranunculus)

Özellikle Doğu Anadolu'da kullanılan çok baharlı bir bitkidir.Anavatanı Sibirya'dır. Türkler tarafından Anadolu'ya getirilmiş, daha sonra Avrupa'ya yayılmıştır.60-120cm. boylanabilen çalımsı bitkisi ömürlüdür.İnce uzun parlak yaprakları vardır. Yemeklere, çorbalara katılır. Sirke ve turşulara çok hoş bir lezzet verir. Taze veya kurutulmuş halde tüketilir.

Nane gibi kök ayrıçlarında veya çeliklerinden yetiştirilir.

Drenajı iyi, kuytu ve güneşli yerleri sever.



DEFNE (Laurus nobilis)

Anavatanı Akdeniz olan defne genelde herdem yeşil bir ağaç olarak bilinir.Ancak budamaya çok dayanıklı olduğu için baharat bahçesinde yer bulur. Hoş kokulu ve baharlı yaprakları et ve balık yemeklerinin değişmez çeşnisidir. Defne fidanı top şeklinde budanarak en fazla 1 metre yüksekliğinde tutulabilir. Saksı bitkisi olarak yetiştirmek de mümkündür.Yaprakları taze veya kurutulmuş olarak kullanılır.

Serin iklimlerde bile güneşli ve kuytu yerlere ekilmek kaydı ile yetiştirilebilir.


Defnenin her çeşidi baharat olarak kullanılmaz. Çit bitkisi olarak ekilen bazı cinsler zehirlidir. Fidanı güvenilir bir yerden almak gerekir.

REYHAN (Ocimum basilicum)

Anavatanı Hindistan olan reyhan binlerce yıldan beri kullanılan bir bitkidir. Sıcak-ılıman iklimleri sever.Bizde özellikle güney ve doğu bölgelerimizde yemek ve çorbaların değişmez çeşnisidir.

Ehli ve yabani bir çok farklı çeşidi vardır.Mor kıvırcık yapraklı yıllık cinsi tohumla üretilir.Yaz sonuna doğru çiçek açar. Boyu bir metreye yaklaşır. Morumsu yeşil küçük yuvarlak yapraklı ömürlü olanı kök ayrıçlarından ekilebilir.Boyu 40 cm . kadar büyür.Çok çabuk yayılır. Fideler 30-40 cm. ara ile ekilmelidir.

Zengin, kumlu- humuslu toprakları çok sever. Hafif gölgede güzel yetişir.

Reyhan çiçeklenme başlangıcında biçilir ve kurutulur. Yılda bir kaç kere ürün verebilir.

Sebze bahçelerine ekildiği takdirde zararlı böcekleri uzak tutmak gibi ilginç bir özelliği de vardır.

FESLEĞEN

Bir reyhan türü olmasına rağmen ülkemizde baharat olarak pek kullanılmaz.Açık yeşil nazik yaprakları vardır. Özellikle top fesleğen denilen küçük yapraklı cinsi daha çok süs bitkisi olarak tanınmıştır. Çoğunlukla saksıda yetiştirilir.

Tohumları Şubat ayında ılık bir yerde ekilir. Çıkan fideler küçük saksılara şaşırtılır. Fide olarak almak daha pratik olacaktır. Fazla güneş alırsa çabucak çiçeklenir ve formunu kaybeder. Süs için yetiştirilenlerin tomurcukları görüldükçe koparılmalıdır.

Fesleğen özellikle makarna soslarına çok yakışır.Daha pek çok yemekte taze ve kuru olarak kullanılabilir. Baharat olarak kullanılmak isteniyorsa hafif gölgeye 30 cm. aralıklarla ekilir. Çiçeklenince biçilerek kurutulur.

Yetiştirme özellikleri reyhan gibidir.

Kokusundan sivrisineklerin hiç hoşlanmadığı tesbit edilmiştir.

ADAÇAYI (Salvia officinalis)

Adaçayı çalıya benzer ömürlü bir Akdeniz bitkisidir. Yaprakları grimsi-yeşil ve tüylüdür. Yaz aylarında açan çiçekleri mor renktedir. Bitki 60 cm. kadar boylanır. Bildiğimiz ateş çiçeği ile aynı aileden gelir.

Adaçayı drenajı iyi, güzelce işlenmiş topraklara ekilir. Soğuktan korktuğu için bol güneşli ve rüzgardan korunmuş bir yer seçilmelidir. Gençken sıkça sulanır.İleriki yıllarda fazla su istemez. Kurağa dayanıklıdır.

Dekoratif görünüşü için çiçek bahçelerinde de yetiştirilir.


Bitkiler yılda 1-2 defa hafifçe biçilir ve kurutulur. Derin biçilmesi bitkiye zarar verebilir. Bu işlem bitki çiçeğe durmadan önce yapılmalıdır.

