üzüm çeşitleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üzüm çeşitleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2011 Pazartesi

Bağçılık, Asma üzüm yetiştiriciliği, üzüm türleri

Bağçılık,Asma üzüm yetiştiriciliği, üzüm türleri



Ülkemiz bağcılık için en uygun iklim şartlarına sahiptir. Bu nedenle asma yetiştiriciliği yüzyıllardan beri yapılmaktadır.

Asma hemen her toprakta yetişir. Az sulamayla yetinmesi, yamaç arazileri de değerlendirmesi tercih edilmesini sağlamıştır. Ayrıca üzümün birçok değerlendirme şeklinin olması da dünya üzerinde en fazla üretilen meyve olmasına yol açmıştır.

Bağ yetiştiren ülkeler içinde Türkiye 1999 yılı verilerine göre 560.000 ha bağ alanı ile dördüncü, 3.650.000 ton yaş üzüm üretimi ile de beşinci sırada yer almıştır. Üzüm üretiminin tüm meyve üretimimiz içindeki payı %30.7'dir.

Üzüm sofralık, şaraplık, kurutmalık olarak üç şekilde değerlendirilir. Bunun yanında pekmez, pestil, köfter, sucuk, ezme gibi değerlendirme yolları da vardır.

Ülkemizde üretilen üzümün 2.235.000 tonu çekirdekli, 1.365.000 tonu çekirdeksizdir. Toplam üretimin %35.4'ü sofralık, %41.7'si kurutmalık, %5.5'i şaraplık olarak , %8.8'i çeşitli gıda ürünleri elde etmek amacıyla kullanılmaktadır.

Ülkemizde yer alan 9 tarım bölgesi içinde hem alan, hem de üretim yönünden Ege Bölgesi birinci sırada gelmektedir. Sadece bu bölgemiz bağ alanlarının %28.5'ine, üzüm üretiminin % 45.6'sına sahiptir. Modern bağcılık tekniği sayesinde dekara ortalama verim 1.000 kg'ın üzerine çıkmıştır. Son yıllarda tesis edilen bağlarda telli terbiye sistemleri kullanılmaktadır. Bölgede kurutmalık üzüm yetiştiriciliği yapılmakta olup, %90 oranında yuvarlak çekirdeksiz üzüm çeşidi üretilmektedir.

Bağ alanı ve üretim açısından ikinci sırada gelen Akdeniz Bölgesi erkenci üzüm yetiştiriciliği açısından önemlidir.Örtü altı bağ yetiştiriciliği son yıllarda artmıştır. Yalova İncisi ve Trakya İlkeren çeşitleri ile artık Mayıs ayı sonunda ilk turfanda ürün alınabilmektedir. Akdeniz Bölgesi'nde yayla bağcılığı konusunda da gelişmeler vardır.

Marmara Bölgesi'nin Trakya kesiminde şaraplık, Anadolu tarafında ise orta mevsim ve geç mevsimde olgunlaşan sofralık üzüm çeşitleri yetiştirilmektedir. Tekirdağ ve Edirne'de şaraplık üzüm üretimi çok yaygındır, ürünleri ise Tekel ve özel sektöre ait şarap fabrikalarında değerlendirilmektedir.

Ülkemizin diğer bölgelerinde de standart üzüm çeşitlerine ait bağlar bulunmaktadır. Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP)'nin tamamlanması ile çalışmaya başlanmasından sonra Güney Doğu Anadolu Bölgemizde bağcılık daha önemli hale gelecektir.

Bağcılıkta filokseranın tahribatı nedeniyle aşılı-köklü fidan kullanmak zorunlu olmaktadır. 1998 yılı verilerine göre bir yılda üretilen fidan sayısı 2.7 milyonu aşılı, 1.25 milyonu aşısız Amerikan asma fidanı olmak üzere 4 milyon adettir. Bu rakamın yoğun tarım dallarından olan bağcılığın geliştirilmesi için artırılması gerekmektedir.

Türkiye bağlarının %80'i goble ya da mahalli terbiye sistemlerine göre kurulmuş bağlardır. Yüksek terbiye sistemleri daha çok Ege Bölgesi'nde yoğunlaşmıştır. Türkiye genelinde son yıllarda tesis edilen bağlarda telli terbiye sistemleri kullanılmaya başlanmıştır.

Bağcılık özel bilgi ve beceri isteyen tarım koludur. Bakım işlerinin zamanında uygulanması çok önemlidir. Hastalık ve zararlılarla mücadele mutlaka yapılmalıdır. Ancak zamansız ve gereksiz ilaç kullanımı doğal dengeyi bozar, insan sağlığına zarar verir, üründe kalite ve verim kayıplarına yol açar. Yanlış yapılan ilaçlı mücadele sonucu kuru üzüm ve şarap ihracatında, ayrıca yurt içi tüketimde, meyvedeki ilaç kalıntıları nedeniyle sıkıntı yaşanacaktır.

Ülkemizde üzümler çeşit ve ekolojiye göre Haziran başı ile Kasım ayı sonuna kadar olan periyotta hasat edilmektedir. Hasat zamanı ve şekli çeşidin sofralık, şaraplık ya da kurutmalık oluşuna göre değişir. Pazar isteklerine, tatlanma durumuna, salkım sapı ve iskeletinin rengine göre hasada başlanır. Ambalajlama özellikle sofralık üzümlerde önem taşır. Standartlara uyulmalıdır. Ülkemizde yıllık ortalama 5.000 ton civarında üzüm soğuk hava depolarında depolanmaktadır. Üretilen yaş üzümün 1/3'ü kurutmalık olarak değerlendirilmektedir. Ülkemiz bu yönden dünyada ilk sırada yer almaktadır.

Ülkemiz Uluslararası piyasada çekirdeksiz kuru üzüm ticaretiyle tanınmaktadır. Üzüm ihracatının %87 ila 91'i kuru üzümden oluşur. Sofralık üzüm ihracatımızın oranı %3.3'tür. Erkenci üzüm çeşitlerinin yaygınlaşmasıyla bu rakamın artması beklenmektedir.

Türkiye bağlarının büyük bölümünde (%80), mekanizasyona elverişli olmayan terbiye şekli kullanılmaktadır. Oysa insan iş gücünün azalması mekanizasyonun artması gerekmektedir. Bunun için geleneksel terbiye şekli olan Goble vBulletin. sistemlerden hızla yüksek telli sistem bağcılığa geçilmelidir.

Bağcılık gelir açısından önemli tarım kollarından biridir. Tabii olarak bu sektörü üzüm üreten işletmeler oluşturmaktadır. Bu işletmelerden 2,5 milyon kişi gelir sağlamaktadır. Ülkemizde bağcılık genellikle küçük işletmelerde yapılmaktadır. Küçük alanlarda yapılan bağcılık büyük alanlar üzerinde yapılırsa karlılık artar.

Dünya şarap üretiminde ve ticaretinde Türkiye'nin payı % 0.11 ile son derece küçüktür. İhraç edilen şaraplar çok az miktarda şişelenmiş olarak, daha büyük miktarda ise dökme olarak satılmaktadır.

Üzümün diğer değerlendirme ürünleri pekmez, sucuk, reçel, köfter, bastık, samsa, pestil vBulletin. iç pazarda tüketilmektedir.

