üzüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üzüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2012 Salı

Tek başına eczane gibi



Beyne ve cinselliğe öyle etkileri var ki...




Tek başına bir eczane gibiÜzümün yararlarının sayılamayacak kadar çok olduğunu dile getiren Prof. Karadeniz, özellikle baş ağrısı ve kansere karşı üzümün koruyucu etkisi olduğunu dile getirdi. Asabı bozulanların da üzüm yemesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Karadeniz, üzümün yararlarını şöyle sıraladı: 
 


"ÜZÜM BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ KUVVETLENDİRMEKTEDİR.
 
Böbrek ve karaciğerin işlevini artırır, karaciğer hastalıkları ve kansızlığın tedavisinde etkilidir. Kanın temizlenmesine, vücutta yağların erimesine yardımcı olur.
 
VÜCUTTA BİRİKEN ZARARLI MADDELERİN DIŞARI ATILMASINI SAĞLAR.

Yağlı bileşiklerin kılcal birikmesini engelleyerek ve kanı sulandırarak kalp-damar sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. İçerdiği resveratrol maddesi sayesinde kansere karşı vücudu korumakta görev almaktadır. Vücudu virüslere karşı dirençli hale getirir. Kabuk ve çekirdekleri mideye zarar vermeden sindirimi hızlandırır, bağırsak sisteminin çalışmasını düzenler, bağırsak sancısını giderir.
 
CÜZZAMDAN KURTULMAK İÇİN BOLCA KURU ÜZÜM YENİLMELİDİR.
Hamilelik veya bacaktaki şişliklerin giderilmesinde ekşi üzüm suyu lapası şiş uzuvlara sarılmalıdır. Cinsel gücü artırır, genel vücut zayıflığını giderir.

Sedeften kaynaklanan yaralara sürülerek şifa bulunur. İçerdiği besin, vitamin ve mineraller sayesinde güzellik iksiri ve zayıflama rejimlerinde kullanılmaktadır.
 
BEYİNİN ENERJİ KAYNAĞIDIR. 

Cildin taze ve temiz bir görünüm almasını sağlar, alerji ve kireçlenmelerde iltihap oluşumunu engeller. İçerdiği biflavonoidler sayesinde C vitamininin etkinliğini artırır.
 
Kuru üzüm ağız kokularını gidermekte, akciğer hastalığına, asap bozukluğuna, unutkanlığa, kansızlığa, karaciğer zafiyetine, ses kısıklığına iyi gelmektedir.
 
Üzüm yaprağı suyu dizanteriye ve göz nezlesine karşı şifalı gelmektedir. Taze üzüm anne sütünü çoğaltmaktadır. Böbrek hastalıklarına taze üzüm iyi gelmektedir. Kansere karşı bol bol taze üzüm yenilmelidir.
 
Tatlı üzüm cinsel gücü kuvvetlendirir. Taze üzümle kuru üzüm birlikte yenirse bağırsak hastalıklarına ve kolite iyi gelmektedir. Kara üzüm, kalp, karaciğer, dalak, mide ve dimağ hastalıklarına şifa verir, kalbi kuvvetlendirir, nefes darlığına iyi gelir.

Damar sertliğine kuru üzüm iyi gelmekte, öksürüğü kesmekte, safrayı izale etmekte, balgamı gidermekte, ağız içi yaralarını iyileştirmektedir.
 
Kuru üzüm baş ağrısını dindirmekte, idrar yolları iltihaplanmasına şifalı olmakta, cinsel gücü artırmaktadır.
 
GENEL ZAYIFLIĞA KURU ÜZÜM İYİ GELMEKTEDİR.
 
Vücudun aşırı derecede yorgunluğu ve bitkinliğinde kuru üzüm hoşafı içilmelidir.

Kuru üzüm iç yağ ile dövülüp derin ve iltihaplı yaralar üzerine konursa, iltihabı dışarı çıkarır, siğillerin üzerine konursa eritir. Kuru üzüm el ayak titremesine ve sinir zafiyetine iyi gelir, ses kısıklığını giderir.
 
Kuru üzüm hoşafı adet kanını söktürür, vereme ve basura iyi gelmekte, öksürüğü kesmekte, kireçlenmeyi önlemektedir. Aşırı adet kanamasını önlemek için kuru üzüm yenilmelidir. Kuru üzüm bağırsak iltihaplarına şifalı gelmektedir. Kuru üzüm vücudu şişmanlatır, günlük ile yenirse insanı zekileştirir, unutkanlığı giderir.
 
Sarı üzüm sedef hastalığına iyi gelmektedir. Çekirdeği çıkartılmış siyah kuru üzüm adet kanamasını söktürür. Üzüm yapraklarının suyu kan tükürmeye ve mide sancısına şifalı olmaktadır. Kuru üzüm sesi açar, asabı kuvvetlendirir. Bağırsak sancısına karşı üzüm yenilmelidir. Cüzama karşı kuru üzüm iyi gelmektedir. Diş ağrısına karşı üzümle sarımsak kaynatılıp gargara yapılmalıdır. Üzüm yüksek tansiyonu düşürür, kabızlığı giderir, hamilelerin mide bulantısını önler."
 
'SARA'YA İYİ GELİYOR
 
Üzümün kireçlenmeyi de önlediğini belirten Prof. Dr. Karadeniz, şunları kaydetti:
 
"Taze üzüm yenilerek dizlerdeki kireçlenme önlenir, romatizma ve mafsal iltihabına faydalıdır. Fil hastalığında üzüm ağacının külü sirke ile karıştırılıp şişlik üzerine konursa faydalı gelir. İktidarsızlığa kuru üzüm iyi gelmektedir. Sedef hastalığında kuru üzüm lapası yaralara sürülürse şifalı olur. Üzüm yaprağı usaresi suyla karıştırılıp saçlar yıkanırsa saçları uzatır. Damar sertliğine karşı üzüm hoşafı içilmelidir.
 
