Uzun süredir dikkatimi çeken nokta şu: Ortalıkta herkes ayrı bir bitkiyi, sebzeyi veya meyveyi baş tacı ediyor, yararlarından bahsediyor. Ama ben doktorum, bilimsel araştırma sonuçlarını görmeden gereksiz yere yüceltmelere karşıyım. Hemen her meyve sebzede antioksidan var. Ortada bir antioksidan patlaması yaşanıyor! Meyve sebze yemek tabii ki yararlı. Artı; her meyve ve sebzeden sağlığımız için yararlı, farklı bir bitkisel besin alıyoruz. Ancak bazı ürünleri gereksiz tüketiyor, gereksiz para harcıyor olabilir miyiz, bilimselliği ne kadar? İşte bu kongrede kafamdaki bazı soruların yanıtlarını buldum. Katılan tüm bilim adamları özenle seçilmiş, dünyanın sayılı üniversitelerinde öğretim görevlisi, araştırmacı kişilerdi. Prof. Dr. Ömer Küçük Emury Üniversitesi Medikal Onkoloji, Hematoloji (Kan hastalıkları) Bölümü Yılda 700 bin kişi beslenmeye bağlı olarak kansere yakalanıyor * ABD’de bir yıldaa görülen kanser vakalarının yüzde 50’sinin (700 bin) beslenmeye bağlı nedenlerle oluştuğu düşünülüyor. Şişmanlık ve bazı kanser türleri arasında da direkt ilişki olduğu biliniyor artık. Amerika’da obezite oranı yüzde 70 (Türkiye’de bu rakam yüzde 50). * Direkt beslemeyle ilişkisi olan kanser türleri, kolon, rektum (kalın bağırsağın dışarı açılış noktası olan anüsten önceki kısmı), meme, prostat, akciğer. * Aşırı şekerli, katı yağlardan zengin, bol fast- food, kızarmış yiyecekler kansere yol açıyor. * Kansere karşı bol sebze; özellikle koyu yeşil yapraklılar, meyve, tahıllar, baklagiller, sıvı yağlar, balık yağı tüketilmeli. Kesinlikle tüketmeniz gerekenler ise; brokoli, lahana, karnabahar, Brüksel lahanası, soğan, sarımsak, yeşil çay. Prof. Dr. Steven Clinton Ohio State Üniversitesi Medikal Onkoloji Bölümü (Prostat Onkolojisi Bölümü) Brokolinin içindeki sulforafan kansere karşı korumada yararlı * Mesane tümörleri 60 yaş ve üzeri erkeklerde en çok görülen ikinci kanser türü. Sigara içenlerde risk 3 kat artıyor. Ayrıca mesleğe bağlı da gelişebiliyor. Genlerin önemi de var. Deneylerde beslenme şeklinin de etkili olduğunu gördük. Bol sebzeyle beslenenlerde daha az görülüyor. 1986-1996 yılları arasında 50 bin erkek üzerinde meyve-sebze ilişkisini araştırdık. Brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, lahana gibi sebzeler mesane kanseri riskini düşürüyor. * Brokoli filizi riski düşürmede daha etkili. İçindeki sulforafan adlı kimyasal bileşeni daha aktif! Brokoli filizinde bu bileşenden çok daha fazla bulunuyor. Ancak bu ABD John Hopkins Üniversitesi’nden Prof. Paul Talalay’in kullandığı özel bir brokoli tohumunda bulunuyor. Sulfofran, erucin adlı bir başka bileşenle birlikte mesane kanserinde daha etkili görünüyor. * Brokoli filizlerindeki erucin ve sulforafanın mesaneye kanser hücrelerine gittiğini saptadık. Mesane kanserli farelerde tümör büyüme hızı yavaşladı. Şimdi sıra insanlarda. Ancak söz konusu etki için bol bol brokoli yemek aynı etkiyi göstermiyor. Düzenli olarak aynı ekstre miktarını alabilmek gerekiyor. Bir ekstre üzerinde çalışıyoruz. Prof. Carlo La Vecchia