Bağcılık dünyanın en uygun iklim kuşağında yer alan ülkemiz için vazgeçilmez tarım kollarından biridir. Ülkemiz bağcılığını geliştirmek için modern bağcılık tekniklerini kullanmak, üretim-pazarlama zincirini sağlamak gerekmektedir.

1.2. Bölgelere Göre Standart Üzüm Çeşitleri
MARMARA BÖLGESİ 

Sofralık Çeşitler 


Amasya Beyazı, Alphonse Lavallée, Alpehlivan, Cardinal, Çavuş, Değirmendere Siyahı, Erenköy Beyazı, Edincik Karası, Hafızali, Hacıbalbal, Hacıoğlu Siyahı, Hamburg Misketi, İtalia, Kozak Beyazı, Kozak Siyahı, Muscat Reine des Vignes, Müşküle, Razakı.

Şaraplık ve Şıralık Çeşitler

 Adakarası, Beylerce, Clairette, Cinsaut, Gamay, Karalahana, Karasakız, Papazkarası, Pinot Chardonnay, Pinot noir, Riesling, Semillon, Vasilaki, Yapıncak.

EGE BÖLGESİ

Sofralık Çeşitler 
Alphonse Lavallée, Cardinal, Hamburg Misketi, İtalia, Kozak Beyazı, Kozak Siyahı, Muscat Reine des Vignes, Razakı, Osmancık, Pek, Pembe Çekirdeksiz, Pembe Gemre, Perlette, Sultani Çekirdeksiz, Yuvarlak Çekirdeksiz.

Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Alicante Bouschet, Cabernet Sauvignon, Carignane, Çalkarası, Merlot, Semillon.

Kurutmalık Çeşitler Sultani Çekirdeksiz, Yuvarlak Çekirdeksiz.

KARADENİZ BÖLGESİ 
Sofralık Çeşitler Çavuş, Hafızali, Hamburg Misketi, Kömüş Memesi.

Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Boğazkere, İzabella, Narince, Öküzgözü.

İÇ ANADOLU BÖLGESİ

Sofralık Çeşitler 
Alphonse Lavallée, Çavuş, Hafızali, Hamburg Misketi, Muscat Reine des Vignes, İtalia, Razakı, Gül Üzümü, kadın Parmağı, Parmak.

Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Akdimrit, Emir, Hasandede, Kalecik Karası, Karadimrit, Papazkarası.

Kurutmalık Çeşitler Akdimrit, Karadimrit, Besni.

AKDENİZ BÖLGESİ

Sofralık Çeşitler 
Alphonse Lavallée, Muscat Reine des Vignes, İtalia, Razakı, Adakarası, Cardinal, Hönüsü, Işıklı, Pance Page Rankingécose, Perlette, Perle de Csaba, Tarsus Beyazı, Yıldız.

Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Burdur Dimriti, Dökülgen, Kabarcık, Sergi Karası.

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
Sofralık Çeşitler Ağ besni, Dımışkı, Hönüsü, Tahannebi.

Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Boğazkere, Dökülgen, Horozkarası, Kabarcık, Öküzgözü, Rumi, Sergi karası.

Kurutmalık Çeşitler Besni

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ 
Sofralık Çeşitler Karaerik, Tahannebi, Şilfoni.

Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Boğazkere, Kabarcık, Narince, Öküzgözü.

Kurutmalık Çeşitler Besni
1.3. Bazı Standart Üzüm Çeşitlerinin Tanıtımı
ÇAVUŞ :Türkiye'nin her yerinde rastlanmakla beraber daha ziyade Marmara Bölgesinde ve Bozcaada'da geniş olarak yetiştirilmekte olan erkenci sofralık bir çeşittir. Tanesinin gevrek sulu ve hoş aromalı olması, çekirdeklerinin kolay ezilmesi nedeniyle çok sevilen bir çeşittir. Tek kusuru fizyolojik dişi çiçekli olması ve dölleyici bir çeşide ihtiyaç göstermesidir. Kara sakız, Hacıbalbal ve Hamburg Misketi çeşitleri dölleyici olarak kullanılmaktadır. Omcalar kuvvetli gelişir, iri taneli, verimli bir çeşittir. Kısa budanır. İnce kabuklu ve beyaz renklidir.

HAFIZALİ: Trakya Bölgesinin en yaygın sofralık beyaz çeşididir.Balkan ülkeleri ve İtalya'da çok yetiştirilir. Omcaları iyi gelişir ve verimlidir. Kısa veya karışık budanır. Orta Anadolu'da da iyi sonuç vermektedir. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir.



MÜŞKÜLE:


İznik ve Geyve civarında yetiştirilen son turfanda sofralık bir çeşittir. Omcaları kuvvetli gelişir. Kordon şeklinde terbiye edildiğinde iyi ve kaliteli ürün alınmaktadır. Kısa budanır. Omcaların üzerinde bekletilerek veya soğuk hava depolarında muhafaza edilerek pazar süresi uzatılmaktadır. İhraçlık çeşitlerimizden biridir. Kalın kabuklu ve beyaz renklidir. 


RAZAKI :


Ülkemizin hemen hemen her bağ bölgesinde Razakı adıyla bilinen gösterişli, yol ve muhafazaya uygun bir sofralık çeşittir. Verimli bir çeşit olup karışık budanır. İnce kabuklu ve beyaz renklidir.


TARSUS BEYAZI :



Adana ve Mersin civarında geniş olarak üretilen, piyasaya erken çıkan yerli üzümdür. Omcaların gelişmesi ve verimi iyidir. Kısa budanır. Biraz bekletilince tanelenme yapar. Bu özelliği sofralık karakterini olumsuz yönde etkilemektedir. Erkenci olması nedeniyle bir miktar ihraç edilmektedir. Kalın kabuklu ve beyaz renklidir.




TAHANNEBİ:



Güneydoğu'nun en erkenci çeşididir. Verimi ve gelişmesi iyidir. Karışık budanır. Fizyolojik dişi çiçeklidir. Bu nedenle babalık çeşide ihtiyaç gösterir. Kabarcık ve Sergi Karası dölleyici olarak kullanılmaktadır. İnce kabuklu ve beyaz renklidir.


ALPHONSE LAVALLÉE :



Koyu mor renkli, iri taneli, gösterişli, yola dayanıklı, pazar değeri yüksek sofralık bir çeşittir. Kuvvetli ve verimli taban topraklara uygundur. Kısa budanır. Kordon terbiye sistemiyle iyi sonuç verir. Kalın kabuklu ve siyah-mor renklidir.


CARDİNAL :



Çok iri taneli ve salkımlı erkenci sofralık bir çeşittir. Son yıllarda Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerinde süratle yayılmıştır. Omcaları kuvvetli gelişir. Verimi çok iyidir. Kısa budanmalıdır. Kordon terbiye sistemleri önerilir. Çiçekten önce somak seyreltmesi, kaliteyi artırır. Sıcak yerlerde güneş yanığı, taban yerlerde tane çatlaması görülebilir. Orta kalın kabuklu ve kırmızı renklidir.