Saraya karşı üzüm hoşafı iyi gelir. Üzüm pekmezi akciğer veremine, asap bozukluğuna, kansızlığa, karaciğer zafiyetine iyi gelir. Zindeleşmek için üzüm pekmezi içilmelidir. Üzüm pekmezi içilirse ayaktaki yaralara faydalı olur. Dizanteriye karşı üzüm yaprağı usaresinden içilmelidir. Göz nezlesinde arpa unu ile üzüm yaprağı su ile hamur yapılarak göz üzerine konursa şifalı olur. Kan tükürmeye karşı üzüm yaprağı suyu içilmelidir. Baharda asmaların kesilen yerlerinden akan su egzama, bağırsak kanamaları, deri ve göz hastalıklarına karşı deva olarak kullanılır. Tohumlarından elde edilen üzüm yağı ishale karşı tavsiye edilmektedir. Üzüm yorgunluk gidericidir, beden ve zihin gücünü artırır, gözün görme gücünü destekler. Sinirleri yatıştırır, karaciğeri güçlendirir, kalp büyümesini önler, hazmı kolaylaştırır, kabızlığı giderir, tansiyonu düşürür ve tansiyonu düzenler. Üzüm basura ve romatizmaya iyi gelir. Taze üzüm çok yenirse şişmanlatır. Kuru üzüm kan yapar, cildi güzelleştirir, kanı tazeler. Sivilceleri yok eder. nekahet dönemini kısaltır."
 
Prof. Dr. Karadeniz, "Koruk (ekşi üzüm) henüz olgunlaşmamış, ekşi, ham üzümdür. Üzüm koruğu suyu kalp rahatsızlıklarına ve ülsere iyi gelmektedir. Ezilmiş koruk üzüm kanserli uzva konulursa şifalı olmaktadır. İştah açar, göz ağrılarını dindirir. Kurdeşen hastalığına karşı koruk şerbeti peynir suyuyla içilmelidir. Fil hastalığında ekşi üzüm suyu sirke ile lapa şeklinde bacağa bağlanırsa şifa elde edilir. Hamilelikten kaynaklanan ayak ve bacak şişmelerinde koruk üzüm suyuna batırılan bir bez bu uzuvlar üzerine bağlanırsa şişler iner. Ham üzüm suyundan üç bardak aç karnına içilirse böbrek taşlarını eritir. Ham üzüm suyu fazla safra salgısını ve safradan kaynaklanan baş ağrısını keser. Ham üzüm suyu karaciğere faydalıdır. Asma yaprağı içerdiği tanen ile kabız, haricen ise kan durdurucu, sivilcelerde cerahat toplayıcı etki gösterir. Haricen taze yapraklar tavsiye edilirken, dahilen ise 50 gram yaprak 1 litre suda kaynatılıp günde 3-4 bardak içilir" şeklinde konuştu.

mylife 

27 Kasım 2011 Pazar


Kansere karşı yeni savaşçılar üzüm, zerdeçal, çörek otu, nar
Keyif­le Ye...

Dr. Yasemin Bradley
Geçen hafta Antalya’da 4 gün boyunca Uluslararası Beslenme ve Kanser Kongresi’nde dünyanın dört bir yanından gelen bilim adamları ve doktorlarla birlikteydim. Kongre sürecinde kanserden korunma yolları ve tedavi konusundaki son araştırmalar alanındaki en iyi uzmanlar tarafından tartışıldı. İşte kongrenin öne çıkanları...

Uzun süredir dikkatimi çeken nokta şu: Ortalıkta herkes ayrı bir bitkiyi, sebzeyi veya meyveyi baş tacı ediyor, yararlarından bahsediyor. Ama ben doktorum, bilimsel araştırma sonuçlarını görmeden gereksiz yere yüceltmelere karşıyım. Hemen her meyve sebzede antioksidan var. Ortada bir antioksidan patlaması yaşanıyor! Meyve sebze yemek tabii ki yararlı. Artı; her meyve ve sebzeden sağlığımız için yararlı, farklı bir bitkisel besin alıyoruz. Ancak bazı ürünleri gereksiz tüketiyor, gereksiz para harcıyor olabilir miyiz, bilimselliği ne kadar? İşte bu kongrede kafamdaki bazı soruların yanıtlarını buldum. Katılan tüm bilim adamları özenle seçilmiş, dünyanın sayılı üniversitelerinde öğretim görevlisi, araştırmacı kişilerdi.

Prof. Dr. Ömer Küçük
Emury Üniversitesi Medikal Onkoloji, Hematoloji (Kan hastalıkları) Bölümü

Yılda 700 bin kişi beslenmeye bağlı olarak kansere yakalanıyor

* ABD’de bir yıldaa görülen kanser vakalarının yüzde 50’sinin (700 bin) beslenmeye bağlı nedenlerle oluştuğu düşünülüyor. Şişmanlık ve bazı kanser türleri arasında da direkt ilişki olduğu biliniyor artık. Amerika’da obezite oranı yüzde 70 (Türkiye’de bu rakam yüzde 50).
* Direkt beslemeyle ilişkisi olan kanser türleri, kolon, rektum (kalın bağırsağın dışarı açılış noktası olan anüsten önceki kısmı), meme, prostat, akciğer.
* Aşırı şekerli, katı yağlardan zengin, bol fast- food, kızarmış yiyecekler kansere yol açıyor.
* Kansere karşı bol sebze; özellikle koyu yeşil yapraklılar, meyve, tahıllar, baklagiller, sıvı yağlar, balık yağı tüketilmeli. Kesinlikle tüketmeniz gerekenler ise; brokoli, lahana, karnabahar, Brüksel lahanası, soğan, sarımsak, yeşil çay.

Prof. Dr. Steven Clinton
Ohio State Üniversitesi Medikal Onkoloji Bölümü (Prostat Onkolojisi Bölümü)

Brokolinin içindeki sulforafan kansere karşı korumada yararlı

* Mesane tümörleri 60 yaş ve üzeri erkeklerde en çok görülen ikinci kanser türü. Sigara içenlerde risk 3 kat artıyor. Ayrıca mesleğe bağlı da gelişebiliyor. Genlerin önemi de var. Deneylerde beslenme şeklinin de etkili olduğunu gördük. Bol sebzeyle beslenenlerde daha az görülüyor. 1986-1996 yılları arasında 50 bin erkek üzerinde meyve-sebze ilişkisini araştırdık. Brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, lahana gibi sebzeler mesane kanseri riskini düşürüyor.
* Brokoli filizi riski düşürmede daha etkili. İçindeki sulforafan adlı kimyasal bileşeni daha aktif! Brokoli filizinde bu bileşenden çok daha fazla bulunuyor. Ancak bu ABD John Hopkins Üniversitesi’nden Prof. Paul Talalay’in kullandığı özel bir brokoli tohumunda bulunuyor. Sulfofran, erucin adlı bir başka bileşenle birlikte mesane kanserinde daha etkili görünüyor.
* Brokoli filizlerindeki erucin ve sulforafanın mesaneye kanser hücrelerine gittiğini saptadık. Mesane kanserli farelerde tümör büyüme hızı yavaşladı. Şimdi sıra insanlarda. Ancak söz konusu etki için bol bol brokoli yemek aynı etkiyi göstermiyor. Düzenli olarak aynı ekstre miktarını alabilmek gerekiyor. Bir ekstre üzerinde çalışıyoruz.

