çörek otu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çörek otu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2011 Pazar


Kansere karşı yeni savaşçılar üzüm, zerdeçal, çörek otu, nar
Keyif­le Ye...

Dr. Yasemin Bradley
Geçen hafta Antalya’da 4 gün boyunca Uluslararası Beslenme ve Kanser Kongresi’nde dünyanın dört bir yanından gelen bilim adamları ve doktorlarla birlikteydim. Kongre sürecinde kanserden korunma yolları ve tedavi konusundaki son araştırmalar alanındaki en iyi uzmanlar tarafından tartışıldı. İşte kongrenin öne çıkanları...

Uzun süredir dikkatimi çeken nokta şu: Ortalıkta herkes ayrı bir bitkiyi, sebzeyi veya meyveyi baş tacı ediyor, yararlarından bahsediyor. Ama ben doktorum, bilimsel araştırma sonuçlarını görmeden gereksiz yere yüceltmelere karşıyım. Hemen her meyve sebzede antioksidan var. Ortada bir antioksidan patlaması yaşanıyor! Meyve sebze yemek tabii ki yararlı. Artı; her meyve ve sebzeden sağlığımız için yararlı, farklı bir bitkisel besin alıyoruz. Ancak bazı ürünleri gereksiz tüketiyor, gereksiz para harcıyor olabilir miyiz, bilimselliği ne kadar? İşte bu kongrede kafamdaki bazı soruların yanıtlarını buldum. Katılan tüm bilim adamları özenle seçilmiş, dünyanın sayılı üniversitelerinde öğretim görevlisi, araştırmacı kişilerdi.

Prof. Dr. Ömer Küçük
Emury Üniversitesi Medikal Onkoloji, Hematoloji (Kan hastalıkları) Bölümü

Yılda 700 bin kişi beslenmeye bağlı olarak kansere yakalanıyor

* ABD’de bir yıldaa görülen kanser vakalarının yüzde 50’sinin (700 bin) beslenmeye bağlı nedenlerle oluştuğu düşünülüyor. Şişmanlık ve bazı kanser türleri arasında da direkt ilişki olduğu biliniyor artık. Amerika’da obezite oranı yüzde 70 (Türkiye’de bu rakam yüzde 50).
* Direkt beslemeyle ilişkisi olan kanser türleri, kolon, rektum (kalın bağırsağın dışarı açılış noktası olan anüsten önceki kısmı), meme, prostat, akciğer.
* Aşırı şekerli, katı yağlardan zengin, bol fast- food, kızarmış yiyecekler kansere yol açıyor.
* Kansere karşı bol sebze; özellikle koyu yeşil yapraklılar, meyve, tahıllar, baklagiller, sıvı yağlar, balık yağı tüketilmeli. Kesinlikle tüketmeniz gerekenler ise; brokoli, lahana, karnabahar, Brüksel lahanası, soğan, sarımsak, yeşil çay.

Prof. Dr. Steven Clinton
Ohio State Üniversitesi Medikal Onkoloji Bölümü (Prostat Onkolojisi Bölümü)

Brokolinin içindeki sulforafan kansere karşı korumada yararlı

* Mesane tümörleri 60 yaş ve üzeri erkeklerde en çok görülen ikinci kanser türü. Sigara içenlerde risk 3 kat artıyor. Ayrıca mesleğe bağlı da gelişebiliyor. Genlerin önemi de var. Deneylerde beslenme şeklinin de etkili olduğunu gördük. Bol sebzeyle beslenenlerde daha az görülüyor. 1986-1996 yılları arasında 50 bin erkek üzerinde meyve-sebze ilişkisini araştırdık. Brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, lahana gibi sebzeler mesane kanseri riskini düşürüyor.
* Brokoli filizi riski düşürmede daha etkili. İçindeki sulforafan adlı kimyasal bileşeni daha aktif! Brokoli filizinde bu bileşenden çok daha fazla bulunuyor. Ancak bu ABD John Hopkins Üniversitesi’nden Prof. Paul Talalay’in kullandığı özel bir brokoli tohumunda bulunuyor. Sulfofran, erucin adlı bir başka bileşenle birlikte mesane kanserinde daha etkili görünüyor.
* Brokoli filizlerindeki erucin ve sulforafanın mesaneye kanser hücrelerine gittiğini saptadık. Mesane kanserli farelerde tümör büyüme hızı yavaşladı. Şimdi sıra insanlarda. Ancak söz konusu etki için bol bol brokoli yemek aynı etkiyi göstermiyor. Düzenli olarak aynı ekstre miktarını alabilmek gerekiyor. Bir ekstre üzerinde çalışıyoruz.