Mario Negri Farmakoloji Enstitüsü Epidemiyoloji Bölümü Başkanı Pizza yiyenlerde kansere daha az rastlanıyor! * Kanserden korunmak için beslenme şekli nedir denince sadece meyve ve sebzeyi artırmayı anlamayın! Kırmızı eti artırmaktan kaçınmak, rafine karbonhidratlardan kaçınmak, zeytinyağı ve diğer sıvı yağları katı yağlara tercih etmeyi de anlamanız gerekiyor. * İtalya’da erkeklerde fazla kilolu ve şişmanların toplamı yüzde 44, kadınlarda ise yüzde 32.5. İtalya’da son 20 yıldır obezite artmadı. Kansere karşı korunmada sağlıklı bir kiloda kalabilmek önemli. * Çalışmalarımız zeytinyağı tüketiminin artmasıyla yumurtalık, meme, mide, kolon, pankreas kanseri riskinin azaldığını gösteriyor. * Pizzayı ara sıra yiyenlere göre sık yiyenlerde sindirim sisteminde kanser görülme sıklığına baktık. Sık yiyenlerde görülme sıklığı daha az. Bunu zeytinyağı, domates ve diğer pizza malzemelerine bağlayabiliriz. Prof. Will Steward Leicester Üniversitesi Onkoloji Bölümü Üzüm kabuğundaki resveratrol kanserli dokuları iyileştiriyor * Resveratrol birçok bitki tarafından üretilen bir madde. Özellikle de bakteri-mantar gibi ataklara maruz kaldıklarında üretiyorlar. Kolon kanserli hastalara verdiğimiz zaman dokuda iyi değişikliklere yol açtığını gördük. Üzüm, kırmızı şarap, fıstık başlıca kaynakları. 1600 gram kırmızı üzümdeki resveratrol 1/2 litre şaraptakine, o da 10 kase fıstıktakine eşit. * Resveratrol üzümün sadece kabuğunda var. Çekirdeğinde ve etli kısmında yok. Şarapta da düşük bir doz; 5 mg 1/3 şişeden alınabiliyor. Henüz kanıtlamadık ama bu kadarının, düşük doz da olsa yeterli olabileceğini düşünüyoruz. * Güney Fransa’da günde 1/3 şişe kırmızı şarap içiyorlar. Yüzde 40 daha az kanser riskleri var. İspanyol şarabında daha fazla resveratrol var. * Kolon kanserli hastalara verdiğimiz zaman dokuda iyi değişikliklere yol açtığını gördük. Resveratrol insanlarda Tip 2 diyabet, bunama, kardiyovasküler hastalıklarda da kullanılabileceği yolunda ümit veriyor... İngiltere’den Prof. Will Steward konferansta kusursuz anlatımı ve bilgisiyle en çok ilgimi çeken bilim adamlarından biriydi. Prof. Dr. Remzi Muhammed Wayne State Üniversitesi Kanser Araştırmaları Merkezi Yöneticisi Kansere karşı zerdeçal ve çörek otu tüketin * Amerika’da kalın bağırsak ve pankreas kanserinden yılda toplam 450 bin kişi ölüyor. Doğal bir ürünü biraz değiştirip daha güçlü hale getirmek için çalışmalar yapıyoruz. Zerdeçalda bulunan kurkumin üzerinde çalıştığımız maddelerden biri. * Her gün düzenli olarak kurkumini bulunduran zerdeçal tüketirseniz, kanseri önlemede etkisi olabilir diye düşünüyorum. Kolon kanserini önlemede yararlanabiliriz. Ama çok büyük miktarlarda almanız gerekiyor. Bu benim görüşüm. Daha yolumuz var. * Çörek otu da kanseri önlemek için kullanılabilir. Her gün sabah 1 çay kaşığı, öğleden sonra 1 çay kaşığı tüketilmeli. Ben çörek otunu balla karıştırıp yiyorum. Dr. Ben van Ommen TNO adlı Hollanda Araştırma kuruluşunun başındaki bilim adamı Fruktoz, glukoza göre karaciğeri yağlandırmaya daha yatkın * Araştırmalar 50-59 yaş arası obezitenin doruk noktasında olduğunu gösteriyor. Yine araştırmalara göre kanser de 60’lı yaşlarda başlıyor. * Karaciğer birçok nedenle yağlanabiliyor. Alkol tülketimi, fazla kilo, şişmanlık... Yağlı karaciğeri olan hastalarla yapılan beslenme araştırmaları onlara ekstra L-Karnitin verdiğimizde karaciğerde yağlanmayı azaltabildiğimizi gördük. Çünkü karnitin karaciğerde birikmiş yağ asitlerinin enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. * Biyokimyasal olarak fruktoz, glukoza göre karaciğeri yağlandırmaya daha yatkın. * Yağ yerseniz bu karaciğere gidiyor. Oysa diğer organlara da gitmesi gerekli. Kolin yumurtada bulunan bir besin. Eğer yeterli kolin yoksa vücudunuzda karaciğerde yağ birikmesi oluyor. * Besinlerden aldığımız vitamin, mineral, fitokimyasallar adapte olma yeteneği diye tanımladığmız fenotipik esnekliği sürdürmemize yarıyor. İnsanlar yaşlandıkça fenotipik esneklikleri azalıyor, belki bu yüzden kansere daha çok yakalanıyorlar. Brokolide bulunan sulforafan, zerdeçalda bulunan kurkumin, yeşil çay, quercetin, resveratrol... Bunların kansere karşı önleyici olduğu düşünülüyor, bazıları kanıtlandı. Prof. Dr. Kazım Şahin Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Likopen böbrek ve rahim tömürlerinin büyüme hızını geriletiyor * Yaptığımız deneylerde, fareleri 3 gruba ayırdık. Bir gruba hiç likopen vermedik. 2. gruba kg. başına 100 mg, 3. gruba kg. başına 200 mg. likopen verdik. Hem böbrek hem rahim tümörlerinde, tümör büyüme hızını gerilediğin gördük. Bu sonuç bize likopenin bu kanser türlerinde önemli bir rol oynadığını gösterdi. * Hem böbrek hem de rahim kanserinin beslenme şeklimizle ilgili olduğu düşünülüyor. Birçok araştırma böbrek tümörlerinin aşırı et, süt ürünleri, margarin ve yağ tüketimiyle riskinin arttığına işaret ediyor. Likopen nedir? * Domates ve papaya, pembe guava, karpuz gibi meyvelerde bulunan bir karotenoid. * Kanseri önleyici etkisi üzerine araştırmalar yapıldı ve hâlâ yapılıyor. * Bu önleyici etkinin potansiyel antioksidan ve yangı önleyici etkisine bağlı olduğu düşünülüyor. Prof. Hasan Mukhtar Wisconsin-Madison Üniversitesi Narda kırmızı şarap ve yeşil çaydan daha yüksek antioksidan var * Narın, kırmızı şarap ve yeşil çaydan daha yüksek antioksidan kapasitesi var. * Nar suyu farelerde tümör gelişmesini engelliyor. * Nar suyunda bulunan en aktif madde Delphinidin. * Bu madde patlıcan, havuç, domates ve çilekte de var. Kaynak: | |||
likopen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
likopen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Kasım 2011 Pazar
Etiketler:
brokoli,
çörek otu,
kanser,
Kansere karşı yeni,
likopen,
Likopen nedir,
nar,
üzüm,
üzüm kabuğu,
zerdeçal
21 Ekim 2011 Cuma
Kırmızı turp mevsimi geldi!
Kırmızı turp mevsimi geldi!
Meyve ve sebzelerdeki kırmız renk, likopen gibi besleyici maddeler içerdiğine işaret eder.Bu maddeler tansiyonu düzenlemekten, tümör büyümesini engellemeye, kötü kolesterolü düşürmeye ve kanseri önlemeye kadar pek çok görevde etkilidir.