Prof. Carlo La Vecchia
Mario Negri Farmakoloji Enstitüsü Epidemiyoloji Bölümü Başkanı

Pizza yiyenlerde kansere daha az rastlanıyor!

* Kanserden korunmak için beslenme şekli nedir denince sadece meyve ve sebzeyi artırmayı anlamayın! Kırmızı eti artırmaktan kaçınmak, rafine karbonhidratlardan kaçınmak, zeytinyağı ve diğer sıvı yağları katı yağlara tercih etmeyi de anlamanız gerekiyor.
* İtalya’da erkeklerde fazla kilolu ve şişmanların toplamı yüzde 44, kadınlarda ise yüzde 32.5. İtalya’da son 20 yıldır obezite artmadı. Kansere karşı korunmada sağlıklı bir kiloda kalabilmek önemli.
* Çalışmalarımız zeytinyağı tüketiminin artmasıyla yumurtalık, meme, mide, kolon, pankreas kanseri riskinin azaldığını gösteriyor.
* Pizzayı ara sıra yiyenlere göre sık yiyenlerde sindirim sisteminde kanser görülme sıklığına baktık. Sık yiyenlerde görülme sıklığı daha az. Bunu zeytinyağı, domates ve diğer pizza malzemelerine bağlayabiliriz.

Prof. Will Steward
Leicester Üniversitesi Onkoloji Bölümü

Üzüm kabuğundaki resveratrol kanserli dokuları iyileştiriyor

* Resveratrol birçok bitki tarafından üretilen bir madde. Özellikle de bakteri-mantar gibi ataklara maruz kaldıklarında üretiyorlar. Kolon kanserli hastalara verdiğimiz zaman dokuda iyi değişikliklere yol açtığını gördük. Üzüm, kırmızı şarap, fıstık başlıca kaynakları. 1600 gram kırmızı üzümdeki resveratrol 1/2 litre şaraptakine, o da 10 kase fıstıktakine eşit.
* Resveratrol üzümün sadece kabuğunda var. Çekirdeğinde ve etli kısmında yok. Şarapta da düşük bir doz; 5 mg 1/3 şişeden alınabiliyor. Henüz kanıtlamadık ama bu kadarının, düşük doz da olsa yeterli olabileceğini düşünüyoruz.
* Güney Fransa’da günde 1/3 şişe kırmızı şarap içiyorlar. Yüzde 40 daha az kanser riskleri var. İspanyol şarabında daha fazla resveratrol var.
* Kolon kanserli hastalara verdiğimiz zaman dokuda iyi değişikliklere yol açtığını gördük. Resveratrol insanlarda Tip 2 diyabet, bunama, kardiyovasküler hastalıklarda da kullanılabileceği yolunda ümit veriyor...

İngiltere’den Prof. Will Steward konferansta kusursuz anlatımı ve bilgisiyle en çok ilgimi çeken bilim adamlarından biriydi.

Prof. Dr. Remzi Muhammed
Wayne State Üniversitesi Kanser Araştırmaları Merkezi Yöneticisi

Kansere karşı zerdeçal ve çörek otu tüketin

* Amerika’da kalın bağırsak ve pankreas kanserinden yılda toplam 450 bin kişi ölüyor. Doğal bir ürünü biraz değiştirip daha güçlü hale getirmek için çalışmalar yapıyoruz. Zerdeçalda bulunan kurkumin üzerinde çalıştığımız maddelerden biri.
* Her gün düzenli olarak kurkumini bulunduran zerdeçal tüketirseniz, kanseri önlemede etkisi olabilir diye düşünüyorum. Kolon kanserini önlemede yararlanabiliriz. Ama çok büyük miktarlarda almanız gerekiyor. Bu benim görüşüm. Daha yolumuz var.
* Çörek otu da kanseri önlemek için kullanılabilir. Her gün sabah 1 çay
kaşığı, öğleden sonra 1 çay kaşığı tüketilmeli. Ben çörek otunu balla karıştırıp yiyorum.

Dr. Ben van Ommen
TNO adlı Hollanda Araştırma kuruluşunun başındaki bilim adamı

Fruktoz, glukoza göre karaciğeri
yağlandırmaya daha yatkın

* Araştırmalar 50-59 yaş arası obezitenin doruk noktasında olduğunu gösteriyor. Yine araştırmalara göre kanser de 60’lı yaşlarda başlıyor.
* Karaciğer birçok nedenle yağlanabiliyor. Alkol tülketimi, fazla kilo, şişmanlık... Yağlı karaciğeri olan hastalarla yapılan beslenme araştırmaları onlara ekstra L-Karnitin verdiğimizde karaciğerde yağlanmayı azaltabildiğimizi gördük. Çünkü karnitin karaciğerde birikmiş yağ asitlerinin enerji olarak kullanılmasını sağlıyor.
* Biyokimyasal olarak fruktoz, glukoza göre karaciğeri yağlandırmaya daha yatkın.
* Yağ yerseniz bu karaciğere gidiyor. Oysa diğer organlara da gitmesi gerekli. Kolin yumurtada bulunan bir besin. Eğer yeterli kolin yoksa vücudunuzda karaciğerde yağ birikmesi oluyor.
* Besinlerden aldığımız vitamin, mineral, fitokimyasallar adapte olma yeteneği diye tanımladığmız fenotipik esnekliği sürdürmemize yarıyor. İnsanlar yaşlandıkça fenotipik esneklikleri azalıyor, belki bu yüzden kansere daha çok yakalanıyorlar. Brokolide bulunan sulforafan, zerdeçalda bulunan kurkumin, yeşil çay, quercetin, resveratrol... Bunların kansere karşı önleyici olduğu düşünülüyor, bazıları kanıtlandı.

Prof. Dr. Kazım Şahin
Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi

Likopen böbrek ve rahim tömürlerinin büyüme hızını geriletiyor

* Yaptığımız deneylerde, fareleri 3 gruba ayırdık. Bir gruba hiç likopen vermedik. 2. gruba kg. başına 100 mg, 3. gruba kg. başına 200 mg. likopen verdik. Hem böbrek hem rahim tümörlerinde, tümör büyüme hızını gerilediğin gördük. Bu sonuç bize likopenin bu kanser türlerinde önemli bir rol oynadığını gösterdi.
* Hem böbrek hem de rahim kanserinin beslenme şeklimizle ilgili olduğu düşünülüyor. Birçok araştırma böbrek tümörlerinin aşırı et, süt ürünleri, margarin ve yağ tüketimiyle riskinin arttığına işaret ediyor.