Prof. Carlo La Vecchia
Mario Negri Farmakoloji Enstitüsü Epidemiyoloji Bölümü Başkanı

Pizza yiyenlerde kansere daha az rastlanıyor!

* Kanserden korunmak için beslenme şekli nedir denince sadece meyve ve sebzeyi artırmayı anlamayın! Kırmızı eti artırmaktan kaçınmak, rafine karbonhidratlardan kaçınmak, zeytinyağı ve diğer sıvı yağları katı yağlara tercih etmeyi de anlamanız gerekiyor.
* İtalya’da erkeklerde fazla kilolu ve şişmanların toplamı yüzde 44, kadınlarda ise yüzde 32.5. İtalya’da son 20 yıldır obezite artmadı. Kansere karşı korunmada sağlıklı bir kiloda kalabilmek önemli.
* Çalışmalarımız zeytinyağı tüketiminin artmasıyla yumurtalık, meme, mide, kolon, pankreas kanseri riskinin azaldığını gösteriyor.
* Pizzayı ara sıra yiyenlere göre sık yiyenlerde sindirim sisteminde kanser görülme sıklığına baktık. Sık yiyenlerde görülme sıklığı daha az. Bunu zeytinyağı, domates ve diğer pizza malzemelerine bağlayabiliriz.

Prof. Will Steward
Leicester Üniversitesi Onkoloji Bölümü

Üzüm kabuğundaki resveratrol kanserli dokuları iyileştiriyor

* Resveratrol birçok bitki tarafından üretilen bir madde. Özellikle de bakteri-mantar gibi ataklara maruz kaldıklarında üretiyorlar. Kolon kanserli hastalara verdiğimiz zaman dokuda iyi değişikliklere yol açtığını gördük. Üzüm, kırmızı şarap, fıstık başlıca kaynakları. 1600 gram kırmızı üzümdeki resveratrol 1/2 litre şaraptakine, o da 10 kase fıstıktakine eşit.
* Resveratrol üzümün sadece kabuğunda var. Çekirdeğinde ve etli kısmında yok. Şarapta da düşük bir doz; 5 mg 1/3 şişeden alınabiliyor. Henüz kanıtlamadık ama bu kadarının, düşük doz da olsa yeterli olabileceğini düşünüyoruz.
* Güney Fransa’da günde 1/3 şişe kırmızı şarap içiyorlar. Yüzde 40 daha az kanser riskleri var. İspanyol şarabında daha fazla resveratrol var.
* Kolon kanserli hastalara verdiğimiz zaman dokuda iyi değişikliklere yol açtığını gördük. Resveratrol insanlarda Tip 2 diyabet, bunama, kardiyovasküler hastalıklarda da kullanılabileceği yolunda ümit veriyor...

İngiltere’den Prof. Will Steward konferansta kusursuz anlatımı ve bilgisiyle en çok ilgimi çeken bilim adamlarından biriydi.

Prof. Dr. Remzi Muhammed
Wayne State Üniversitesi Kanser Araştırmaları Merkezi Yöneticisi

Kansere karşı zerdeçal ve çörek otu tüketin

* Amerika’da kalın bağırsak ve pankreas kanserinden yılda toplam 450 bin kişi ölüyor. Doğal bir ürünü biraz değiştirip daha güçlü hale getirmek için çalışmalar yapıyoruz. Zerdeçalda bulunan kurkumin üzerinde çalıştığımız maddelerden biri.
* Her gün düzenli olarak kurkumini bulunduran zerdeçal tüketirseniz, kanseri önlemede etkisi olabilir diye düşünüyorum. Kolon kanserini önlemede yararlanabiliriz. Ama çok büyük miktarlarda almanız gerekiyor. Bu benim görüşüm. Daha yolumuz var.
* Çörek otu da kanseri önlemek için kullanılabilir. Her gün sabah 1 çay
kaşığı, öğleden sonra 1 çay kaşığı tüketilmeli. Ben çörek otunu balla karıştırıp yiyorum.