En güçlü antioksidanlardan olan A ve C vitamini ise kalp rahatsızlıklarına karşı etkilidir.
Ancak genelde salatalarda veya yan yemek olarak kullanılan kırmızı turpun çorbasını da yapmak mümkündür. Çıtır çıtır ve taze kırmızı turplar özellikle C vitamini açısından oldukça zengindir.
Kırmızı turpların özellikle yeşil kısmı köklerine oranla 6 kat daha fazla C vitamini barındırır ve iyi bir kalsiyum deposudur.
Kırmızı kafalarda bolca mobilden, potasyum ve folik asit mineralleri bulunur.
Kırmızı Turpun yararları şu şekilde sıralanabilir:
1. Diş, diş eti, sinir, saç ve tırnaklar için oldukça yararlıdır.
2. İştah açar.
3. Sinir ve stresi alır.
4. Solunum yollarına iyi gelir.
5. Sindirimi kolaylaştırır.
6. Nezle ve grip gibi hastalıklarda burnun akmasını engeller.
7. Böbrek taşlarına, hazımsızlığa ve aşırı kilolara karşı önerilir.
8. Verem hastalarına tavsiye edilir.
9. Diyabet hastalarının salatalık yanında kırmızı turp tüketmesi de gerekmektedir.
http://www.milliyet.com.tr/
Etiketler:
anti oksidan sebze,
antioksidan besin,
Kırmızı turp,
likopen,
olik asit
25 Eylül 2011 Pazar
Yaş sebze ve meyve şifa kaynağı
Enginar karaciğer dostu, üzüm hücreleri yeniliyor. Uzmanlar, sebze ve meyvelerin sağlıklı vücuda sahip olmakta büyük bir rol oynadığını bildirdi.
Çelik, yazın en çok tüketilen meyvelerden kayısının ise kanserin, özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcı olduğunu söyledi. Çelik, "İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Kan yapıcı, cildi ve saçı canlı tutma özelliği var. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kansızlığa iyi gelir. Sinirleri gevşetip uyku verir" dedi. Çelik, şeftalinin kalp rahatsızlıkları ve kansere karşı vücudu koruduğunu, sindirim sistemini çalıştırdığını söyledi. Şeftalinin hazmı kolaylaştırdığını ve böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağladığını dile getiren Çelik, çileğin de sigara dumanının etkilerini azalttığını belirtti. Çileğin kansere yakalanma riskini azalttığını anlatan Çelik, şunları söyledi: "Mide ve bağırsak zayıflıklarını giderir. Sakinleştirici etkisi vardır. Safra kesesi hastalıklarına iyi gelir. Yüksek ateşi düşürür. Suyuyla gargara yapılırsa diş taşlarının oluşmasını engeller. Cilde canlılık kazandırır. Kiraz, idrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla dökülmesini sağlar. Safra kesesi taşının dökülmesine yardımcı olur. Sindirim gücünü artırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlar. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu. İçerdiği antosiyanin maddesinden dolayı ağrıların dindirilmesine yardımcı olur. Vişne içerdiği 'antosiyanin'den dolayı kas ağrılarını hafifletir. Şeker oranı düşük olduğu için az kalori içerir. Ateş düşürür, susuzluğu giderir. İdrar söktürücü özelliği vardır."
ÜZÜM HÜCRELERİ YENİLİYOR
Uzmanlar, üzümün kabuğu, içeriği ve çekirdeğinin ortalama 20 civarında değişik antioksidan madde ihtiva ettiği belirtiyor.
Diyetisyen Yeşim Çelik'e göre, böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizleyen siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir. Patlıcanın A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu söyleyen Çelik, patlıcanın sinirleri teskin edip kalp çarpıntısını gidermeyi de sağladığını belirtti.