Likopen nedir?

* Domates ve papaya, pembe guava, karpuz gibi meyvelerde bulunan bir karotenoid.
* Kanseri önleyici etkisi üzerine araştırmalar yapıldı ve hâlâ yapılıyor.
* Bu önleyici etkinin potansiyel antioksidan ve yangı önleyici etkisine bağlı olduğu düşünülüyor.

Prof. Hasan Mukhtar
Wisconsin-Madison Üniversitesi

Narda kırmızı şarap ve yeşil çaydan daha yüksek antioksidan var

* Narın, kırmızı şarap ve yeşil çaydan daha yüksek antioksidan kapasitesi var.
* Nar suyu farelerde tümör gelişmesini engelliyor.
* Nar suyunda bulunan en aktif madde Delphinidin.
* Bu madde patlıcan, havuç, domates ve çilekte de var.

Kaynak:
http://pazarvatan.gazetevatan.com/

25 Eylül 2011 Pazar

Yaş sebze ve meyve şifa kaynağı

Yaş sebze ve meyve şifa kaynağı

Enginar karaciğer dostu, üzüm hücreleri yeniliyor. Uzmanlar, sebze ve meyvelerin sağlıklı vücuda sahip olmakta büyük bir rol oynadığını bildirdi.



Yaş sebze ve meyve şifa kaynağıYaz sebze ve meyveleri, kanserden kalp krizini önlemeye, hücreleri yenilemekten yorgunluğa birebir geliyor. Diyetisyen Yeşim Çelik, yaz sebze ve meyvelerinin insanlara şifa dağıttığını söyledi. Karpuzun hem likopen hem de vitamin ve mineral açısından zengin, antioksidan kapasitesi yüksek bir yaz meyvesi olduğunu kaydeden Çelik, karpuzda bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerdiğini söyledi. İyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenleyen karpuzun bağırsak kanserini önlemesinde önemli rol oynadığını kaydeden Çelik, şöyle konuştu: "Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan Cucurbocitrin adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Kavun da endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu'nca tavsiye edilmiştir. Erikte yüksek antioksidan kapasitesi yanında detoks yapıcı gücüyle de önemli bir anti-aging besindir. Kalp çarpıntısını azaltır. Bağırsakları yumuşatıcı bir etkiye sahiptir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Diş temizliğine yardımcı olur."

Çelik, yazın en çok tüketilen meyvelerden kayısının ise kanserin, özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcı olduğunu söyledi. Çelik, "İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Kan yapıcı, cildi ve saçı canlı tutma özelliği var. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kansızlığa iyi gelir. Sinirleri gevşetip uyku verir" dedi. Çelik, şeftalinin kalp rahatsızlıkları ve kansere karşı vücudu koruduğunu, sindirim sistemini çalıştırdığını söyledi. Şeftalinin hazmı kolaylaştırdığını ve böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağladığını dile getiren Çelik, çileğin de sigara dumanının etkilerini azalttığını belirtti. Çileğin kansere yakalanma riskini azalttığını anlatan Çelik, şunları söyledi: "Mide ve bağırsak zayıflıklarını giderir. Sakinleştirici etkisi vardır. Safra kesesi hastalıklarına iyi gelir. Yüksek ateşi düşürür. Suyuyla gargara yapılırsa diş taşlarının oluşmasını engeller. Cilde canlılık kazandırır. Kiraz, idrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla dökülmesini sağlar. Safra kesesi taşının dökülmesine yardımcı olur. Sindirim gücünü artırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlar. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu. İçerdiği antosiyanin maddesinden dolayı ağrıların dindirilmesine yardımcı olur. Vişne içerdiği 'antosiyanin'den dolayı kas ağrılarını hafifletir. Şeker oranı düşük olduğu için az kalori içerir. Ateş düşürür, susuzluğu giderir. İdrar söktürücü özelliği vardır."

ÜZÜM HÜCRELERİ YENİLİYOR 

Uzmanlar, üzümün kabuğu, içeriği ve çekirdeğinin ortalama 20 civarında değişik antioksidan madde ihtiva ettiği belirtiyor.

Diyetisyen Yeşim Çelik'e göre, böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizleyen siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir. Patlıcanın A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu söyleyen Çelik, patlıcanın sinirleri teskin edip kalp çarpıntısını gidermeyi de sağladığını belirtti.

UZMANLAR YAŞLILARA KABAĞI ÖNERDİ 

Enginarın karaciğer ve kalbin en iyi dostu olduğunu ve kanı temizlediğini anlatan uzmanlar, enginarın yorgunluğu gidermeye yardımcı olduğunu ve vücuda dinçlik verdiğini söyledi. Semiz otunun da kanama hastalıklarına faydalı olduğunu ve kanı temizlediği belirtildi.

Uzmanlar, domatesin likopen kanser riskini azalttığını belirterek, damarları koruduğunu ve belleği desteklediğini söyledi. Kabağın kolay sindirilebilen bir sebze olduğu için hasta ve yaşlı kişilerin diyetinde yer alması gerektiğini tavsiye eden uzmanlar, kabağın özellikle başta akciğer kanseri olmak üzere, bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltan etkileri olduğunu bildirdi.

Uzmanlar, günlük olarak kadınların bin 500- bin 800 kalori, erkeklerde 2 bin -2 bin 400 kalori harcaması gerektiğini söyledi. Yazın alınan enerji miktarı daha düşük olduğu için kilo vermenin çok daha kolay olacağını belirten uzmanlar, bu yüzden yapılan egzersizlere göre harcanan kalori miktarlarına dikkat edilmesini istedi. Uzmanlar, tırmanma sporunu yapanların saatte ortalama 370 kalori harcadığını belirterek, diğer sporlar hakkında da şu bilgileri verdi: "Dans etme 330 kalori, golf 330 kalori, bisiklete binme 290 kalori, yürüme 280 kalori, ağırlık kaldırma 220 kalori, streçing 180 kalori, koşma 590 kalori, bisiklet 590 kalori, yüzme 510 kalori, aerobic 480 kalori, yürüme 460 kalori, basketbol oynama 440 kalori ve ağırlık kaldıranlar da saatte 440 kalori harcıyor." 