Adaçayı saymakla bitmeyecek kadar çok şifalı özelliklere sahiptir. Çay halinde düzenli olarak içilmesinde fayda vardır.

MELİSA-OĞULOTU

(Melissa officinalis)



Melisanın batı asya orijinli bir bitkidir. Diğer ismi "oğulotu"dur. eskiden balarılarını cezbetmek için yetiştirilirdi. Kalıcı köklerinden her yıl baharda yeşerir.Temmuz ayında küçük beyaz çiçekler verir. Zengin ve sulak topraklarda kolayca yayılır. Yaprakları kuvvetli bir limon kokusu verir.Taze veya kurutulmuş yaprakları çay şeklinde içilir.Ayrıca soğuk içeceklerde koku verici olarak kullanılır. Bir çok şifalı özelliklere sahiptir.

Tohumları kış sonunda örtü altına ekilir.3-4 hafta sonra çimlenir. Fideler yeteri kadar büyüdüğünde 30-40 cm. aralıklarla şaşırtılır.Fide olarak da alınabilir.Ilık ve rutubetli ortamlardan hoşlanır. Suyunu eksik etmemeli, yabani otlar ayıklanmalıdır.

Melisa yılda üç defa biçilebilir. Kararmaması için derhal havadar ve gölge bir yere serilerek kurumaya bırakılmalıdır.


LİMONOTU (Aloysia triphylla)

Ilıman, sahil iklimlerde yetişebilen ömürlü bir çalı bitkisidir. Narin dalları 1-2 metre uzayabilir. Bu dallara sıralanmış yaprakları ince-uzun ve açık yeşil renklidir. Yaz ortasında dal uçlarından doğru küçük,beyaz çiçek salkımları oluşur. Bitkinin dal, yaprak ve çiçekleri son derece kuvvetli bir limon kokusuna sahiptir. Limonotu da melisa gibi şifalı etkilere sahiptir. Melisa gibi kullanılır.

Drenajı iyi ve derin işlenmiş toprakları sever. Sıkça sulamalıdır. Güneşli ve kuytu bir yer idealdir.

Dalları kışın soğuktan donabilir, ancak hemen daima kökünden tekrar yeşerir. İlkbaharda kuruduğu anlaşılan dallar budanır. Diğerleri kısaltılır.

Limonotu çelikten yetişebilir ama fide olarak satın almak daha pratiktir.Limonotu senede üç kere biçilir. Yapraklar dallarından sıyrılır ve gölgede kurutulur

kaynak:

27 Şubat 2011 Pazar

AROMATİK VE TIBBİ BİTKİLER

AROMATİK VE TIBBİ BİTKİLER


(Adaçayı)

 (Kekik) 

(Nane) 

(Biberiye)

(Lavanta) 

(Oğulotu)

 (Anason) 


(Fesle
ğen)