YUVARLAK ÇEKİRDEKSİZ :Ege bölgesi bağlarının yarıdan fazlasını teşkil eden çekirdeksiz üzümlerin %90'nı bu çeşit oluşturur. Çok kaliteli kehribar sarısı renkte kuru üzüm elde edilir ve çoğu ihraç edilir. Sofralık olarak değerlendirilen ve aranan bir çeşittir. Kendine has karamelize bir lezzeti vardır. Çekirdeksiz olduğundan taneleri küçüktür ve pazara ulaşıncaya kadar tanelenme yapar. Hormon uygulanması, bilezik alma ve salkım seyreltmesi yapılarak tane irileştirilebilir. Uzun budama gereklidir. İnce kabuklu ve beyaz renklidir.


DÖKÜLGEN :Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde yetiştirilen çok verimli bir çeşittir. Orta kalitede sofra şarabı verir. Daha çok şıralık olarak yetiştirilir. Karışık budanır. Güneydoğu da Hönüsü çeşidinin dölleyicisi olarak kullanılmaktadır. Sek ve likör şarabı yapılır. Şarabı altın sarısı renkte, kuru madde ve gliserince zengindir. Alkol derecesi %11-13 arasında değişir. Genel asidi 4 gr/L. civarında olup, biraz düşüktür. Kabarcık veya Hasandede şarabı ile karıştırılarak paçal da yapılmaktadır. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir.


EMİR :



Nevşehir, Kırşehir, Kayseri ve Niğde çevresinde yetiştirilen, Orta Anadolu'nun kaliteli şaraplık çeşididir. Sek şarabı yapılır. Alkol derecesi %10-11 asidi 5-6 gr/L. civarındadır.Kuru madde ve pH' sı kalite şaraplar için belirlenmiş sınırdadır. Omcaları iyi gelişir. Kısa veya karışık budanan verimli bir çeşittir. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir. Kapadokya bölgesinin (Nevşehir, Kırşehir, Kayseri, Niğde ) suyu bol olan bir üzüm çeşididir. Adını hükümdarların özel şarabı olmasından ötürü emirlerden almıştır. Özellikle Hititler ve Romalılar döneminde büyük değer kazanan Emir üzümü bölgede geniş alanlara yayılmıştır. Bazı dönemlerde bölgedeki şaraplık çeşitler yerine sofralık üzüm çeşitlerini yerleştirmeye yönelik çalışmalar olmuş ise de, bölgenin toprak yapısı ve ikliminin kaliteli sofralık üzüm yetiştirmeye uygun olmaması nedeniyle başarısız olunmuştur. Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir. Sek şarap yapımında kullanılır. Emir üzümünden üretilen şaraplar yeşil sarı ya da açık sarı olur.Kapadokya bölgesinin (Nevşehir, Kırşehir, Kayseri, Niğde ) suyu bol olan bir üzüm çeşididir. Adını hükümdarların özel şarabı olmasından ötürü emirlerden almıştır. Özellikle Hititler ve Romalılar döneminde büyük değer kazanan Emir üzümü bölgede geniş alanlara yayılmıştır. Bazı dönemlerde bölgedeki şaraplık çeşitler yerine sofralık üzüm çeşitlerini yerleştirmeye yönelik çalışmalar olmuş ise de, bölgenin toprak yapısı ve ikliminin kaliteli sofralık üzüm yetiştirmeye uygun olmaması nedeniyle başarısız olunmuştur. Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir. Sek şarap yapımında kullanılır. Emir üzümünden üretilen şaraplar yeşil sarı ya da açık sarı olur.



BOĞAZKERE



Diyarbakır yöresinin kırmızı şarap yapımında kullanılan bir üzüm türüdür. Çakıllı, zaman zaman kalkerli ve killi topraklarda hayat bulur. Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki alüvyonlu ovalar ve o bölgenin iklim koşulları bu üzümün yetişmesi için son derece uygun koşullar sağlar. Bu üzüm de tarihte Ermeni ve Süryani vatandaşlarımızın şaraplık olarak yetişttrip bize miras bıraktıkları bir üzüm çeşididir.Ancak aynı Boğazkere üzümünde yaşandığı gibi, daha sonra dinsel nedenler, büyük kentlere göç sonucu bölgenin boşalması ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin son derece sağlıksız toprak dağılım yapısından dolayı unutulmuş ancak son yıllarda yine üretimi arttırılmış bir üzüm çeşididir.

Boğazkere adı tadından gelmektedir. Yendiği zaman insanın boğazında bıraktığı yanma-ekşime duygusu bölgede 'kermek ' diye adlandırılmaktadır. Küçük taneli, koyu renkli,kalın kabuklu ve güçlü taninli bir üzüm türüdür.

Boğazkere üzümü çoğunlukla şaraplarda Öküzgözü üzümüyle kupaj edilerek ,ona üçte bir (1/3) oranında katılmak suretiyle kullanılır. Bu şekilde çok başarılı şaraplar elde edilir. Bu şarapların bazıları şunlardır :

Doluca Özel Kav, Kavaklıdere Selection Kırmızı , genç birşarap olan ve birkaç ay içinde tüketilmesi gereken Kavaklıdere- Primeur Kırmızı, Turasan Öküzgözü- Boğazkere, Kocabağ Öküzgözü - Boğazkere, Pamukkale Diamond (Öküzgözü- Boğazkere) Tekel- Buzbağ .

Boğazkere şrabı monosepaj olarak da şarap üretir ve bu şaraplarda yine oldukça iyi kalitede olup, yıllanmaya uygun olurlar. Boğazkere şarabı morumsu koyu kırmızı renkte yoğun taninli bir şaraptır. Boğazkere'de vanilya, tarçın, kuru erik aromaları hissedilir. Dengeli bir burukluğa sahiptir. Ağızda meyve tadı ve meşe fıçıdan kaynaklanan hafif yanık bir tad bırakır. 


NARİNCE : 



Tokat ve Amasya yöresinde bağların %80-90'nı bu çeşitten kurulmuştur. Yerli çeşitlerimiz arasında en kaliteli sek ve dömisek şarap yapılan çeşitlerden birisidir. Verimli bir çeşittir. Kısa veya karışık budanır. Sek şarabın alkol derecesi %11-13 arasında, asidi 6-7 gr/L civarındadır. Sek şarapları gibi, dömisek şarapları da kimyasal bileşim ve aroma maddeleri bakımından iyi ve kaliteli olmaktadır. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir.
İç kuzey Anadolu'da Tokat yöresinde üretilen bir beyaz üzüm çeşididir. Karadeniz kıyısına yakın dağların güneyindeki yaylada yetişir.Bu bağlık bölge Yeşilırmak boyunca devam eder. Burada genelde karasal iklim vardır ve bağlar ortalama 500 m.yükseklikte bulunur. Narince adı, ince kabuğundan kaynaklanıyor olabilir.Nefis bir aroması vardır. Dömisek şaraplarda çok iyidir. Yıllandırmaya ve meşe fıçıda bekletmeye uygun ender beyaz üzüm türlerinden biridir. 


SEMİLLON



 Dünyaca meşhur şaraplık bir çeşittir. Şarabında incir aroması vardır. Sıcak yerde yetiştirilirse mükemmel kalitede tatlı şarap verir. Yurdumuzda yaygın olarak Tekirdağ yöresinde yetiştirilmektedir. Sek şarabı yapılmaktadır. Ege veya Güneydoğu Anadolu'da yetiştirildiğinde kaliteli tatlı şarap verebilir. Erken olgunlaşan verimli bir çeşittir. Kısa ve karışık budanır. Uzun budandığında daha fazla ürün almak mümkündür. Şarabı dolgundur, oksidasyona kısmen dayanıklıdır ve 1-1,5 yılda şişeleme olgunluğu kazanır. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir.