Peroksitli incir Mazotlu üzüm


Peroksitli incir Mazotlu üzüm

Sağlık için, şifa için kuru incir yiyorsunuz belki her gün. Nasıl kurutulduğunu biliyor musunuz? Ya o pırıl pırıl parlayan sapsarı kuru üzümler? Yemeden, yedirmeden önce bu yazıyı okuyun…



Peroksitli incir, mazotlu üzümAydın, incirin en kalitelisinin yetiştiği bölge. Yüzlerce incir işleme tesisi var bu bölgede belki... Piyasa ve satış şartları gereği kurtlanmasının ve bozulmasının önüne geçilmesi gerekiyor mutlaka. Bu da iki yolla sağlanıyor. Birincisi şu: Tesislere giren incir mor ışığın altından geçiriliyor. Hastalıklı incir mor ışık altında hemen kendini belli ediyor ve ıskartaya ayrılıyor.

Gizli “likit” 

Kalan incirler ''bandırma'' bölümüne alınıyor. İçine bandırıldıkları sıvı Peroksit ve ne olduğunu hala öğrenemediğim bir likit. Bu tesislerde çalışmış kızlara soruyorum, sadece ''likit'' diyorlar. İşyeri sahiplerine soruyorum, yanıtsız bırakıyorlar bu soruyu. Renk açıcı bir şey olduğu kesin. Siz de taze bir incirle deneyebilirsiniz, herhangi bir ilaç kullanmadan taze bir inciri güneşin altına koyarsanız bir süre sonra sırtının gayet esmer bir renk aldığını görürsünüz. Açık krem ya da beyaz olması olanak dışıdır.

Kuruyemişçilerde gördüğünüz kabukları beyaz, kendisi tertemiz olan incirlerden kesinlikle uzak durmanızı öneririm. Şu Peroksit'e bandırma işinde çalışan işçiler sıkça solunum güçlüğü, ağır zehirlenme belirtileri ile hastanelik olurlar. Konu mahkemelere yansıtılmadan bir şekilde kapatılır. Ege'de, incir yetiştiriciliği yapılan herhangi bir şehrin devlet hastanelerinde çalışan ya da çalışmış bir doktor yakınınız varsa sorun mutlaka, doğrulayıp daha detaylı anlatacaktır.

Eskilerin kullandığı yöntem 


Elbette tek yöntem bu değil. Çok daha sağlıklı ancak endüstride tercih edilmeyen ikinci bir yöntem daha var.

Eskilerin kullandığı bu yöntemde incir, ağacın başında burkulur daldan koparılmadan. Ağacın özsuyu ile ilişiği kesilen bu incirler yedi gün sonra suyunu hayli kaybetmiş, yarı kurumuş şekilde ağacın dibine düşerler. Düşen incir toplanır, birkaç gün güneşin altındaki sergilerde bırakılır. İyice buruşmaya yüz tuttuğunda bakır kazanlarda küllü su kaynatılır. İçine bir avuç kaya tuzu atıldıktan sonra incirler bu suya birkaç dakika batırılır. Çıkarıldıktan sonra iki bez arasında suları alınır, damlara çarşaflar serilir ve incirler buralarda kurumaya bırakılır. Bir hafta kadar da burada kaldıktan sonra kuru kekik ya da defne ile harmanlanıp ''kulaklı'' denen sepetlere bastırılır. Kekik ve/veya defne yaprağı kurtlanmayı ve böceklenmeyi engeller.

Ancak elbette istisnalar olabilir doğal yöntemde. Yani incir ve kurt arasındaki bitmeyen savaşta kurtlar da galip gelebiliyor ara sıra... Tuz oranını biraz daha arttırabiliyoruz biz bazen daha güvenli olması için. Tadı size tuhaf gelebilir, çözümü çok basit: Yiyeceğiniz kadar inciri sudan geçirip kâseye koyarsınız o kadar. :)

Önemli bir uyarım olsun tam burada. Memleketin her yanından çıkan incir eziği, ıskartası, kıvıl kıvıl kurt kaynayanı ve çürüğü çöpe gitmez; dönüştürülür. ''İncir döneri'', ''incir gofreti'' gibi saçma sapan şeyler görürseniz çocuğunuzun elinde, hemen alın ve bir daha asla izin vermeyin yemelerine. Aydın yöresinden kime sorarsanız bunu bilir.

Kuru üzümlerin üzücü hikayesi 

Çocuklar demişken... Yine çocukların çok sevdiği, annelerin benden sürekli talep ettiği ancak maalesef bende pek az bulunan çekirdeksiz kuru üzümler...
Nazilli'de çekirdeksiz üzüm yetiştirmek pek tercih edilen bir şey değil. Toprak mineraller yönünden son derece zengin olduğu için üzümün en kalitelisi olan Salman ve Gemre cinslerini ekmeyi tercih ediyoruz burada. Çok yüksek fiyata satılan ve kendine gurme alıcılar bulunan bu üzümleri şu sıralar hepiniz yiyorsunuz aslında :) Dikilmesi tercih edilmeyen çekirdeksiz üzüm Manisa, Alaşehir, Sarıgöl, Yenice, Denizli, Buldan gibi bölgelerde var.

Tam da şu sıralar, eğer yolunuz bu bölgelerden geçerse mutlaka görürsünüz; yol kenarları, dam başları, tarlalar dev gibi çadırlar üzerine serili üzümlerle dolu. Bu üzümlerin yüzde yetmişi ihracata, yüzde otuzu da iç piyasaya gidiyor.

İhracata gidene en ufak bir lafım olamaz, eğer standartları tutmazsa gümrükten bile geçemezler. Avrupalı; üzümcülere kullanılacak tüm malzemeyi bizzat veriyor. Üzerine serileceği beze kadar! Kontrolörlerini de dikiyorlar neredeyse her beş tarlada bir, disiplin içinde yürüyor tüm süreç. TIR'lara yüklenip Avrupa yoluna çıkıyor ürünler, kalanın vay haline. :) Yurtdışına çıkmaya uygun olmayan ikinci, üçüncü, dördüncü kalite üzümler üreticiler tarafından allanıp pullanıyor, parlatılıyor, hop: Kuruyemişçilere...

Mazota bulama diye bir yöntem var. Cidden bildiğiniz mazota bulanıyor üzümler serilmeden önce. Mazot hem üzümü parlatıyor, hem de karıncaları uzak tutuyor. Hayvanlar alıp yuvasına falan taşımıyor yani... Bu yıl yeni bir yöntem daha çıkmış galiba… Tam öğrenemedim ama ''üzüm yağı'' denen bir şey icat etmişler. Palmiye yağı ve karınca ilacı karışımı tuhaf bir şey... Üzümleri pırıl pırıl parlatıyor hakikaten. ''Altın bilmemne'' gibi isimlerle satılıyor sonra bunlar. Müşteri için görsellik her şey demek olunca ''ne kadar sarı o kadar alıcı'' denklemi oluştu maalesef.