Doğaya dönüşümün bir slogan haline geldiği günümüz dünyasında tıbbi ve aromatik bitkiler Türkiye'de de önemli bir yere gelmiştir. Türkiye pek çok bitkinin gen merkezi olmasının yanında, bazı endemik türlerin de bulunduğu coğrafik bölgeleri içermektedir.
İnsanlar yüzyıllardan beri hastalıklara karşı elde ettikleri bitkiler ile çare bulmaya çalışmışlardır. Hastalıkları, bitkiler ile tedavi etme yöntemleri oldukça başarılı sonuçlar vermiştir. Bundan dolayı bitkilerin tedavide kullanımı, günümüze kadar devam etmiştir.
Birçoğu tesadüfen, birçoğu da merak sonucu denenerek etkileri anlaşılan doğal ilaçlar, kulaktan kulağa yayılarak herkes tarafından tanınmış ve yıllar geçtikçe daha farklı bitkilerin başka dertlere de deva oldukları anlaşılmıştır. Diğer bir gelişme de bu bitkilerin, beslenmede lezzet, koku, tad verici ve iştah açıcı özelliklerinin anlaşılması ve kullanımının yaygınlaşmasıdır.
Dünyanın gelişmiş ülkeleri özellikle tedavide bitkisel kaynaklara yönelmiş durumdadırlar. Tedavide kullanılan ilaçların önemli bir kısmını doğal kaynaklı ilaçlar oluşturmaktadır. Doğal kaynaklı ilaçların kullanım oranı gelişmiş ülkelerde %60, gelişmekte olan ülkelerde ise %4 civarındadır.
Bugün Türkiye florasında 9000'in üzerinde bitki türü olduğu kabul edilmiştir. Bu bitkilerin 1000 kadarı, ilaç ve baharat bitkileridir.
Dünya'da yaşam standardı yükseldikçe tüketim de artmaktadır. Bu artış, tıbbi ve aromatik bitkiler içinde geçerlidir. Bu bitkilerin tüketim alanı çok geniştir. En önemli kullanım alanı ise ilaç, parfüm, kozmetik, diş macunu, sabun şeker sanayi olup ayrıca baharat olarak tüketilmektedir.
1.1. LATİNCE ADI: Salvia Officinalis
1.2. İNGİLİZCE ADI: Garden Sage
1.3. MAHALLİ ADLARI: Adaçayı, Ayı Kulağı, Misk Adaçayı, Diş Otu
1.4. BİTKİ HAKKINDA GENEL BİLGİ VE ÜLKEMİZDEKİ YAYILIŞI:
Adaçayının bugüne kadar 500 türü tesbit edilmiştir. Bu türler tropik ve subtropik bölgelerde dağınık olarak bulunurlar. Ülkemizde ise yaklaşık 90 kadar salvia türü bilinmektedir. Adaçayları bir ya da çok yıllık, çoğunlukla güzel kokulu, çalı görünüşünde ve tüylü bitkilerdir. Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde; dağlarda, steplerde, tarım arazileri civarında ve ormanlık sahalarda yetişmektedir. Tıbbi özelliği olan salvia officinalis l. Ülkemizde tabii olarak yetişmemekte, ancak tohumu temin edildiğinde kolaylıkla kültüre alınarak yetiştirilebilmektedir.
1.5. KULLANILAN BÖLÜMLERİ:Kurutulmuş Yaprakları
1.6. SANAYİDEKİ KULLANIM ALANI:
Adaçayı yapraklarının enfüzyonu ilaç sanayinde gargaralar ve şurupların bileşimine girerek boğaz ağrıları ve iltihaplarına karşı kullanıldığı gibi, dezenfekten, antiseptik olarak bunun yanında da mide ve barsak spazmlarını çözücü ilaçların yapımında değerlendirilir. Ayrıca hoşa giden kokuları sebebiyle kozmetik sanayinde de geniş kullanım alanı bulunmakta, özellikle dinlendirici vasıftaki banyo köpüklerinin imalinde kullanılmaktadır. Son yıllarda tedavi edici özelliği olan diğer bitkiler ile karıştırılıp poşet halinde hazırlanan çayları da piyasaya çıkmaktadır. Uçucu yağda bulunan thujol zehirli bir madde olup; düşük dozlarda titreme ve halisünasyon yüksek dozlarda da saraya benzer titremeler akabinde uyuşukluk ve bitkinlik şeklinde etki ettiğinden günlük maximum doz önemli olup, genellikle enfüzyonu kullanılır.
1.7. HALK ARASINDAKİ KULLANIMI:
Halk arasında çay gibi demlenerek (enfüzyonu) boğazdaki iltihaplanmalar, yorgunluk, sinir zafiyetine karşı kullanılır. Ayrıca balve sirke ile karıştırılarak ruhi depresyonlar, şiddetli soğuk algınlıkları ve bazı kadın hastalıklarına karşı kullanılmaktadır. İshal kesici ve iştah artırıcı olarak da faydalanılmaktadır.
1.8. DROG OLARAK ÖZELLİKLERİ:
Yatıştırıcı, midevi idrar söktürücü, terletici, dinlendirici, ağız ve boğazlarda antiseptik, dezenfektan özellikleri vardır. 
1.9. VERİM:
Avrupa'da yeşil-yaş herba verimi, ilk yılda 300-400 kg/da ikinci ve üçüncü yıllarda 800-1200 kg/da arasındadır. Ege bölgesinde yapılan bir denemede ilk sene 862 kg/da ikinci sene 2141 kg/da üçüncü sene, 2384 kg/da yeşil herba elde edilmiştir. Gübre verilmeksizin yapılan üretimden ise 1238 kg/da; 5 kg/da azot verilince 2333 kg/da;10kg/da azot verilince 3481 kg/da yeşil herba alınmıştır. (ilisulu -1992)