CABERNET SAUVİGNON : 



Çok kaliteli şaraplık bir çeşittir. Şaraplarında karakteristik tat, buke, alkol-asit dengesi ve renk mükemmeldir. Dünyanın en iyi kırmızı şaraplık çeşitlerinden birisidir. Tane tutumu seyrek ve gayri mütecanis olduğundan verimi az ve gelişmesi orta bir çeşittir. Karışık budama gerektirir, serin bölgelere iyi adapte olur. Tekirdağ yöresine iyi uyabilir. Verimi az ve salkımları gayri mütecanis olduğundan yurdumuzda arzu edilen düzeyde yetiştirilmemektedir. Kalın kabuklu ve siyah renklidir.



KALECİK KARASI



orta Anadolu, Ankara, Kalecik ve Kırıkkale dolaylarında yetiştirilen çok kaliteli sek şarap yapılan bir çeşittir. Dolgun bukeli ve dengeli şarap verir. Orta Anadolu'nun en kaliteli siyah şaraplık çeşididir. Verimi iyidir ve karışık budanır. Şarabında %12-13 alkol, 5-7 gr/L. toplam asit ve 23-24 gr/L. şekersiz kuru madde vardır. Kalın kabuklu ve siyah renklidir.


ÖKÜZGÖZÜ :



Tek başına şarabının toplam asidi yüksek, alkolü az olmasına rağmen, dolgun bukeli kaliteli ve kendine has aromalı şarap veren bir çeşittir. Boğazkere çeşidinin şekeri daha yüksek olduğundan Öküzgözü-Boğazkere 2:1 oranında paçal yapılmaktadır. Bu paçal şarabın alkol derecesi %12-13, toplam asidi 5-6 gr/L. ve şekersiz kuru maddesi 22-24 gr/l. olup dengeli ve dolu bir yapıdadır. Karışık budanır, orta verimliktedir. Orta kalın kabuklu ve siyah renklidir. Elazığ, Malatya'nın Arapgir ilçesi ve Tunceli yörelerinde yetiştirilen bir şaraplık üzümdür.Bu bölgenin tarihsel coğrafyasına bakıldığında birçok köyün 20. yüzyıl başı ve Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Ermeniler tarafından iskan edildiği görülür. Yoğun ermeni göçleri sonucu gerek köylerin boşalması gerekse müslüman nüfusun şaraplık üzüme dinsel nedenlerden dolayı uzak durması ve daha sonrasında bölgeden başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlere göç yaşanması sonucunda genç nüfusun azalması gibi nedenlerle bu üzümün miktarında ve kalitesinde ciddi gerilemeler olmuştur. Ancak son yıllarda bazı devlet ve özel kuruluşların çabaları ve şaraplık üzümün katma değerinde meydana gelen artış sonucu Öküzgözü'nün üretimi artmaya başlamıştır.
Öküzgözü üzümünün yetiştirildiği bölge yaklaşık 1000 metre yüksekliğnde dağlarla çevrili bir bölgedir. Dağların arasından , dar ve uzun vadiler oluşturarak akan ve daha sonra Fırat nehriyle birleşen dere ve çayların yarattığı mikroklima sonucu bölgesel iklim yumuşaması olmakta ve bu değerli üzümün yetişmesi için ideal koşullar oluşmaktadır. Ayrıca son yıllarda bölgede inşa edilen barajların göllerinin ( Keban barajı ve Karakaya barajı ) iklimi yumuşatması sayesinde bu üzümün yetişme alanı genişlemiştir. Öküzgözü, etli ,sulu ve iri taneli bir üzümdür. Adı ,büyüklüğünden gelmektedir. Sofralık olarak da bölge halkı tarafından değerlendirilmekte, ayrıca kurutulup satılmaktadır. Şarap yapımına son derece uygun bir üzümdür. Ancak bu üzüm çoğunlukla yalnız olarak değil, Boğazkere ile kupaj yapılarak şarap olmakta ve bu şaraplar piyasanın genelde en aranan şarapları olmaktadır. Monosepaj olarak da kullanılmakta ve vanilya,siyah frenk üzümü, böğürtlen , kiraz aromaları hissedilen şaraplar üretmektedir. Yıllanmaya son derece uygun şaraplardır. Önemli Öküzgözü şarabı markaları , Kulüp Öküzgözü, Kocabağ Öküzgözü ( Kapadokya yöresinin bir üretici firması ), Turasan Öküzgözü, Cankara Öküzgözü #8216;dür.


SERGİ KARASI :Gaziantep bölgesinin kırmızı şaraplık üzüm çeşididir. Şarabı orta kalitede koyu kırmızı renkte ve alkol derecesi %11-14, genel asidi 5 gr/L ve şekersiz kuru maddesi 28-29 gr/L civarındadır. Tanesi fazladır. Eskitildiğinde iyi bir buke kazanır. Gelişmesi kuvvetli, verimi iyidir. Karışık budanır. İri taneli ve gösterişli olduğundan sofralık ve kurutmalık olarak da değerlendirilmektedir. Orta kalın kabuklu ve siyah renklidir.

BESNİ:




Güneydoğu'nun en önemli kurutmalık çeşitlerinden birisidir. Omcalarının gelişmesi ve verimi çok iyidir. Sofralık olarak da kullanılır. Karışık budanır. İnce kabuklu ve beyaz renklidir.


SULTANİ ÇEKİRDEKSİZ:



Yuvarlak çekirdeksizle birlikte Ege Bölgesi bağlarının yarıdan fazlasını oluşturan, dünyaca meşhur mükemmel kaliteli kurutmalık bir çeşittir. Sofralık olarak da değerlendirilmektedir. Bu durumda tanelerinin irileşmesi için hormon atılır, bilezik alınır ve çilkim seyreltmesi yapılır. Tanelerin salkıma bağlantıları zayıf olduğundan pazara ulaşıncaya kadar tanelenme yapar. Omcaları kuvvetli gelişir. Bu yüzden budamada fazla göz bırakılmalıdır. Karışık budanır. İnce kabuklu ve beyaz renklidir.Etli, az asitli çekirdeksiz beyaz üzümdür.Aslında sofralık ve kurutmalık olarak tüketilir. Tadının ne kadar güzel olduğu isminden bellidir.' Sultanların ağzına layık' anlamındadır.Yetişme alanı Ege Bölgesi olup, Manisa ovası ve daha güneyde Denizli'nin Çal platosu'dur. Sultaniye üzümü son yıllarda Kapadokya'nın Emir üzümüyle kupe edilerek başarılı sonuçlar vermiştir. Emir gibi yine İç Kuzey Anadolu Bölgesi'nin yerel üzümü olan Narince üzümüyle de sonyıllarda karıştırılmakta ve oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir.Kavaklıdere'nin Sultaniye-sek ve Doluca'nın Angora-Beyaz şarapları çok başarılı Sultaniye örnekleridir. Ayrıca Kavaklıdere'nin Çankayave Doluca'nın Villa Doluca- Beyaz şaraplarında Emir üzümüyle karıştırılarak kullanılır.Yoğun konsantre aromalı Sutaniye özellikle tatlılarla,pastalarla ve meyvelerle soğutularak içilebilir. Ayrıca iyi bir aperitif olabilir.