Oysa çekirdeksiz kuru üzümlerin kurutulma tekniği küle batırma idi Anadolu'da yüzlerce yıl... Odun külü çok işe yarar kurutmada... Üzüm çürümez, bozulmaz fakat öyle altın gibi de kalmaz. Koyu kahverengi ve çok leziz olur. Kuru üzüm alırken çok dikkat edin, en meşhur markalar bile sapsarı üzümleri organik, süper, ekolojik diye nasıl satıyor şaşarsınız.

Pınar Kaftancıoğlu
www.ipekhanim.com

26 Haziran 2011 Pazar

Öküzgözü üzümü Fransız’ı şaşırttı

Türk şarabını Bordeaux’da rafına koydu, Öküzgözü üzümü Fransız’ı şaşırttı


Kavaklıdere, dünyada şarabın mabedi olarak kabul edilen Fransa’nın Bordeaux kentinde bir butiğe 4 şarabıyla girdi. En önemli şarapçılık bölgesi St. Emilion’da yer alan Teres Millesimees butiğinin ortaklarından Emmanuel Emonot “Sadece Türk şarabını değil arkasındaki öyküyü de satıyoruz. İlgi gayet iyi. Öküzgözü satarken anlamını da söylüyoruz, şaşıranlar oluyor” dedi.

TÜRKİYE’nin en köklü şarap üreticilerinden Kavaklıdere, dünyada şarabın mabedi olarak kabul edilen Fransa’nın Bordeaux kentinde bir butiğe Pendore Öküzgözü, Pendore Boğazkere, Pendore Syrah ve Cotes d’Avanos olmak üzere 4 şarabıyla girdi. Bordeaux’nun en önemli şarapçılık bölgesi St. Emilion’da yer alan Teres Millesimees butiğinin ortaklarından sommelier (uzman şarap garsonu) Emmanuel Emonot, Öküzgözü, Boğazkere, Narince gibi üzümleri ilginç bulduğunu söyledi. Kavaklıdere’nin söz konusu şaraplarını yapan Stephane Derenoncourt’un butiğe ortak olduğunu belirten Emonot, “Stephane’nın dünyanın farklı yerlerinde danışmanlık yaptığı şarapları tek çatı altında toplamak istedik. Öküzgözü, Boğazkere, Narince gibi Türk üzümleri çok ilginç. Şarap meraklıları yeni buluyor ve denemek istiyor” dedi.
Olmayacak şeyi yapıyoruzTürk şaraplarına hem St. Emilion’a gelen turistlerin hem de Fransızlar’ın ilgi gösterdiğini anlatan Emonot, şöyle konuştu: “Burada bütün şatolar kendi şaraplarını üretir ve belli başlı butiklerde satılır. Örneğin Bordeaux’nun başka bir şarap bölgesi Medoc’un şaraplarını bile St. Emilion’da bulmanız pek mümkün değildir. Biz olamayacak bir şey yaptık ve bu butikte Türk, Lübnan, İtalyan, Şili şaraplarına yer verdik. Bizim kavımız dünyaya açık. Burada bir butiğe girip ‘Türk şarabı var mı’ diye sorsanız. ‘Türkiye’de şarap mı üretiliyor’ derler. ST. Emilion’lulara dünya şarapçılığını öğretiyoruz.”
Sadece satmıyor, tanıtıyorTürk şaraplarını görenleri önce şaşırdığını, sonra merak ettiğini anlatan Emonot, sadece satış yapmadıklarını, 12 kişilik gruplara tadım yaptırıp, şarapların arkasındaki öyküyü aktardıklarını söyledi. Emonot, kısa süre önce bir müşterinin gelip koleksiyonu için Türk şarapları da dahil pek çok ülke şarabından aldığını da belirtti.
İnsanlar çok şaşırıyorEmmanuel Emonot, Türk şaraplarını satarken çok duygusallaştığını vurgulayarak şunları söyledi: “Pendore’leri satarken gözümün önüne Ali’nin (Başman) yüzü geliyor. Öküzgözü üzümünü anlatırken Fransızca veya İngilizce öküz gözü karşılığını söylüyorum. İnsanlar çok şaşırıyor. Türk şaraplarını satmakta hiç zorlanmıyoruz.”

Şarabı kültürüyle satıyorKavaklıdere’nin Pendore Öküzgözü, Pendore Boğazkere,  Pendore Syrah ve Cotes d’Avanos şaraplarına eli değen, dünyanın en ünlü şarap danışmanlarından Stephane Derenoncourt, pek çok kişinin şarap sevdiğini ama çok az kişinin şarapları bildiğini vurguladı. Şarapları, arkasındaki birikim ve kültürle birlikte sattıklarını kaydeden Derenoncourt, “St. Emilion’da 45 şarap butiği var. Dünyayı buraya getiren bir biz varız. İnsanlar genellikle bildikleri şarapları alır ama meraktan bir iki tane de yeni şarap alır” dedi.
Sadece St. Emilion bir milyon turist ağırlıyor
DÜNYANIN en ünlü şarap danışmanlarından Stephane Derenoncourt, bölgedeki şarapçılığın ekonomiye katkılarını şöyle anlattı: “Bütün Bordeaux elbette daha büyük rakamlara sahip ama sadece St. Emilion’u ele alırsak… 5 bin hektar bağ alanına sahip. Dünyadaki en büyük bölgelerden biri. Bin kadar şato şarap üretimi yapıyor. Her yıl bir milyon turist geliyor.”
Üretim azalacak fiyatı talep belirleyecek
TÜRKİYE’de dolu üzüm bağlarına zarar verirken Fransa’da aşırı yağmurların sıkıntıya yol açtığını belirten Stephane Derenoncourt, “Bu yıl bağlarına sahip çıkan, iyi bakan bağcılar başarılı olacak. İyi bağcı kötü bağcı belli olacak. Hava koşulları nedeniyle daha az üretim söz konusu. Daha az üretildiği için fiyat artacak diyemem ama top üreticilere çok talep gelirse fiyatlar artabilir. İklim değil, talep fiyatı belirleyecek” diye konuştu.
Roze modasına karşıyım
TÜM dünyada roze şaraplara artan ilgi  için Stephane Derenoncourt, “Ben Roze modasına karşıyım. Roze’nin kalitesi de defosu da yok. Fiyatı da uygun. Dünyada bu nedenle çok tüketiliyor. Blush da ne? Hayır ben bu modayı takip etmiyorum” dedi. Şarabın tüm alkollü içkilerden ayrılması gerektiğini belirten Derenoncourt, düşük alkol oranıyla şarap tüketiminin diğer alkollü içkilere karşı teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.
Saint Emilion’da butiğe girmek gurur veriyor
KAVAKLIDERE Şarapları Murahhas Azası Ali Başman, St. Emilion bölgesinde Burgonya şarabı satan bir butiğin, aynı zamanda Türk şarabı da satmasının gurur verici olduğunu söyledi. Türk şarabının artık belli bir noktaya ulaşmaya başladığını kaydeden Başman, bu durumun gerek uluslararası yarışmalarda, gerekse tadımlarda kendini gösterdiğini ve yavaş yavaş Türk şarabının konuşulmaya       başlandığını belirtti.