UZMANLAR YAŞLILARA KABAĞI ÖNERDİ
Enginarın karaciğer ve kalbin en iyi dostu olduğunu ve kanı temizlediğini anlatan uzmanlar, enginarın yorgunluğu gidermeye yardımcı olduğunu ve vücuda dinçlik verdiğini söyledi. Semiz otunun da kanama hastalıklarına faydalı olduğunu ve kanı temizlediği belirtildi.
Uzmanlar, domatesin likopen kanser riskini azalttığını belirterek, damarları koruduğunu ve belleği desteklediğini söyledi. Kabağın kolay sindirilebilen bir sebze olduğu için hasta ve yaşlı kişilerin diyetinde yer alması gerektiğini tavsiye eden uzmanlar, kabağın özellikle başta akciğer kanseri olmak üzere, bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltan etkileri olduğunu bildirdi.
Uzmanlar, günlük olarak kadınların bin 500- bin 800 kalori, erkeklerde 2 bin -2 bin 400 kalori harcaması gerektiğini söyledi. Yazın alınan enerji miktarı daha düşük olduğu için kilo vermenin çok daha kolay olacağını belirten uzmanlar, bu yüzden yapılan egzersizlere göre harcanan kalori miktarlarına dikkat edilmesini istedi. Uzmanlar, tırmanma sporunu yapanların saatte ortalama 370 kalori harcadığını belirterek, diğer sporlar hakkında da şu bilgileri verdi: "Dans etme 330 kalori, golf 330 kalori, bisiklete binme 290 kalori, yürüme 280 kalori, ağırlık kaldırma 220 kalori, streçing 180 kalori, koşma 590 kalori, bisiklet 590 kalori, yüzme 510 kalori, aerobic 480 kalori, yürüme 460 kalori, basketbol oynama 440 kalori ve ağırlık kaldıranlar da saatte 440 kalori harcıyor."
Etiketler:
a vitamini,
anti-aging besinler,
antosiyanin,
Cucurbocitrin,
detoks,
enginar,
fosfor,
kabak,
karoten,
likopen,
streçing,
taze meyve,
üzüm,
vişne,
yaş sebze
19 Eylül 2011 Pazartesi
Karpuz Faydalı, Peki ya Çekirdeği?
Karpuz Faydalı, Peki ya Çekirdeği?
Yaz aylarının en sevilen meyvelerinden karpuzun önceleri sadece şeker ve sudan ibaret, besin değeri olmayan bir meyve olduğu düşünülürdü. Ancak yapılan çalışmalar karpuzun aslında çok değerli bir meyve olduğunu gösteriyor. Karpuzun faydalarını anlatan Diyetisyen Derya Devrim Dalkılınç, karpuz çekirdeği ile ilgili de açıklamalarda bulundu.
Karpuzun yüzde 92’si su, yüzde 6’sı şekerden oluşur. Karpuz C vitamini, A vitamini ve betakarotenler açısından iyi bir kaynaktır. 150 gram karpuz, günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 24.3’ünü, A vitamini gereksiniminin yüzde 11’ini karşılar. Karpuz ayrıca enerji üretimi için gerekli olan B, B1, B6 vitaminleri, magnezyum ve potasyum açısından da zengin bir kaynaktır. Büyük miktarı su olduğu için kalori değeri düşük olan karpuzun, 200 gramında yaklaşık 50 kalori vardır. Bu sebeple kalori başına alınan besin öğesi miktarı fazladır.
Karpuzun Kansere Karşı Koruyucu Özelliği Var
Karpuz domateste de fazlaca olduğu bilinen ve kansere karşı koruyucu bir antioksidan olan likopen içeriği açısından liderdir. Bu güçlü antioksidanlar vücutta biriken serbest radikallerle savaşarak kanser oluşumuna karşı koruyucu etki gösterirler.
Karpuz domateste de fazlaca olduğu bilinen ve kansere karşı koruyucu bir antioksidan olan likopen içeriği açısından liderdir. Bu güçlü antioksidanlar vücutta biriken serbest radikallerle savaşarak kanser oluşumuna karşı koruyucu etki gösterirler.