HAMBURG MİSKETİ.Hem sofralık hem de şaraplık olarak değerlendirilen kokulu bir çeşittir. Yaygın olarak Marmara ve Orta Anadolu Bölgesi'nde yetişir. Omcaları kuvvetli gelişir, verimi iyidir. Kısa veya karışık budanır. Orta kalın kabuklu ve siyah renklidir



HASANDEDE:Ankara, Çorum ve Çankırı yöresinde yetiştirilen bir çeşittir. Orta Anadolu'da yapılan beyaz şarapların çoğu bu çeşidin şarabıdır. Tatlı doyumlu ve kendine özgü aromalı olması nedeniyle sofralık olarak da kullanılır. Kısa budanır. Sek ve dömisek şarabı yapılır. Sek şarapları sofra şarabı niteliğinde orta kalitededir. Alkol derecesi % 12 dolayında, toplam asidi beyaz şaraplar için gerekenden biraz düşüktür. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir.



İZABELLA:Karadeniz sahil kesiminde özellikle Samsun'dan Rize'ye kadar, ağaçlara sarılmış olarak en fazla rastlanan bir çeşittir. Mantari hastalıklara dayanıklıdır. Tane sıkıldığında içi bütün olarak fırlar. Ekşi ve çilek kokulu bir üzümdür. Esas olarak şıralık olmasına rağmen Karadeniz Bölgesinde sofralık olarak değerlendirilmektedir. Kalın kabuklu ve siyah renklidir.

YALOVA İNCİSİ:Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde yetiştirilen, ıslah çalışmaları sonucu elde edilmiş yeni bir çeşittir.Sofralık olup, erkencidir. Taneleri beyaz renkli, oval ve iridir. Kısa budanmalıdır.

ATA SARISI :Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde yetiştirilen beyaz sofralık, çok iri, yuvarlak taneli, kısa budama orta mevsimde olgunlaşan bir çeşittir.Kısa budanmalıdır.

TRAKYA İLKEREN :
Siyah renkli, çekirdekli, erkenci, sofralık olarak tüketilen, örtü altı yetiştiriciliğine uygun özellik gösteren, Marmara, Ege, Akdeniz Bölgesi'nde yetiştirilen, yuvarlak ve orta büyüklükte taneleri olan bir çeşittir. 



------------------------------------------------
SÖZLÜK
Kupaj: Farklı özellikteki küvlerin veya fıçıların şaraplarının harmanlanması işlemidir. Bu işlemde, bağların farklı kısımlarında elde edilen şarapların, değişik yılların, değişik işlemlerden geçmiş ayrı karakterde şarapların ya da farklı sepajların birbiri ile harmanlanması yolu ile, daha kaliteli şarapların üretilmesi hedeflenir.

Monocepage: Yalnızca bir çeşit üzümden şarap yapma işlemidir.
Tanen: Üzüm kabuklarında, çekirdeklerinde ve saplarında bulunan ve ağızda burukluk hissi uyandıran maddedir. Kırmızı şaraplarda daha çok bulunan tanenler, bu şarapların gövdesine katkıda bulunurlar ve aynı zamanda yıllan

malarında önemli bir rol oynarlar. Şaraba tanen, üzüm dışında, yıllandırıldığı fıçıdan da geçebilir.

17 Nisan 2011 Pazar

Üzüm Çeşitleri – Cabernet Sauvignon



Dünyanın en popüler üzüm çeşitlerinden biri olan ve üzümlerin kralı olarak tanımlanan Cabernet Sauvignon (Okunuşu “Kaberne Sovinyon”), koyu renkli ve kalın kabukludur. Cabarnet Sauvignon üzümlerinden elde edilen şaraplar, yüksek tanenli, gövdeli ve yıllandırmaya müsaittirler.
Fransanın Bordeaux Bölgesinden çıkıp tüm dünyaya yayılan Cabernet Sauvignon tek başına kullanıldığında oldukça gövdeli, yoğun, yüksek tanenli ve aromatik bir özellik gösterir. Cabernet Sauvignon üzümlerinden elde edilen şaraplar koyu renklidir. Bu şaraplarda siyah frenk üzümü, sedir, erik, böğürtlen, yeşil biber, nane, marmelat, siyah çikolata, tütün ve zeytin aromaları belirgin olarak hissedilir.
Türkiye’de – Trakya Saroz – Mürefte
Dünya’da – Fransa, U.S.A, Avustralya, Güney Afrika

17 Mart 2011 Perşembe

Ülkemiz soğuk bölgeleri için yeni bir meyve türü: josta üzümü

Ülkemiz soğuk bölgeleri için yeni bir meyve türü: 
josta üzümü


Uzun yıllardan beri tarımın gelişmesinde önemli bir etken olan ürün işleme sanayi, son yıllarda yeni türler arayışına girmiştir. Bu arayışın neticesi olarak ahududu, böğürtlen gibi türlerin reçelleri yaygınlaşmış; lezzetli ve aromalıkarışık meyve suları raflarda yer almıştır. Artan talebe bağlı olarak meyveleri işleyen işletmelerin sayısı ve üretim miktarları önemli düzeyde artış göstermiştir. 
Frenk üzümü, ahududu, böğürtlen ve mersin yetiştiriciliğinin yaygınlaşma eğiliminde olmasının ana gerekçelerinden bir diğer faktör ise sağlığa katkılarının önemli olduğu düşüncesidir. Üreticilerine önemli karlar getiren bu meyvetürleri yeni türlerin arayışını daha da arttırmıştır.
Ülkemizde hiç bilinmeyen jostaüzümü olarak isimlendirilebilecek bir tür, ülkemizin serin ve soğuk bölgeleri için önemli bir ürün olabileceği düşünülmektedir. But ür siyah frenk üzümü ile baktaşi üzümünün melezlenmesi sonucu elde edilmiştir. Reçel ve marmelat olarak işlenebildiği gibi, alkollü veya alkolsüz içkilere lezzet vermek amacıyla da kullanılmaktadır. Hastalık vezararlılara karşı mukavim olması ve yetiştiriciliğinin güç olmaması önemli özelliklerindendir. Özellikle küçük aile işletmelerinde karlı bir ürün olmaözelliğine sahiptir.
Ülkemizde bu tür ile ilgili çalışmaya rastlanmamıştır. Dünyada ise oldukça azdır. Meraklı üreticiler vearaştırıcıların ilgisini çekmek ve bazı temel bilgileri vermek amacıyla bu derleme hazırlanmıştır.  
 ISLAH TARİHİ VE TÜRLER
Siyah frenküzümü ile bektaşi üzümü arasında melez oluşturma çabası yeni değildir. Bu çabaların ana gerekçesi şunlardır; (a) kalitesi yüksek meyveler oluşturmak, (b) yüksek verimli bireyler ıslah etmek, (c) dikensiz bitkiler üzerinde bektaşi üzümü tipinde meyveler yetiştirme ve (d) çeşitli hastalıklara dayanıklı bitkiler elde edebilme arzusudur (Barney and Hummer, 2005; Bowling, 2000; Reich,2004). İngiltere Yorkshire’daCulverwell isimli araştırıcı, 1880 yılında Avrupa siyah frenküzümü (Ribesnigrum) ile Avrupa bektaşi üzümü (Ribesuva-crispa) arasında ilk başarılı çaprazlamalardan birini gerçekleştirdi (Barney and Hummer, 2005;Wethberbee, 2008; Hughes and Ells, 2008). Bu melezler yeni bir tür olarak tanımlanmış ve Ribes xculverwelli olarak isimlendirilmiştir.  Bu yeni tür daha sonra yine Ameirikan bektaşi üzümü türü (Ribesdivaricatum )ile melezlenerek Ribes x nidigrolaria (R. nigrum X R. uva-crispa X R.divaricatum) türü elde edilmiştir. Farklı araştırıcılar tarafından daha sonraları da siyah frenküzümü ile bektaşi üzümü arasındaki melezlemeç alışmaları sürdürülmüştür. Bu iki türün çaprazlanmasıyla elde edilen yeni bireylerin oldukça geniş sınırlar içersinde özellik farklılığı gösterdiği belirlenmiştir. Bazı bireyler bektaşi üzümüne,bazıları siyah frenk üzümüne ve diğer bazıları da ara özellikler gösterdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte, ne yazık ki, elde edilen diploit fidanların kısır olduklar ve bu yüzden nadiren çok az meyve verdikleri veya hiç meyve vermedikleri gözlemlenmiştir. Bu fidanlar çok nadiren birkaç adet partenokarp meyve verdikleri belirlenmiştir (Barney and Hummer, 2005). 
Şekil 1. Josta üzümü meyveleri