Dr. Ben van Ommen
TNO adlı Hollanda Araştırma kuruluşunun başındaki bilim adamı

Fruktoz, glukoza göre karaciğeri
yağlandırmaya daha yatkın

* Araştırmalar 50-59 yaş arası obezitenin doruk noktasında olduğunu gösteriyor. Yine araştırmalara göre kanser de 60’lı yaşlarda başlıyor.
* Karaciğer birçok nedenle yağlanabiliyor. Alkol tülketimi, fazla kilo, şişmanlık... Yağlı karaciğeri olan hastalarla yapılan beslenme araştırmaları onlara ekstra L-Karnitin verdiğimizde karaciğerde yağlanmayı azaltabildiğimizi gördük. Çünkü karnitin karaciğerde birikmiş yağ asitlerinin enerji olarak kullanılmasını sağlıyor.
* Biyokimyasal olarak fruktoz, glukoza göre karaciğeri yağlandırmaya daha yatkın.
* Yağ yerseniz bu karaciğere gidiyor. Oysa diğer organlara da gitmesi gerekli. Kolin yumurtada bulunan bir besin. Eğer yeterli kolin yoksa vücudunuzda karaciğerde yağ birikmesi oluyor.
* Besinlerden aldığımız vitamin, mineral, fitokimyasallar adapte olma yeteneği diye tanımladığmız fenotipik esnekliği sürdürmemize yarıyor. İnsanlar yaşlandıkça fenotipik esneklikleri azalıyor, belki bu yüzden kansere daha çok yakalanıyorlar. Brokolide bulunan sulforafan, zerdeçalda bulunan kurkumin, yeşil çay, quercetin, resveratrol... Bunların kansere karşı önleyici olduğu düşünülüyor, bazıları kanıtlandı.

Prof. Dr. Kazım Şahin
Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi

Likopen böbrek ve rahim tömürlerinin büyüme hızını geriletiyor

* Yaptığımız deneylerde, fareleri 3 gruba ayırdık. Bir gruba hiç likopen vermedik. 2. gruba kg. başına 100 mg, 3. gruba kg. başına 200 mg. likopen verdik. Hem böbrek hem rahim tümörlerinde, tümör büyüme hızını gerilediğin gördük. Bu sonuç bize likopenin bu kanser türlerinde önemli bir rol oynadığını gösterdi.
* Hem böbrek hem de rahim kanserinin beslenme şeklimizle ilgili olduğu düşünülüyor. Birçok araştırma böbrek tümörlerinin aşırı et, süt ürünleri, margarin ve yağ tüketimiyle riskinin arttığına işaret ediyor.

Likopen nedir?

* Domates ve papaya, pembe guava, karpuz gibi meyvelerde bulunan bir karotenoid.
* Kanseri önleyici etkisi üzerine araştırmalar yapıldı ve hâlâ yapılıyor.
* Bu önleyici etkinin potansiyel antioksidan ve yangı önleyici etkisine bağlı olduğu düşünülüyor.

Prof. Hasan Mukhtar
Wisconsin-Madison Üniversitesi

Narda kırmızı şarap ve yeşil çaydan daha yüksek antioksidan var

* Narın, kırmızı şarap ve yeşil çaydan daha yüksek antioksidan kapasitesi var.
* Nar suyu farelerde tümör gelişmesini engelliyor.
* Nar suyunda bulunan en aktif madde Delphinidin.
* Bu madde patlıcan, havuç, domates ve çilekte de var.

Kaynak:
http://pazarvatan.gazetevatan.com/

2 Mart 2011 Çarşamba

Her Derdin Devası Çörek otu



Her Derdin Devası Çörek otu


Kansere, kalp damar hastalıklarına, hormon ve sinir hastalıklarına iyi geliyor. Bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Çörek otunun şifa verdiği hastalıklar aslında saymakla bitmez.



Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) 14 asır önce şöyle buyurmuştu: "Şu kara tanede (çörek otu) ölümden başka her derde deva vardır."
O zamanlardan günümüze kadar geçen asırlar boyunca, bu ufak taneli gıdada her hastalığa şifanın olabileceğine birçok kimse dudak bükmüştü. Ama 


Müslümanların yapması gerekeni Maren Franz adlı bir Alman yaptı ve çörek otunun sağlığımız üzerindeki faydalarını araştırıp, bu konudaki yayınları bir araya getirdi.
Sonuçta: "Tabiattan Gelen Şifâ Kaynağı: ÇÖREKOTU" adıyla dilimize tercüme edilen 96 sayfalık bir kitap ortaya çıktı. Üstelik, Peygamberimizin çörek otuyla ilgili hadisinin kendisini uyardığını ve bu sözü rehber alarak bu kitabı hazırlamaya giriştiğini önsözde belirterek...
Bu yazımızda Maren Franz'ın kitabından yola çıkarak, çörek otunun mucizevi tesirlerini tanıtmaya çalışacağız.
Çörek otu niçin değerli?
Çörek otunun tohumunda doymamış yağ asidi, eterli yağ, vitaminler ve organizma için zaruri olan ve çok az miktarda tüketilmesi gereken değerli maddeler bulunur. Bu maddelerin karışımı, hasta kişinin iyileşmesine vesile olur.
Çörek otu tohumunda bulunan doymamış yağ asitinin metabolizmaya müspet yönde tesir ettiği, bağışıklığı arttırdığı ve alerjiyi durdurduğu ispatlanmıştır. Bu sebepten çörek otunun astım, bağışıklığın zayıflığından meydana gelen marazlar ile sinir ve deri hastalıklarında başarılı sonuçlar vermesine şaşırmamalıdır.
Bu iyileştirici tesir, çörek otunu yemeklerde de kullanılan ve sevilen bir gıda haline getirmiştir. Zamanımızda özellikle ABD ve Avrupa'nın büyük ülkelerinde çörek otuna talep çok artmış, istekler karşılanamaz hâle gelmiştir. Almanya'da ise çörek otu tohumu ve yağı, saf veya hap şeklinde eczanelerde ve baharatçılarda yer almaya başlamıştır.
Savunma sistemimiz ve çörek otu
Sağlam bir savunma sistemine sahip olan kişi, kendini genelde iyi hisseder ve nâdiren hastalanır. Çünkü rahatsızlıklara karşı mukavemeti fazla demektir. Böyle olunca mikrop, virüs ve mantarlarla baş edebilir.
Savunma sistemi zayıfladığında, şu hastalıklar ortaya çıkabilir:
• Mikroplu hastalıklar, bilhassa sık sık grip olma ve mesane iltihabı.
• Deri, mukoza ve bağırsakta mantarların oluşması.
• İnatçı herpes (uçuk).
• Sindirim sistemi bozukluklarından meydana gelen ishâl ve zayıflama.
• Kaşıntılı deri hastalıkları.
• Kronik (müzmin) rahatsızlıklar.
• Kanda dolaşım bozukluğu, yüzde belirli solukluk.
• Kronik yorgunluk.
• Cinsî isteksizlik.
• Uyku bozuklukları
Saymış olduğumuz bu hastalıklara yakalanmamak için savunma (immün) sistemimizin kuvvetli olması gerekir. Çörek otunun ise, immün sistemi güçlendirdiği binlerce yıldan beri bilinmektedir. Çörek otu, savunma sistemini dengelemekte ve mümkün olduğu kadar iyi çalışmasını sağlamaktadır.