Karpuz zengin A,C vitamini betakaroten ve likopen içeriğiyle kalp hastalığı, kolon, meme kanseri, akciğer, prostat kanseri ve yasa bağlı gelişen görme bozukluklarına karşı koruyucu etki gösterir. Osteoartrit, römotoidartrit ve astım hastalıklarının bazı semptomlarını hafifletirler. Çalışmalar yeşil çay ve likopenden zengin besinlerin, birlikte tüketiminin sinerjik etki yaratarak kansere karşı daha güçlü bir koruma sağladığını gösteriyor.
Karpuz Çekirdeği ve Apandisit İlişkisi
Karpuz yüksek kan basıncını da düşürmektedir. Tartışılan bir diğer konu ise karpuz çekirdeği yutmanın apandisit problemlerine neden olup olmayacağıdır. Sindirilemeyen karpuz çekirdekleri çok küçük bir ihtimal de olsa apandisitte tıkanmaya yol açabilir. Ancak bu çok ender rastlanabilecek bir durumdur ve endişe edilmemelidir.
http://www.hurriyetaile.com/
Etiketler:
apandisit,
kapuz çekirdeği,
karpuz,
karpuzun faydaları,
likopen
21 Mayıs 2011 Cumartesi
Kansere Karşı Domatesten 17 Kat Daha Etkili güz yemişi
Kansere Karşı Domatesten 17 Kat Daha Etkili
Kanseri önleyen madde olarak bilinen ”likopen içeriğinin” domatesten 17 kat daha fazla olduğu belirtilen ”Güzyemişi”nin üretimi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) çalışma başlatıldı.
OMÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de yeni bir ürün olan ”güzyemişi”nin Çin, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ülkelerinde ”Elaeagnus Umbellata” adıyla bilindiğini ve bu ülkelerde sıkça tüketildiğini söyledi.
Yapılan araştırmaların likopenin bir çok kanser türünü önlediğine ve kalp sağlığına da iyi geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Çelik, güzyemişinin domatesten 17 kat daha fazla likopen içerdiğini bildirdi.
Prof. Dr. Çelik, Asya orijinli bir bitki olan güz yemişinin çok hızlı ve kolay yetiştiğini dile getirerek, şu bilgileri verdi:
”Güz yemişinin meyvelerinin içeriğinde likopen maddesi bulunuyor. Birçok kanser hastalığını önleyen madde olarak bilinen likopen içeriği güzyemişinde domatesten 17 kat daha fazladır. Likopen domatesin dışında, karpuz, pembe greyfurtta bulunuyor. Antibakteriyel bir meyvedir. Sağlık açısından son derece önemlidir. Prostat kanseri, pankreas kanseri gibi birçok kansere yakalanma riskini azaltmaktadır. Ayrıca kalp kaslarını güçlendiren ve kolesterolü düşüren bir meyvedir. Hücrelerin yenilenmesini sağlar. Biyoaktif bileşikler, esansiyel yağ asitleri, beta karoten, lutein, A, C ve E vitaminlerince zengindir.”
Yetiştirildiği ülkelerde büyük ilgi gören ve ekonomik getirisi yüksek olan güzyemişinin üretimini yapmak için Samsun’da iki ayrı köyde deneme üretimlerine başladıklarını belirten Çelik, sürdürülen altyapı çalışmaları ile söz konusu bitkinin yöre insanının yüzünü güldüreceğine inandığını ifade etti.
Prof. Dr. Hüseyin Çelik, güzyemişinin eksi 40 dereceye kadar soğuğa ve kurak koşullara dayanan bir yapısı bulunduğunu dile getirerek, güzyemişinin Türkiye’de alternatif ürünler içinde en kolay ve ekonomik yetiştirilebilecek bir meyve olduğunu anlattı.
Güzyemişinin Asya ülkelerinde çeşitli şekillerde tüketildiğini belirten Çelik, güzyemişinin taze meyve, meyve suyu, reçel, jöle, sos, kuru meyve olarak tüketildiğini, yaprak, kök ve çiçeklerinden ise ilaç sanayisinde yararlanıldığını kaydetti.