Yapılan çalışmalarda Alman melezleme programı diğerlerine göre çok daha başarılı sonuçlar alınmasını sağlamıştır. Bu melezleme çalışmaları 1926 da Berlin’de Kaiser Wilhelm Enstitüsü’nde Dr. Paul Lorenz ile başladı. Lorenz, başarılı çaprazlamaların çok nadir gerçekleştiği veelde edilen tohumlardan gelişen fidanların siyah frenk üzümüne veya bektaşi üzümüne benzediğini belirlemiştir. 13 yıl süresince sürdürülen ıslah çalışmalarında yaklaşık 1000 F1 melez tohumu elde edilmiş, fakat II. Dünya Savaşı nın yıkıcı etkisiyle 7 melez tohumdan gelişen çöğürler hariç tüm çöğürler yok olmuştur. Kalan bu çöğürler ile 1946 daVoldsagsen-Hannover’da kurulan Erwin Bauer Enstitüsü’nde yeniden çalışmalar başlatılmıştır. Dr RandolphBauer melezleme çalışmalarının tamamlanmasını sağlamıştır. Bauer, kolhisin kullanarak kromozom sayılarının iki katına çıkarttı ve verimli bireylerin oluşmasını sağladı. Lorenz çaprazlamaları ile elde edilen 7 çöğür, Bauertarafından yeni F2 bireylerielde etmek amacıyla frenk üzümü ve bektaşi üzüm ebeveynleri ile geriye melezleme yapmıştır. Bu melezlemeler neticesinde 15.000 yeni verimli tohum elde etmiş ve, nihayet, bunların arasından irilik, verimlilik veh astalıklara dayanıklılık açısından üç üstün nitelikli çöğür seçilmiştir. Çöğürlerden ikisi “Long Bunch” çeşidi ile “R. divaricatum” melezi, biri ise “Silvergieters” çeşidi ile “Green Hansa”  çeşidinin melezlenmesinden elde edilmiştir.  Bauer, Jostaberry ismini yaratırken frenk üzümünün almanca ismi olan Johannibeere ile bektaşi üzümünün almanca ismi Stachelbeere den yararlanmıştır.  Josta üzümününıslahı 1970 li yıllarda tamamlanmış ve üreticilere tanıtımı ve dağıtımı ancak 1975-1977 yıllarında yapılarak ticari önem kazanması sağlanmıştır (Barney and Hummer, 2005; Bradley et al, 1997).
Siyah frenk üzümü ile bektaşi üzümünün Bauer tarafından melezlenmesiyle elde edilen üç melez çeşidin isimlendirilmesi karışıklığa yol açması nedeniyle, bu yeni meyveler Josta adı altında pazarlanmaya başlanmıştır. Gerçekte, Amerika BirleşikDevletleri’nde Josta ismiyle bilinen bir çeşit mevcuttur. Diğer çeşitler “Jostina” ve “Jogrande” (bunlar “jostagranda”ve “jostaki” olarak ta bilinir) olarak isimlendirilmiştir. Bu çeşitler şu an Cornvalis, Oregon’daki Ulusal Bitki Gen Kaynakları’nda mevcuttur (Barney and Hummer, 2005).  
 BİTKİ VE MEYVE ÖZELLİKLERİ
Josta üzümü hızlı ve kuvvetli gelişebilen, uzun ömürlü ve çalı formunda olup 2 m ye kadar boylanabilen bir bitkidir. -40 0C ye kadar düşük sıcaklıklarda yaşayabileceği bildirilmektedir. Yaz sıcaklarına dayanıklıdır. Ancak aşırıg üneşli ve sıcak dönemlerde, özellikle 30 0C den yüksek seyreden sıcak dönemlerde, öğleden sonraları gölgeleme yapılmalıdır. İyi bir gelişme için 1000 saatlik soğuklama ihtiyacını gidermesi gerekir (Barney and Hummer, 2005; Hughes, 2008).
Josta üzümü meyveleri siyah frenk üzümleri ile bektaş iüzümlerinin özellikleri arasında bir görünüme sahiptir. Gövdeler, bektaşi üzümünün aksine, dikensiz ve dağınık şekilli olma eğilimindedir. Tipik bir melez azmanlığı formu göze çarpar. Çiçek salkımlarının ilk ortaya çıkışı ilkbahar erken dönemlerine rastlar. Bu yüzden ilkbahar geç donlarından zarar görme olasılığı vardır. Çiçekler erselik ve kendiyle uyuşurdur. Çiçeklenme ilkbahar ortasında gerçekleşmekte olup, meyve tutum ve olgunluk zamanı siyah frenk üzümü ile aynı şekilde gerçekleşir. Tozlanmanın sağlıklı olabilmesi için böcek veya arı varlığı önemlidir (Bauer et al, 2000; Bowling, 2000).
Meyveler siyah frenküzümü ile bektaşi üzümü arası irilikte ve meyve kabuğundaki klorofiller nedeniyle kırmızı veya beyaz frenküzümü meyvelerindeki gibi yarı şeffaf bir görünüme sahip olmayıp mat görünümlüdür. Meyveler yuvarlak veya elips biçimli olup her bir meyvenin ortalama büyüklüğü 1,2 cm civarındadır. Meyveler gelişmeye küçük bir bektaşi üzümüne benzer şekilde, yeşil olarak başlar ve hers alkımda 3-5 adet meyve bulunur. Meyveler saplarıyla sıkıca sürgüne bağlıdırlar. Yaz başlarında en iri hallerini alarak yarı saydam koyu renge sahip olur. Yüzey rengi siyaha yakın morluktadır. Meyvelerin tam olgunluğu, frenk üzümleri gibi, yaz sonuna doğru gerçekleşir. Bektaşi üzümlerinde rastlanan meyve üzerindeki dikensi-tüysüyapılar josta üzümü meyvelerinde rastlanmaz. Tadıhoş, fakat orta düzeyde ve keskin olmayan nitelikte, tipik bir siyah frenk üzümü lezzetindedir. C vitamini açısından da zengindir (GoughandPoling, 1996; Barneyand Hummer, 2005). 
Şekil 2. Josta üzümü çiçekleri