1.10. DIŞ TİCARETİ:
Doğada kendiliğinden üreyen adaçayları, toplanıp pazarlanır, alım satımı yapılır. Halen batı ve güney illerimizde en çok olmak üzere hemen hemen tüm baharatçılarda satılmaktadır. Fransa, Almanya, A.B.D ve diğer bazı ülkelerde üretimi yapılmaktadır. Günümüzde en çok doğal yetişen adaçayları tüketilmektedir.
İHRACAT MİKTARI:
YILLAR
MİKTAR (KG)
DEĞER ($)
1997
720. 550
1. 604. 405
1998
923. 325
2. 103. 571
1999
1. 114. 728
2. 357. 601
İTHALAT MİKTARI:
YILLAR
MİKTAR (KG)
DEĞER ($)
1997
195. 656
278. 475
1998
287. 497
401. 738
1999
218. 710
298. 902
2.1. LATİNCE ADI: Thymus Sp.
2.2. İNGİLİZCE ADI: Garden Thyme
2.3. MAHALLİ ADLARI: Yabani Kekik, Sater Otu, Nemamul Otu.
2.4. BİTKİ HAKKINDA GENEL BİLGİ VE ÜLKEMİZDEKİ YAYILIŞI:
Çalı ya da çalımsı görünümde ve kokulu olan kekikler (labiatae) lamiaceae familyasının dünya üzerinde 40 türle temsil edilen bir cinstir. Genellikle derin olmayan gevşek, ılımlı, humuslu ve kalkerli toprakları seven bu bitkiler Avrupa ve Asya'da, akdeniz bölgesinde, kuzey Afrika'dan habeşistan' a kadar uzanan yerlerde ve kanarya adalarında bulunmaktadır. Ülkemizde ise yaklaşık olarak 35 kadar kekik türü 1500 m rakıma kadar olan yerlerde ve yaylalarda yaygın olarak bulunurlar. Bu türlerden bir kısmının endemik olduğu literatürde yer almaktadır.
Ülkemizde 14 adeti endemik olarak yetişen 37-40 arasında tür mevcuttur. Thymus vulgaris, (adi kekik, kekik, büyük kekik, sater) ülkemizde doğal olarak
Yetişmez. Thymus serpyllum (kır kekiği, yabani kekik, kekik, sater) ülkemizde, Asya ve Avrupa'da yaygındır. Ülkemizde yaygın olduğu yerler: Bursa, İzmit, Doğu Karadeniz, Kayseri' dir. Thymus longicaulis sp. Chavbardii var. Antelyensis, Antalya'da yetişen endemik taksonlardan'dır. Beyaz kekik batı ve Güney Anadolu bölgesin' de kurak yerlerde yetişir.
YABANİ KEKİK: Akdeniz bölgesi ve Anadolu' da pek çok varyetesi var.
İZMİR KEKİĞİ YADA PEYNİR KEKİĞİ: Batı ve Güney Anadolu genel yayılış sahasıdır.
İSTANBUL KEKİĞİ YADA MERCAN KÖŞK: Ender olarak da eşek kekiği olarak anılır. Trakya ve Batı Anadolu genel yayılış sahasıdır.
BEYAZ KEKİK: Güney ve Batı Anadolu'da bilhassa Manisa ve Muğla civarında yayılış gösterir.
2.5. KULLANILAN BÖLÜMLERİ: Dallı Çiçekli Tepe Ve Yaprakları
2.6. SANAYİDE KULLANIM ALANI:
İlaç sanayinde antiseptik imalatında kullanıldığı gibi bronşlardaki koyu kıvamlı salgıyı sıvılaştırdığından öksürük şuruplarının bileşimine girer. Antibiyotik etki olarak mikroorganizmaların üremesini geciktirdiği veya tamamen durdurduğu için, ağız antiseptiği olarak gargara yapımında faydalanılmaktadır. Derideki mantar hastalıklarına karşı inhibör etkisi olduğundan, mantar ilaçlarının bileşiminde de yer almaktadır. Kimya sanayinde ise değerli bir kimyasal madde olan timolun elde edilmesinde kullanıldığı gibi parfümeri ve kozmetik sanayinde de banyo köpüklerinin yapımında ve problemli ciltlerin tedavisinde kullanılmaktadır.
2.7. HALK ARASINDA KULLANIM ALANI:
Kekiklerin çiçekli dal ve yaprakları halk arasında çay gibi demlenerek içilmek suretiyle kandevarınını düzenleyici, rahatlatıcı etkisinden faydalanılmaktadır. Ayrıca kansızlık, boğmaca, kellik, diş ve mide ağrılarında uyuz, nefes kokması, lumbago, barsak parazitlerinin ve gazlarının giderilmesinde, romatizma ile bazı kadın hastalıklarında tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Kekik türlerinden çeşitli et yemeklerinde baharat olarak da faydalanılmaktadır.
2.8. DROG OLARAK ÖZELLİKLERİ:
Dolaşım uyarıcısı, antispazmatik, idrar söktürücüdür. Düşük dozlarda kullanıldığında balgam söktürücü, yüksek dozlarda alındığı taktirde antiseptik ve bazı barsak kurtlarını düşürücü etkisi vardır.
2.9. VERİM
Kekik o yıl ekilmiş ise ilkbahar da biçim yapılmaz. Böylece az verim alınır. Orta Avrupa koşullarında ilk yıl 100-150 kg/da, ikinci yıl 200-450 kg/da kuru herba, 1000-1800 kg/da yaş herba alınmaktadır. Üçüncü yıl verim azalır. Genelde 3 yıl için üretim yapılır. (İlisulu'dan Ceylan 1981)
2.10. DIŞ TİCARETİ:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top