Çelik, güzyemişinin Uzakdoğu’da geleneksel besin kaynaklarından biri olarak tüketildiğini de sözlerine ekledi.
-LİKOPEN
Likopen, sebze ve meyvelerde doğal alarak bulunan karoten familyasına ait bir pigmenttir. Bir çok araştırma göstermiştir ki likopen prostat kanseri, sindirim sistemi, göğüs kanseri, akciğer kanseri ve yaşlılıktan dolayı oluşan kalp dejenerasyonunu aktif olarak engelleyebilir.
Güz yemişi , Elaeagnus Umbellata, Çıngıl iğde hakkında detaylı bilgi ve resimleri :
Dalları yanlara ve aşağıya sarkık, dağınık tepeli, 3 m’ye kadar boylanabilen kışın yaprağını döken çalılardır. Sürgünleri genellikle dikenli, sarı kahverengi ve çıplaktır. Yapraklar dar eliptik ya da ters yumurtamsı biçimde, 3-7 cm uzunluğunda, sivri uçlu ve dip tarafı kama şeklindedir. Ayanın üst yüzü yıldız biçiminde kepeksi pullarla örtülüyken daha sonra bunlar dökülür, çıplaklaşır. Alt yüzündeki pulların rengi ise gümüşidir. Ayanın kenarı ondüleli, dalgalıdır. İlkbaharda açan çiçekler, son yılın sürgünlerinin orta ve dip taraflarında bulunur. 1-7 çiçek bir arada, bir sap üzerinde yer alır; güzel kokar. Taç yaprakları sarımtırak beyaz renklidir. Küre ya da yumurta biçiminde 6-8 mm çapındaki meyveler kırmızı renkli ve ekşi elma tadındadır.
Vatanı Çin ve Japonya’dır. Kumlu topraklarda güzel gelişir. Kuşlar tarafından taşınan bol meyveleri ve tohumlarının kolay çimlenmesi dolayısıyla Amerika’da istilacı bitkiler arasında yer almaktadır.
![]() |
| güz yemişi (güz zeytini)resimleri |
15 Nisan 2011 Cuma
Kırmızı biberin faydaları
Kırmızı biberin faydaları
Kırmızı biber yeşil biberin başka bir türüdür. Yeşilinden daha tatlı ve olgun olan kırmızı biber sadece yemekleri tatlandırmaz aynı zamanda da vücudunuz için muhteşem yararlar sağlar.
Araştırmalara göre kırmızı biber yeşilden çok daha yararlıdır ve daha fazla besin maddesi içerir. Bu sebzeler pişirilebildiği gibi çiğ de yenebilir.
Kırmızı biberin sağlığınıza yararları
• Kırmızı biber kanserle savaşta en büyük yardımcılarınızdan biridir. İçerisinde bulunan likopen kansere karşı oldukça etkilidir. prostat, pankreas ve rahim kanseri bu kanser çeşitleri arasındadır.
• Kırmızı biber antioksidan açısından oldukça zengindir ve kalp rahatsızlığı riskini azaltır.
• Kolayca kilo vermenizi sağlar. bu sebzeler vücut sıcaklığını artırır ve oksijen gereksinimi yaratır. Bu sayede kilo vermek daha kolay bir hale gelmektedir.
• Kırmızı biber içerisinde bulunan A vitamini gözlere ve bağışıklık sistemine iyi gelir.
• B vitamini beynin gelişimi için oldukça önemlidir. Vücut metabolizmasını etkiler ve proteinin enerjiye dönüşümüne yardımcı olur.
• E vitamini hücrelerde hasar görülmesini engeller ve bu sayede kanser potansiyelini azaltır.
• Kırmızı biberde C vitamini ve potasyum da bol miktarda bulunur. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken potasyum kalp krizi riskini azaltır.
http://kisiselbakim.milliyet.com.tr/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