 Josta üzümü bitkileri, şimdiye kadarki gözlemler, tüm frenk üzümü ve baktaşi üzümü çeşitlerine göre Amerikan külleme hastalığına (Sphaerotheca mors-uvae,  Sphaerothecamacularis), fungal geriye ölüm hastalığına (Botrytiscinerae) ve beyaz çam kabarcık pası (Cronartim ribicola) hastalığına karşı da dayanıklı oldukları belirlenmiştir (Hummerand Picton, 2000; Barney and Hummer,2005). 
Meyveler tam olgunlaşmadan birkaç hafta öncesinden toplanır. Bu hem daha uzun raf ömrünü hem de daha iyi dondurulmayısağlar. Josta üzümü meyveleri işlemek için ve taze tüketim için oldukça uygun meyvelerdir (Moyer et al., 2000; Hughes, 2008).
 ÇOĞALTMA
Josta üzümü kolay çoğaltılabilen bir türdür.  Odun çelikleri en hızlı ve en başarılı çoğaltma materyalidir. Odun çelikleri ile hiçbir koruma ve ısıtma olmadan başarılı bir çoğaltma yapılabilir (Gough andPoling, 1996;Hughes and Ells, 2008; Reich, 2004).
Çoğaltmada kullanmak üzere odun çeliklerini almak için en uygun zaman yaprakların gelişiminin durduğu ve renklerinin kahverengiye döndüğü veya düşmeye başladığı sonbahar dönemidir. Ekim ayının ortası, soğukbölgeler için, en iyi zaman dilimini oluşturur. Çelikler hiçbir hastalığın ve zararlının etkisinin görülmediği sağlıklı gelişme gösteren bitkilerden alınmalıdır. Bu bitkilerden yeterince olgunlaşmış, rengi yeşil olmayan ancak kahverengi olan sürgünlerden yaklaşık 25 cm uzunluğunda kesilerek çelikler hazırlanır. Kesme işlemi bir tomurcuğun hemen altından olacak biçimde yapılmalıdır. Çelik üzerindeki tüm yapraklar dikkatlice temizlenmelidir. 15 cm derinliğinde çukurlar kazılarak çeliklerin dikileceği yer hazırlanır. Mümkünse yanmış ahır gübresi de karıştırarak örtü toprağı hazırlanır. Çelikler, bu çukurlar içersine, dört veya daha fazla tomurcuğu toprak altında ve en az iki tomurcuğu toprak üzerinde olmak üzere yerleştirilir. Hazırlanan örtü toprağı ile çelikler toprak seviyesine kadar örtülür. Örtü toprağının çelikler üzerine bırakılması esnasında tomurcukların zarar görmemesi için dikkatli olunmalıdır. Çok dikkatli bir şekilde toprak üstten hafifçe ayakla bastırılarak sıkıştırılmalıdır. Çeliklerin yaklaşık 10 cm lik kısmı toprak yüzeyinin üzerinde kalmalıdır. Çelikler arasında 20 cm mesafe bırakılarak istenen sayıda çelikler dikilebilir.B oğulma olmayacak bir zamanlama ile düzenli sulama yapılmalıdır. Suyun hızlı buharlaşmasını engellemek ve daha iyi kök oluşumunu sağlamak için çeliklerin çevresi bitki artıkları kullanılarak malçlama çok iyi sonuçlar alınmasını sağlar.   
 ÇEŞİTLER
Uzun ıslah çalışmaları neticesinde elde edilen josta üzümü çeşitlerinin sayısı oldukça sınırlıdır. Ülkemizde hiç tanınmayan, Amerika ve Avrupa da ise çok az tanınanbir meyve türüdür. Tüketicilerin yeterince tanımaması nedeniyle, üreticiler tarafından daha sınırlı alanlarla yetiştiriciliği yapılır. Günümüzde “Jostagrande” (Jostaki veya Jogrande olarak ta bilinir), “jostina”, “Baver Black”, “Red”, “Swiss Red”, “Woodland”, “Sunny Edge”, “Dappled Shada”, “Orus 8” ve “Orus 10” çeşitleri  ıslah edilmiştir. Kırmızıç eşitlerin meyveleri tam kırmızı değil, daha çok mora kaçan bir kırmızı renges ahiptir.  En yaygın çeşitler Jostagrandeve Jostina çeşitleridir (Bowling, 2000; Barney and Hummer, 2005; Wetherbee, 2008; Hughes, 2008). 