http://www.hurriyet.com.tr/

23 Ekim 2010 Cumartesi

2007 yılı üzümsü meyveler ihracat değerleri


Uluslar arası piyasada üzümsü meyvelerin toplam ihracat değeri yaklaşık üç milyar dolar düzeyinde seyretmektedir. FAO’nun 2007 yılı verilerine göre, yaklaşık bunun yarısı sadece çilek meyvesine aittir. Üzümsü meyvelerin toplam ihracat miktarı ise 961.454.000 ton düzeyindedir. Bu miktarın 604.857.000 tonu çilek meyvesine ait olup, toplam miktarın yaklaşık %62 lik oranına karşılık gelmektedir. Çilekten sonra, ihracat değeri olarak ikinci önemli üzümsü meyve ahudududur. Uluslar arası piyasada ahududunun toplam ihracat değeri 457.843.000 dolardır. Ahududunun 4,67 dolar olan birim fiyatı dikkate alındığında en değerli üzümsü meyve olarak göze çarpmaktadır. Birim fiyat dikkate alındığında ikinci öneme sahip üzümsü meyve 4,38 dolarlık kg fiyatıyla mersindir.

Ne yazık ki FAO’nun verilerinde dut, böğürtlen ve diğer bazı üzümsü meyveler ayrı ayrı gösterilmemektedir. Bu yüzden dut ve böğürtlen gibi değeri artmakta olan üzümsü meyve türlerinin değerlendirilmesi sağlıklı yapılamamaktadır. Ancak yine de dut ve böğürten meyvelerinin dış piyasa değerinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle dut türlerinin (kara dut, mor dut, kırmızı dut, ve beyaz dut ) ülkemizde d artan kıymeti bunu göstermektedir.

Tablo 1. 2007 yılı verilerine göre üzümsü meyvelerin dünya üzerindeki toplam ihracat miktarları ve toplam değerleri (FAO)

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Çilek
604857
1483438
2,45

Bataklık mersini (Turna yemişi)
108559
416812
3,84

Ahududu
97953
457843
4,67

Böğürtlen, dut, vd.
82081
283411
3,45

Mersin
55640
243918
4,38

Frenk üzümü
11948
32205
2,70

Bektaşi üzümü
416
1126
2,71

TOPLAM
961454
2918753
3,04




Uluslar arası piyasada, üzümsü meyveler içersinde, en fazla işlem gören meyve çilektir. Toplam ihraç miktarı 604.857 ton ve bunun karşılığı olarak toplam 1.483.438.000 $ değer üretilmiştir. Çilek ihracatında en önemli ülkeler İspanya ve ABD dir. İspanya Avrupa Birliği üyesi olmanın verdiği avantajları kullanarak, dünyanın en zengin bölgesine satış yapabilme imkanı elde etmiştir. İspanya 186.377 ton ihraç miktarının karşılığı olarak 423.968.000 $ gelir elde edebilmiştir. Bu değerin yaklaşık yarım milyar dolarak yakın olduğu göz önüne alınırsa konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır. İspanya dünya toplam çilek ihraç değerinin neredeyse üçte biri kadarını kendine çevirebilmiş bir ülkedir. Çilek ihraç eden ülkeler incelendiğinde, Belçika ve Hollanda’yı ayrı tuttuğunuzda, geri kalan ülkelerin Akdeniz kuşağı ülkeleri olduğu göze çarpacaktır. Bu kuşakta ABD’nin California eyaletinin de olduğu gözden kaçmamalıdır. Türkiye son yıllarda çilek ihraç edebilen ülkeler sıralamasında yerini almaya başlamıştır. Henüz oldukça düşük düzeyde olmasına karşın gelecekte önemli ihracatçı ülkeler arasında yer alacağını söylemek kehanet olmasa gerektir. Özellikle son yıllarda dünya çilek üretiminde üçüncü sıraya oturması bu konudaki öngörüleri desteklemektedir. İç piyasanın doymasıyla etkili ve yoğun bir şekilde ihracatında artacağı kanaati hakimdir.

Tablo 2. 2007 yılı Çilek ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

İspanya
186377
423968
2,27

A.B.D.
116744
297996
2,55

Meksika
66914
124411
1,86

Belçika
39004
155171
3,98

Hollanda
35068
167104
4,77

Fransa
23228
65552
2,82

Mısır
21613
12061
0,56

Fas
18066
23327
1,29

İtalya
17746
50771
2,86

Türkiye
17354
15932
0,92

Dünya
604857
1483438





Bataklık mersin (turnayemişi) ülkemizde hiç bilinmeyen türlerdendir. Son yıllarda Karadeniz bölgesinde kimi çalışmalar ile ülkemizde de yetiştirilebileceği gösterilmiştir. Dünya ticaretinde toplam 416.812.000 $ lık toplam ihracat değerine sahiptir. Tablo 1 de de görüleceği üzere üzümsü meyveler içersinde çilekten sonra ikinci önemli bir türdür. İhracatçı ülkeler içersinde ihracat değeri açısında yapılan sıralamada Şili birinci sırada yer almaktadır. İkinci sıradaki Kanada Şili’ye göre daha fazla bataklık mersini ihraç etmesine karşın birim fiyatını çok düşük olması toplam elde edilen değeri de düşürmüştür. Bataklık mersininde en yüksek fiyatla ürün satabilen ülke 14,59 $/kg fiyat ile Belçika olup bu ülkeyi 11,52 $/kg fiyatıyla Fransa izlemektedir. Ancak Fransa’nın ihraç ettiği bataklık mersini miktarı 42 ton düzeyinde olup oldukça düşüktür.