Çörek otunun bu özelliği nereden kaynaklanır? Bilim adamları, bu sorunun cevabını modern teknolojinin yardımıyla bulmuşlardır. "Çörek otunun tohumunda organizmayı destekleyen yüzden fazla madde vardır."
Kara mucizenin muhtevası
Çörek otunun tohumunda takriben %38 oranında karbonhidrat, %35 oranında çeşitli yağlar, %21 oranında da albumin bulunur. Geri kalan %6 ise, yüzden fazla maddeden oluşur. Bu orana çok değerli olan doymamış yağ asitleri de dahildir. Linolen asidi, alfa linolenasidi ve iç yağı bunlar arasındadır.
Eterli yağlar olarak kofur, nigellon, alfa-pinen vb. mevcuttur. Çok az miktarda bazı vitaminler (B1, B2, B6 folasidi niacin), mineraller (demir, kalsiyum, magnezyum, çinko ve selen) ve amino asitleri vardır.
Doymamış yağ asitleri ve eterli yağ, savunma sisteminde çok yararlıdır. Vitamin ve mineraller, savunma sisteminin işlemesinde önemli rol oynar. Çörek otunun tesiri, çok sayıdaki bu maddelerin karışımından gelmektedir.
Doymamış yağ asitlerin faydaları
Doymamış yağ asitleri, metabolizmaya yardım eder. Hücrelerin büyümesi, gelişmesi ve yenilenmesinde yine buna ihtiyaç vardır.
Ayrıca vücudun ihtiyacı olan hormonların gelişmesinde yardımcı olur. Yine alerjik sinyaller gönderen histamin gibi maddelerin artmasını engeller. İşte doymamış yağ asitlerin faydaları:
• Hormonların yapımına katkıda bulunduklarından, sağlıklı bir savunma-hormon ve sinir sisteminin oluşumunu sağlar.
• Savunma ablukasının kaldırılmasında yardımcı olur.
• Savunma hücrelerinin gereğinden fazla çalışmasını engeller.
• Hücrelerin dağılımı, yenilenmesi ve hücre duvarlarının sağlam olmasına katkıda bulunur.
• Kandaki kolesterolü normale döndürür.
• Kan damarlarının gerginleşmesini ve dolaşım hızını tanzim ederek tıkanmayı önler.
• Tansiyonu düşürüp damar sertleşmesi ve kalp enfarktüsü riskini azaltır.
• Yaraların çabuk iyileşmesine, derinin pürüzsüz olmasına yardım eder.
• İnsan vücudu, doymamış yağ asitlerini üretemediği için, dışarıdan almaya mecburdur. Bir gram çörek otu yağı, bu açıdan günlük ihtiyacımızı karşılamaktadır.

Çörek otunun diğer tesirleri
• Çörek otundaki nigellon ve alfa-pinen gibi eterli yağlar, solunum borusunu genişletip kramp gidericidir. Ayrıca ifrazı geliştirip öksürüğü hafifletir. İltihap giderici, ağrı dindirici ve idrar söktürücüdür. Devamlı kullanımda kan şekerini düşürür.
• Çörek otundaki B1, B2 ve B6 vitaminleri, birçok enzimlerin üretiminde önem taşır. Zira bunlar, savunma ablukalarını yok eder ve boyun altı bezini; dolayısı ile savunma sistemini güçlendirir. Folasidi vitamini ise, kalp ve tansiyon hastalıklarının riskini azaltır. Bunun yanı sıra hücre yenilenmesinde de lüzumludur. -Beta karotin, A, E ve C vitamini, selen gibi antioksitler vücudun savunma sistemini güçlendirir. Selen, vücudun zehirli maddeleri atmasında yardımcı olur.
• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
• Kan şekerini düşürür.
• Damar hastalıklarını önler.
• Hazmı kolaylaştırır.
• Vücuttaki zehirleri süzerek atar.
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
• Alerjiyi önler.
• Savunma sistemini dengeler.
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.

Özel hallerde faydaları:
• Çörek otu, müzmin hastalıklarda şaşırtıcı iyileşmeler sağlar. Çocuklarda özellikle sinir ve deri hastalıklarına, astım ile alerjiye iyi gelir.
• Çörek otu ürünleri (yağ ve ezilmiş bal karışımlı) hamilelik devresindeki şikayetleri azaltır. Yan tesiri olmayıp, bu devredeki hanımlara ve bebeklerini ana sütüyle besleyenler için süt kalitesinin bebeğe daha yarayışlı olmasını sağlar.
• Egzamalı deriye sık sık çörek otu yağı sürüldüğünde deri çabuk iyileşir. Yine deri hastalıklarında mikrop öldürücü tesirinden dolayı çok fayda verir.

Bazı hastalıklarda çörek otu:
• Hazım zorluğu ve mide şişkinliklerinde çörek otu eskiden beri bilinmektedir.
• Hemoroite iyi gelir, çünkü damarları güçlendirir ve kan dolaşımını hızlandırır.
• Romatizma, şeker hastalığı ve kolesterolün yükselmesi gibi metabolizma hastalıklarına faydalıdır.
• İktidarsızlık ve kısırlıkta yine yarar verici tesire sahiptir. Çünkü çörek otu, cinsî hormonları tanzim etmekte, bedenî ve ruhî olarak zindelik ve dinçlik vermektedir.
• Çörek otu yağı kadınlardaki ay hâli sancıları ve diş ağrılarına karşı yine başarıyla kullanılmaktadır.