Şekil 4. Jonova çeşidi

Şekil 5. Orus 10 çeşidi

 YER VE TOPRAK İSTEKLERİ
Josta üzümleri için ideal yerler tam güneş gören alanlardır. Ancak çok sıcak dönemlerde, bitkilerin zarar görmemesi için, bir miktar gölgeleme yapmak gerekebilir. Çiçeklerin biraz erken dönemde açmaları nedeniyle, ilkbahar geç donlarından zarar görmemesi için, soğuk hava biriken don ceplerinden uzak durulmalıdır. Aksi takdirde ciddi düzeylerde verim kaybı ortaya çıkabilir. Güney yönler erken çiçeklenmeyi teşvik edeceği için kaçınılmalıdır. İdeal yöneyler kuzey doğu ve kuzey batı yöneyleridir (Barney and Hummer 2005).
Josta üzümü bitkileri farklı yer ve toprak koşullarına çoğu meyveden daha uyumludur. Boğulmamak koşuluyla nemli topraklardan çok hoşlanır. Özellikle meyve gelişimi döneminde neme çok ihtiyaç duyar. İdeal toprak kuru olmayan iyi drene edilmiş zengin besin içeriğine sahip topraklardır. 6-6,5 civarındaki, hafif asitlipH düzeyine sahip topraklar en iyi gelişme koşullarını sağlar. Josta üzümü çoğu normal özellikteki topraklarda iyi bir gelişme gösterir (Hughes, 2008; Wetherbee, 2008).
 BAHÇE TESİSİ
Josta üzümü bahçesi, kurmadan önce en az iki ay öncesinden hazırlığa başlamalıdır. Toprağın sürülmesi düzeltilmesi ve organik gübrelerle (yanmış ahır gübresi, bitki artıklarından hazırlanan kompost vb.) hazırlanması için bu süre yeterli olur. 
Josta üzümü fidanları açık köklü veya saksılı olarak temin edilebilir. Açık köklü fidanlar erken ilkbaharda, saksılı fidanlar ise herhangi bir zaman diliminde dikilebilir. Çok soğuk olmayan bölgelerde sonbahar ortasında,  yani kasım ayında da, dikimy apılabilir. Dikim, iki kürek derinliğinde açılan çukurlara yapılır. Dikimden önce, çıplak köklü fidanların, kök budaması yapılmalıdır. Fidanlar çukura yerleştirilir ve üzeri toprakla örtülür. Fidan dikimi esnasında derinlik oldukça önemlidir. Açık köklü veya saksılı fidanlar mevcut dikim seviyesinin 5 cm kadar daha derine dikilmelidir. Saksılı fidanlarda bu seviye kolaylıkla anlaşılabilir. Çıplak köklü fidanlarda ise köke yakın bölge incelenirse, hafifbir çizginin varlığı dikkati çeker. Daha derine dikim gelişmeyi teşvik eder. Josta üzümü bitkileri, kırmızı ve beyaz frenk üzümlerinden farklı olarak,  toprağın hemen altından çok sayıda gövde sürgünü geliştirir. Örtü toprağı olarak mümkünse organik gübrelerle hazırlanan toprak karışımının kullanılması önerilir. Toprak üstten ayakla bastırılarak sıkıştırılır ve derhal can suyu verilir. Dikimden sonra, toprak seviyesinin üzerinde iki tomurcuk kalacak şekilde dikim budaması yapılır. Dikim budamasından sonra bitkinin boyunun yaklaşık 5 cm kadar kalması, üretici için pek hoş bir görüntü olmayabilir. Ancak bu kuvvetli bir kök sistemin ile gövde gelişimini teşvik eder.  Dikimden iki yıl sonra yüksek düzeyde ürün alınmaya başlanabilir (Barney and Hummer 2005; Hughes, 2008; Wetherbee, 2008).
 Dikimde bitkiler arası mesafenin 1,5-2 m olmasına özen gösterilmelidir. Dikimden sonraki dönemde, aşırı güneşli ve çok sıcak zamanlarda gölgeleme yapılması faydalı olur. Dikimden sonra yüzlek gelişen köklerin, yazın zararlanmaması için ve nem kaybını engelleyerek daha uygun kök gelişim alanı oluşturmak amacıyla organik malç uygulaması faydalı olur.               
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki araştırıcılar tarafından bildirildiği üzere; büyük çapta siyah frenk üzümü ve bektaşi üzümünün yetiştirildiği alanlara yakın yerlerde josta üzümlerinde meyve tutumu sorunu çıkmaktadır. Frenk üzümü ve bektaşi üzümüne göre verim düzeyi biraz düşüktür. Ortalama bakım koşullarında her josta üzümü çalısından yaklaşık 5,5 kg ürün alınabilir (Barney and Hummer, 2005; Hughes, 2008; Wetherbee, 2008).
 BAKIM İŞLERİ
Dikimden sonraki ilk yıl budama yapılmamalıdır. Sonraki ve takip eden yıllarda, gelişmeyi teşvik etmek için budama yapılmalıdır. Budama dönemi kış soğuklarının bittiği, kış sonu, dönemdir. Öncelikli olarak hastalıklı, zarar görmüş, kurumuş ve birbirinin üzerine binen dallar kesilmelidir. Bitkinin daha iyi havalanabilmesi için, orta bölmenin bir miktar budama ile açılması faydalı olur. Yeni sürgün gelişimini ve daha iri meyve oluşumunu teşvik etmek amacıyla yaşlı bir veya iki sürgün toprak seviyesinden itibaren kesilebilir.
Josta üzümü bitkileri düzenli su isteyen türlerdendir. Özellikle meyve oluşumu ve gelişimi esnasında sulamaya özen gösterilmelidir. Ancak sulamanın yabancı ot gelişimini de teşvik edeceği unutulmamalıdır. Bu yüzden bitki köklerinin bulunduğu bölgeye organik malçlama yapılması faydalı olacaktır. Malç hem suyun hızla buharlaşmasını engelleyecek hem de yabancı otların gelişimini sırlandıracaktır.Organik malçlarda tohumların bulunmamasına dikkat etmelidir. Sulamada en iyi yöntem damla sulamadır. Ancak yağmurlama sulama ortamında nemlenmesini sağlayacağı için faydalı olur. Özellikle çok sıcak dönemlerde bitkilerin serinlemesine de yardımcı olur. Yağmurlama sulamada aşırıya kaçılması,hastalıkların sayısında artışa yol açabilir. Dikkatli olunmalıdır (Barney and Hummer 2005; Hughes, 2008; Wetherbee, 2008).
Düzenli aralıklarla toprağın organik vekimyasal gübrelerle takviye edilmesi faydalı olur. Bu işlemden önce toprakyapısı ve besin elementleri düzeyi analiz edilmelidir. Bitkinin bunlardan yararlanıp yararlanmadığını anlamak içinde yaprak analiz yapılmalıdır. Analiz sonuçlarına göre organik veya kimyasal gübreleme yapılabilir.
 HASAT VE DEPOLAMA
Hasad, meyvelerin siyaha en yakın olduğu renge ulaştığında yapılmalıdır. Şayet uzun yola gönderilecekse veya depolanacaksa tam olgunluktan bir veya iki hafta önceden de toplanabilir. Toplama işlemi serin ve kuru koşullarda yapılmalıdır.  Sabah saatlerinde ve çiğ kalktıktan sonra en iyi toplama zamanıdır. Nemli koşullarda toplanan meyveler ile aşırı olgun meyveler çok hızlı bir şekilde mantari hastalıklara yakalanır. Bu durum meyvelerin raf ömrünü azaltır, üstelik Pazar değerinde de düşüşlere yol açar. Salkımla birlikte hasad edilen meyvelerin dayanımı daha uzun sürer. Böyle hasad edilmiş meyveler buzdolabı koşullarında 5-7 gün kadar dayanabilir (Barney and Hummer 2005; Hughes, 2008; Wetherbee, 2008).
 KAYNAKLAR
Barney, Dany L. and Hummer,K. E. 2005. Currants, Gooseberries and jostaberries: A Guide forGrowers,Marketers, and Researchers in North America. The Haword Press, Inch. USA.
Gough, Robert E. And Poling E. Barclay.1996. Small Fruits in the Home Garden. The Haword Press, Inch. USA.
Bowling,Barbara L. 2000. The Berry Grower’s Companion. Timber Press Inch. Oregon USA.
Wetherbee, Kris. 2008. Jostaberry.http://www.garden.org/subchannels/edibles/berries?q=show&id=678&page=1
Hughes, Harrison. 2008.The Jostaberry is Here. http://www.extension.colostate.edu/4DMG/VegFruit/Fruits/josta.htm

Bauer, A., Haberli, Hand Schimmelpfeng, H. 2000. Progressın Breedıng Ribes x nıdıgrolarıa JostaberrıesAdapted to Mechanıcal Harvestıng.ISHS Acta Horticulturae 538: Eucarpia symposium on FruitBreedingand Genetics.

Moyer, R.,  Hummer, K.,  Wrolstad, R.E. and  Finn, C.2000. Antioxidant Compounds in iverse Ribes andRubus Germplasm. ISHS Acta Horticulturae 538: Eucarpia symposium on Fruit Breeding and Genetics.

Hummer, K.E. and Picton, D.D. 2000. Pine Blister Rust Resıstance Screenıng in Ribes Germplasm. ISHSActa Horticulturae 538: Eucarpia symposium on Fruit Breeding and Genetics.

Hughes, H. andElls, J.E. 2008. Currants, Gooseberries and Jostaberries. http://www.ext.colostate.edu/PUBS/GARDEN/07005.html

Reich, Lee. 2004. Uncommon Fruits for Every Garden. Timber Press, USA.

Bradley, Fern Marshalland Ellis, Barbara W. 1997.Rodale's All-newEncyclopedia of Organic Gardening: The Indispensable Resource for Every Gardener. RodaleBooks, USA.


Kaynak:
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top