Tablo 3. 2007 yılı Bataklık mersini (Turnayemişi) ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Şili
41745
314498
7,53

Kanada
45316
41437
0,91

A.B. D.
16128
33503
2,08

Beyaz Rusya
3105
8140
2,62

Hollanda
894
8016
8,97

Belçika
491
7166
14,59

Litvanya
280
1204
4,30

İngiltere
119
1150
9,66

Makedonya
213
640
3,00

Fransa
42
484
11,52

Dünya
108559
416812





Dünya ahududu ihracat pazarında, 2007 yılında, 97.953 ton ürün el değiştirmiş ve bunun karşılığı olarak toplam 457.843.000 $ değer üretilmiştir. Ahududu ihracatında miktar ve değer olarak Meksika birinci sırada yer almaktadır. Üstelik satış fiyatı da 5,32 $/kg ile oldukça yüksektir. Polonya ikinci sıradaki en önemli ihracatçı ülkedir. Ancak kg satış fiyatının 1,78 $ gibi düşük bir değerde olması nedeniyle elde ettiği toplam gelir Meksika’ya oranla düşük kalmıştır. Polonya’nın ihraç ettiğin ürün miktarı Meksika’ya göre %69 düzeyinde olmasına karşın elde ettiği toplam gelir Meksika’ya göre %23 düzeyinde kalmıştır. Bunun yanı sıra İspanya Polonya’ya göre çok daha düşük miktarda ürün ihraç etmesine karşın oldukça yüksek düzeyde gelir elde edebilmiştir. Bunun nedeni İspanya’nın birim fiyatının 8,96 $/kg gibi yüksek bir fiyatla ahududları satabilmiş olmasıdır. Ahududu ihracatında en iyi fiyatla satış yapabilen ülke Hollanda olup kg fiyatı olarak 14,87 $ olarak gerçekleşmiştir.

Tablo 4. 2007 yılı Ahududu ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Meksika
35162
186911
5,32

Polonya
24106
42812
1,78

İspanya
10009
89710
8,96

Şili
8314
54161
6,51

Sırbistan
6794
11126
1,64

Avusturya
3711
7106
1,91

Kanada
2369
4409
1,86

Fransa
1383
13695
9,90

Hollanda
1079
16048
14,87

Bulgaristan
957
1948
2,04

Dünya
97953
457843





FAO’nun 2007 yılı verilerine göre böğürtlen, loganüzümü, beyaz dut, kırmızı dut ve diğer üzümsü meyveler (Myrtus communis , Gaylussacia spp) toplamında ihracatçı ülkeler arasında en yüksek değere ABD (110.376.000 Dolar) erişmiş olup ikinci sıradaki Arjantin’den açık ara önde yer almaktadır. Birim fiyatlar dikkate alındığında ise Avustralya 15,90 $/kg fiyatıyla en yüksek fiyattan satış yapabilen ülkedir. Yine aynı şekilde İspanya, Hollanda ve Belçika’da 10 doların üzerinde fiyatla satış yapabilen ülkeler arasında yer almıştır. Türkiye yaklaşık 1 tonluk satış karşılığında 1000 $ elde edebilmiştir.

Tablo 5. 2007 yılında böğürtlen, loganüzümü, beyaz dut, kırmızı dut ve diğer üzümsü meyveler (Myrtus communis , Gaylussacia spp) toplamında ihracatçı ilk 10 ülke ve Türkiye’nin durumu. Böğürtlen, tahmini olarak, değerlerin yarısı olarak hesap edilebilir. (Fao, 2010)

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

A.B. D.
33744
110376
3,27

Arjantin
7558
62564
8,28

İspanya
3066
31232
10,19

Hollanda
1473
16739
11,36

Suriye
22121
16327
0,74

Avustralya
396
6296
15,90

Belçika
563
5963
10,59

Guatemala
2955
5336
1,81

Sırbistan
2678
4387
1,64

İtalya
357
3288
9,21

İsveç
1379
2914
2,11

Türkiye
1
1
1,00

Dünya
82081
283411





Mersin veya bir diğer isimle maviyemiş ihracatında ihracat miktarı ve ihracat değeri toplamı açısından değerlendirildiğinde birinci sırada ABD gelmektedir. Kanada diğer önemli ihracatçı ülkedir. ABD 29033 ton ihracat miktarına karşılık 90.993.000 $ lık bir satış değerine ulaşmış olmasına karşın Kanada 12.780 ton luk ihracat değerine karşın 53.671.000 $ lık değere ulaşmıştır. İhracatçı ülkeler içersinde en yüksek fiyatla mersin satabilen ülkelerin başında Yeni Zelanda gelmektedir. Yeni Zelanda’yı Hollanda izlemektedir.

Tablo 6. 2007 yılı Mersin (Mavi yemiş) ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

A.B.D.
29033
90993
3,13

Kanada
12780
53671
4,20

Polonya
3409
24820
7,28

İsveç
2755
7842
2,85

Hollanda
1791
21683
12,11

Fransa
931
8331
8,95

Litvanya
820
2784
3,40

Yeni Zelanda
793
10176
12,83

Almanya
576
2766
4,80

Uruguay
488
4628
9,48

Dünya
55640
243918





Son yıllarda, özellikle, meyve suyu işleyen firmalar tarafından en fazla aranan türlerden olan frenküzümü ülkemizde Bursa dolaylarında ve oldukça düşük düzeylerde yetiştiriciliği yapılmaktadır. Dünya ticaretinde en yüksek miktarda ürün satan ülke Polonya olmasına karşın, Hollanda en yüksek değer elde edebilmiş ülkedir. Polonya 4.218 ton ürünü 1,46 $/kg fiyatla satarak 6.168.000 $ elde edebilmişken, Hollanda 1.333 ton ürünü 10,22 $/kg fiyatla satarak toplam 13.627.000 $ elde etmiştir. Frenk üzümü ihracatında en yüksek fiyatla ürün satabilen ülke ise Belçika dır. Belçika 13,69 $/kg fiyatla frenküzümü satabilmiştir. Ancak satış yapabildiği ürün miktarı oldukça düşük kalmışır.

Tablo 7. 2007 yılı Frenküzümü ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Polonya
4218
6168
1,46

Çek Cumhuriyeti
1893
1539
0,81

Danimarka
1341
1483
1,11

Hollanda
1333
13627
10,22

Almanya
954
1407
1,47

Macaristan
684
899
1,31

Fransa
435
746
1,71

Belçika
298
4079
13,69

İtalya
205
966
4,71

Avusturya
128
296
2,31

Dünya
11948
32205





Dünya Bektaşi üzümü piyasasında ihracatçı ülke konumunda kayıtlara sadece Litvanya girebilmiştir. Litvanya 416 ton karşılığı olarak toplam 1.126.000 $ değer elde edebilmiştir. Bektaşi üzümü ithalatı incelendiğinde ise listenin başında yine Litvanya nın yer alması şaşırtıcıdır.

Tablo 8. 2007 yılı Bektaşi üzümü ihracatında tek ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Litvanya
416
1126
2,71

Dünya
416
1126
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top