Sağlıklı olmak için çörek otu kürü
Tabii muhtevası ile savunma sistemine, metabolizma ve hormonlara iyi gelen çörek otu, vücudu toksin adı verilen zehirli maddelerden temizler, kan dolaşımını güçlendirir ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cildi parlaklaştırır. Düzgün bir cilde, parlak saç ve gözlere sebep olur. Sağlıklı ve hayat dolu bir görünüm sağlar.
Çörek otu savunma (immun) sistemini güçlendirdiğinden, kanser, AIDS gibi çağın hastalıklarına karşı tavsiye edilmektedir. Yine tansiyon ve ateş düşürücü ve tabii antibiyotik tesirleriyle yaygın hastalıklara şifâ olmaktadır.
Başta astım ve polen alerjisi olmak üzere alerjik hastalıklara, saç dökülmesine ve kepeğe karşı da tesirlidir.
Maren Franz'ın kitabından naklettiğimiz bu satırlar, çörek otunu "ölümden başka her derde deva" olarak tarif eden Peygamberimizin (a.s.m.) yüceliğini gözler önüne sermektedir. Çünkü Efendimiz (a.s.m.) çörek otunun daha yeni keşfedilen bu mucizevî özelliklerini asırlar öncesinden görmüş ve bunu da, kıyamete kadar gelecek olan insanların en iyi anlayacağı şekilde ifade etmiştir:
Ebû Hureyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Hiçbir hastalık yoktur ki, çaresi şu kara tanede bulunuyor olmasın. Ancak ölüm bundan müstesnadır.”(1)
Yine bir hadis-i şerifte Hz. Âişe (r.anhâ); “Peygamber (s.a.v.)’in; ‘Gerçekten şu çörek otu –ölümden başka- birçok hastalık için şifadır.’ buyurduğunu işittim.” demiştir.(2)
Ölüm ve ihtiyarlık hariç her derde deva olduğu hadislerde belirtilen çörek otunun birçok faydaları vardır. Biz burada bir kaçını zikredeceğiz:
• Dövülür de bir beze bağlanıp sürekli koklanırsa soğuk nezleyi giderir.
• Çörek otunun yağı saçkıran hastalığına, siğillere ve bene faydalıdır.
• Çörek otu sirkeyle haşlanır ve bununla gargara yapılırsa soğuktan ağrıyan dişlerin ağrısına faydalı olur.(6)
• Çörek otu, alaca denen hastalığa ve sıtmaya karşı şifalıdır. Midenin şişkinliğini giderir, nefes tıkanıklığını önler, devamlı kullanılırsa bevli, hayzı ve sütü artırır.(7)
• Çörek otu, şişkinliği, alaca hastalığını ve balgamdan doğan ve dört günde bir nöbetle gelen sıtma hastalığını giderir.(8)
• Sirke ile macun yapılıp karın üzerine vurulursa, bağırsak kurtlarını öldürür.
• Çörek otu yağını sivilce ve benler üzerine sürmek faydalıdır. Yağı saç ve sakala sürülürse saç ve sakalı çabuk bitirir ve beyazlamasını geciktirir.(9)
• Çörek otu ekmeğe karıştırılırsa şişkinlik yapmaz. Çörek otu, baş ağrısına, felce, yüz ve ağız felçlerine, uyku hastalığına, unutkanlığa ve baş dönmesine karşı faydalıdır.(10)
• Midenin rutubetini kurutur, ağrı-sızıyı dağıtır, diş ağrısı için faydalıdır. Böbrek ve mesane taşlarına karşı faydalıdır.

Çörek otu bazen sade olarak, bazen de başka bir madde ile karıştırılarak, bazen de tozu yaraya serpmek suretiyle kullanılır.(11)
Tâbiîn’den Katâde (r.a.): “Her gün 21 tane çörek otu alarak onları bir bezin içinde suya koyar, bir müddet bekledikten sonra o sudan birinci gün burnunun sağ deliğine iki, sol deliğine bir damla; ikinci gün sol deliğine iki, sağ deliğine bir damla; üçüncü gün ise sağ deliğine iki, sol deliğine bir damla nezle için damlatılır.” demiştir.(12)
Peygamberimizin (s.a.v.) tavsiye ettiği çörek otunun birçok hastalığa şifa olduğunu bugün modern tıp yeni yeni keşfetmektedir.

       www.iyibilgi.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top